Kanser İlacı SGK Dava Dilekçesinde Bulunması Gereken Unsurlar
(Akıllı İlaç ve İmmünoterapi Davalarında Dilekçe Hazırlama Rehberi)
2025 Güncel Rehber – Anayasal Temeller ve Uygulama Esasları
İçindekiler
- Giriş
- Kanser İlaçlarının SGK Tarafından Karşılanmaması Sorunu
- Sorunun Boyutları
- Akıllı İlaçlar ve İmmünoterapi Tedavilerinin Önemi
- Dava Dilekçesinde Bulunması Gereken Zorunlu Unsurlar
- Hastalığa İlişkin Tıbbi Bilgiler
- İlaca İlişkin Bilgiler
- SGK Başvurusu ve Ret Kararına İlişkin Bilgiler
- Destekleyici Belgeler
- Anayasal ve Yasal Dayanak
- Sosyal Devlet İlkesi (Anayasa m. 2)
- Devletin Temel Amaç ve Görevleri (Anayasa m. 5)
- Yaşam Hakkı (Anayasa m. 17)
- Sağlık Hakkı (Anayasa m. 56)
- Sosyal Güvenlik Hakkı (Anayasa m. 60)
- Dilekçede Kullanılabilecek Hukuki Argümanlar
- İhtiyati Tedbir Talebinin Önemi
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Pratik Öneriler ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
- Okuyucu Soruları ve Yanıtları
- Sonuç
- Sıkça Sorulan Sorular

Giriş
Kanser, günümüzde en yaygın ve en ölümcül hastalıkların başında gelmektedir. Mide, akciğer ve beyin kanserlerinde 5 yıllık sağ kalım oranı maalesef %2-6 civarında seyretmektedir. Bu düşük orana rağmen, erken tanı, genç yaş, eşlik eden hastalığın bulunmaması ve tedaviye yüksek yanıt gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle hastaların bu oranın içine girme şansı bulunmaktadır.
Son yıllarda geliştirilen akıllı ilaçlar, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi ilaçları, kanser tedavisinde devrim niteliğinde gelişmeler sağlamıştır. Ancak bu ilaçların yüksek maliyetleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) geri ödeme listelerinde yer almaması, hastaları hukuki yollara başvurmak zorunda bırakmaktadır.
Bu makalede, kanser ilacının SGK tarafından karşılanması talebiyle açılacak davalarda dilekçede bulunması gereken unsurlar, anayasal ve yasal dayanaklar ile pratik öneriler kapsamlı olarak ele alınacaktır.
Kanser İlaçlarının SGK Tarafından Karşılanmaması Sorunu
Sorunun Boyutları
Türkiye’de kanser tanısı konulan hastaların önemli bir kısmı, tedavileri için gerekli olan yeni nesil ilaçlara erişim konusunda ciddi güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadır. SGK’nın geri ödeme listesinde yer almayan bu ilaçların aylık maliyetleri binlerce, hatta on binlerce Euro’ya ulaşabilmektedir.
Tıbbi onkoloji alanında nükleer tıp gibi ileri teknolojilerden destek alınmasına rağmen, düzenli tarama yapacak bütçe, cihaz ve nitelikli personel yetersizliği nedeniyle birçok kanser türü ancak ileri evrelerde tespit edilebilmektedir. Örneğin, tüm vücudu kapsayan bir PET taraması ortalama 20 mSv radyasyon gerektirmektedir ki bu miktar, şehir merkezinde yaşayan ortalama bir insanın 8 yılda alacağı toplam radyasyona eşdeğerdir.
Bilgisayarlı tomografi veya PET/CT gibi tetkikler, ortada herhangi bir belirti yokken sırf tarama amacıyla her 6 ayda veya yılda bir yapılacak tetkikler değildir. Türkiye’nin en pahalı ve en tanınmış onkoloji hastanelerinde bile “yönetici erkek” veya “kanser taraması” paketlerinde PET/CT bulunmamaktadır. Yalnızca akciğere düşük doz BT taraması uygulanmakta ve bunun için bile yaklaşık 1.000 dolar civarında ücretler talep edilmektedir.
Akıllı İlaçlar ve İmmünoterapi Tedavilerinin Önemi
Kanser tedavisinde kullanılan akıllı ilaçlar ve immünoterapi ilaçları, konvansiyonel kemoterapi ve radyoterapi tedavilerine yanıt vermeyen hastalarda umut ışığı olmaktadır. Bu ilaçlar, kanser hücrelerini hedef alarak sağlıklı hücrelere minimum zarar vermekte ve tedavi etkinliğini artırmaktadır.
Bazı çevrelerce “madem bazı kanserlerde ölüm kesin gibi bir şey, ne diye binlerce dolarlık ilaç kullanılıyor?” sorusu sorulmaktadır. Bu soruya verilecek en net yanıt şudur: Kanser olmayanın ölümü de kesindir. 60-70 yıl insanca yaşanabilecek bir dünyada, 5 yıllık ek sağ kalım elde etmek için on binlerce Euro harcamanın anlamsız olduğu söylenemez.
Kaldı ki kanser ilaçlarının finanse edilmesiyle yalnızca 3-5 yıl ilave ömür elde edileceği de doğru değildir. Lenfoma, non-Hodgkin lenfoma, meme kanseri, rahim kanseri, erken evre kolon kanseri ve timüs kanseri gibi prognozu görece iyi olan kanser türleri, uygun tedaviyle başarılı şekilde tedavi edilebilmekte ve hastalar 15-25 yıl ve üzeri yaşayabilmektedir.
Bu başarı, zamanında kanser ilaçlarına ve nükleer tıp teknolojisine yatırım yapan, bu alana kaynak ayıran insanlık sayesinde mümkün olmuştur. Gelecekte bugünlerden çok daha ileri noktalara ulaşılacağı açıktır. Bu ilerleme için kaynak ayırmak ve finanse etmek, dünyadaki her şeyden daha fazla zorunludur.
Dava Dilekçesinde Bulunması Gereken Zorunlu Unsurlar
Kanser ilacının SGK tarafından karşılanması talebiyle açılacak davada, dilekçenin belirli unsurları içermesi, davanın başarı şansını önemli ölçüde artırmaktadır. Bu unsurları sistematik olarak ele almak gerekmektedir.
Hastalığa İlişkin Tıbbi Bilgiler
1. Hastalığın Türü ve Evresi: Dilekçede, hastanın hangi kanser türüne sahip olduğu ve hastalığın hangi evrede bulunduğu açıkça belirtilmelidir. Evre 3 ve evre 4 kanserler, tedavinin aciliyeti bakımından önem taşımaktadır.
2. Ortalama Sağ Kalım Oranları: Hastalığın türüne ve evresine göre ortalama sağ kalım oranlarının belirtilmesi, tedavinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.
3. PET/CT Rapor Sonuçları: Hastalığın hâlen mevcut olduğu ve yayılmaya devam ettiğine ilişkin güncel görüntüleme raporları, dilekçeye eklenmelidir.
4. Muadil Tedavilerin Denendiğine İlişkin Bilgi: Konvansiyonel tedavilerin (kemoterapi, radyoterapi vb.) denendiği ve sonuç alınamadığına ilişkin bilgilerin yer alması, talep edilen ilacın zorunluluğunu kanıtlamaktadır.
İlaca İlişkin Bilgiler
1. İlacın Adı, Etken Maddesi ve Özellikleri: Talep edilen ilacın tam adı, etken maddesi ve hangi kanser türlerinde kullanıldığı belirtilmelidir.
2. Aylık Doz ve Maliyet Bilgisi: İlacın aylık kullanım dozu ve bu dozun ortalama maliyeti, davanın maddi boyutunu ortaya koymaktadır.
3. Ruhsat Durumu: İlacın Türkiye’de ruhsatlı olup olmadığı bilgisi önem taşımaktadır. İlaç ruhsatlı ise ruhsata ilişkin bilgiler, ruhsatsız ise endikasyon dışı kullanım başvurusunun sonucu dilekçeye eklenmelidir.
4. Endikasyon Dışı Kullanım Başvurusu: İlaç, mevcut endikasyonları dışında kullanılacaksa, hekimin Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na yaptığı endikasyon dışı kullanım başvurusu ve sonucu dilekçeye eklenmelidir. Bu başvuruyu hekimler özel sistemleri aracılığıyla hızlıca yapabilmektedir.
SGK Başvurusu ve Ret Kararına İlişkin Bilgiler
1. SGK’ya Başvuru Yapıldığının Belgelenmesi: SGK’ya usulüne uygun başvuru yapıldığının ve ret cevabı alındığının belgelenmesi, dava şartının yerine getirildiğini göstermektedir. Bu husus, davanın kabul edilebilirliği bakımından kritik öneme sahiptir.
2. Ret Gerekçesinin Değerlendirilmesi: SGK’nın ret gerekçesinin dilekçede ele alınması ve bu gerekçenin neden hukuka aykırı olduğunun açıklanması gerekmektedir.
Destekleyici Belgeler
Dilekçeye eklenmesi gereken belgeler şunlardır:
- SGK hizmet dökümü
- Güncel tıbbi raporlar (PET/CT, MR, BT sonuçları)
- Hekim tarafından düzenlenen “muadil ilaç veya tedavi yoktur” yazısı
- SGK başvurusu ve ret yazısı
- İlaç kullanım raporu
- Endikasyon dışı kullanım başvurusu sonucu (varsa)
- Emsal yargı kararları
Anayasal ve Yasal Dayanak
Kanser ilacı davalarında en güçlü argümanlar, Anayasa hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Bu hükümlerin dilekçede sistematik olarak işlenmesi, davanın hukuki temelini güçlendirmektedir.
Sosyal Devlet İlkesi (Anayasa m. 2)
Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri şu şekilde belirlenmiştir:
“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
Sosyal devlet ilkesi, devletin vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılamak, sosyal adaleti sağlamak ve toplumsal refahı artırmakla yükümlü olduğunu ifade etmektedir. Sağlık hizmetlerine erişim, sosyal devletin en temel görevlerinden birini oluşturmaktadır.
Devletin Temel Amaç ve Görevleri (Anayasa m. 5)
Anayasa’nın 5. maddesi, devletin temel amaç ve görevlerini düzenlemektedir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
Bu hüküm uyarınca devlet, kişinin temel hak ve hürriyetlerini sınırlayan ekonomik engelleri kaldırmakla yükümlüdür. Kanser ilacının yüksek maliyeti nedeniyle hastanın tedaviye erişememesi, ekonomik bir engel teşkil etmekte ve bu engelin kaldırılması devletin görevleri arasında yer almaktadır.
Yaşam Hakkı (Anayasa m. 17)
Anayasa’nın 17. maddesi, en temel insan haklarından biri olan yaşam hakkını düzenlemektedir:
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
Yaşam hakkı, diğer tüm hakların temelini oluşturmaktadır. Kanser hastasının tedaviye erişememesi, doğrudan yaşam hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Devletin bu hakkı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Sağlık Hakkı (Anayasa m. 56)
Anayasa’nın 56. maddesi sağlık hakkını düzenlemektedir:
“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.”
Maddenin devamında, devletin herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, tasarrufu ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle görevli olduğu belirtilmektedir.
Sosyal Güvenlik Hakkı (Anayasa m. 60)
Anayasa’nın 60. maddesi sosyal güvenlik hakkını güvence altına almaktadır:
“Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”
Bu hüküm uyarınca devlet, vatandaşların sosyal güvenlik haklarını teminat altına almak ve bu amaçla gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
Dilekçede Kullanılabilecek Hukuki Argümanlar
Yukarıda açıklanan anayasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, şu sonuçlara ulaşılmaktadır:
Birincisi, Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir ve bu nitelik, devlete vatandaşlarının sağlık ihtiyaçlarını karşılama yükümlülüğü yüklemektedir.
İkincisi, herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Bu hak, devletin koruma yükümlülüğü altındadır.
Üçüncüsü, herkes sağlıklı bir şekilde yaşam hakkına sahiptir. Bu hak, tedaviye erişimi de kapsamaktadır.
Dördüncüsü, devlete, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak görevi verilmiştir. Devlet bu görevi, kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak ve bunları denetleyerek yerine getirmek zorundadır.
Bu argümanlar, dilekçede sistematik olarak işlenmeli ve somut olaya uygulanmalıdır.
İhtiyati Tedbir Talebinin Önemi
Kanser davalarında zaman kritik bir faktördür. Yargılama sürecinin uzunluğu göz önüne alındığında, dava dilekçesiyle birlikte ihtiyati tedbir talebinde bulunulması hayati önem taşımaktadır.
İhtiyati tedbir talebi kabul edildiğinde, yargılama devam ederken SGK’nın ilacı karşılaması sağlanmakta ve hastanın tedaviye erişimi güvence altına alınmaktadır. İş Mahkemelerinde ihtiyati tedbir kararları, HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca davalının savunması beklenmeksizin verilebilmekte ve genellikle bir hafta içinde sonuçlanabilmektedir.
İhtiyati tedbir talebinde şu hususlar vurgulanmalıdır:
- Tedavinin aciliyeti ve gecikmenin telafisi güç zararlara yol açacağı
- Hastanın yaşam hakkının tehlikede olduğu
- Tedbir kararı verilmemesi halinde yargılamanın amacına ulaşamayacağı
- İlacın SGK tarafından karşılanmaması halinde hastanın bu maliyeti karşılama imkânının bulunmadığı
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kanser ilacının SGK tarafından karşılanması davalarında görevli mahkeme, hastanın sigortalılık statüsüne göre belirlenmektedir.
4/A ve 4/B Sigortalıları İçin: Özel sektör çalışanları, işçiler, esnaflar ve serbest meslek erbabı için görevli mahkeme İş Mahkemesidir. 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesi bu durumu açıkça düzenlemektedir.
4/C Sigortalıları İçin (01.10.2008 Öncesi Memuriyete Başlayanlar): 01.10.2008 tarihinden önce memuriyete başlayan kamu görevlileri için görevli mahkeme İdare Mahkemesidir. Bu durum, Anayasa Mahkemesi’nin 22.12.2011 tarihli kararıyla kesinlik kazanmıştır.
Yetkili mahkeme ise SGK’nın ret kararını veren şubesinin bulunduğu yer mahkemesidir. Bazı ilaçlar için başvurular Ankara İbni Sina Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi’ne yönlendirildiğinden, bu durumlarda Ankara mahkemeleri yetkili olmaktadır.
Pratik Öneriler ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
1. Başvuru Sürecine Dikkat Edilmesi: SGK’ya başvuru yapmadan dava açılması halinde, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedilmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle öncelikle SGK’ya usulüne uygun başvuru yapılmalı ve ret cevabı alınmalıdır.
2. Hekim Koordinasyonu: Endikasyon dışı kullanım başvurusu ve ilaç kullanım raporu için tedaviyi yürüten hekim ile koordineli çalışılması gerekmektedir. Hekimlerin bu başvuruları özel sistemleri aracılığıyla hızlıca yapabildikleri bilinmelidir.
3. Belgelerin Eksiksiz Toplanması: Tüm tıbbi belgeler, SGK yazışmaları ve destekleyici dokümanların eksiksiz toplanması, davanın başarı şansını artırmaktadır.
4. Emsal Kararların Araştırılması: Aynı ilaç veya benzer durumlar için verilmiş emsal kararların araştırılması ve dilekçeye eklenmesi faydalı olmaktadır.
5. Zaman Faktörünün Gözetilmesi: Kanser hastalığında zaman kritik önem taşımaktadır. Başvuru ve dava süreçlerinin mümkün olan en kısa sürede tamamlanması için gerekli özeni göstermek gerekmektedir.
Okuyucu Soruları ve Yanıtları
Bu bölümde, konuyla ilgili sıkça karşılaşılan sorular ve yanıtları ele alınmaktadır.
Soru (Cevheri – 15 Mart 2022): “Bu davalar İş Mahkemesinde açılabiliyor, İdare Mahkemesine dava açmaya gerek yok, mahkemeler tedbir kararı veriyor ve SGK da tedbir kararlarını uyguluyor.”
Değerlendirme: Bu tespit, 4/A ve 4/B sigortalıları için doğrudur. Ancak 01.10.2008 öncesi memuriyete başlayan 4/C sigortalıları için görevli mahkeme İdare Mahkemesidir. Sigortalılık statüsüne göre görevli mahkemenin doğru belirlenmesi önem taşımaktadır. İş Mahkemelerinde ihtiyati tedbir kararları genellikle hızlı verilmekte ve SGK bu kararları uygulamaktadır.
Soru (Mustafa – 6 Eylül 2022): “Benim size bir sorum olacak. Eşime kanser teşhisi konuldu şu an tam olarak ne nedir çözülmedi yarın sabah bir parça göğüs hastalıkları tarafından parça alınacak. Bununla beraber toplam üç yerden parça alınıp analiz edilecek. Benim sorum size şudur evre dört diyorlar akıllı ilaç isterlerse ben dilekçe örneği istesem yardımcı olur musunuz şu an ne yapacaklarını bilmediğimiz için bekliyoruz. Eğer ki akıllı ilaçları kullanmak isterse doktorumuz şimdiden dilekçelerimi hazır olması iyi olur mu? Çok teşekkür ederim.”
Değerlendirme: Bu soruyla ilgili şunları belirtmek gerekmektedir:
Öncelikle, tanı sürecinin tamamlanması beklenmeli ve kesin tanı konulduktan sonra tedavi planı netleşmelidir. Ancak hazırlık açısından şimdiden yapılabilecek adımlar bulunmaktadır:
- SGK hizmet dökümünün alınması
- Sigortalılık statüsünün (4/A, 4/B veya 4/C) belirlenmesi
- Mevcut tüm tıbbi belgelerin derlenmesi
Kesin tanı konulup tedavi planı belirlendikten sonra:
- Hekim tarafından ilacın yazılması
- Gerekli ise endikasyon dışı kullanım başvurusunun yapılması
- SGK’ya başvuru yapılması
- Ret cevabı alındığında dava açılması
gerekmektedir. Her vakaya özgü koşullar farklılık gösterdiğinden, sürecin bir avukat eşliğinde yürütülmesi tavsiye edilmektedir.
Sonuç
Kanser ilacının SGK tarafından karşılanması davalarında dilekçenin hukuki açıdan güçlü bir temele oturtulması, davanın başarı şansını önemli ölçüde artırmaktadır. Anayasa’nın sosyal devlet ilkesi, yaşam hakkı, sağlık hakkı ve sosyal güvenlik hakkına ilişkin hükümleri, bu davaların temel dayanaklarını oluşturmaktadır.
Dava dilekçesinde hastalığa ilişkin tıbbi bilgilerin, ilacın özelliklerinin, SGK başvurusu ve ret kararının, destekleyici belgelerin eksiksiz yer alması gerekmektedir. İhtiyati tedbir talebinin dava dilekçesiyle birlikte yapılması, hastanın yargılama süresince tedaviye erişimini güvence altına alacaktır.
Görevli mahkemenin sigortalılık statüsüne göre doğru belirlenmesi, usul açısından kritik öneme sahiptir. 4/A ve 4/B sigortalıları için İş Mahkemesi, 01.10.2008 öncesi memuriyete başlayan 4/C sigortalıları için İdare Mahkemesi görevlidir.
Kanser hastalarının yaşam hakkı ve sağlık hakkının korunması, sosyal hukuk devletinin temel görevleri arasında yer almaktadır. Bu davaların başarıyla sonuçlanması, yalnızca bireysel hakların korunmasını değil, aynı zamanda sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesini de sağlamaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Kanser ilacı davası açmadan önce SGK’ya başvuru yapmak zorunlu mudur?
Evet, zorunludur. SGK’ya başvuru yapılmadan açılan davalar, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilebilir. Öncelikle SGK’ya usulüne uygun başvuru yapılmalı ve ret cevabı alınmalıdır.
2. SGK başvurusu nasıl yapılır?
SGK başvurusu, tedaviyi yürüten hekim aracılığıyla veya doğrudan SGK’ya dilekçe ile yapılabilir. Başvuruda ilacın adı, endikasyonu, hastanın durumu ve tıbbi gerekçeler yer almalıdır.
3. Hangi mahkemede dava açmalıyım?
Sigortalılık statünüze göre değişir. 4/A (işçi) ve 4/B (bağımsız çalışan) sigortalıları İş Mahkemesinde, 01.10.2008 öncesi memuriyete başlayan 4/C sigortalıları İdare Mahkemesinde dava açmalıdır.
4. İhtiyati tedbir kararı ne zaman alınabilir?
İş Mahkemesinde dava dilekçesiyle birlikte ihtiyati tedbir talebinde bulunulabilir ve genellikle bir hafta içinde karar alınabilir. İdare Mahkemesinde ise yürütmenin durdurulması talebi yapılabilir ancak bu süreç daha uzun sürebilmektedir.
5. SGK ihtiyati tedbir kararına uyuyor mu?
Evet, mahkemeler tarafından verilen ihtiyati tedbir kararlarına SGK büyük ölçüde uymaktadır. Tedbir kararı, yargılama süresince ilacın SGK tarafından karşılanmasını sağlamaktadır.
6. Endikasyon dışı kullanım başvurusu nedir ve nasıl yapılır?
Bir ilacın ruhsatlı endikasyonları dışında kullanılması için Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na yapılan başvurudur. Bu başvuruyu tedaviyi yürüten hekim, özel sistem üzerinden yapmaktadır.
7. Dava ne kadar sürer?
Dava süresi mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte, ihtiyati tedbir kararı ile yargılama süresince tedaviye erişim sağlanabilmektedir. Esasa ilişkin karar birkaç ay ile bir yıl arasında çıkabilmektedir.
8. Avukat tutmak zorunlu mudur?
Zorunlu olmamakla birlikte, davanın hukuki karmaşıklığı ve zaman faktörünün önemi göz önüne alındığında, bu alanda deneyimli bir avukatla çalışılması kuvvetle tavsiye edilmektedir.
9. Dava masrafları ne kadardır?
Dava masrafları, başvuru harcı, vekâlet ücreti ve diğer giderlerden oluşmaktadır. Ancak adli yardım koşullarını taşıyan hastalar, dava masraflarından muaf tutulabilmektedir.
10. Dava kaybedilirse ne olur?
Dava kaybedilmesi halinde istinaf ve temyiz yollarına başvurulabilir. Ayrıca yeni deliller veya değişen koşullar çerçevesinde yeni bir dava açılması da mümkündür. Her halükârda, davanın kaybedilmesi halinde bile karşı taraf vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin ödenmesi gerekebilir.
