
İçindekiler
- Giriş
- Denetimli Serbestlik Tedbirinin Hukuki Niteliği ve Yasal Dayanağı
- Denetimli Serbestlik İhlali Nedir? Tanım ve Unsurları
- Denetimli Serbestlik İhlali Türleri: Yükümlülüklere Göre Sınıflandırma
- Özel Bir Denetimli Serbestlik İhlali Hali: Beş Günlük Müracaat Süresinin Geçirilmesi
- Denetimli Serbestlik İhlali ile Israr Arasındaki Ayrım ve Yönetmelik Değişikliği
- Uyarı Mekanizması: Usule İlişkin Zorunlu Koşullar
- Denetimli Serbestlik İhlali–Uyarı–Israr Süreç Akışı ve Bir Yıllık Pencere Kuralı
- Mazeret Bildirimi: Hak, Usul ve Değerlendirme
- Denetimli Serbestliğin Kaldırılması: Zorunlu ve Takdire Bağlı Haller
- Birden Fazla Cezanın İnfazında Yeniden Denetimli Serbestlikten Yararlanma
- 11. Yargı Paketi ile İlişkisi
- İtiraz ve Şikâyet Yolları
- Denetimli Serbestlik İhlali Davalarında Savunma Argümanları
- Denetimli Serbestlik İhlali Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç
1. Giriş
Denetimli serbestlik ihlali; hükümlünün cezasının toplum içinde infazına olanak tanıyan bu uygulamadan yararlanırken belirlenen yükümlülüklere uymaması hâlidir. Bu hâl, ancak belirli koşullar çerçevesinde tespit edildiğinde hukuki sonuç doğurur.
Yıllarca cezaevinde kaldıktan sonra denetimli serbestlikle tahliye edilen bir kişi, imza günü atlamak, eğitim seminerine katılmamak ya da müdürlüğe müracaatı geciktirmek gibi görünüşte küçük ihmaller nedeniyle yeniden açık ceza infaz kurumuna gönderilebilir. Dolayısıyla bu sürecin ayrıntılarına hâkim olmak, hükümlü ve müdafii için kritik önem taşır.
Bu makalede denetimli serbestlik ihlalinin hukuki çerçevesi ele alınmaktadır. Öncelikle ihlal ile ısrar arasındaki temel ayrım, ardından usulüne uygun uyarının zorunlu unsurları incelenecektir. Bunun yanı sıra mazeret bildiriminin usul ve sonuçları, denetimli serbestliğin kaldırılmasını gerektiren zorunlu ve takdire bağlı haller ile birden fazla cezanın infazında yeniden yararlanma ihtimalleri ayrıntılı olarak değerlendirilecektir. Nihayetinde amaç, bir denetimli serbestlik ihlali iddiasıyla karşılaşan kişinin hangi argümanı, hangi sürede ve hangi mercie yönelteceğini net biçimde ortaya koymaktır.
2. Denetimli Serbestlik Tedbirinin Hukuki Niteliği ve Yasal Dayanağı
Hükümlünün koşullu salıverilme tarihinden önce ceza infaz kurumu dışına çıkabilmesine imkân tanıyan denetimli serbestlik müessesesinin temel şartları, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un (“İnfaz Kanunu”) 105/A maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye ek olarak İnfaz Kanunu’nun Geçici 6. ve Geçici 10. maddelerinde denetimli serbestlik süreleriyle ilgili geçici hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin (10.11.2021 tarihli) 44 ila 88. maddelerinde, bu hükümlerin uygulanmasını sağlamak üzere ayrıntılı usul kuralları öngörülmüştür. İnfaz Kanunu’nun tam metnine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşılabilir.
Denetimli serbestlik kararı, hükümlünün infazının yapıldığı Cumhuriyet Başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından verilir (m.105/A-1). Buna karşılık denetimli serbestliğin kaldırılması kararı, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından verilir (m.105/A-6). Bu görev ayrımı, sürecin hangi aşamasında hangi mercie başvurulacağının doğru tespiti bakımından önem taşımaktadır.
Belirtmek gerekir ki, bu makalede ele alınan denetimli serbestlik ihlali ve buna bağlı kaldırma rejimi, infaz hukukuna özgü bir kurumdur. Bu kurum, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün infazı sırasında uygulanır. Buna karşılık, ilk kez uyuşturucu kullanma gibi bazı suçlarda soruşturma aşamasında uygulanan ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine bağlı ayrı bir denetimli serbestlik tedbiri (TCK m.191) bulunmaktadır; bu iki kurum, usul ve hukuki sonuçları itibarıyla birbirinden farklılık göstermektedir.
