KAMU HASTANESİNDE YANLIŞ TEŞHİS VE YETERSİZ TEDAVİDEN DOĞAN HİZMET KUSURU
Hukuki Değerlendirme
Kamu hastanelerinde gerçekleştirilen tıbbi müdahalelere bağlı zararların tazmini; Türk hukukunda idari yargı kolunda tam yargı davası yoluyla sağlanmaktadır. İdarenin hizmet kusuru ilkesi; hizmetin gereği gibi işlememesini, geç işlemesini ya da hiç işlememesini kapsamakta ve bu durumlarda idarenin kusur koşulu aranmaksızın sorumlu tutulabilmesinin önünü açmaktadır. Tıp alanındaki hizmet kusuru davaları ise özellikle bilirkişi incelemesinin belirleyici ağırlık taşıdığı karmaşık yargısal süreçler içermektedir.
Malpraktis; Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 13. maddesi uyarınca “bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ihmalkârlık nedeniyle bir hastanın zarar görmesi, hekimliğin kötü uygulanması” olarak tanımlanmaktadır. Dünya Hekimler Birliği tanımı da buna paralel biçimde; hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmamasını, beceri eksikliğini ya da hastaya tedavisini vermemesini malpraktis kapsamında değerlendirmektedir. Tıbbi standartlara aykırılık tek başına malpraktis sayılmakta; buna ek olarak tedavinin gidişatının takip edilip edilmediği de kritik bir ölçüt olarak öne çıkmaktadır.
Kamu hastanesinde görevli hekim tarafından gerçekleştirilen tıbbi müdahaledeki hata; salt hekimin bireysel sorumluluğuyla değil, aynı zamanda kurumun hizmet kusuruyla ilişkilendirilmektedir. İdari faaliyet çerçevesinde ifa edilen görevin mevzuata aykırı biçimde icra edilmesinden kaynaklanan ve tek bir şahsa indirgenemeyen bu kusur, “anonim görev kusuru” niteliğinde olup idare bakımından hizmet kusuru olarak kabul görmektedir.
Tam yargı davalarında zaman aşımı ve idari başvuru süreleri son derece kritik öneme sahiptir. İYUK’un 12. maddesi uyarınca zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde idareye başvurulması; idarenin ret kararından ya da sessiz kalmasından (60 gün) itibaren ise 60 gün içinde dava açılması gerekmektedir. Bu süreler kaçırıldığında en haklı maddi ve hukuki gerekçeler dahi usul engeline takılmaktadır.
Bu dava türünde bilirkişi —özellikle Adli Tıp Kurumu— incelemesi belirleyici niteliktedir. Mahkemeler, hekimin uyguladığı tedavi yönteminin tıbbi standartlara uygunluğunu kendi bilgileriyle değil, bilirkişi aracılığıyla denetlemektedir. Dolayısıyla dava dosyasının teknik açıdan eksiksiz ve tutarlı biçimde hazırlanması; yargılama sürecinin başarıyla yönetilmesi açısından hayati önem taşımaktadır.
BAŞLICA HUKUKİ DAYANAKLAR2577 sayılı İYUK md. 12, 13, 17 · Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları md. 13 · 6098 sayılı TBK · T.C. Anayasası md. 125 · Danıştay Hizmet Kusuru İçtihadı

Bir yanıt yazın