4/A ve 4/C SİGORTALILARI İÇİN KANSER İLACI DAVASI

4/A SİGORTALILARI İÇİN KANSER İLACI DAVASI

İşçi ve Emeklilerin Hukuki Hakları

5510 sayılı Kanun kapsamında 4/A sigortalıları, hizmet akdine dayalı olarak çalışan işçiler ile bunların emeklilerini ifade etmektedir. Bu kategorideki sigortalılar için kanser ilacı davası süreci, genel kurallara tabidir ve İş Mahkemesi’nde görülmektedir.

I. 4/A Sigortalılığı Nedir?

4/A sigortalıları, bir işverene bağlı olarak çalışan ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na prim ödenen kişilerdir. Özel sektör çalışanları, kamu işçileri ve bunların emeklileri bu kategoriye girmektedir. Sigortalılık durumu, e-Devlet üzerinden SGK Tescil ve Hizmet Dökümü sorgulaması ile öğrenilebilir.

II. Görevli Mahkeme

4/A sigortalıları için kanser ilacı davalarında görevli mahkeme, İş Mahkemesi’dir. 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesi, SGK ile ilgili uyuşmazlıklarda İş Mahkemesi’nin görevli olduğunu açıkça düzenlemektedir.

İş Mahkemesi’nin görevli olmasının en önemli avantajı, ihtiyati tedbir sürecinin hızlı işlemesidir. İş Mahkemesi, davalının savunmasını almadan da tedbir kararı verebilmektedir. Bu durum, hayati tehlike içindeki kanser hastaları açısından büyük önem taşımaktadır.

III. Yetkili Mahkeme

Yetkili mahkeme konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. Buna göre dava, davalı SGK’nın merkezinin bulunduğu yer (Ankara) veya davacının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir.

Ancak başvurunun değerlendirildiği SGK şubesinin bulunduğu yer de yetkili olabilmektedir. Örneğin, başvuru Ankara İbni Sina SGK tarafından değerlendirilmişse, Ankara İş Mahkemeleri de yetkili olacaktır.

IV. Dava Süreci

A) SGK’ya Başvuru

Dava açmadan önce SGK’ya başvuru yapılması ve red cevabı alınması gerekmektedir. Bu başvuru, dava şartı niteliğindedir. Başvuru yapılmadan açılan davalar, dava şartı yokluğundan reddedilebilir.

B) Dava Dilekçesinin Hazırlanması

Dava dilekçesinde, SGK’nın ret işleminin hukuka aykırılığı, yaşam hakkının ihlal edildiği ve ilacın tedavi süresince kesintisiz olarak karşılanması gerektiği açıkça belirtilmelidir. İhtiyati tedbir talebi mutlaka dilekçede yer almalıdır.

C) Yargılama Süreci

İş Mahkemesi’nde yargılama, basit yargılama usulüne tabidir. Mahkeme, bilirkişi incelemesi yaptırarak ilacın tıbbi gerekliliğini değerlendirecektir. Bilirkişi raporu, davanın sonucunu belirleyen en önemli unsurlardan biridir.

V. Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

  1. Dava açmadan önce mutlaka SGK’ya başvuru yapınız ve red cevabı alınız.
  2. Sürelere dikkat ediniz; red cevabının tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde dava açınız.
  3. Dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talebini mutlaka belirtiniz.
  4. Tüm tıbbi belgeleri eksiksiz olarak dosyaya sununuz.
  5. Bilirkişi raporuna itiraz hakkınızı kullanınız.

4/C KAPSAMINDAKİ MEMURLAR İÇİN GÖREVLİ MAHKEME SORUNU

Kamu Görevlilerinin Özel Durumu

Kamu görevlileri (memurlar) için kanser ilacı davalarında görevli mahkemenin belirlenmesi, özel bir değerlendirme gerektirmektedir. 5510 sayılı Kanun’un genel kuralına rağmen, belirli koşullarda İdare Mahkemesi’nin görevli olduğu yerleşik içtihatlarla kabul edilmiştir.

I. 4/C Sigortalılığı ve Kapsamı

5510 sayılı Kanun’un 4/1-c bendi, kamu görevlilerini (memurları) kapsamaktadır. Devlet memurları, hakim ve savcılar, askeri personel ve diğer kamu görevlileri bu kategoriye girmektedir. Ancak görevli mahkemenin belirlenmesinde, sigortalının göreve başlama tarihi kritik önem taşımaktadır.

II. Görevli Mahkemenin Belirlenmesinde Tarih Kriteri

A) 1 Ekim 2008 Öncesi Göreve Başlayanlar

5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce Emekli Sandığı’na tabi olarak göreve başlayan kamu görevlileri için görevli mahkeme, İdare Mahkemesi’dir. Bu durum, Anayasa Mahkemesi, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Yargıtay kararlarıyla sabittir.

Anayasa Mahkemesi’nin 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K:2011/169 sayılı kararı, bu konuda temel içtihadı oluşturmaktadır. Mahkeme, devlet memurlarının sosyal güvenlik haklarına ilişkin uyuşmazlıkların idari yargının görev alanında kaldığına hükmetmiştir.

B) 1 Ekim 2008 Sonrası Göreve Başlayanlar

5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden sonra göreve başlayan kamu görevlileri için durum tartışmalıdır. Doktrinde, bu kişilerin de İş Mahkemesi’ne başvurabileceği görüşü bulunmakla birlikte, uygulamada ihtiyatlı davranılması önerilmektedir.

III. İdare Mahkemesinin Dezavantajları

İdare Mahkemesi’nde görülen davalarda yürütmenin durdurulması kararı alınması, İş Mahkemesi’ndeki ihtiyati tedbir sürecine göre önemli ölçüde daha uzun sürmektedir. Bunun başlıca nedenleri şunlardır:

  1. Savunma zorunluluğu: İdare Mahkemesi, yürütmenin durdurulması kararı vermeden önce davalı idarenin savunmasını almaktadır.
  2. Tebligat süreci: Savunma için verilen süre ve tebligat işlemleri, süreci uzatmaktadır.
  3. İş yükü: İdare Mahkemelerinin iş yükü, kararların gecikmesine neden olabilmektedir.

Bu süreç, en az 2-3 ay zaman kaybına neden olmaktadır. Hayati tehlike içindeki kanser hastaları için bu süre, telafisi imkansız sonuçlara yol açabilmektedir.

IV. Uygulamadaki Yaklaşımlar

Uygulamada bazı avukatlar, memur statüsündeki müvekkilleri için bile davayı İş Mahkemesi’nde açmayı tercih etmektedir. Bu yaklaşımın gerekçesi, ihtiyati tedbir kararının hızlı alınması ve hastanın hayatının kurtarılmasıdır.

Ancak bu durumda görevsizlik kararı verilmesi riski bulunmaktadır. Görevsizlik kararı verilmesi halinde, dosya görevli İdare Mahkemesi’ne gönderilecek ve süreç daha da uzayacaktır. Bu nedenle, her somut olayın özelliklerine göre strateji belirlenmelidir.

V. Öneriler

  1. Göreve başlama tarihinizi kontrol ediniz.
  2. 1 Ekim 2008 öncesi göreve başladıysanız, İdare Mahkemesi’ne başvurunuz.
  3. İdare Mahkemesi’nde yürütmenin durdurulması talebinizi ayrıntılı ve güçlü şekilde gerekçelendiriniz.
  4. Acil durumlarda, mahkemeye durumun aciliyetini belgeleyen ek dilekçe sunmayı düşününüz.
  5. Mutlaka bir avukattan hukuki danışmanlık alınız.

EMEKLİ SANDIĞI MENSUPLARININ ÖZEL DURUMU

Eski Emekli Sandığı Mensupları ve Banka Sandıkları

5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce Emekli Sandığı’na tabi olan kamu görevlileri ile bazı banka emekli sandıklarına mensup kişiler için kanser ilacı davalarında özel kurallar uygulanmaktadır. Bu kişilerin hakları ve başvuracakları yargı yolu, genel kuraldan farklılık göstermektedir.

I. Eski Emekli Sandığı Mensupları

1 Ekim 2008 tarihinden önce T.C. Emekli Sandığı’na tabi olarak çalışmaya başlayan ve bu tarihten sonra emekli olan kamu görevlileri, “devredilen” statüsünde SGK kapsamına alınmıştır. Bu kişilerin sosyal güvenlik hakları, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre belirlenmektedir.

Bu statüdeki kişiler için kanser ilacı davalarında görevli mahkeme, İdare Mahkemesi’dir. Çünkü bu kişilerin sosyal güvenlik ilişkisi, kamu hukuku kurallarına tabidir ve idari yargının görev alanına girmektedir.

II. Banka Emekli Sandıkları

Bazı bankaların kendilerine özgü emekli sandıkları bulunmaktadır. Bu sandıklara mensup çalışanlar ve emekliler için de özel kurallar uygulanmaktadır. Görevli mahkemenin belirlenmesinde, sandığın hukuki niteliği belirleyici olmaktadır.

A) Kamu Tüzel Kişiliğine Sahip Sandıklar

Kamu bankalarının emekli sandıkları, kamu tüzel kişiliğine sahip olmaları nedeniyle idari yargının görev alanına girmektedir. Bu sandıklara mensup kişiler için kanser ilacı davalarında görevli mahkeme, İdare Mahkemesi’dir.

B) Özel Hukuk Tüzel Kişiliğine Sahip Sandıklar

Özel bankaların emekli sandıkları, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olabilmektedir. Bu durumda görevli mahkemenin belirlenmesi, her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmektedir.

III. İdari Yargıda Yürütmenin Durdurulması

İdare Mahkemesi’nde yürütmenin durdurulması kararı alınması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine tabidir. Bu kanunun 27. maddesine göre, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için şu koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:

  1. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması
  2. İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması

Kanser ilacı davalarında, hastanın yaşamını kaybetme riski “telafisi imkansız zarar” koşulunu açıkça karşılamaktadır. “Açık hukuka aykırılık” koşulu ise, yaşam hakkının Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olmasına dayanmaktadır.

IV. Uygulamada Yaşanan Sorunlar

İdare Mahkemelerinde yürütmenin durdurulması sürecinin uzun sürmesi, Emekli Sandığı mensupları için ciddi sorunlara yol açmaktadır. Mahkemeler, karar vermeden önce idarenin savunmasını almakta, bu da en az 2-3 aylık bir gecikmeye neden olmaktadır.

Bu süre zarfında hastanın durumunun kötüleşmesi veya vefat etmesi riski bulunmaktadır. Bu nedenle, dava dilekçesinde durumun aciliyetinin ayrıntılı şekilde vurgulanması ve mümkünse ek tıbbi belgelerle desteklenmesi önem taşımaktadır.

V. Sonuç ve Öneriler

  1. Emekli Sandığı veya banka sandığı mensubu iseniz, sigortalılık geçmişinizi detaylı şekilde inceleyiniz.
  2. Görevli mahkemeyi doğru belirleyerek dava açınız.
  3. Yürütmenin durdurulması talebinizi güçlü tıbbi belgelerle destekleyiniz.
  4. Mahkemeye durumun aciliyetini bildiren ek dilekçeler sunmayı düşününüz.
  5. Bu alanda uzman bir avukattan mutlaka hukuki danışmanlık alınız.

BANKA EMEKLİ SANDIĞI EMEKLİSİNİN SGK KANSER İLACI DAVASI NEREYE AÇILIR?

Özel Statülü Emeklilerin Hukuki Hakları

Türkiye’de bazı bankalar, çalışanları için kendi emekli sandıklarını kurmuştur. Bu sandıklara mensup emeklilerin sosyal güvenlik hakları, 5510 sayılı Kanun’un geçici maddeleriyle düzenlenmiştir. Kanser ilacı davalarında bu kişilerin başvuracağı yargı yolu, sandığın hukuki niteliğine göre belirlenmektedir.

I. Banka Emekli Sandıklarının Hukuki Niteliği

Banka emekli sandıkları, tarihsel süreç içinde farklı hukuki statülerde kurulmuştur. Bazıları kamu tüzel kişiliğine sahipken, bazıları özel hukuk tüzel kişisi olarak faaliyet göstermektedir. Bu ayrım, görevli mahkemenin belirlenmesinde kritik öneme sahiptir.

A) Kamu Bankaları Emekli Sandıkları

Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıfbank gibi kamu bankalarının emekli sandıkları, kamu tüzel kişiliğine sahiptir. Bu sandıklara mensup emekliler için sosyal güvenlik uyuşmazlıkları, idari yargının görev alanına girmektedir.

B) Özel Bankalar Emekli Sandıkları

Özel bankaların emekli sandıklarının hukuki niteliği farklılık göstermektedir. Bazıları vakıf statüsünde kurulmuş olup, bunların uyuşmazlıklarının hangi yargı kolunda çözüleceği tartışmalıdır.

II. Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları

Banka emekli sandığı mensuplarının uyuşmazlıklarında görevli mahkeme konusunda yüksek yargı organları çeşitli kararlar vermiştir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi ve 10. Hukuk Dairesi ile Uyuşmazlık Mahkemesi, bu konuda emsal niteliğinde kararlar oluşturmuştur.

Genel eğilim, kamu tüzel kişiliğine sahip sandıklar için İdare Mahkemesi’nin, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip sandıklar için ise İş Mahkemesi’nin görevli olduğu yönündedir. Ancak her somut olay, kendi koşulları içinde değerlendirilmektedir.

III. Pratik Değerlendirme

Banka emekli sandığı mensubu bir kanser hastasının hangi mahkemeye başvuracağını belirlemek için şu adımlar izlenmelidir:

  1. Mensubu olduğunuz sandığın kuruluş kanununu veya vakıf senedini inceleyiniz.
  2. Sandığın kamu tüzel kişiliğine mi yoksa özel hukuk tüzel kişiliğine mi sahip olduğunu belirleyiniz.
  3. Benzer uyuşmazlıklara ilişkin yargı kararlarını araştırınız.
  4. Tereddüt halinde, her iki mahkemeye de başvuru yapılması düşünülebilir.

IV. Dava Açarken Dikkat Edilecek Hususlar

Banka emekli sandığı mensupları için kanser ilacı davası açarken şu hususlara dikkat edilmelidir:

  1. Doğru mahkemeye başvuru yapılması kritik öneme sahiptir. Yanlış mahkemeye başvuru, görevsizlik kararı ve zaman kaybına neden olacaktır.
  2. Davalı olarak hem SGK hem de banka emekli sandığı gösterilmesi düşünülebilir.
  3. Dava dilekçesinde sandığın hukuki niteliği ve görevli mahkeme konusunda açıklama yapılması yararlı olacaktır.
  4. Yürütmenin durdurulması veya ihtiyati tedbir talebi mutlaka dilekçede yer almalıdır.

V. Sonuç

Banka emekli sandığı mensuplarının kanser ilacı davalarında görevli mahkemenin belirlenmesi, genel kurallara göre daha karmaşık bir süreç gerektirmektedir. Bu nedenle, dava açmadan önce sandığın hukuki niteliğinin titizlikle araştırılması ve gerekirse her iki yargı koluna da başvuru yapılması değerlendirilmelidir.

Bu alanda uzmanlaşmış bir avukattan hukuki danışmanlık alınması, hem zaman kaybının önlenmesi hem de hastanın haklarının en etkin şekilde korunması açısından büyük önem taşımaktadır.