3. Denetimli Serbestlik İhlali Nedir? Tanım ve Unsurları
Denetimli serbestlik tedbiri kapsamında hükümlü için bir denetim planı hazırlanır ve bu plana bağlı yükümlülükler kendisine tebliğ edilir. Yönetmelik m.44/3 uyarınca denetimli serbestlik ihlali, bu yükümlülüklere kasıtlı ve mazeretsiz olarak uyulmamasıdır. Buna göre, sehven ya da zorunlu bir nedenle yükümlülüğün yerine getirilememesi kural olarak ihlal sayılmaz; bu durum, aşağıda ayrıntılı olarak ele alınan mazeret değerlendirmesine tabi tutulur.
İhlal ile ısrar kavramları arasındaki fark, uygulamanın merkezinde yer almaktadır. Yükümlülüğe bir veya iki kez uyulmaması, kural olarak yalnızca yazılı uyarı ile sonuçlanır; bu aşamada denetimli serbestlik kaldırılmaz. Buna karşılık ısrar, aşağıda 6. bölümde ayrıntılı olarak açıklanan nitelikli bir eşiktir ve ancak bu eşik aşıldığında denetimli serbestliğin kaldırılması gündeme gelir.
4. Denetimli Serbestlik İhlali Türleri: Yükümlülüklere Göre Sınıflandırma
Denetimli serbestlik kapsamında hükümlüye verilebilecek yükümlülükler, İnfaz Kanunu m.105/A ve Yönetmelik’in ilgili bölümlerinde sayılmıştır. Bu yükümlülüklere aykırılık, aşağıdaki başlıklar altında toplanabilecek denetimli serbestlik ihlali türlerini oluşturur.
4.1. İmza / Müracaat Yükümlülüğünün İhlali
Belirlenen günde denetimli serbestlik müdürlüğüne imzaya gitmemek ya da müracaat etmemek, uygulamada en sık karşılaşılan ihlal türüdür. İmzanın bir kez atlanması, tek başına denetimli serbestliğin kaldırılması sonucunu doğurmaz. Ancak bu aykırılık uyarı sayısına eklendiğinden, sürecin seyrini doğrudan etkiler. Nitekim Yargıtay içtihadında, bir kez imza atmama ile bir kez görüşmeye gitmemenin ayrı yükümlülüklere ilişkin olmaları sebebiyle iki ayrı ihlal olarak sayılabildiği kabul edilmektedir.
4.2. Eğitim ve Seminer Programlarına Katılmama
Müdürlükçe belirlenen eğitim programlarına, iyileştirme seminerlerine veya rehberlik çalışmalarına devam etmemek ihlal sayılır. Yönetmelik m.66-70 kapsamındaki bu yükümlülüklerin ihlalinde uyarı kararını infaz hâkimi verir. Buna karşılık diğer yükümlülük ihlallerinde uyarı yetkisi infaz işlemleri değerlendirme komisyonuna aittir. Bu yetki ayrımı, aşağıda uyarı mekanizması başlığı altında ayrıca önem kazanmaktadır.
4.3. Belirlenen Bölgede İkamet Etmeme veya Adres Bildirmeme
Denetim planında belirlenen konutta ikamet etmemek ya da adres değişikliğini müdürlüğe bildirmemek ihlale yol açar. Yeni adresin bildirilmemesi ve adres kayıt sisteminden de tespit edilememesi hâlinde, eski adrese yapılan tebligat geçerli sayılır. Bu durum hükümlünün aleyhine sonuç doğurabileceğinden, adres güncellemelerinin gecikmeksizin ve yazılı olarak müdürlüğe bildirilmesi önem taşımaktadır.
4.4. Madde Testi Reddi veya Tedavi Programına Uymama
Hakkında tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilen hükümlünün belirlenen tedavi programına katılmaması ya da test taleplerini reddetmesi ihlal oluşturur. Bu durumda da yine Yönetmelik m.72/8 uyarınca m.44 kapsamındaki genel uyarı prosedürü işletilir.
4.5. Elektronik İzleme (Kelepçe) Koşulunun İhlali
Elektronik izleme tedbiri uygulanan hükümlünün cihazı sökmesi, belirlenen alanı terk etmesi ya da koşullara uymaması ihlal sayılır. Bu tür ihlaller teknik yollarla anlık tespit edilebildiğinden, süreç diğer ihlal türlerine kıyasla çok daha hızlı işlemekte ve genellikle kısa sürede infaz hâkimliğine intikal etmektedir.
4.6. Kamuya Yararlı Çalışmayı Yerine Getirmeme
Hükümlüye yükümlülük olarak belirlenen kamuya yararlı işte ücretsiz çalışmanın yerine getirilmemesi ihlal oluşturur. Yönetmelik m.52 uyarınca bu yükümlülük için önceden bir çalışma protokolü düzenlenmesi zorunludur; protokolde ihlal durumunda yapılacak işlemlerin açıkça yer alması gerekmektedir.
4.7. Denetimli Serbestlik Personelinin Uyarı ve Önerilerine Uymama
Denetim planı kapsamında denetimli serbestlik görevlilerinin yönlendirme ve önerilerine riayet etmemek de ihlal kapsamında değerlendirilir. Ancak bu tür uyarıların, yazılı olarak tebliğ edilmedikçe ihlale dayanak yapılamayacağı vurgulanmalıdır.
5. Özel Bir Denetimli Serbestlik İhlali Hali: Beş Günlük Müracaat Süresinin Geçirilmesi
Ceza infaz kurumundan denetimli serbestlikle tahliye olan hükümlünün, tahliye edildiği günü takip eden beş takvim günü içinde ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi zorunludur (İnfaz Kanunu m.105/A; Yönetmelik m.79). Bu süre iş günü değil takvim günüdür; hafta sonları da süreye dâhildir. Son günün resmî tatile denk gelmesi hâlinde süre, tatilin ertesi günü mesai bitiminde sona erer.
Bu özel ihlal hâlinin aşamaları şu şekildedir:
- 1-5. gün: Normal müracaat penceresidir. Müracaatla birlikte kayıt ve kabul işlemleri tamamlanır, denetim planı hazırlanır.
- 6-7. gün: Kayıt henüz kapatılmaz. Hükümlünün beyanı ve varsa mazereti tutanağa alınarak dosya infaz hâkimine gönderilir; hâkimin kararına göre işlem yapılır (Yönetmelik m.79/6).
- 7. günden sonra hâlâ müracaat yoksa: Kayıt kapatılır ve hükümlünün açık ceza infaz kurumuna iadesi infaz hâkiminden talep edilir.
- 5 günlük sürenin bitiminden itibaren 2 gün daha geçmişse: Hükümlünün firar ettiği kabul edilir ve TCK m.292 (firar) ile m.293 (etkin pişmanlık) hükümleri kapsamında değerlendirilmek üzere evrakın bir sureti Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
Bu aşamalı yapı, hükümlünün müracaatta gecikmesi hâlinde dahi mazeretini süresinde bildirmesinin ne denli kritik olduğunu ortaya koymaktadır. Zira 6. ve 7. günlerde bildirilen bir mazeret, kaydın kapatılmasını engelleyebilirken, 7. günden sonraki bir başvuru bu imkânı önemli ölçüde daraltmaktadır.
6. Denetimli Serbestlik İhlali ile Israr Arasındaki Ayrım ve Yönetmelik Değişikliği
Hükümlünün yükümlülüklerine uymadığından bahisle denetimli serbestliğin kaldırılabilmesi, ancak yükümlülüklere uymamakta “ısrar etmesi” hâlinde mümkündür. Israr, Yönetmelik m.44’te tanımlanmıştır: Bir yıl içerisinde kasten ve mazeretsiz olarak yükümlülüklerin üç kez ihlal edilmesi, ısrar hâlinin gerçekleştiği anlamına gelir. Dolayısıyla hükümlünün bir yıl içinde yükümlülüğü bir veya iki kez ihlal etmesi, tek başına denetimli serbestliğin kaldırılması sonucunu doğurmaz.
Bu eşik, zaman içinde değişikliğe uğramıştır ve bu değişiklik uygulamada önemli bir tartışma konusudur. Şöyle ki, 10.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren mevcut Yönetmelik öncesinde, aynı adı taşıyan eski Yönetmelik’te ısrar şartının bir yıl içinde iki ihlalle gerçekleşeceği düzenlenmekteydi. Yeni Yönetmelik ise bu eşiği üç ihlale yükseltmiştir.
Bu değişiklik hükümlü lehine bir düzenleme niteliği taşımaktadır. Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2024/286 E., 2025/7743 K.), bu yeni eşiğin eski Yönetmelik döneminde gerçekleşmiş ihlaller bakımından da geçmişe uygulanması gerektiğine hükmetmiştir. Bu içtihat, eski Yönetmelik dönemine ilişkin dosyalarda ileri sürülebilecek güçlü bir savunma argümanı oluşturmaktadır.
Ayrıca, suça sürüklenen çocuklar ile denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından ısrar eşiği farklıdır: Üçüncü uyarıdan sonra bir yıl içinde dördüncü ihlalin tespit edilmesi aranmaktadır.
7. Uyarı Mekanizması: Usule İlişkin Zorunlu Koşullar
Bir denetimli serbestlik ihlali nedeniyle denetimli serbestlik kararının kaldırılabilmesi için ısrar şartının aranması yeterli değildir. Israrın hukuken gerçekleşmiş sayılabilmesi, ancak usulüne uygun uyarı yapılmış olması hâlinde mümkündür. Nitekim Yargıtay, usulsüz bir uyarıya dayanılarak ısrar tespit edilmesini istikrarlı biçimde bozma nedeni saymaktadır. Uyarının geçerli sayılabilmesi için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir.
7.1. Usulüne Uygun Tebligat
Uyarı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde hükümlüye tebliğ edilmelidir. Tebliğ yapılmadan ya da “bila tebliğ” (ulaşılamadı) şerhiyle iade edilen bir uyarı, usulüne uygun sayılmaz. Örneğin Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 12.03.2018 tarihli, 2018/604 E. ve 2018/1081 K. sayılı kararında, hükümlünün adreste tanınmaması nedeniyle bila tebliğ iade edilen uyarı yazısı ele alınmıştır. Bu kararda, Tebligat Kanunu m.10’da öngörülen usul doğrultusunda yeniden tebligat yapılmadığı gerekçesiyle ısrar şartının gerçekleşmediği kabul edilmiştir. Buna karşılık, adres değişikliği müdürlüğe bildirilmemişse eski adrese yapılan tebligat geçerli sayılmaktadır.
7.2. İhtarname İçeriğinin Zorunlu Unsuru
Her uyarıda hükümlüye şu bilginin açıkça iletilmesi gerekir: Üçüncü kez ihlal gerçekleşmesi hâlinde yeni bir uyarı yapılmayacağı ve dosyanın kapatılarak açık ceza infaz kurumuna iadesinin talep edileceği. Bu ihtar, uyarı içeriğinde açıkça yer almıyorsa, ısrar şartı hukuken oluşmaz (Yönetmelik m.44).
7.3. Uyarı Yetkisi
Yukarıda 4.2. başlığında belirtildiği üzere, eğitim programı, rehberlik ve tedavi yükümlülüklerinin ihlalinde uyarı kararını infaz hâkimi verir; diğer yükümlülük ihlallerinde ise bu yetki infaz işlemleri değerlendirme komisyonuna aittir. Yetkisiz bir makam tarafından verilen uyarı geçersizdir ve bu husus itiraz aşamasında ayrıca ileri sürülebilir.
8. Denetimli Serbestlik İhlali–Uyarı–Israr Süreç Akışı ve Bir Yıllık Pencere Kuralı
Sürecin işleyişi aşamalı olarak şu şekilde gerçekleşir:
- 1. İhlal: İhlal tespit edilir. Komisyon veya infaz hâkimi tarafından hükümlüye yazılı uyarı yapılır; üçüncü ihlalde yeni bir uyarı yapılmayacağı ve dosyanın kapatılacağı ihtar edilir.
- 2. İhlal: İkinci ihlal tespit edilir. Yeniden usulüne uygun yazılı uyarı tebliğ edilir; aynı ihtar içeriği tekrarlanır. Denetimli serbestlik bu aşamada hâlâ sürmektedir.
- 3. İhlal: Israr gerçekleşmiş sayılır. Artık yeni bir uyarı yapılmaz; dosya kapatılarak hükümlünün koşullu salıverilme tarihine kadar açık ceza infaz kurumuna iadesi için infaz hâkiminden karar talep edilir (Yönetmelik m.44; İnfaz Kanunu m.105/A-6).
Bu üç aşamalı yapının işleyişinde kritik önem taşıyan bir husus, bir yıllık pencere kuralıdır. Buna göre üç ihlalin tamamının, aynı denetimli serbestlik kararı kapsamında ve bir yıl içinde gerçekleşmiş olması gerekir. Farklı infaz kararlarına ait ihlaller birbirinin üzerine sayılamaz; bir yıllık sürenin başlangıcı, ilk ihlalin gerçekleştiği tarihtir. Bu kural, aşağıda 11. bölümde ele alınan birden fazla cezanın infazı hâllerinde özellikle önem kazanmaktadır.
9. Mazeret Bildirimi: Hak, Usul ve Değerlendirme
Yönetmelik m.44/3’te denetimli serbestlik ihlali, “mazereti olmaksızın ve kasıtlı” uymama olarak tanımlandığından, geçerli bir mazeretin varlığı ilgili aykırılığın ihlal sayılmasını baştan engeller ya da ısrar şartının oluşmasını önler. Mazeret sunma hakkı, sürecin her aşamasında kullanılabilir.
9.1. Kabul Görebilecek Mazeret Örnekleri
Uygulamada genellikle kabul gören mazeretler şunlardır: yatarak tedavi (hastane raporu), acil ameliyat veya tıbbi müdahale, hareketini kısıtlayan hastalık raporu, yakın akrabanın vefatı (resmî belgeyle). Bunlara ek olarak doğal afet/sel/kar engeli gibi zorlayıcı nedenler, belgelenmiş ulaşım olanaksızlığı, gözaltı veya tutukluluk hâli ile başka bir dosyadan cezaevine alınma da bu kapsamda değerlendirilir.
9.2. Genellikle Kabul Görmeyen Beyanlar
Buna karşılık, salt “işim vardı” beyanı, belgesiz rahatsızlık iddiası, unutma veya belgelenmemiş yoğun iş temposu gibi soyut ve belgesiz beyanlar, uygulamada genellikle geçerli bir mazeret olarak kabul görmemektedir.
9.3. Mazeret Sunma Usulü
Mazeret, mümkün olan en kısa sürede ve yazılı olarak müdürlüğe bildirilmelidir. Müdürlük, beyanı ve varsa ekli belgeyi tutanağa alarak komisyona iletir. Sonrasında komisyon mazeret değerlendirmesini şu şekilde sonuçlandırır: Mazeret kabul edilirse ilgili aykırılık ihlal sayılmaz, uyarı yapılmaz ve durum yalnızca dosyaya kayıt olarak düşülür. Mazeret reddedilirse ise aykırılık ihlal olarak tescil edilir ve ihlal sayısına eklenir; ancak bu ret kararına karşı itiraz yolu açıktır.
Bu noktada önemle vurgulanması gereken husus şudur: Mazeretin yalnızca sözlü olarak iletilmesi yeterli değildir. Bunun yerine, yazılı bir dilekçe ile birlikte destekleyici belgelerin sunulması ve müdürlükçe düzenlenen tutanağın bir suretinin alınması gerekmektedir. Zira komisyona teslim tarihi ve mazeretin içeriği, ileride bir itiraz söz konusu olduğunda belirleyici bir kanıt teşkil edecektir.
10. Denetimli Serbestliğin Kaldırılması: Zorunlu ve Takdire Bağlı Haller
İnfaz Kanunu m.105/A, bir denetimli serbestlik ihlali tespit edildikten sonra denetimli serbestliğin sona erdirilmesini gerektiren hâlleri iki ayrı kategoriye ayırmaktadır.
10.1. Zorunlu Kaldırma Halleri (m.105/A-6)
Aşağıdaki hâllerden birinin gerçekleşmesi durumunda, infaz hâkiminin bu konuda bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından denetimli serbestlik kararı kaldırılır ve hükümlü, koşullu salıverilme tarihine kadar cezasının infazına açık ceza infaz kurumunda devam eder:
- Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra beş gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmemek,
- Yükümlülüklere, denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin uyarı ve önerilerine veya denetim planına uymamakta ısrar etmek (bir yılda mazeretsiz ve kasıtlı olarak üç ihlal),
- Hükümlünün ceza infaz kurumuna geri dönmek istediğini bildirmesi.
10.2. Takdire Bağlı Kaldırma Hali (m.105/A-7)
Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra, hükümlünün işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılabilir. Bu hâlde denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verebilir — ancak bu bir zorunluluk değildir; infaz hâkiminin burada takdir yetkisi mevcuttur. Öte yandan yargılama sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilirse, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilecektir.
11. Birden Fazla Cezanın İnfazında Yeniden Denetimli Serbestlikten Yararlanma
Bir denetimli serbestlik ihlali nedeniyle ısrar hâlinin gerçekleşmesi ve denetimli serbestlik kararının kaldırılarak hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesi hâlinde, yeniden bu tedbirden faydalanıp faydalanamayacağı sorusu gündeme gelir. Bu sorunun cevabı, infaz edilen cezaların içtimalı (toplu) olup olmamasına göre farklılık göstermektedir.
