ÜNİVERSİTE HASTANELERİNDE ÖĞRETİM ÜYELERİNİN NÖBET ÜCRETİ HAKKI

Hukuki Değerlendirme

Uzman tabiplik ile öğretim üyeliği sıfatının aynı kişide birleştiği üniversite hastanesi çalışanları, nöbet ücretine hak kazanıp kazanmadıkları meselesinde uzun süredir çözümsüz kalan bir uyuşmazlık alanının tam ortasında bulunmaktadır. Bu uyuşmazlık; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu arasındaki sistematik gerilimden kaynaklanmakta ve idare mahkemelerinin verdiği kararlar, idarenin benimsediği yorumdan sıklıkla ayrışmaktadır.

657 sayılı Kanun’un Ek 33. maddesi hükmü, yataklı tedavi kurumlarında çalışma saatleri dışında nöbet tutmasına karşın kurumca izin kullandırılmayan personele nöbet ücreti ödeneceğini açıkça düzenlemektedir. Bu hükmün uygulanmasında, aynı zamanda öğretim üyesi sıfatını taşıyan uzman tabipler özelinde 2547 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (e) bendinin devreye girip girmeyeceği tartışılmaktadır. İdare bu bende dayanarak ödeme yükümlülüğünün doğmadığını savunmaktadır.

Ancak söz konusu bendin yalnızca tıpta uzmanlık eğitimi yapan araştırma görevlileri için geçerli olduğu, lisansüstü eğitimini tamamlamış uzman tabip-öğretim üyeleri için uygulanamayacağı; pek çok idare mahkemesi kararında açıkça hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla idarenin bu personeli kapsam dışında bırakma yönündeki yorumu mevzuatın amacıyla ve sistematik yorumuyla bağdaşmamaktadır.

İdare yönünden açılan bu istinaf davasında idarenin hukuka uygun işlem tesis ettiğini ileri sürmesi durumunda, istinaf mahkemesinin ilk derece kararını bozup bozmayacağı belirleyici önem taşımaktadır. Bu noktada mahkemelerin, yalnızca kelime anlamına dayanan bir yorum yerine amaca uygun ve bütüncül bir yorum benimsemesi beklenmektedir. Yerleşik Danıştay içtihadı da bu yönde şekillenmiş; öğretim üyesi sıfatındaki uzman tabiplerin nöbet ücretine hak kazandığı kararlarla pekiştirilmiştir.

Bu dava türü; aynı zamanda idarenin savunma sıfatıyla yargı önüne çıktığı ve idare mahkemesi kararını hatalı bulduğu hâllerde başvurduğu istinaf mekanizmasını da göstermektedir. Sonuç ne olursa olsun sağlık personelinin çalışma koşulları ve mali hakları bakımından emsal oluşturan bu uyuşmazlıklar, idare hukukunun güncel ve kritik meselelerinin başında gelmektedir.

BAŞLICA HUKUKİ DAYANAKLAR657 sayılı DMK Ek Madde 33 · 2547 sayılı YÖK Kanunu md. 50/(e) · 2577 sayılı İYUK · Danıştay 2. Dairesi Nöbet Ücreti İçtihadı

… BÖLGE İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

İSTİNAF TALEP EDEN (DAVALI) : … [Kurum Adı]

VEKİLİ : Av. Feyza Nur Serttaş UETS : [Feyza-UETS-No]

DAVACI (KARŞI TARAF) : [Ad Soyad]

İSTİNAFA KONU KARAR : … İdare Mahkemesi’nin … Esas, … Karar sayılı ve … günlü

kararının bozulması talebinden ibarettir.

I. İSTİNAF SEBEPLERİ

Dava konusu uyuşmazlık, davacı uzman hekimin icap nöbeti ücretine ilişkin talebini

kapsamakta olup ilk derece mahkemesi bu talebi kabul etmiştir. Söz konusu kararın usul ve esas

yönünden hukuka aykırı olduğu kanaatindeyiz; zira:

A. Mevzuat Bakımından

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 33. maddesi hükmü uyarınca yataklı tedavi

kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri ile 112 acil sağlık hizmetlerinde

çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti tutan ve nöbet karşılığında izin

kullanmasına müsaade edilmeyen memurlar ile sözleşmeli personele belirli oranlar dahilinde

nöbet ücreti ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

Ne var ki 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 50. maddesinin (e) bendi, yalnızca tıpta

uzmanlık eğitimi yapanlara ilişkin olup aynı zamanda uzman tabip sıfatını taşıyan öğretim

üyelerinin icap nöbeti ücretine hak kazanamayacağı, ilgili mevzuatın bütünlüklü yorumundan

açıkça anlaşılmaktadır.

B. Usule İlişkin Aykırılıklar

İdare mahkemesi kararında, davalı idare tarafından ibraz edilen işlem dosyası ve belgelerin

yeterince değerlendirilmediği; tesis edilen idari işlemin yetki, sebep, konu, şekil ve maksat

unsurları bakımından hukuka uygun olduğunun göz ardı edildiği görülmektedir. Davacının

talepleri haksız ve mesnetsiz olup davanın reddi gerekirken iptal kararı verilmesi usul ve

kanuna aykırıdır.

II. SONUÇ VE İSTEM

Yukarıda arz olunan nedenler ile işlem dosyasındaki belgeler nazara alınarak:

1. … İdare Mahkemesi’nin … Esas, … Karar sayılı kararının BOZULMASINA,

2. Bozma kararı verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına,

3. Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini

saygıyla arz ve talep ederim.

Av. Feyza Nur Serttaş


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir