İşitme, insanın dış dünyayla kurduğu en temel iletişim kanallarından birini oluşturmaktadır. İşitme yetisini yitirmiş ya da doğuştan işitme engelli olan bireyler için modern tıbbın sunduğu en etkin çözümlerden biri koklear implant, diğer adıyla biyonik kulaktır. Ne var ki bu cihazın maliyeti, ülkemiz koşullarında büyük çoğunluğu için erişilemez bir yükseklikte seyretmekte; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ise bu bedeli kural olarak karşılamamakta ya da yalnızca sembolik düzeyde bir katkı payı ödemektedir.

Bu tablo, pek çok işitme engelli birey ve onların ailelerini maddi açıdan ağır bir baskı altına sokmaktadır. Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 5., 17. ve 56. maddeleri devlete, vatandaşlarının sağlık hakkını güvence altına alma konusunda açık ve emredici ödevler yüklemektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. ve 8. maddeleri de bu yükümlülüğü pekiştirmektedir.

İÇİNDEKİLER

1.  Giriş

2.  Koklear İmplant (Biyonik Kulak) Nedir?

3.  Koklear İmplant ile İşitme Cihazı Arasındaki Fark Nedir?

4.  Kimler Koklear İmplant Kullanabilir?

5.  SGK’nın Sağlık Yardımları ve Koklear İmplant

6.  SGK Neden Red Kararı Vermektedir?

7.  Hukuki Dayanak: Anayasa, Kanun ve Uluslararası Sözleşmeler

8.  Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) Kapsamında Koklear İmplant

9.  Dava Açmadan Önce Yapılması Gerekenler: İdari Başvuru Süreci

10. Dava Süreci: Hangi Mahkemede, Nasıl Dava Açılır?

11. Mahkemenin İncelediği Konular ve Bilirkişi Süreci

12. Yargı Kararlarına Genel Bakış

13. Karar Sonrası: Tazminat ve Yargılama Giderleri

14. Sıkça Sorulan Sorular

15. Sonuç

1. Giriş

Bu makalede, koklear implant bedelinin SGK tarafından karşılanmaması sorununun hukuki boyutları bütüncül bir perspektiften ele alınacak; mağdur bireylerin ve yakınlarının hangi yollara başvurabileceği, hangi mahkemelerde dava açabileceği, dava sürecinin nasıl işlediği ve olası sonuçların ne olduğu ayrıntılı biçimde açıklanacaktır. Makale, teknik bir hukuk metninden ziyade, herkesin anlayabileceği bir dil ve üslupla kaleme alınmıştır.

2. Koklear İmplant (Biyonik Kulak) Nedir?

Koklear implant; ileri ve çok ileri derecede sensörinöral (sinirsel) işitme kaybı yaşayan bireylerde, geleneksel işitme cihazlarından yeterince yararlanılamadığı durumlarda kullanılan ve ameliyat yoluyla iç kulağa yerleştirilen elektronik bir tıbbi protezdir. Toplumda yaygın olarak “biyonik kulak” adıyla da anılmaktadır.

Cihaz, iki ana bölümden oluşmaktadır: kulak arkasına yerleştirilen harici (dış) işlemci ile ameliyatla kafatası kemiğinin altına ve kohleaya (salyangoz) yerleştirilen dahili (iç) alıcı-uyarıcı. Harici işlemci, çevredeki sesleri alarak dijital sinyallere dönüştürür; bu sinyaller mıknatıslı bir bağlantıyla iç alıcıya iletilir ve iç alıcı, kohlea içindeki işitme siniri liflerini elektriksel olarak uyarır. Beyin bu elektrik sinyallerini ses olarak algılar.

Koklear implant uygulaması; menenjit gibi hastalıklar nedeniyle ani işitme kaybı yaşayan yetişkinlerde, doğuştan ya da erken yaşta işitme kaybı olan çocuklarda ve işitme cihazından yeterli fayda sağlayamayan ileri yaş hastalarında tercih edilmektedir. Özellikle çocuklarda erken dönemde uygulanan koklear implant, dil ve konuşma gelişimi açısından son derece kritik bir role sahiptir; bu nedenle söz konusu cihazın sağlanması bir tercih değil, tıbbi zorunluluk meselesidir.

3. Koklear İmplant ile İşitme Cihazı Arasındaki Fark Nedir?

Hukuki süreç ve SGK uygulamaları açısından iki kavram arasındaki farkın doğru anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Geleneksel işitme cihazları, mevcut kalan işitme kalıntısını ampliye ederek (güçlendirerek) çalışır; yani var olan bir işitme kapasitesini büyütür. Buna karşın koklear implant, işitme sinirini doğrudan elektrik akımıyla uyararak çalışır ve işitme kapasitesinin tamamen kaybolduğu ya da cihaz kullanımından yeterli yarar sağlanamadığı vakalarda tek tıbbi çözümü oluşturur.

Bu fark, SGK’nın karşılama politikası açısından da belirleyicidir. SGK, işitme cihazlarını belirli koşullar altında kısmen karşılarken koklear implantı ya hiç karşılamamakta ya da yalnızca bir bölümünü ödemektedir. Oysa koklear implant, işitme cihazının daha pahalı bir alternatifi değil; farklı bir endikasyon grubuna yönelik, ikamesi olmayan bir tıbbi zorunluluktur.

4. Kimler Koklear İmplant Kullanabilir?

Koklear implant endikasyonları hem yaş hem de klinik tabloya göre belirlenmektedir. Türk tıp pratiğinde ve uluslararası rehberlerde kabul gören genel endikasyonlar şu şekilde özetlenebilir:

Çocuklarda koklear implant endikasyonları: İki kulakta da en az 90 dB işitme kaybının bulunması, saf ses odyogramında işitme cihazıyla bile anlamlı kazanım sağlanamaması, altı ila on iki ay süren yoğun işitme cihazı kullanımına karşın konuşma gelişiminin beklenen düzeye ulaşamaması ve sosyal ile eğitimsel güçlüklerin belgelenmesi bunlar arasında sayılabilir.

Yetişkinlerde koklear implant endikasyonları: İki kulakta da ağır veya çok ileri derecede sensörinöral işitme kaybının varlığı, standart işitme cihazlarından yeterli yarar sağlanamaması ve uygun motivasyon ile beklentilerin bulunması temel kriter olarak kabul görmektedir.

Bir hastanın koklear implanta aday olup olmadığı, kulak burun boğaz uzmanı, odyolog ve konuşma terapistinden oluşan multidisipliner bir sağlık kurulu tarafından değerlendirilmektedir. Bu kurulun düzenlediği rapor, hem tıbbi hem de hukuki süreçte belirleyici nitelik taşımaktadır.

5. SGK’nın Sağlık Yardımları ve Koklear İmplant

Sosyal Güvenlik Kurumu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu çerçevesinde sigortalılara ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere sağlık yardımı sağlamaktadır. Bu yardımların kapsamı, içeriği ve sınırları ise Sağlık Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın müşterek kararıyla belirlenen Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) aracılığıyla düzenlenmektedir.

SGK’nın koklear implant konusundaki tutumu tarihsel açıdan tutarsız bir seyir izlemiştir. Uzun yıllar boyunca SUT listelerinde koklear implant bedellerine ya hiç yer verilmemiş ya da belirlenen ödeme tavanları gerçek maliyetin çok altında kalmıştır. Uygulamada çift taraflı koklear implant masrafının tek taraflı olarak bile büyük bölümü hasta tarafından karşılanmak zorunda kalınmakta; söz konusu bu miktar ülkemizde yüz binlerce Türk lirası düzeyine ulaşabilmektedir.

SGK’nın bu tutumu, yalnızca bireysel mağduriyetlere yol açmamakta; aynı zamanda sağlık hakkının evrensel niteliğiyle, sosyal devlet ilkesiyle ve Anayasa’nın temel güvence normlarıyla da açık bir gerilim içinde bulunmaktadır.

6. SGK Neden Red Kararı Vermektedir?

SGK’nın koklear implant bedelini karşılamayı reddetmesi ya da yalnızca kısmi ödeme yapması, temel olarak iki gerekçeye dayandırılmaktadır. Birinci gerekçe, SUT’ta koklear implant için belirlenen ödeme bedelinin gerçek piyasa değerinin çok altında kalması ve dolayısıyla tam karşılama yapılmasının mümkün olmadığının ileri sürülmesidir. İkinci gerekçe ise başvuruya konu cihazın ya da işlemin SUT listesinde yer almadığının ya da ödeme koşullarının sağlanmadığının iddia edilmesidir.

Bu gerekçelerin her ikisi de hukuki açıdan tartışmalıdır. Zira SUT, anayasal sağlık hakkının sınırlanması için yeterli bir hukuki temel oluşturamaz; tebliğ düzeyindeki bir idari düzenlemenin, anayasal güvence altındaki temel bir hakkı fiilen ortadan kaldıracak biçimde uygulanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Öte yandan Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihadı, sosyal güvenlik alanında idari işlemlerin dar yorumlanmasına değil, geniş ve koruyucu bir yoruma tabi tutulmasına zemin hazırlamaktadır. Bu çerçevede SGK’nın red kararları, yargısal denetim mekanizmaları aracılığıyla her zaman sorgulanabilir nitelikte olup mahkemeler sıklıkla bu kararları iptal etmektedir.

7. Hukuki Dayanak: Anayasa, Kanun ve Uluslararası Sözleşmeler

7.1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

Koklear implant bedelinin SGK tarafından karşılanması gerektiği iddiasının en güçlü hukuki dayanağını Anayasa oluşturmaktadır. Bu bağlamda üç temel madde öne çıkmaktadır.

Anayasa’nın 17. maddesi yaşam ve kişi dokunulmazlığını güvence altına almaktadır. İşitme kaybı nedeniyle sağlık hizmetinden yararlanamamak, bireyin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkını doğrudan zedelemekte; bu durum söz konusu maddenin güvencesini ilgilendirmektedir.

Anayasa’nın 56. maddesi sağlık hakkını düzenlemekte ve devlete, herkesin sağlıklı bir çevrede yaşamasını sağlama ödevi yüklemektedir. Bu madde, devletin sağlık alanındaki pozitif yükümlülüklerinin anayasal kaynağını oluşturmaktadır.

Anayasa’nın 5. maddesi ise devletin temel amaç ve görevleri arasında “kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmayı” saymaktadır. Maddi güçsüzlük nedeniyle koklear implanta erişilememesi, bu anlamda kaldırılması gereken bir sosyal engel niteliğindedir.

7.2. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu

5510 sayılı Kanun’un 63. maddesi, genel sağlık sigortalısının finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerini saymaktadır. Bu maddede yer alan “tıbbi araç ve gereçler” kavramı geniş yorumlanmak suretiyle koklear implantı da kapsar. Aynı Kanun’un 72. maddesi ise Sağlık Bakanlığı ve SGK’ya, sağlık hizmetleri bedellerini gerçekçi biçimde belirleme yükümlülüğü vermektedir.

Kanun’da sağlık yardımlarının kapsamı belirlenirken tıbbi zorunluluk esas alınmaktadır. Bu itibarla, bir tıbbi cihazın SUT’ta düzenlenmemiş olması ya da düşük bedelle yer alması, sigortalının o cihaza olan hakkını ortadan kaldırmaz; bu durum ancak bir eksiklik ya da hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilir.

7.3. Uluslararası Sözleşmeler

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesi yaşam hakkını güvence altına almaktadır. AİHM içtihadına göre devletler, yaşamı tehdit eden sağlık durumlarında bireylere gerekli tıbbi bakımı sağlamakla yükümlüdür; bu yükümlülüğün mali gerekçelerle kısıtlanması belirli sınırlar dahilinde ancak mümkündür. Aynı Sözleşme’nin 8. maddesi özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını güvence altına almakta olup işitme yetisinin kaybedilmesi bu hakla doğrudan ilişkilidir.

https://www.echr.coe.int/documents/d/echr/convention_tur

Engelli Hakları Sözleşmesi ise Türkiye tarafından onaylanmış olup devlete, engelli bireylerin gündelik yaşamda eşit katılımını sağlayacak yardımcı teknoloji ve cihazlara erişimi güvence altına alma ödevi yüklemektedir. Koklear implant, bu sözleşme kapsamında değerlendirilebilecek temel bir yardımcı teknolojidir.

8. Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) Kapsamında Koklear İmplant

Sağlık Uygulama Tebliği, SGK’nın hangi sağlık hizmetleri için ne kadar ödeme yapacağını belirleyen idari düzenleyici bir işlemdir. SUT, niteliği itibarıyla Resmî Gazete’de yayımlanan ancak kanun gücünde olmayan bir tebliğdir; bu nedenle Anayasa ve kanunlara aykırı hükümleri yargısal denetim yoluyla geçersiz kılınabilir.

SUT’ta koklear implantla ilgili düzenlemeler zaman içinde değişikliğe uğramıştır. Mevcut hâliyle tebliğ, belirli koşullar altında ve belirli yaş grupları için koklear implant bedelini kısmen karşılamaktadır; ne var ki ödenen miktar, gerçek cihaz maliyetinin yalnızca küçük bir bölümünü karşılamaktadır. Bu durum, sigortalıyı fiilen sağlık hizmetine erişimden yoksun bırakmaya denk bir sonuç doğurmaktadır.

Danıştay ve yerel idare mahkemelerinin yerleşik içtihadı, SUT’ta belirlenen rakamın gerçek maliyeti karşılamaması hâlinde farkın SGK tarafından ödenmesi gerektiği yönündedir. Bu kararlar; tebliğin Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlık hakkını fiilen işlevsiz kılamayacağı ilkesine dayanmaktadır.

9. Dava Açmadan Önce Yapılması Gerekenler: İdari Başvuru Süreci

Koklear implant bedelinin SGK tarafından karşılanması talebini içeren bir davanın usul açısından kabul görebilmesi için öncelikle idari başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. İdari başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması, davanın esasına girilmeksizin usul yönünden reddine yol açabilir.

9.1. Sağlık Kurulu Raporu Alınması

İlk ve en önemli adım, yetkili bir sağlık kurulundan koklear implant kullanımının tıbbi zorunluluk oluşturduğunu belgeleyen bir sağlık kurulu raporunun temin edilmesidir. Bu rapor, tercihan üniversite hastaneleri ya da eğitim araştırma hastanelerinin ilgili bilim dalı kurullarından alınmalıdır. Raporda, hastanın işitme kaybının derecesi, geleneksel işitme cihazlarından yeterli yarar sağlanıp sağlanamadığı ve koklear implant endikasyonunun gerekçesi açık biçimde yer almalıdır.

9.2. SGK’ya Başvuru

Sağlık kurulu raporu temin edildikten sonra, koklear implant bedelinin tamamının karşılanması talebiyle ilgili SGK İl Müdürlüğü’ne resmi bir dilekçeyle başvuruda bulunulmalıdır. Başvuruda, hasta veya yasal temsilcisinin kimlik bilgileri, sigortalılık bilgileri, sağlık kurulu raporu, daha önce kullanılan işitme cihazlarına ait belgeler ve cihazın güncel faturası ya da proforma faturası eklenmelidir.

9.3. SGK’nın Red Kararı

SGK, söz konusu başvuruyu çoğunlukla reddetmektedir. Red kararı yazılı olarak tebliğ edilirse, tebliğ tarihinden itibaren yasal süre içinde yargı yoluna başvurmak mümkün hâle gelir. Eğer SGK, başvuruya altmış günlük süre içinde cevap vermezse, bu suskunluk zımni red sayılmakta ve bu tarihten itibaren dava açma süreleri işlemeye başlamaktadır.

Uygulamada pek çok hasta ve yakını, SGK’nın red kararının kesin ve değişmez olduğunu düşünerek hukuki yola başvurmaktan vazgeçmektedir. Oysa bu kararlar yargısal denetime tabidir ve mahkemeler tarafından sıklıkla iptal edilmektedir.

10. Dava Süreci: Hangi Mahkemede, Nasıl Dava Açılır?

10.1. Yetkili Yargı Kolu

SGK’nın sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıkları kural olarak iş mahkemelerinin görev alanına girmektedir; ancak davanın taraflarının sigortalılık türüne ve talebin hukuki niteliğine göre yetkili yargı kolu değişebilmektedir. 4/a (SSK) kapsamında sigortalı olan kişilerin açacağı davalarda iş mahkemeleri; 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında olanların davalarında ise idare mahkemeleri yetkili olabilmektedir. Bu nedenle dava açmadan önce sigortalılık türünün belirlenmesi ve buna uygun mahkemenin saptanması büyük önem taşımaktadır.

10.2. Dava Türü ve Talepler

Dava genellikle “SGK’nın koklear implant bedelini karşılamayan işleminin iptali ve koklear implant bedelinin ödenmesi” talebiyle açılmaktadır. Buna ek olarak, cihazın bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi de talep edilebilmektedir. Cihaz henüz satın alınmamışsa SGK’nın bedeli karşılaması yönünde eda hükmü kurulması; cihaz satın alınmışsa fiilen ödenen farkın tazminat olarak geri alınması talep edilebilir.

10.3. Delil ve Belgeler

Dava dosyasına sunulması gereken belgeler şunlardır: sağlık kurulu raporu, odyolojik testler (saf ses odyogramı, konuşma odyogramı), daha önce işitme cihazı kullanıldığına dair belgeler, cihazın faturası veya teklif mektubu, SGK’ya yapılan başvuru ve red kararı, sigortalılık durumunu gösteren belgeler.

10.4. Yürütmenin Durdurulması (İhtiyati Tedbir)

Özellikle çocuk hastalarda dil ve konuşma gelişimi açısından her geçen günün kritik önem taşıdığı düşünüldüğünde, dava açılırken yürütmenin durdurulması ya da ihtiyati tedbir kararı talep edilmesi yerinde olacaktır. Mahkemeler, ağır ve telafi edilemez zararın varlığı ile hakkın açık olduğu durumlarda bu tür ara kararlar verebilmektedir.

Kanser İlacı Davalarında İhtiyati Tedbir ve Yürütmenin Durdurulması

11. Mahkemenin İncelediği Konular ve Bilirkişi Süreci

Mahkeme, davayı inceleme sürecinde öncelikle aşağıdaki hususları araştırmakta ve tespit etmektedir.

İlk olarak, davacının SGK kapsamında olup olmadığı ve prim ödeme koşullarını yerine getirip getirmediği incelenmektedir. İkinci olarak, tıbbi zorunluluğun varlığı değerlendirilmektedir; bu kapsamda mahkeme, dosyadaki sağlık kurulu raporu ve odyolojik belgeler ışığında koklear implantın gerçekten zorunlu olup olmadığını tıp bilirkişileri aracılığıyla araştırmaktadır.

Üçüncü olarak, cihazın makul ve piyasa değeriyle uyumlu bir bedele sahip olup olmadığı araştırılmaktadır; bu inceleme çerçevesinde teknik bilirkişi ya da uzman kuruluşlardan görüş alınabilmektedir. Dördüncü olarak, SGK’nın karşılamadığı kısım ile fiilen ödenen miktar arasındaki fark hesaplanmaktadır.

Mahkemeler, bu süreçte zaman zaman Üniversite Hastaneleri KBB Ana Bilim Dalları’ndan ya da Türk Odyoloji Derneği gibi meslek kuruluşlarından bilirkişi raporu talep etmektedir. Bilirkişi raporunun dava sonucuna doğrudan etkisi bulunduğundan, bu aşamada aktif bir hukuki takip büyük önem taşımaktadır.

12. Yargı Kararlarına Genel Bakış

Türk mahkemelerinin koklear implant davalarına yaklaşımı genel olarak davacı lehine bir eğilim sergilemektedir. Gerek yerel mahkemeler gerekse Yargıtay ve Danıştay içtihadı, sağlık hakkının etkin biçimde kullanılması gerektiği yönünde yerleşik kararlar üretmiştir.

Bu kararlarda öne çıkan ortak ilkeler şöyle özetlenebilir: Tıbbi zorunluluğun belgelenmesi hâlinde SGK, salt SUT listesine dayanarak ödemeyi reddedemez. SUT’ta belirlenen bedel gerçek maliyetin altında kalıyorsa fark SGK tarafından karşılanmak zorundadır. Çocuklarda işitme ve dil gelişimine sağlanan katkı, cihazın tıbbi zorunluluk niteliğini güçlendiren başlı başına bir etkendir. Anayasa’nın 56. maddesi ve 5510 sayılı Kanun, SUT hükümlerini aşan bir üst norm olarak uygulanmalıdır.

Bununla birlikte her davanın sonucu, dosyanın somut koşullarına, mahkemenin yorumuna ve bilirkişi raporunun içeriğine bağlıdır. Bu nedenle bir avukattan profesyonel destek alınmadan dava sürecini yürütmeye çalışmak, hak kayıplarına yol açabilecektir.

13. Karar Sonrası: Tazminat ve Yargılama Giderleri

Dava davacı lehine sonuçlandığında mahkeme, SGK’ya ödeme yapılmasını emreden bir hüküm kurmaktadır. Bu hüküm kapsamında, koklear implant bedeli ya da fark tutarı yasal faiziyle birlikte ödenmek zorundadır. Yasal faiz, ödemenin kaçınılması gereken tarihten (başvuru tarihinden ya da zımni red tarihinden) itibaren işlemeye başlamaktadır.

Yargılama giderleri bakımından ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel ilkesi gereği, davayı kaybeden taraf yargılama giderlerini karşılamakla yükümlüdür. Dolayısıyla dava kazanıldığında hem avukatlık ücreti hem de mahkeme giderleri SGK’ya yükletilmektedir. Bu durum, davacılar açısından avukatlık desteği almanın maliyetini önemli ölçüde hafifletmektedir.

Öte yandan hak kazanılan tutarın tahsiline yönelik icra takibi başlatılması da mümkündür. SGK, kamu kurumu olarak zaman zaman mahkeme kararlarını geç ya da eksik uygulamaktadır; bu durumda İdare Mahkemelerinde veya icra dairelerinde ilâm icra takibi ile kararın uygulatılması yoluna gidilebilmektedir.

14. Sıkça Sorulan Sorular

14.1. SGK koklear implantın hiçbir bölümünü mü karşılamıyor?

SGK, SUT kapsamında belirli koşullar altında koklear implantın bir bölümünü karşılamaktadır; ancak karşılanan tutar gerçek cihaz maliyetinin çok altında kalmaktadır. Karşılanmayan fark için dava yoluna başvurulabilmektedir.

14.2. Dava açmadan önce mutlaka SGK’ya başvurmak gerekiyor mu?

Evet. İdari başvuru, dava şartı niteliğinde olmamakla birlikte pratikte kesinlikle tavsiye edilmektedir. SGK’ya başvurmadan açılan dava, usul itirazlarına konu olabilmekte ve bu durum sürecin uzamasına yol açabilmektedir.

14.3. Dava ne kadar sürmektedir?

Dava süresi, mahkemenin iş yüküne, bilirkişi sürecine ve dosyanın niteliğine göre farklılık göstermektedir. Ortalama olarak altı aydan iki yıla kadar uzayabilen bir süreçle karşılaşılabilmektedir. Ancak çocuk hastalarda yürütmenin durdurulması ya da ihtiyati tedbir kararı alınması yoluyla süreç fiilen hızlandırılabilmektedir.

14.4. Hem SGK hem de ek sigorta varsa ne olur?

Birden fazla güvence kaynağı söz konusu olduğunda, hangi kurumun öncelikli olarak ödeme yapması gerektiği ve aralarındaki koordinasyonun nasıl kurulacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu tür durumlarda uzman bir avukattan görüş alınması önerilmektedir.

14.5. Cihaz çoktan alındıysa dava açılabilir mi?

Evet. Cihaz bedelinin davacı tarafından ödenmiş olması, dava hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Bu durumda fark tutarının iade edilmesi ve yasal faiz ödenmesi talep edilebilmektedir. Bununla birlikte zamanaşımı sürelerine dikkat edilmesi gerekmektedir.

14.6. Çift taraflı koklear implant için de dava açılabilir mi?

Evet. Tek taraflı olduğu gibi çift taraflı koklear implant bedeli için de dava açılabilmektedir. Tıbbi açıdan çift taraflı uygulamanın zorunlu olduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi, davanın güçlü bir temele oturmasını sağlamaktadır.

14.7. Dava açmak için avukat tutmak zorunlu mu?

Hukuki açıdan zorunluluk bulunmamaktadır; ancak hem prosedürel koşulların karmaşıklığı hem de bilirkişi sürecinin teknik boyutları, uzman bir avukattan destek alınmasını son derece önemli kılmaktadır. Hak kayıplarının önüne geçmek için bu sürecin bir avukat eşliğinde yürütülmesi tavsiye edilmektedir.

14.8. Adli yardımdan yararlanmak mümkün mü?

Maddi durumu uygun olmayan kişiler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334 ve devamı maddeleri uyarınca adli yardım talebinde bulunabilir. Adli yardım kararı verilmesi hâlinde yargılama giderleri ve avukatlık ücreti devlet tarafından karşılanmaktadır.

14.9. Çocuğum yurt dışında ameliyat oldu; Türkiye’de dava açabilir miyim?

Yurt dışında gerçekleştirilen tedavilerde SGK’dan karşılama talep edilebilmesi, ön koşul olarak SGK’nın söz konusu tedavi için onay vermiş ya da onay talebinin reddedilmiş olmasına bağlıdır. Bu tür durumlarda koşulların ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

14.10. SGK red kararına itiraz mümkün mü?

SGK’nın red kararına karşı idari itiraz yoluna başvurulabilmektedir; ancak bu itirazın pratikte sonuç doğurma ihtimali düşük kalmaktadır. Hukuki etkinlik açısından itirazla eş zamanlı ya da itirazın reddinin ardından yargı yoluna başvurulması önerilmektedir.

15. Sonuç

Koklear implant, işitme engelli bireylerin toplumsal yaşama katılabilmesi ve insan onuruna yakışır bir hayat sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir tıbbi zorunluluktur. Bu cihazın yüksek maliyeti nedeniyle büyük çoğunlukla erişilememesi, başlı başına bir sosyal hak sorunu olduğu kadar bir anayasal sorun da oluşturmaktadır.

SGK’nın koklear implant bedelini karşılamaması ya da yalnızca bir bölümünü ödemesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 5., 17. ve 56. maddelerinde güvence altına alınan haklarla, 5510 sayılı Kanun’un sosyal sigorta ilkeleriyle ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle açıkça çelişmektedir. Nitekim yargı organları bu gerçeği teyit eder nitelikte pek çok karar vermiştir.

Koklear implant bedelinin tamamının SGK tarafından karşılanması için dava açmak, hem hukuki açıdan mümkün hem de pratikte etkin bir yoldur. Ne var ki bu yolun doğru biçimde yürünebilmesi için usul kurallarına uygun hareket edilmesi, gerekli belgelerin eksiksiz hazırlanması ve sürecin bir uzman tarafından takip edilmesi gerekmektedir.

Koklear implant konusunda yaşanan bir mağduriyet söz konusuysa hukuki yolların kapalı olmadığını hatırlatmak gerekir. Her bireyin sağlık hakkı vardır; bu hakkın kullanılması için zaman kaybedilmemesi önemlidir.

Bu makale bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz.

Somut hukuki sorunlarınız için bir avukatan destek almanız önerilmektedir.

Ankara


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir