Doçentlik Davaları: Başvuru Reddi Kararlarına Karşı Hukuki Yollar
Doçentlik başvurusu sonucu Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) tarafından verilen ret kararlarına karşı idari yargıda açılan davalar, doçentlik davaları olarak adlandırılmaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenen doçentlik değerlendirme süreci sonunda, başvurusu reddedilen adayların bu kararlara karşı hukuki başvuru yolları bulunmaktadır.
Doçentlik Değerlendirme Süreci ve Aşamaları

Doçentlik Başvurusunda Değerlendirme Aşamaları
Doçentlik başvuruları, Doçentlik Yönetmeliği’nin 6. maddesi uyarınca üç temel aşamada değerlendirilmektedir:
Birinci Aşama: Etik İnceleme
Doçentlik başvurusunda bulunan adayların dosyası, öncelikle bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden incelenmektedir. Jüri üyeleri veya ilgili mercilerce yapılan etik ihlal iddiaları, Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından değerlendirilmektedir.
Komisyon tarafından incelenen etik ihlal türleri şunlardır:
- İntihal: Başkalarının özgün fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermek
- Sahtecilik: Bilimsel araştırmalarda gerçekte var olmayan veya tahrif edilmiş verileri kullanmak
- Çarpıtma: Araştırma kayıtları veya elde edilen verileri tahrif etmek, araştırmada kullanılmayan cihaz veya materyalleri kullanılmış gibi göstermek
- Tekrar Yayım: Mükerrer yayınlarını akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak
- Dilimleme: Bir araştırmanın sonuçlarını, araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan biçimde parçalara ayırıp birden fazla sayıda yayımlayarak bu yayınları akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak
- Haksız Yazarlık: Aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dahil etmek veya olan kişileri dahil etmemek, yazar sıralamasını gerekçesiz ve uygun olmayan bir biçimde değiştirmek
İkinci Aşama: Asgari Başvuru Şartlarının Değerlendirilmesi
Etik yönden sorun tespit edilmeyen başvurular, asgari başvuru şartlarını sağlayıp sağlamadığı yönünden değerlendirilmektedir. Jüri üyeleri, adayın Doçentlik Bilgi Sistemine (DBS) girdiği eserlerin ve yaptığı puanlamanın, ilgili dönem Doçentlik Başvuru Kriterleri’ne uygun olup olmadığını kontrol etmektedir.
Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki jüri değerlendirme raporları, Doçentlik Komisyonu tarafından incelenmektedir. Komisyon, jüri üyelerinin gerekçelerini yerinde bulursa, adayın doçentlik başvurusunu iptal etmektedir.
Jüri üyelerinin asgari şartlar incelemesinde sıklıkla başvurulan gerekçeler şunlardır:
- Makalenin yayımlandığı derginin yağmacı/şaibeli dergi niteliğinde olduğu iddiası
- Çalışmanın başvuru yapılan alan ile uyumlu olmadığı iddiası
- Derginin indeksinin uygun olmadığı veya makale yayımlandığı tarihte derginin belirtilen indekste taranmadığı iddiası
- Gerekli belgelerin eksik olması nedeniyle eserlerin hesaplama dışı tutulması gerektiği iddiası
- Eser türünün yanlış beyan edildiği iddiası (araştırma makalesi yerine derleme, olgu sunumu vb.)
Üçüncü Aşama: Eser İnceleme ve Nitelik Değerlendirmesi
Asgari başvuru şartlarını sağladığı tespit edilen adaylar hakkında, jüri üyeleri eser inceleme raporu hazırlamaktadır. Bu aşamada jüri üyeleri, adayın akademik çalışmalarının niteliği ve bilim/sanat alanına katkısını esas almak suretiyle “başarılı” veya “başarısız” bulduğunu belirten ayrıntılı ve gerekçeli bir değerlendirme raporu hazırlamaktadır.
Jüri üyeleri, eser inceleme raporlarını hazırlarken şu ölçütleri değerlendirmektedir:
- Adayın kendini bilimsel olarak sürekli geliştirip geliştirmediği
- İstikrarlı bir akademik çalışma içerisinde bulunup bulunmadığı
- Başvurduğu bilim dalı ile ilgili literatüre özgün ve yenilikçi katkısının bulunup bulunmadığı
- Alanına hakimiyet sağlayacak derinlikte, çeşitlilikte ve yoğunlukta akademik çalışmalar yapıp yapmadığı
- Yurtiçi ve yurtdışı bilimsel/sanatsal faaliyetlere katılarak bilgi ve becerisini geliştirip geliştirmediği
Beş asıl jüri üyesi bulunan başvurularda en az üç üyenin, üç asıl jüri üyesi bulunan başvurularda ise en az iki üyenin adayı başarılı bulması gerekmektedir. Gerekli çoğunluk sağlanamazsa aday başarısız sayılmakta ve başvurusu iptal edilmektedir.
Doçentlik Davası Türleri
Etik İhlal Gerekçesiyle Başvurunun İptali Kararına Karşı Açılan İptal Davaları
Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından yapılan inceleme sonucunda, adayın bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırı eylemde bulunduğuna karar verilmesi halinde, doçentlik başvurusu iptal edilmektedir.
Etik İhlal İptal Kararının Özellikleri:
Etik ihlal kararları, ÜAK tarafından adaylara fiziki tebligat yoluyla bildirilmektedir. Karar, adayın adresine iadeli taahhütlü posta ile gönderilmekte ve tebliğ tarihi, tebligat makbuzundaki imza tarihidir. Bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi işlemeye başlamaktadır.
Etik ihlal gerekçesiyle başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilmektedir. Bu durum, ciddi hak kayıplarına yol açtığından, etik ihlal kararına karşı idari yargıda iptal davası açılması büyük önem taşımaktadır.
Etik İhlal Davalarında İleri Sürülebilecek Hukuki Gerekçeler:
Etik ihlal iddiasının temelsiz olduğu, yapılan değerlendirmede objektif kriterlerin uygulanmadığı, savunma hakkının gereği gibi kullandırılmadığı, benzer durumlarda farklı kararlar verildiği gibi gerekçelerle dava açılabilmektedir.
Mahkemeler, etik ihlal davalarında genellikle bilirkişi incelemesi yaptırmaktadır. Bilirkişi heyeti, adayın eserlerini inceleyerek iddia edilen etik ihlal unsurlarının gerçekten mevcut olup olmadığını değerlendirmektedir. İntihal iddialarında benzerlik oranları, atıf yapılıp yapılmadığı, benzer ifadelerin bilimsel teamülün bir parçası olup olmadığı gibi hususlar detaylı şekilde incelenmektedir.
Etik İhlal Davalarında Mahkeme Kararının Sonuçları:
Mahkeme, etik ihlal kararını hukuka aykırı bularak iptal ederse, süreç etik ihlal yokmuşçasına kaldığı yerden devam etmektedir. Adayın başvurusu, asgari koşul değerlendirmesi ve eser inceleme aşamalarından geçirilmekte, bu aşamalarda da başarılı bulunması halinde doçentlik unvanı verilmektedir.
Asgari Başvuru Şartlarını Sağlamadığı Gerekçesiyle Başvurunun İptali Kararına Karşı Açılan İptal Davaları
Doçentlik Komisyonu tarafından, jüri üyelerinin asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki raporları uygun bulunarak verilen iptal kararlarına karşı da idari yargıda dava açılabilmektedir.
Asgari Şart İptal Kararının Özellikleri:
Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararları, fiziki olarak tebliğ edilmemekte, Doçentlik Bilgi Sistemi (DBS) üzerinden elektronik ortamda adayların erişimine açılmaktadır. Kararın elektronik ortamda adaya bildirildiği tarihi izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılabilmektedir.
Asgari koşul gerekçesiyle başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle izleyen ilk dönemde yeniden başvurabilmektedir. Ancak aynı eksiklikler giderilmeden yapılan başvurular Doçentlik Komisyonunca reddedilmektedir.
Asgari Şart Davalarında İleri Sürülebilecek Hukuki Gerekçeler:
Jüri üyelerinin bazı eserleri hesaplama dışı tutma gerekçelerinin hukuka aykırı olduğu, dergilerin indeks bilgilerinin doğru olduğu, yağmacı dergi iddialarının temelsiz olduğu, alan uyumluğunun bulunduğu, gerekli belgelerin eksiksiz sunulduğu gibi gerekçelerle dava açılabilmektedir.
Bu davalarda, adaylar tarafından sunulan deliller büyük önem taşımaktadır:
- Web of Science, Scopus gibi indekslerin resmi ekran görüntüleri
- Dergi editörlerinden alınan yazışmalar
- Alan uzmanlarından alınan görüşler
- Dergi akreditasyon belgeleri
- Benzer durumda olan ve başvurusu kabul edilen adayların dosyaları
Ankara İdare Mahkemesi Kararı Örneği:
Ankara İdare Mahkemesi’nin bir kararında şu değerlendirme yapılmıştır:
“Jüri üyelerinin etik ihlal şüphesi/tespiti ile bazı eserleri puanlama dışı tutması usulen kabul edilebilir değildir. Bu tür gerekçelerle ilgili eserleri puanlama dışı tutma uygulaması da, adayın asgari başvuru şartları için gerekli olan puanını yetersiz hale getirmemektedir. Jüri üyesi için bu tür bir yaklaşım, değerlendirmede bir usul hatasıdır.”
Mahkeme, bilirkişi incelemesi sonucunda adayın asgari başvuru şartlarını sağladığı tespit edilirse, Doçentlik Komisyonu kararını iptal etmektedir.
Asgari Şart Davalarında Mahkeme Kararının Sonuçları:
İptal kararı kesinleştiğinde, adayın asgari başvuru şartlarını sağladığı kabul edilmekte ve başvuru eser inceleme aşamasına geçirilmektedir. Eser inceleme sonucunda da başarılı bulunması halinde doçentlik unvanı verilmektedir.
Eser İnceleme Sonucunun Başarısız Olması Kararına Karşı Açılan İptal Davaları
Doçentlik jürisinin eser inceleme değerlendirmesi sonucunda, adayın başarısız bulunması halinde verilen iptal kararlarına karşı açılan davalar, doçentlik davalarının en yaygın türünü oluşturmaktadır.
Başarısızlık Kararının Özellikleri:
Jüri raporları tamamlandığında, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu (başarılı/başarısız) Doçentlik Bilgi Sistemi üzerinden elektronik ortamda adayların erişimine açılmaktadır. Erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün tebliğ edilmiş sayılmakta ve bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi başlamaktadır.
Başarısız bulunan aday, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilmektedir.
Başarısızlık Davalarında İleri Sürülebilecek Hukuki Gerekçeler:
Jüri üyelerinin değerlendirmelerinde objektif kriterlerin uygulanmadığı, çalışmaların niteliğinin yeterli olduğu, literatüre özgün katkı sağlandığı, benzer nitelikte çalışmaları olan adayların başarılı bulunduğu, jüri üyelerinin somut verilere dayanmadığı gibi gerekçelerle dava açılabilmektedir.
Ankara İdare Mahkemesi Bilirkişi Raporu Örneği:
Ankara İdare Mahkemesi’nin bir dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda şu değerlendirme yapılmıştır:
“Jüri üyelerinden 3 (üç) üye, adayın başvuruda beyan ettiği eserlerini inceleyerek adayın ‘başarısız’ olduğuna; Jüri üyelerinden 2 (iki) üye ise adayın ‘başarılı’ olduğuna karar vermiştir. Adayı başarısız olarak değerlendiren jüri üyelerinin raporları incelendiğinde, özellikle nitelikle ilgili eleştirilerin yoğunlaştığı, son 2 yılda yapılan yayınların sayıca çokluğunun sorgulandığı görülmektedir. Ancak bu vakada maalesef jüri üyelerinin adayın yayınlarının nitelik yönünden neden yetersiz bulunduğuna ilişkin eser bağlamında açıklama bulunmamaktadır. Dolaysıyla adayın eserlerine yönelik yapılan olumsuz değerlendirmeler, tarafımızca usulen hatalı bulunmuş ve jüri üyelerinin usulle ilgili konularda rasyonel ve kurala uygun davranmadıkları ve davacının akademik çalışmalarının niteliksel olarak yetersiz kaldığı konusundaki beyanlarının jürilerin somut verilere dayanmadığı görüşü hasıl olmuştur. Adayın dosyasında yer alan akademik çalışmalarının niteliksel ve niceliksel incelemesine göre, aday başvurduğu alandaki esaslara göre yeterli olduğu, dolayısıyla adayın ‘BAŞARILI’ olduğu sonucuna varılmıştır.”
Başarısızlık Davalarında Mahkeme Kararının Sonuçları:
Mahkeme, bilirkişi incelemesi sonucunda adayın çalışmalarının nitelik açısından yeterli olduğunu tespit ederse, başarısızlık kararını iptal etmektedir. İptal kararının kesinleşmesi halinde, ÜAK tarafından adaya doğrudan doçentlik belgesi düzenlenmesi gerekmektedir.
Uygulamada, ÜAK tarafından iptal kararı sonrası geçici doçentlik belgesi düzenlenmekte, kararın istinaf aşamasından da geçerek kesinleşmesi halinde normal doçentlik belgesi verilmektedir.
Doçentlik Unvan Tarihinin Geriye Yürütülmesi Davası
Doçentlik davasının aday lehine sonuçlanması halinde, ÜAK tarafından verilen doçentlik unvanı, kararın kesinleşme tarihinde düzenlenmektedir. Ancak bu durum, adayın haklarını ihlal etmektedir.
Unvan Tarihinin Önemi:
Doçentlik unvanının verildiği tarih, profesörlük başvurusu için gerekli sürenin hesaplanmasında, akademik kadro atamalarında öncelik sırasının belirlenmesinde, mali hakların (maaş, ek ders ücreti vb.) başlangıç tarihinin tespitinde büyük önem taşımaktadır.
Eski Tarihli Unvan Hakkı:
Doçentlik başvurusunun hukuka aykırı olarak iptal edildiği mahkeme kararıyla tespit edilen durumlarda, hukuka aykırı karar nedeniyle yaşanan süre adayın aleyhine değerlendirilemez. Doçentlik belgesi, ilk başvurunun değerlendirilmesi sonunda başarılı olması halinde verilecek olan tarihte düzenlenmelidir.
Geriye Yürütme Davasının Açılması:
Yeni tarihli düzenlenen doçentlik belgesinin iptali ve eski tarihli düzenlenmesi talebiyle, yeni tarihli belge adaya tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde iptal davası açılabilmektedir.
Bu davada ileri sürülecek temel gerekçe, hukuka aykırı işlem nedeniyle yaşanan gecikmenin adayın kusuru olmadığı, unvanın ilk başvuru sürecinin tamamlanması gereken tarihte verilmesi gerektiğidir.
Mahkeme Kararları:
İdare mahkemeleri, unvan tarihinin geriye yürütülmesi davalarında genellikle adaylar lehine karar vermektedir:
“Davacının doçentlik başvurusu hukuka aykırı olarak reddedilmiş, bu durum mahkeme kararıyla tespit edilmiştir. Hukuka aykırı ret kararı nedeniyle yaşanan süre, davacının aleyhine değerlendirilemez. Doçentlik belgesi, ilk başvurunun değerlendirilmesi sonunda başarılı olması halinde verilecek olan tarihte düzenlenmelidir.”
Doçentlik Unvanının Geri Alınması Kararına Karşı Açılan İptal Davası
Doçentlik unvanı aldıktan sonra, başvuru sırasında sunulan eserlerde veya sonrasında yapılan çalışmalarda ciddi etik ihlaller tespit edilmesi halinde, ÜAK tarafından doçentlik unvanının geri alınmasına karar verilebilmektedir.
Unvanın Geri Alınma Halleri:
Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi uyarınca, doçentlik unvanının geri alınmasına yol açabilecek durumlar şunlardır:
- Doçentlik başvurusunda etik ihlalde bulunduğunun sonradan tespit edilmesi
- Doçentlik başvurusunda yanıltıcı bilgi veya belge sunulduğunun belirlenmesi
- Doçent unvanı aldıktan sonra ağır etik ihlalde bulunulması (intihal, sahtecilik, çarpıtma vb.)
- Aynı eserin birden fazla başvuruda kullanıldığının tespit edilmesi
Geri Alma Süreci:
Etik ihlal iddiası, ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından incelenmektedir. Komisyon, iddia hakkında detaylı inceleme yapmakta, adayın savunmasını almakta, gerekirse bilirkişi görüşü almakta ve etik ihlal olup olmadığına karar vermektedir.
Komisyon, etik ihlal tespit ederse, dosya ÜAK Yönetim Kurulu’na gönderilmekte ve Kurul, doçentlik unvanının geri alınmasına karar verebilmektedir.
Geri Alma Kararına Karşı Dava:
Doçentlik unvanının geri alınması kararı, idari işlem niteliğinde olup, bu karara karşı kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde iptal davası açılabilmektedir.
Bu davalarda ileri sürülebilecek gerekçeler:
- Etik ihlal unsurunun bulunmadığı
- Yapılan incelemenin yetersiz olduğu
- Savunma hakkının gereği gibi kullandırılmadığı
- Kararın orantısız olduğu (etik ihlal varsa bile unvanın geri alınması yerine daha hafif bir yaptırım uygulanması gerektiği)
- Benzer durumlarda farklı kararlar verildiği
Mahkeme, bilirkişi incelemesi yaptırarak etik ihlal iddiasının doğru olup olmadığını değerlendirmekte ve karara göre geri alma kararını iptal edebilmekte veya onamaktadır.
Doçentlik Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli Mahkeme: İdare Mahkemeleri
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca, idare mahkemeleri idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı açılan iptal ve tam yargı davaları ile yine bu Kanunda gösterilen davalara bakmakla görevlidir.
Doçentlik başvurusunun reddi, asgari şartların sağlanmadığı kararı, eser incelemesi sonucu başarısız bulunma gibi kararlar idari işlem niteliğinde olduğundan, bu işlemlere karşı açılacak davalar idare mahkemelerinin görev alanına girmektedir.
Yetkili Mahkeme: Ankara İdare Mahkemeleri
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca, idari davaların açılmasında yetki, idari işlemi tesis eden merci ile ilgili kılınmıştır. İdari işlemi yapan merciin bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir.
Doçentlik değerlendirme sürecini yürüten, jüri atayan, etik inceleme yapan, asgari koşul ve eser inceleme sonuçlarını değerlendirerek nihai kararı veren merci Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’dır. ÜAK’ın merkezi Ankara’da bulunduğundan, doçentlik davalarında yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemeleridir.
Başka bir ildeki idare mahkemesinde dava açılması halinde, mahkeme yetki yönünden inceleme yapacak ve dosyayı Ankara İdare Mahkemelerine gönderecektir. Bu durum dava sürecini uzatacağından, baştan itibaren Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılması önerilmektedir.
Doçentlik Davalarında Dava Açma Süreleri
Genel Dava Açma Süresi: 60 Gün
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca, dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde, yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren altmış gündür.
Doçentlik davalarında farklı ret gerekçelerine göre tebliğ şekilleri ve dolayısıyla dava açma sürelerinin başlangıç tarihleri değişmektedir.
Etik İhlal Kararında Dava Açma Süresi
Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından verilen etik ihlal kararları, ÜAK tarafından adaylara fiziki tebligat ile bildirilmektedir. Karar, adayın adresine iadeli taahhütlü mektupla gönderilmekte ve tebliğ mazbuzundaki imza tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilmektedir.
Fiziki tebligat tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi işlemeye başlamaktadır.
Asgari Başvuru Şartları Kararında Dava Açma Süresi
Doçentlik Komisyonu tarafından verilen asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin kararlar, fiziki tebligat yapılmaksızın Doçentlik Bilgi Sistemi (DBS) üzerinden elektronik ortamda adayların erişimine açılmaktadır.
Kararın DBS’de erişime açıldığı tarihi izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi başlamaktadır. Örneğin karar 15 Ocak’ta erişime açılmışsa, 16 Ocak’tan itibaren 60 gün içinde dava açılmalıdır.
Başarısızlık Kararında Dava Açma Süresi
Jüri üyelerinin eser inceleme değerlendirmesi sonucunda adayın başarısız bulunmasına ilişkin kararlar da DBS üzerinden erişime açılmaktadır. Ancak Doçentlik Yönetmeliği uyarınca, bu kararlar için özel bir tebliğ kuralı bulunmaktadır.
Jüri raporları tamamlandığında, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün tebliğ edilmiş sayılır.
Örneğin sonuç 20 Mart’ta DBS’de erişime açılmışsa, 25 Mart’ta tebliğ edilmiş sayılacak ve 26 Mart’tan itibaren 60 günlük dava açma süresi işlemeye başlayacaktır.
İdari İtirazın Dava Açma Süresine Etkisi
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca, dava açılmadan önce idari mercie başvurulmuş ve idari merciin verdiği cevap üzerine dava açma süresi geçmiş bulunuyorsa, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir.
İdari merci, başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde bir cevap vermezse, istem reddedilmiş sayılır ve bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar.
Doçentlik davalarında, ret kararına karşı öncelikle ÜAK’a itiraz dilekçesi verilebilmektedir. Bu itiraz, işlemeye başlamış olan 60 günlük dava açma süresini durdurmaktadır. ÜAK’ın itirazı reddetmesi veya 60 gün içinde cevap vermemesi (zımni red) halinde, dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam etmektedir.
Doçentlik Davalarında Bilirkişi İncelemesi
Bilirkişi İncelemesinin Gerekliliği
Doçentlik davaları, akademik çalışmaların niteliğinin, bilim alanına katkısının, etik kurallara uygunluğunun değerlendirilmesini gerektiren teknik konuları içermektedir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca, mahkeme, davanın çözümü için özel veya teknik bilgi gerektiren hallerde bilirkişi incelemesi yaptırabilmektedir.
Doçentlik davalarında, mahkemeler neredeyse tüm davalarda bilirkişi incelemesi yaptırmaktadır. Çünkü jüri üyelerinin değerlendirmelerinin doğruluğu, eserlerin niteliği, literatüre katkısı, asgari şartların sağlanıp sağlanmadığı gibi hususlar, hâkimin değil alanında uzman akademisyenlerin değerlendirmesini gerektirmektedir.
Bilirkişi Heyetinin Oluşturulması
Doçentlik davalarında bilirkişi heyeti, adayın başvuru yaptığı bilim alanında çalışmalar yapmış, profesör unvanına sahip üç akademisyenden oluşmaktadır.
Mahkeme, bilirkişi listesi için genellikle ÜAK’a veya Ankara’daki üniversitelere başvurmaktadır. ÜAK, adayın başvuru yaptığı bilim alanı ve anahtar kelimeleri dikkate alarak, uygun profesörlerin listesini mahkemeye sunmaktadır.
Mahkeme, sunulan listeden üç profesörü bilirkişi olarak atamaktadır. Belirlenen bilirkişilerin isimleri taraflara (davacı adaya ve davalı ÜAK’a) bildirilmekte ve taraflar 7 gün içinde bilirkişilere itiraz edebilmektedir.
Bilirkişilere İtiraz
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 267. maddesi uyarınca, bilirkişilerde aranan niteliklerden birinin bulunmadığının anlaşılması veya bilirkişinin tarafsızlığını şüpheye düşüren bir hâlin varlığı halinde, bilirkişiye itiraz edilebilir.
Doçentlik davalarında bilirkişilere itiraz nedenleri şunlar olabilir:
- Hısımlık İlişkisi: Bilirkişi ile aday arasında kan veya kayın hısımlığı bulunması
- Önceki İlişki: Bilirkişinin, adayın doktora veya yüksek lisans danışmanı olması, birlikte çalışma yapmış olması
- Alan Uyumsuzluğu: Bilirkişinin çalışma alanının adayın başvuru alanıyla uyumlu olmaması
- Tarafsızlık Şüphesi: Danıştay 8. Dairesinin 05.07.2005 tarihli kararında belirtildiği üzere, bilirkişi ile aday arasında kırgınlık ve sürtüşme iddiaları, tarafsız değerlendirme ilkesini zedeleyebileceğinden itiraz nedeni oluşturabilmektedir
Mahkeme, itirazı inceleyerek kabul veya red kararı vermektedir. İtirazın kabulü halinde, o bilirkişi yerine yeni bilirkişi atanmaktadır.
Bilirkişi İnceleme Süreci
Bilirkişi heyeti, mahkemece kendilerine gönderilen dava dosyasını incelemektedir. Dosyada, adayın başvuru belgeleri, beyannamesi, jüri raporları, davalı idarenin savunması, adayın cevabı gibi tüm belgeler bulunmaktadır.
Bilirkişiler, genellikle bir araya gelerek ortak inceleme yapmakta ve görüş birliğiyle tek rapor hazırlamaktadır. Nadiren görüş ayrılığı olması durumunda muhalefet şerhi ile ayrı rapor da düzenlenebilmektedir.
Bilirkişi heyeti, inceleme sırasında şu hususları değerlendirmektedir:
- Adayın akademik geçmişi (lisans, yüksek lisans, doktora eğitimi, çalışma deneyimi)
- Asgari başvuru şartlarını sağlayıp sağlamadığı (puanlama kontrolü, indeks kontrolleri)
- Jüri üyelerinin ileri sürdüğü iddiaların doğruluğu
- Eserlerin hesaplama dışı tutulması gerekçelerinin yerindeliği
- Etik ihlal iddialarının doğruluğu (intihal kontrolleri, benzerlik oranları vb.)
- Çalışmaların niteliği ve literatüre katkısı
- Benzer durumdaki adayların değerlendirmesi
- Alan standartları ve bilimsel teamüller
Bilirkişi Raporunun İçeriği
Bilirkişi raporu, detaylı ve gerekçeli olarak hazırlanmaktadır. Rapor, şu bölümleri içermektedir:
- Giriş: Bilirkişilerin kimliği, uzmanlık alanları, atanma kararı
- Dosya İncelemesi: Dosyada bulunan belgelerin özeti
- Adayın Akademik Geçmişi: Eğitim bilgileri, akademik unvanlar, çalışma deneyimi
- Başvuru Bilgileri: Başvuru dönemi, bilim alanı, beyan edilen eserler ve puanlama
- Jüri Değerlendirmeleri: Jüri raporlarının özeti ve analizi
- Bilirkişi İncelemesi: Asgari şartlar, etik durum, nitelik değerlendirmesi, karşılaştırmalı analiz
- Sorulara Cevaplar: Mahkemece sorulan sorulara detaylı cevaplar
- Sonuç: Bilirkişi heyetinin nihai görüşü (başarılı/başarısız, asgari şartları sağlıyor/sağlamıyor, etik ihlal var/yok)
- Gerekçe: Sonucun detaylı gerekçelendirilmesi
Bilirkişi raporu hazırlandıktan sonra mahkemeye sunulmakta ve taraflara tebliğ edilmektedir.
Bilirkişi Raporuna İtiraz
Taraflar, bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren 15 gün içinde rapora itiraz edebilmektedir. İtiraz nedenleri şunlar olabilir:
- Raporun yetersiz olması
- Sorulara tam cevap verilmemesi
- Hatalı değerlendirme yapılması
- Objektif olmayan yaklaşım sergilenmesi
- Bilimsel hataların bulunması
Mahkeme, itirazı değerlendirerek:
- Aynı bilirkişilerden ek rapor isteyebilir
- Yeni bilirkişi heyeti atayabilir
- İtirazı reddedebilir
Bilirkişi Raporunun Karara Etkisi
Bilirkişi raporu, mahkeme kararında çok önemli rol oynamaktadır. Mahkemeler, teknik konularda bilirkişi raporunu esas alarak karar vermektedir.
Ancak bilirkişi raporu, mahkemeyi bağlamamaktadır. Mahkeme, bilirkişi raporuna katılmayabilir ve farklı karar verebilir. Bununla birlikte uygulamada, mahkemelerin büyük oranda bilirkişi raporuna uygun karar verdiği görülmektedir.
Doçentlik Davalarında Yürütmenin Durdurulması
Yürütmenin Durdurulması Kavramı
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, idare ve vergi mahkemeleri, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir.
Yürütmenin durdurulması kararı, idari işlemin uygulanmasını geçici olarak durduran, ancak işlemi ortadan kaldırmayan bir ara karardır. İptal kararı verilinceye kadar işlemin yürütülmesi askıya alınır.
Doçentlik Davalarında Yürütmenin Durdurulması Şartları
Birinci Şart: İdari İşlemin Açıkça Hukuka Aykırı Olması
Doçentlik başvurusunun reddine ilişkin işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunun dava dilekçesinde somut delillerle gösterilmesi gerekmektedir. Açık hukuka aykırılık örnekleri:
- Jüri üyelerinin objektif kriterlere dayanmadan subjektif değerlendirme yapması
- Asgari şartların hesaplanmasında açık hataların bulunması
- İndekslerde taranan dergilerin yağmacı dergi olarak nitelendirilmesi
- Savunma hakkının verilmemesi veya kısıtlanması
- Benzer durumdaki adayların farklı değerlendirilmesi
İkinci Şart: Telafisi Güç veya İmkânsız Zararların Doğması
Doçentlik başvurusunun reddinin uygulanması halinde doğacak zararların telafisi güç veya imkânsız olmalıdır. Doçentlik davalarında telafisi güç zarar örnekleri:
- Akademik kariyerin durması veya gecikmesi
- Profesörlük başvurusu için gerekli sürenin geçmesi
- Kadro ilanlarına başvuramama
- Akademik projelere başvuramama
- Yurtdışı akademik fırsatları kaçırma
- Akademik itibar kaybı
- Mali kayıplar (maaş farkları, ek ders ücretleri)
Yürütmenin Durdurulması Kararının Sonuçları
Mahkemece yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde:
- İptal işlemi geçici olarak askıya alınır
- Aday, süreç kaldığı yerden devam ettirilmek üzere yeniden değerlendirmeye alınabilir
- Dava sonuçlanana kadar işlem uygulanmaz
- İptal kararı verilirse işlem tamamen ortadan kalkar
- Davanın reddi halinde yürütmenin durdurulması kararı da kalkar
Yürütmenin Durdurulması Kararına İtiraz
Yürütmenin durdurulması kararının veya bu talebin reddine ilişkin kararın, taraflara tebliğini izleyen yedi gün içinde, kararı veren mahkemenin bağlı bulunduğu bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir.
İtiraz, yürütmenin durdurulması kararının icrasını durdurmaz. Bölge idare mahkemesi itirazı inceleyerek kararı onaylar veya kaldırır.
Doçentlik Davalarında İstinaf Süreci
İstinaf Kavramı ve Kapsamı
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca, idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. İstinaf, ilk derece mahkemesi kararının hem maddi hem de hukuki yönden yeniden incelenmesini sağlayan bir kanun yoludur.
Doçentlik davalarında verilen iptal veya red kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde istinaf yoluna başvurulabilmektedir.
İstinaf Mercii: Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Doçentlik davaları Ankara İdare Mahkemelerinde görüldüğünden, istinaf mercii Ankara Bölge İdare Mahkemesidir.
İstinaf başvurusu, kararı veren mahkemeye yapılmaktadır. Mahkeme, istinaf dilekçesini ve dosyayı Ankara Bölge İdare Mahkemesine göndermektedir.
İstinaf İncelemesi ve Karar Türleri
Bölge idare mahkemesi, istinaf başvurusunu inceleyerek şu kararlardan birini verebilir:
Onama Kararı: İlk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılırsa, karar onanır. Onama kararı kesindir, temyiz yolu kapalıdır.
Bozma Kararı: İlk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık tespit edilirse, karar bozulur ve dosya yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilir. Bozma gerekçeleri arasında bilirkişi raporunun yetersiz bulunması, ek inceleme yapılması gerektiği, delillerin tam değerlendirilmediği gibi hususlar yer alabilir.
Kaldırma veya Değiştirme Kararı: Bölge idare mahkemesi, dosyadaki mevcut delillere göre yeniden inceleme yaparak ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp yeni bir karar verebilir. Örneğin, ilk derece mahkemesi davayı reddetmişse bölge idare mahkemesi kararı kaldırarak davanın kabulüne karar verebilir veya tam tersi durumlar gerçekleşebilir.
Bölge idare mahkemesi ayrıca, gerekli gördüğünde yeni bilirkişi incelemesi yaptırabilir, duruşma yapabilir, keşif yapabilir.
İstinaf Kararlarının Kesinliği
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca, bölge idare mahkemesi kararları kesindir. Doçentlik davalarında verilen bölge idare mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolu kapalıdır.
İstisna olarak, İYUK’un 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yolu açıktır ancak bu, tarafların değil Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başvurusuyla mümkündür ve uygulamada çok nadir kullanılmaktadır.
Doçentlik Davalarının Sonuçları ve Uygulanması
İptal Kararının Sonuçları
Mahkeme, doçentlik başvurusunun reddine ilişkin işlemi hukuka aykırı bularak iptal kararı verirse:
Etik İhlal İptalinde: Etik ihlal bulunmadığı kabul edilerek, başvuru asgari şartlar ve eser inceleme aşamalarına tabi tutulur.
Asgari Şart İptalinde: Adayın asgari başvuru şartlarını sağladığı kabul edilerek, başvuru eser inceleme aşamasına geçirilir.
Başarısızlık İptalinde: Adayın eser incelemesinde başarılı olduğu kabul edilerek, doğrudan doçentlik belgesi düzenlenmesi gerekir.
Mahkeme Kararlarının İdare Tarafından Uygulanma Zorunluluğu
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca:
“İdare mahkemelerinin kararları kesinleştiği tarihten itibaren, Danıştay ve bölge idare mahkemelerinin kararları tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili idare tarafından uygulanır. Bu süre içinde kararın uygulanması için gerekli işlemlerin tamamlanması zorunludur.”
ÜAK, mahkeme kararını 30 gün içinde uygulamak zorundadır. Kararın uygulanmaması halinde, İYUK m. 28/son uyarınca, karardan doğan haklarını elde edemeyen kişi, icra mahkemesi aracılığıyla idarenin sorumluluğuna giderek zararlarının tazmini isteminde bulunabilir.
Danıştay Kararı Örneği: Dava Açmanın Yeni Başvuruya Engel Olmaması
Danıştay Sekizinci Dairesinin 26.05.2023 tarih, E.2021/5288, K.2023/2864 sayılı kararında önemli bir ilke belirlenmiştir:
Doçentlik Yönetmeliği’ne 10.08.2021 tarihinde eklenen “Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır” hükmü, Danıştay tarafından iptal edilmiştir.
Danıştay kararında şu gerekçeye yer verilmiştir:
“Her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı belirtilmekte ise de dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır.”
Bu karara göre, doçentlik davası açan adaylar, dava devam ederken yeni dönemlerde yeniden doçentlik başvurusunda bulunabilmektedir. Dava açmanın yeni başvuruya engel olmadığı kesin olarak hükme bağlanmıştır.
Sonuç
Doçentlik başvurusunun reddi kararları, akademik kariyer üzerinde önemli etkiler yaratan idari işlemlerdir. Bu kararlara karşı idari yargıda etkili hukuki başvuru yolları mevcuttur. Etik ihlal, asgari şartların sağlanmaması ve başarısızlık gerekçeleriyle verilen ret kararlarına karşı, 60 günlük süre içinde Ankara İdare Mahkemelerinde iptal davası açılabilmektedir.
Doçentlik davalarında başarılı olabilmek için zamanında hareket etmek, güçlü deliller sunmak ve idare hukuku alanında uzman avukat desteği almak büyük önem taşımaktadır. Bilirkişi incelemesi süreci, mahkeme kararlarında belirleyici rol oynamaktadır.
Bu içerik, 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla güncel mevzuat ve yargı içtihatları esas alınarak, genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Somut durumunuz için mutlaka idare hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki danışmanlık alınız.