11.1. Aynı İlamın veya İçtimalı Cezaların İnfazında
Hükümlü, tek bir ilamın infazı sırasında denetimli serbestlikten faydalanır ve yükümlülük ihlali sebebiyle bu karar kaldırılırsa, koşullu salıverilme tarihine kadar bakiye cezasını açık ceza infaz kurumunda geçirir. Bu durumda aynı ilamın infazında yeniden denetimli serbestlikten faydalanması mümkün değildir. Benzer şekilde, hükümlünün İnfaz Kanunu m.99 uyarınca yapılan toplama neticesinde birden fazla ilamı (içtimalı cezaları) varsa ve yükümlülük ihlali bu içtimalı cezaların denetimli serbestlikle infazı sırasında gerçekleşmişse, sonuç aynıdır: İçtimalı cezaların bakiyesinin infazına açık ceza infaz kurumunda devam edilir.
11.2. Denetimli Serbestlik Kararından Sonra Kesinleşip İçtimaa Dâhil Edilen Yeni Cezalar
Hükümlü bir veya birden fazla cezasını infaz etmekteyken sonradan başka bir ilamı kesinleştiğinde, İnfaz Kanunu m.99 uyarınca yeniden bir toplama kararı verilir. Bu durumda dört ayrı ihtimal gündeme gelebilir:
- Birinci ihtimal: Denetimli serbestlik kararı verilmiş, bu sırada başka bir ilam kesinleşerek infaza girmiş ve toplama kararı verilmiştir; ancak bu yeni toplama kararından önce, önceki infazda ısrarlı yükümlülük ihlali gerçekleşmiştir.
- İkinci ihtimal: Yükümlülük ihlali sebebiyle hükümlünün açık kuruma iadesine karar verildikten sonra kesinleşen yeni bir ilam infaza eklenmiştir.
- Üçüncü ihtimal: Toplama kararı verilip bakiye ceza infaz edildikten sonra hükümlü yeniden denetimli serbestliğe ayrılmış ve ısrar teşkil eden üç ihlal bu yeni dönemde gerçekleşmiştir.
- Dördüncü ihtimal: Toplama kararından önce iki ihlal, toplama kararından sonraki yeni denetimli serbestlik döneminde ise üçüncü ihlal gerçekleşmiştir.
Birinci ve ikinci ihtimallerde, yani ısrar hâli gerçekleştiği sırada yeni ilam infaza henüz dâhil olmamışsa veya açık kuruma iade kararından sonra kesinleşmişse, hükümlünün yeniden denetimli serbestlikten faydalanması mümkündür. Bu durumda önceki denetimli serbestlikte geçen süreler mahsup edilir; süre şartını sağlaması hâlinde hükümlü, bakiye süre kadar bu usulden yeniden yararlanabilir.
Nitekim Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin çeşitli kararlarında (26.03.2021 tarihli 2019/2398 E., 2021/5289 K.; 01.04.2019 tarihli 2017/952 E., 2019/1955 K.; 20.12.2018 tarihli 2017/3385 E., 2018/5564 K.) bu yönde istikrar kazanmış bir içtihat bulunmaktadır. Bu içtihada göre, önceden denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymamakta ısrar edilmiş olması, sonraki (farklı bir infaz kararına bağlı) denetimli serbestlik hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan husus, süre şartının sağlanması ve önceki denetimli serbestlikte geçirilen sürelerin toplamının kanuni sınırı aşmamasıdır.
Üçüncü ihtimalde ise hükümlü, toplama kararından sonraki yeni denetimli serbestlik döneminde bağımsız olarak üç kez ihlalde bulunduğundan, yeniden denetimli serbestlikten faydalanamaz. Dördüncü ihtimal ise doktrinde tartışmalıdır. Önceki ve sonraki denetimli serbestlik kararlarının farklı kararlar olduğu ve Yönetmelik m.44/3’teki ısrar tanımının “aynı denetimli serbestlik kararı” kapsamındaki üç ihlali aradığı gözetildiğinde, hükümlü lehine yorum ilkesi uyarınca toplama öncesi ihlallerle toplama sonrası tek ihlalin birleştirilmemesi isabetli olacaktır. Dolayısıyla bu ihtimalde ısrar şartının gerçekleşmediğinin kabulü gerekmektedir.
12. 11. Yargı Paketi ile İlişkisi
2025 yılı sonunda yürürlüğe giren 11. Yargı Paketi, belirli suçlardan hüküm giymiş hükümlülere açık ceza infaz kurumuna erken geçiş ve denetimli serbestliğe erken ayrılma imkânı tanımıştır. Ancak bu düzenlemeden, denetimli serbestlik ihlali yapmış olan hükümlüler yararlanamamaktadır. Bu istisna kapsamına; denetimli serbestlik ihlali yapmış olanlar, şartlı tahliyesi geri alınanlar, çift firar yapanlar, terör ve örgütlü suç hükümlüleri, cinsel suç hükümlüleri ile 31.07.2023 sonrası suç işleyenler girmektedir.
Bununla birlikte, önceki bir denetimli serbestlik döneminde ihlal yapmış olan bir hükümlü, o cezaya ilişkin paketten yararlanamasa da bu durum her ihtimalde geçerli değildir. Şayet hükümlü, sonradan kesinleşen yeni bir infaz kararına bağlı olarak ilk kez denetimli serbestliğe hak kazanıyor ve bu yeni karar bakımından koşulları sağlıyorsa, 11. Yargı Paketi bu yeni infaz süreci bakımından uygulanabilir.
13. İtiraz ve Şikâyet Yolları
Bir denetimli serbestlik ihlali tespiti veya sürecinde yapılan diğer hukuka aykırı işlem ve eylemlere karşı üç ayrı başvuru yolu bulunmaktadır:
- Müdürlüğe itiraz: İşlemin öğrenilmesinden itibaren 15 gün, her hâlde işlemden itibaren 30 gün içinde ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne yapılır. Bu itiraz, işlemi kendiliğinden durdurmaz; müdürlük itirazı değerlendirir.
- İnfaz hâkimliğine şikâyet: Öğrenmeden itibaren 15 gün, işlemden itibaren 30 gün içinde (Yönetmelik m.48) yetkili infaz hâkimliğine yapılır. Şikâyet de işlemi kendiliğinden durdurmaz; ancak infaz hâkimi, işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve giderilmesi güç bir zarara yol açması koşullarının birlikte gerçekleştiğini tespit ederse, işlemi erteleyebilir veya durdurabilir.
- Denetimli serbestlik kaldırma kararına itiraz: Kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde, kararı veren infaz hâkimliğinin bağlı olduğu mahkemeye yapılır. Bu itirazı inceleyecek mahkemenin kararı kesindir.
Bu üç yoldan hangisinin somut olaya uygun olduğunun doğru tespiti önemlidir. Özellikle denetimli serbestlik kaldırma kararına karşı 7 günlük hak düşürücü sürenin kaçırılmaması, sürecin bu aşamasında belirleyici önem taşımaktadır. Konuya ilişkin güncel Yargıtay içtihadına Yargıtay Karar Arama Sistemi üzerinden ulaşılabilir.
14. Denetimli Serbestlik İhlali Davalarında Savunma Argümanları
Bir denetimli serbestlik ihlali tespiti üzerine verilen kaldırma kararına veya bir uyarı işlemine karşı yapılacak itirazda, aşağıdaki argümanların somut dosya özelinde değerlendirilmesi belirleyici olabilir:
- Usulsüz tebligat: Uyarı tebligatı 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun yapılmamışsa uyarı geçersizdir; bu uyarıya dayanılarak ısrar tespiti yapılamaz.
- İhtar içeriğinin eksikliği: “Üçüncü ihlalde yeni uyarı yapılmayacağı ve dosyanın kapatılacağı” ihtarı, uyarı metninde açıkça yer almıyorsa ısrar şartı hukuken oluşmaz.
- Bir yıllık pencerenin doğru hesaplanmaması: Üç ihlalin tamamı 365 günlük pencere içinde gerçekleşmemişse ısrar şartı doğmamıştır; tarih bazlı hesaplamanın belgelerle ortaya konması gerekir.
- Farklı infaz kararlarına ait ihlallerin birbirine karıştırılması: Farklı cezalara ilişkin denetimli serbestlik kararları kapsamındaki ihlaller birbirinin üzerine sayılamaz; her karar kendi içinde değerlendirilmelidir.
- Mazerete rağmen ihlal sayılması: Geçerli bir mazeretin tutanağa alınmış ve belgelenmiş olmasına rağmen ihlal sayılması hukuka aykırıdır; bu durumda belge ve tutanağa dayanılarak itiraz edilmelidir.
- Denetim planının gerçekçi olmaması: İmza günleri, program saatleri veya çalışma yükümlülüğü, hükümlünün çalışma, sağlık veya ulaşım koşullarıyla açıkça çelişiyorsa, Yönetmelik m.45 uyarınca yükümlülük değişikliği talebinde bulunulabilir; bu talebin zamanında yapılmaması ihlal riskini artırmaktadır.
- Lehe Yönetmelik değişikliğinin uygulanmaması: Eski Yönetmelik döneminde iki ihlalle oluşan ısrar, yeni Yönetmelik ile üç ihlale yükseltildiğinden ve Yargıtay bu değişikliği lehe hüküm olarak nitelendirdiğinden (Yargıtay 10. CD, 2024/286 E., 2025/7743 K.), eski dönem işlemlerinde bu argüman ileri sürülebilir.
15. Denetimli Serbestlik İhlali Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Bir kez imzayı atlarsam denetimli serbestliğim kalkar mı?
Hayır. Tek bir aykırılık, tek başına bir denetimli serbestlik ihlali olarak ısrar şartını oluşturmaz; bir yıl içinde en az üç kez mazeretsiz ve kasıtlı ihlal gerçekleşmedikçe denetimli serbestlik kaldırılmaz.
Sağlık nedeniyle imzaya gidemedim, mazeretimi bildirmem yeterli midir?
Mazeretin usulüne uygun şekilde, yazılı bir dilekçe ve destekleyici belgeyle (örneğin sağlık raporu) müdürlüğe sunulması gerekir; kabul edilmesi hâlinde bu aykırılık ihlal sayılmaz.
Uyarı tebligatım usulsüz yapıldıysa ne yapabilirim?
Bu husus, denetimli serbestliğin kaldırılması kararına karşı yapılacak itirazda güçlü bir hukuki argüman olarak ileri sürülebilir; Yargıtay, usulsüz tebligata dayalı ısrar tespitini bozma nedeni saymaktadır.
Beş günlük müracaat süresini geçirdim, ne yapmalıyım?
Mazeretinizi ve varsa belgelerinizi gecikmeksizin denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirin; altıncı ve yedinci günlerde yapılan bildirim, dosyanın kapatılmasını önleyebilir.
Denetimli serbestlik kaldırılırsa hangi kuruma gönderilirim?
Kural olarak açık ceza infaz kurumuna gönderilirsiniz ve koşullu salıverilme tarihine kadar cezanızın infazına orada devam edilir.
Denetimli serbestliğin kaldırılmasına nasıl itiraz ederim?
Kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde, kararı veren infaz hâkimliğinin bağlı olduğu mahkemeye itiraz edilir; bu süre hak düşürücüdür.
Çocuk hükümlüler için ısrar eşiği farklı mıdır?
Evet; suça sürüklenen çocuklar ve infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından ısrar eşiği, üçüncü uyarıdan sonra bir yıl içindeki dördüncü ihlaldir.
11. Yargı Paketi’nden denetimli serbestlik ihlali yapanlar yararlanabilir mi?
Kural olarak hayır; ancak yeni bir infaz kararına bağlı olarak ilk kez denetimli serbestliğe hak kazanılması ve bu yeni sürecin koşullarının bağımsız olarak sağlanması hâlinde, yeni süreç bakımından yararlanma mümkün olabilir.
Denetim planını değiştirmek mümkün müdür?
Evet; plan, hükümlünün çalışma, sağlık veya ulaşım koşullarıyla bağdaşmıyorsa Yönetmelik m.45 uyarınca değişiklik talep edilebilir.
16. Sonuç
Denetimli serbestlik ihlali, uyarı usulünün, ısrar şartının ve mazeret değerlendirmesinin bir arada ve doğru biçimde işletilmesini gerektiren, oldukça teknik bir infaz hukuku meselesidir. Sürecin hükümlü aleyhine sonuçlanmasının önemli bir kısmı, maddi bir kusurdan değil, usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanmaktadır. Bu eksiklikler arasında usulsüz tebligat, eksik ihtar içeriği, yanlış hesaplanan bir yıllık pencere ve mazeretin dikkate alınmaması sayılabilir.
Hak kaybının önlenmesinin en etkin yolu, ilk uyarının tebliğ edildiği andan itibaren sürecin bir avukatla birlikte yönetilmesidir. Bunun yanı sıra her aşamada yazılı bildirim ve belgeleme disiplininin sürdürülmesi ve özellikle denetimli serbestliğin kaldırılması kararına karşı öngörülen 7 günlük hak düşürücü sürenin kaçırılmaması gerekmektedir. Sonuç olarak, bir denetimli serbestlik ihlali uyarısı veya kaldırma kararıyla karşılaşılması hâlinde, vakit kaybetmeksizin hukuki destek alınması önemle tavsiye edilmektedir.
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanın koşullarına göre ayrıca hukuki değerlendirme yapılması gerekmektedir. Sürece özgü destek için hukuki danışmanlık alınması önerilir.
Av. Feyza Nur Serttaş

Bir yanıt yazın