Güven duygusunu sarsma emsal kararlar incelendiğinde, sonucu belirleyen şeyin çoğu zaman olayın kendisi değil, idarenin olayla kamu görevi arasında kurabildiği bağ olduğu görülür. Benzer görünen iki olaydan birinde ceza iptal edilirken, diğerinde hukuka uygun bulunabilmektedir. Bu farkı anlamadan emsal karara dayanmak, dava dilekçesini güçlendirmek yerine zayıflatabilir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/B-d maddesi ve 7068 sayılı Kanun’un 8/4-b-6 maddesi, hizmet dışında güven duygusunu sarsan davranışları disiplin cezasına bağlar. Ancak hangi davranışın bu nitelikte olduğunu kanun söylemez; bunu söyleyen yargı kararlarıdır. Bu yazıda, doğrulanmış Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve ilk derece mahkemesi kararları üzerinden yargının hangi ölçütleri aradığını, hangi olaylarda iptal, hangi olaylarda ret kararı verdiğini ve bu kararların somut bir davada nasıl kullanılabileceğini inceliyoruz.

Fiilin unsurları, cezanın türü, soruşturma süreleri ve dava açma yolları hakkında genel bilgi arayan okuyucular, önce hizmet dışında güven duygusunu sarsmak ve disiplin cezası başlıklı ana rehberimizi okuyabilir. Bu yazı, o rehberin yargı kararlarına ayrılmış tamamlayıcısıdır.

Güven duygusunu sarsma emsal kararlar: Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarının yer aldığı dava dosyası
Emsal kararların değeri, somut olayla kurulan benzerlik ölçüsündedir.

Emsal Kararların Ortak Ölçütü Nedir?

Danıştay’ın bu alandaki kararlarında tekrar eden bir formül vardır. Danıştay Beşinci Dairesinin 23/05/2019 tarihli ve E.2016/16429, K.2019/3950 sayılı kararında açıkça ifade edilen bu formüle göre, hizmet dışındaki bir davranış nedeniyle ceza verilebilmesi için üç şeyin birlikte ortaya konulması gerekir:

  1. Davacıya isnat edilen fiilin, kamu görevlisinin yaptığı iş ile ilgisi,
  2. Davacının bu fiili nasıl ve ne şekilde gerçekleştirerek resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güveni sarstığı,
  3. Bu halin kamu görevine etkisi.

Bu üç unsura Anayasa Mahkemesi’nin içtihadından gelen dördüncü bir unsur eklenmelidir: ölçülülük. Verilen ceza, davranışın ağırlığıyla ve memurun geçmiş siciliyle orantılı olmalıdır. Aşağıda inceleyeceğimiz kararların hemen hepsi, bu dört sorudan birine veya birkaçına verilen cevaba göre şekillenmiştir.

Bu formülün pratik sonucu şudur: İspat yükü idarededir. Memur, davranışının özel hayatına ait olduğunu ileri sürdüğünde, davranışın disiplin hukukunu ilgilendiren yönünü göstermek idareye düşer. İdare bu bağı kuramamışsa, davranışın gerçekleşmiş olması tek başına cezayı hukuka uygun kılmaz.

Anayasa Mahkemesi Özel Hayata Müdahaleyi Hangi Şartlarda Kabul Ediyor?

Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin özel hayatına ilişkin davranışları nedeniyle verilen disiplin cezalarını Anayasa’nın 20. maddesindeki özel hayata saygı hakkı kapsamında incelemektedir. Mahkemeye göre bu tür bir ceza, hakka yapılmış bir müdahaledir. Müdahalenin kanuni dayanağı ve meşru amacı (kamu hizmetinin etkin yürütülmesi ve mesleki disiplinin sağlanması) genellikle bulunduğundan, asıl tartışma müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olup olmadığı noktasında yoğunlaşır.

G.G. kararı: ilkelerin temeli

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, G.G. Başvurusu, B. No: 2014/16701, 13/10/2016 — ihlal

Bu başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğin kesilmesine ilişkindir. Genel Kurul kararı, sonraki pek çok Danıştay kararının dayandığı ilkeleri ortaya koymuştur. Buna göre disiplin işlemlerinde ve bu işlemleri denetleyen mahkeme kararlarında; kişinin özel hayatına ilişkin tutum ve eylemlerinin meslek hayatı üzerindeki etkisi açıklanmalı, kamu hizmeti sunan kurumun işleyişine etkisi ve riskleri ortaya konulmalı, bu değerlendirmeler yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmeli, işlem kişinin geçmiş sicili ve başarısı da dikkate alınarak ölçülülük yönünden tartılmalıdır. Karar ayrıca müdahaleye yol açan karar alma sürecinin adil olmasını ve usule ilişkin güvenceler içermesini şart koşar.

Danıştay’ın özel hayata ilişkin hemen her kararında bu ilkelere atıf yapılması, G.G. kararını bu alanın temel referansı haline getirmiştir. Dava dilekçesinde bu kararın ilkeleri, somut olayda hangi unsurun eksik kaldığı gösterilerek kullanılmalıdır.

Sevilay Sümer kararı: kınama cezası ve aday memur

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Sevilay Sümer Başvurusu, B. No: 2016/7091, 18/07/2019 — ihlal

Başvurucu, Yargıtay Başkanlığında aday memur olarak zabıt kâtibi kadrosunda görev yapmaktadır. Evli olduğunu bildiği bir kişiyle ilişki yaşadığı gerekçesiyle kınama cezası verilmiş ve bu cezaya bağlı olarak memuriyetle ilişiği kesilmiştir. Cezaya dayanak yapılan telefon konuşmaları ve sosyal medya paylaşımları, başvurucunun aday memur olarak göreve başlamasından önceki döneme aittir.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun bu ilişkiyi iş ortamına yansıttığına, alenileştirdiğine veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini engellediğine dair hiçbir tespitin bulunmadığını belirlemiştir. Cezada özel hayata ilişkin davranışların belirleyici olduğunu, buna karşın derece mahkemesinin bu davranışların meslek hayatı üzerindeki olumsuz etkisini ve risklerini ikna edici gerekçelerle açıklamadığını tespit ederek özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu karar, doğrudan 125/B-d maddesi uyarınca verilen bir kınama cezasıyla ilgili olması nedeniyle özellikle önemlidir. Ayrıca kınama gibi görece hafif bir cezanın, aday memurlar bakımından memuriyetin sona ermesi gibi ağır bir sonuca bağlanabileceğini de göstermektedir.

A.A. kararı: aynı olayda farklı cezalar ve ölçülülük

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, A.A. Başvurusu, B. No: 2022/56422, 10/07/2024 — ihlal

Bu karar, ölçülülük denetiminin nasıl yapıldığını göstermesi bakımından son derece öğreticidir. Kaymakam olarak görev yapan başvurucu ile aynı ilçede müdür vekili olan bir kamu görevlisi arasındaki mesajlaşmalar, ikinci kişinin eşi tarafından şikâyet edilmiştir. Soruşturma sonucunda kaymakamın eylemi yüz kızartıcı ve utanç verici hareket (125/E-g) olarak nitelendirilmiş, geçmiş hizmetleri nedeniyle bir alt ceza uygulanarak üç yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmiştir. Aynı olay nedeniyle diğer kamu görevlisine ise hizmet dışında itibar ve güven duygusunu sarsma (125/B-d) gerekçesiyle kınama cezası verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi delillerin elde ediliş biçimine ilişkin itirazı yerinde bulmamıştır. Ancak ölçülülük yönünden üç noktayı belirleyici saymıştır. Birincisi, verilen cezanın başvurucunun mesleki kariyeri üzerinde ağır bir etkisi vardır; bu ceza, mülki idare amirinin birinci sınıfa yükselmesini engellemektedir. İkincisi, başvurucunun eylemi amirlik vasfının sağladığı nüfuzu kullanarak gerçekleştirdiğine dair bir tespit yoktur. Üçüncüsü, aynı olayın diğer tarafına çok daha hafif bir ceza verilmesi, idari ve yargısal kararlarda hiç tartışılmamıştır.

Mahkeme, 657 sayılı Kanun’un benzer nitelikteki eylemler için uyarmadan Devlet memurluğundan çıkarmaya uzanan kademeli cezalar öngördüğünü hatırlatmış ve amaca daha hafif bir müdahaleyle ulaşılabilecekken bu imkânın değerlendirilmemesini özel hayata saygı hakkının ihlali olarak görmüştür. Bu karar, aynı olaydan ceza alan başka kişilerin bulunduğu dosyalarda eşitlik ve ölçülülük argümanını güçlendirmektedir.

M.S.G. kararı: ihlal bulunmayan bir örnek

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, M.S.G. Başvurusu, B. No: 2020/35386, 03/10/2024 — ihlal olmadığı

Emsal kararları dengeli okumak için ret yönündeki kararları da bilmek gerekir. Bu başvuruda polis memuru olan başvurucuya, eşine karşı kötü muamelede bulunduğu gerekçesiyle hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güveni sarsacak davranış nedeniyle ceza verilmiştir. İdare, Tüzük’te öngörülen altı ay kısa süreli durdurma cezası yerine bir alt ceza uygulayarak dört günlük aylıktan kesme cezası vermiştir. Olaydan sonraki gün düzenlenen sağlık raporunda eşin kol ve bacaklarında ekimoz ve sıyrıklar tespit edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, kolluk personelinin görevi nedeniyle diğer kamu görevlilerinin tabi olmadığı bazı sınırlamalara tabi olabileceğini kabul etmiştir. Ancak bunun her hizmet dışı davranışı kapsamadığını, yalnızca mesleğin saygınlığını etkileyebilecek nitelikteki eylemlerin sorumluluk doğuracağını da vurgulamıştır. Somut olayda fiil sağlık raporu başta olmak üzere delillerle sabittir, alt ceza uygulanarak ölçülü bir yaptırım seçilmiştir ve başvurucuya savunma ile delil sunma imkânı tanınmıştır. Bu nedenle ihlal bulunmamıştır.

Bu kararın ilginç bir ayrıntısı, Danıştay Beşinci Dairesindeki temyiz incelemesinde verilen karşı oydur. Karşı oy yazısı, olayın özel hayata ilişkin olduğunu ve disiplin hukukunu ilgilendiren yönünün ortaya konulmadığını belirterek bozma görüşü bildirmiştir. Bu durum, aile içi olaylarda sınırın ne kadar ince olduğunu göstermektedir. Ancak çoğunluk görüşü ve Anayasa Mahkemesi, başkasına yönelik fiziksel şiddet içeren bir olayı, aile içinde gerçekleşmiş olsa bile kolluk personeli bakımından disiplin hukukunun alanında saymıştır.

Danıştay Hangi Olaylarda Cezayı Özel Hayat İhlali Saydı?

Meslektaşla yakın ilişki iddiası ve dedikoduya dayalı tanık beyanları

Danıştay 5. Daire, E.2016/16429, K.2019/3950, 23/05/2019 — bozma

Evli ve iki çocuklu bir polis memurunun, bekâr bir meslektaşıyla mesleki arkadaşlığın ötesinde samimi tavırlar içinde olduğu, birlikte gezdikleri ve memurun aracının meslektaşın kaldığı polis lojmanına geldiği iddiasıyla soruşturma başlatılmış ve altı ay kısa süreli durdurma cezası verilmiştir. İlk derece mahkemesi, iddiaların niteliğini ve teşkilatta duyulmuş olmasını dikkate alarak davayı reddetmiştir. Davacı temyizde, soruşturmacının cezaya yer olmadığı yönünde görüş bildirdiğini, disiplin kurulunun bu görüşü göz ardı ederek dedikodu niteliğindeki beyanlara dayandığını ileri sürmüştür.

Danıştay, disiplin yaptırımlarının amacının kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi olduğunu, özel hayatın ise devletin müdahale edemeyeceği veya ancak asgari ölçüde müdahale edebileceği bir alan olduğunu belirtmiştir. Soruşturma belgelerinden olayın davacının kamu görevlisi olmasından bağımsız bir özel yaşam alanında gerçekleştiğini tespit etmiş ve ret kararını bozmuştur. Karardaki karşı oy, sonuca katılmakla birlikte iptalin özel hayat gerekçesiyle değil, fiilin sübut bulmaması gerekçesiyle verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Bu karar iki bakımdan önemlidir. Birincisi, olayın “teşkilatta duyulmuş olması” tek başına kamu görevine etki olarak kabul edilmemiştir. İkincisi, karşı oy, aynı dosyada hem sübut hem de özel hayat argümanlarının birlikte ileri sürülmesinin önemini göstermektedir.

Kur’an kursu öğreticisi: tipiklik eksikliği ve özel hayat

Danıştay 12. Daire, E.2021/1722, K.2021/1525, 22/03/2021 — iptal kararının onanması

Kur’an kursu öğreticisi olarak görev yapan davacıya, hizmet içinde itibar ve güven duygusunu sarsma (125/C-ı) gerekçesiyle aylıktan kesme cezası verilmiştir. Cezaya iki grup fiil dayanak yapılmıştır: amirine ve öğrencilerine karşı olumsuz davranışlar ile uzun yıllardır bir kişiyle irtibat halinde olup onunla bir araya geldiği, birlikte yolculuk yaptığı ve bu ilişkiyi ailesinden gizlediği iddiaları.

İlk derece mahkemesi, Danıştay’ın bozma kararına uyarak iki ayrı tespit yapmıştır. Görevle ilgili davranışlar sabit olmakla birlikte, temel saygı ödevine aykırı bu davranışların itibar ve güven duygusunu sarsacak ağırlıkta olmadığını, bu nedenle disiplin hukukundaki tipiklik şartının gerçekleşmediğini belirlemiştir. İlişkiye dair iddiaların ise kamu görevlisi olmaktan kaynaklanmayan, disiplin hukukunu ilgilendiren yönü gösterilmemiş özel hayat fiilleri olduğunu kabul etmiştir. İşlemi iptal etmiş ve davacının yoksun kaldığı parasal hakların dava tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine hükmetmiştir. Danıştay bu kararı onamıştır.

Karar, idarenin hafif nitelikteki görev kusurlarını ve özel hayat olaylarını bir araya getirip ağır bir bende yerleştirme eğilimine karşı güçlü bir örnektir. Ayrıca iptal halinde parasal hakların faiziyle iadesinin talep edilebileceğini göstermektedir.

Rızaya dayalı ilişki ve izinsiz ele geçirilen görüntüler

Danıştay 2. Daire, E.2025/2438, K.2025/5394, 20/11/2025 — bozma

Emniyet müdürlüğünde sivil memur olarak görev yapan davacının evlilik dışı bir ilişki yaşadığı ve telefonunda bu ilişkiye ait mahrem görüntüler bulunduğu gerekçesiyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmiştir. Davacı, boşanma sürecinde olduğunu, görüntülerin eşi tarafından bulut hesabının şifresi kırılarak izinsiz biçimde ele geçirildiğini ve kendisinin bu görüntüleri kimseyle paylaşmadığını belirtmiştir. İlk derece mahkemesi işlemi iptal etmiş, bölge idare mahkemesi ise olayın adli makamlara intikal ettiğini ve davacının görevinin önemini gerekçe göstererek davayı reddetmiştir.

Danıştay, görüntülerin davacının bilgisi ve izni dışında elde edildiğini, davacı tarafından üçüncü kişilerle paylaşılmadığını, olayın kamu görevlisi olmaktan bağımsız bir özel yaşam alanında gerçekleştiğini ve eylemin herhangi bir kamu görevinin yürütüldüğü sırada işlenmediğini tespit etmiştir. Bu nedenle cezanın özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğine hükmederek bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur. Kararda biri esasa, biri gerekçeye ilişkin iki karşı oy bulunmaktadır; nihai sonuç, bozma üzerine verilecek karara bağlıdır.

Bu karar, Devlet memurluğundan çıkarma cezasına ilişkin olmakla birlikte, hizmet dışı davranışlar bakımından aynı ölçütü uygulaması nedeniyle 125/B-d dosyalarında da yol göstericidir. Özellikle olayın idareye nasıl ulaştığı, aleniyetin memurun iradesiyle mi yoksa üçüncü kişinin hukuka aykırı eylemiyle mi oluştuğu sorusunun sonucu doğrudan etkilediğini göstermektedir.

Dikkat: “Olayın adli makamlara intikal etmesi” veya “teşkilatta duyulması”, kendiliğinden kamu görevine etki anlamına gelmez. Danıştay her iki kararda da bu tür genel gerekçeleri yeterli görmemiştir. Önemli olan, aleniyetin kimin eylemiyle oluştuğu ve hizmete somut bir yansımasının bulunup bulunmadığıdır.

Fiil Yanlış Bende Yerleştirilirse Ne Olur?

657 sayılı Kanun, kamu görevine duyulan güveni koruyan birbirine yakın birkaç bent içerir: vakara yakışmayan davranış (uyarma), hizmet dışında güveni sarsma (kınama), hizmet içinde güveni sarsma (aylıktan kesme) ve yüz kızartıcı hareket (çıkarma). İdarenin bir davranışı olduğundan ağır bir bende yerleştirmesi, işlemi hukuka aykırı kılar.

Komşuya yönelik eylemde “hizmet içi” ve “hizmet dışı” ayrımı

Danıştay 12. Daire, E.2021/7746, K.2022/4134, 23/06/2022 — bozma (oyçokluğu)

Rehber öğretmen olan davacı, aynı apartmanda oturan komşusuna yönelik teşhir yoluyla cinsel taciz eylemi nedeniyle ceza mahkemesince mahkûm edilmiş ve Devlet memurluğundan çıkarma cezası almıştır. İlk derece ve bölge idare mahkemeleri davayı reddetmiştir.

Danıştay, eylemin okul içinde veya dışında öğrencilere, iş arkadaşlarına veya amirlere karşı işlendiğine dair hiçbir delil bulunmadığını belirlemiştir. Eylemin hizmet içinde ve kamu göreviyle ilgili olmadığını, idarenin bu eylemin “hizmet dışında” güven duygusunu sarsacak nitelikte olup olmadığını gözetmeksizin eksik nitelendirme yaptığını kabul ederek kararı bozmuştur. Karar oyçokluğuyla verilmiştir; azınlık, ret kararının onanması görüşündedir.

Bu karar dikkatle okunmalıdır. Danıştay burada davranışı onaylamış değildir; aksine eylemin disiplin hukuku bakımından bir karşılığı olduğunu kabul etmiştir. Belirleyici olan, eylemin görevle bağlantısız biçimde hizmet dışında gerçekleştiği ve bu nedenle doğru bendin hangisi olduğunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğidir. Bu karar, ceza mahkumiyeti bulunan dosyalarda bile nitelendirme tartışmasının açık olduğunu gösterir; ancak oyçokluğuyla verilmiş tek bir karar olduğundan kesin bir kural gibi sunulmamalıdır.

Tipiklik ilkesinin anlamı

Yukarıda incelenen Danıştay 12. Dairesinin 2021 tarihli kararı da aynı ilkeye dayanır: Bir davranışın sabit olması, onun idarenin seçtiği bende uyduğu anlamına gelmez. Disiplin hukukunda “tipiklik” olarak ifade edilen bu ilke, fiilin kanundaki tanımın bütün unsurlarını taşımasını arar. Bu nedenle dava dilekçesinde yalnızca “fiil işlenmedi” demek yetmez; fiil işlenmiş kabul edilse bile neden bu bende girmediği ayrıca tartışılmalıdır.

Hangi Olaylarda Ceza Hukuka Uygun Bulundu?

Emsal kararları yalnızca lehte olanlarla sınırlı okumak, gerçekçi olmayan beklentilere yol açar. Yargının cezayı hukuka uygun bulduğu olayların ortak özelliklerini bilmek, kendi davanızın güçlü ve zayıf yanlarını görmenizi sağlar.

Görev nedeniyle tanışılan kişiye tehdit mesajları

Danıştay 2. Daire, E.2024/4113, K.2024/5408, 05/11/2024 — bozma (cezanın hukuka uygun bulunması yönünde, oyçokluğu)

Evli olan polis memuru, görevi nedeniyle tanıdığı ve hakkında işlem yaptığı bir kişiyle arkadaşlık boyutunu aşan bir duygusal ilişki kurmuştur. Daha sonra aralarında yaşanan anlaşmazlık üzerine bu kişiye, onu cezaevine attırmakla tehdit eden mesajlar göndermiştir. Her iki eylem için ayrı ayrı, alt ceza uygulanarak on günlük aylık kesimi cezası verilmiştir. İlk derece mahkemesi ilişkiye dair cezayı hukuka uygun bulmuş, mesajların davacının eşi tarafından gönderildiği savunması nedeniyle tehdit fiilinin şüpheli kaldığını düşünerek ikinci cezayı iptal etmiştir.

Danıştay, aynı gün davacının ve eşinin telefonlarından gönderilen mesajların üslup, ifade ve içerik bakımından birbirinden açıkça farklı olduğunu, farklı ruh hallerindeki kişilerce yazıldığını tespit etmiştir. Tehdit mesajlarının davacı tarafından gönderildiği sonucuna ulaşmış ve bu fiilin resmi sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve güveni sarsacak nitelikte olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle iptal kararını bozmuştur.

Bu kararı özel hayat kararlarından ayıran unsurlar açıktır: İlişki, memurun görevi nedeniyle ve hakkında işlem yaptığı bir kişiyle kurulmuştur. Tehdit mesajlarında ise memurun resmi sıfatından kaynaklanan bir güç, yani karşı tarafı “içeri attırma” imkânı ima edilmiştir. Bu iki özellik, olayı özel hayattan çıkarıp doğrudan kamu göreviyle ilişkilendirmiştir.

Fiziksel şiddetin delillerle sabit olduğu aile içi olay

Yukarıda ayrıntılı olarak incelenen Anayasa Mahkemesi’nin M.S.G. kararı, bu grubun ikinci örneğidir. Sağlık raporuyla sabit bir fiziksel şiddet, kolluk personeli bakımından özel hayat savunmasını önemli ölçüde zayıflatmıştır. Ancak bu kararda da alt cezanın uygulanmış olması, ölçülülük değerlendirmesinde belirleyici bir rol oynamıştır.

Ortak özellik: Cezanın hukuka uygun bulunduğu dosyalarda genellikle şu unsurlardan en az biri vardır: davranışın başkasına yönelik bir saldırı (tehdit, şiddet) içermesi, görev nedeniyle kurulan bir ilişkiden doğması veya memurun resmi sıfatının sağladığı gücü kullanması ya da ima etmesi. Kendi olayınızda bu unsurlar bulunuyorsa, savunmayı yalnızca özel hayat argümanına dayandırmak yeterli olmayacaktır.

Varsayıma Dayanan Ceza Ayakta Kalabilir mi?

Ankara 14. İdare Mahkemesi, 18/11/2021 tarihli karar — iptal (istinaf yolu açık olmak üzere)

Bu ilk derece mahkemesi kararı, idarenin varsayıma dayalı değerlendirmelerle ceza vermesine karşı iyi bir örnektir. Bir camide müezzin-kayyım olarak görev yapan davacıya, resmi nikâhla evlendiği eşinin evlilikten önceki bir birliktelikten doğan çocuğunun nüfus kaydındaki baba adı hanesine kendi adının yazılmasına “kayıtsız kalması” gerekçesiyle, hizmet dışında itibar ve güven duygusunu sarsma fiilinden kınama cezası verilmiştir. Soruşturma, CİMER üzerinden yapılan ihbarlarla başlamıştır.

Mahkeme, uyuşmazlığı Türk Medeni Kanunu’nun soybağı, tanıma ve sonradan evlenme hükümleri ile Nüfus Hizmetleri Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde incelemiştir. Evlilik dışında doğan çocuğun doğum bildiriminin kural olarak ana tarafından yapıldığını tespit etmiş, UYAP üzerinden alınan nüfus kaydında davacının tanıma, babalık hükmü, soybağının düzeltilmesi veya evlat edinme gibi herhangi bir işleminin bulunmadığını belirlemiştir. Tanık ifadelerinin bir kısmının iddiaları doğrulamadığını, bir kısmının ise üçüncü kişilerden duyulan bilgilere dayandığını gözlemlemiştir.

Sonuçta mahkeme, hukuki sonuçlarını tamamen özel hukuk alanında doğuran bu olayda davacının açık veya örtülü bir irade beyanını ya da davranışını gösteren somut bir bilgi ve belge bulunmadığını, eylemin medeni hukuk hükümlerine aykırı biçimde ve varsayımlara dayanılarak davacıya isnat edildiğini kabul etmiştir. Böyle bir eylemin 125. maddede sayılan disiplinsizliklerden olmadığına hükmederek işlemi oybirliğiyle iptal etmiştir.

Bu karar bir ilk derece mahkemesi kararıdır ve istinaf aşamasındaki sonucu bu yazının konusu değildir. Bununla birlikte iki önemli ilkeyi somutlaştırmaktadır: Disiplin cezası, memurun kendi iradesiyle gerçekleştirdiği bir davranışa dayanmalıdır; başkasının eylemi veya kanunun kendiliğinden bağladığı sonuçlar memura kusur olarak yüklenemez. Ayrıca duyuma dayanan tanık beyanları, fiilin sübutu için yeterli değildir.

Mevzuat Değişikliği ve Lehe Hüküm İlkesi

Danıştay 2. Daire, E.2021/6489, K.2024/127, 09/01/2024 — bozma

Kolluk personeli bakımından önemli bir mesele, disiplin mevzuatının 2018 yılında değişmiş olmasıdır. Anayasa Mahkemesi’nin 13/01/2016 tarihli, E.2015/85, K.2016/3 sayılı kararıyla, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Kanun’un 83. maddesinin birinci cümlesi, yaptırım konusu eylemleri kanun düzeyinde belirlemediği gerekçesiyle iptal edilmiştir. Ardından 7068 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir.

İncelenen olayda polis memuruna, hizmet dışında resmi sıfatın gerektirdiği saygınlığı sarsma fiili nedeniyle, mülga Tüzük’ün tekerrür hükmü uygulanarak bir derece ağır ceza verilmiştir. Danıştay, ceza hukukundan doğan ancak bütün hukuk dallarında kabul edilen lehe hüküm ilkesinin disiplin cezaları bakımından da geçerli olduğunu belirtmiştir. Mülga Tüzük’teki tekerrür hükmüne 7068 sayılı Kanun’da yer verilmediğini, bu durumun davacı lehine olduğunu tespit ederek, fiil sabit olmasına rağmen ret kararını bozmuştur.

Bu karar, 2018 öncesi fiillere ilişkin dosyalarda hâlâ önem taşımaktadır. Ayrıca daha genel bir ilkeyi hatırlatır: Fiil ile ceza arasında mevzuat değişmişse, memurun lehine olan düzenleme uygulanmalıdır. 7068 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi de geçiş döneminde personelin lehine olan hükümlerin uygulanacağını öngörmektedir.

Kararların Karşılaştırmalı Özeti

Güven duygusunu sarsma fiiline ilişkin incelenen kararların karşılaştırması
Karar Kişi ve olay Sonuç Belirleyici ölçüt
AYM GK, G.G., 2014/16701, 13/10/2016 Askeri personel, ahlaki durum gerekçesiyle ilişik kesme İhlal Özel hayat davranışının mesleğe etkisi ikna edici gerekçeyle gösterilmeli.
AYM, Sevilay Sümer, 2016/7091, 18/07/2019 Aday memur zabıt kâtibi, kınama ve ilişik kesme İhlal Davranış göreve başlamadan önce; iş ortamına yansıma ve aleniyet yok.
AYM, A.A., 2022/56422, 10/07/2024 Kaymakam, kademe ilerlemesinin durdurulması İhlal Ölçülülük; diğer tarafa kınama verilmesi; nüfuz kullanımı tespit edilmemesi.
AYM, M.S.G., 2020/35386, 03/10/2024 Polis, eşe kötü muamele, aylıktan kesme İhlal yok Sağlık raporuyla sabit şiddet; alt ceza uygulanmış; usul güvenceleri sağlanmış.
Danıştay 5. D., 2016/16429 E., 2019/3950 K., 23/05/2019 Polis, meslektaşla yakın ilişki iddiası Bozma Olay özel yaşam alanında; teşkilatta duyulması yeterli değil.
Danıştay 12. D., 2021/1722 E., 2021/1525 K., 22/03/2021 Kur’an kursu öğreticisi, aylıktan kesme İptalin onanması Tipiklik eksikliği; ilişki iddiası özel hayat kapsamında; parasal haklar faiziyle.
Danıştay 12. D., 2021/7746 E., 2022/4134 K., 23/06/2022 Öğretmen, komşuya yönelik eylem, çıkarma cezası Bozma (oyçokluğu) Eylemin hizmet içi değil hizmet dışı olduğu gözetilmeden eksik nitelendirme.
Danıştay 2. D., 2024/4113 E., 2024/5408 K., 05/11/2024 Polis, görevi nedeniyle tanıdığı kişiye tehdit Ceza hukuka uygun Görevle bağlantılı ilişki; resmi sıfattan doğan gücün ima edilmesi.
Danıştay 2. D., 2021/6489 E., 2024/127 K., 09/01/2024 Polis, tekerrür nedeniyle ağırlaştırılmış ceza Bozma Lehe hüküm ilkesi; 7068 sayılı Kanun’da tekerrür hükmünün bulunmaması.
Danıştay 2. D., 2025/2438 E., 2025/5394 K., 20/11/2025 Emniyette sivil memur, çıkarma cezası Bozma (oyçokluğu) Görüntüler izinsiz ele geçirilmiş; paylaşım yok; olay özel yaşam alanında.
Ankara 14. İdare Mahkemesi, 18/11/2021 Müezzin-kayyım, nüfus kaydı nedeniyle kınama İptal Somut irade beyanı yok; varsayım ve duyuma dayalı isnat.

Emsal Kararlar Kendi Davanızda Nasıl Kullanılır?

Emsal karar, ancak somut olaya doğru uygulandığında işe yarar. Aşağıdaki yöntem, kararları dava dilekçesine taşırken dikkate alınması gereken noktaları özetlemektedir.

Önce olayın hangi gruba girdiğini belirleyin

Kendi olayınızı yukarıdaki iki gruptan biriyle eşleştirin. Olayınız tamamen özel hayatta kalan, aleniyet kazanmamış, kimseye zarar vermeyen bir davranış mı; yoksa görevle bağlantılı, başkasına zarar veren veya resmi sıfatın kullanıldığı bir davranış mı? İkinci gruba yakın bir olayda yalnızca özel hayat kararlarına dayanmak, mahkemeyi ikna etmeyebilir. Böyle bir olayda sübut, nitelendirme ve ölçülülük argümanlarına ağırlık verilmelidir.

Kararın hangi olguya dayandığını açıkça gösterin

Dilekçede “Danıştay özel hayatı koruyor” gibi genel bir cümle yerine, kararın dayandığı olguyu somut olayınızdaki olguyla karşılaştırın. Örneğin: “Danıştay 2. Dairesinin 20/11/2025 tarihli kararında olduğu gibi, somut olayda da görüntüler müvekkilin rızası dışında üçüncü bir kişi tarafından ele geçirilmiş ve müvekkil tarafından kimseyle paylaşılmamıştır.” Bu tür bir eşleştirme, kararın ağırlığını doğrudan sizin olayınıza taşır.

İdarenin gerekçesindeki eksikliği emsal ölçütle karşılaştırın

Danıştay’ın aradığı üç unsuru (görevle ilgi, fiilin nasıl gerçekleştiği, kamu görevine etki) idarenin gerekçesiyle tek tek karşılaştırın. Hangi unsurun gerekçede hiç yer almadığını gösterin. İdarenin “kurumun itibarı zedelendi” gibi soyut ifadelerle yetindiği durumlarda, bu ifadeyi destekleyen hiçbir somut tespitin dosyada bulunmadığını vurgulayın.

Ölçülülük argümanını ayrıca kurun

A.A. kararı, ölçülülüğün bağımsız bir iptal sebebi olduğunu göstermektedir. Aynı olaydan başka kişilerin daha hafif ceza aldığı, memurun geçmiş sicilinin temiz olduğu, ödül ve başarı belgelerinin bulunduğu ve buna rağmen alt ceza uygulanmadığı durumlarda bu argüman mutlaka ileri sürülmelidir. Cezanın memurun kariyerine etkisi, örneğin görevde yükselme veya sınıf yükselmesi engeli, somut olarak açıklanmalıdır.

Kararların kapsamını abartmayın

Oyçokluğuyla verilmiş kararları, ilk derece mahkemesi kararlarını ve bozma kararlarını nihai bir içtihat gibi sunmak, karşı tarafın ve mahkemenin dikkatinden kaçmaz. Bu kararları, ilgili oldukları ölçüde ve niteliklerini belirterek kullanmak, dilekçenin güvenilirliğini artırır. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararları ise, ihlal tespitinin dayandığı ilkeler bakımından idare mahkemelerinin dikkate alması gereken güçlü referanslardır.

Sık Sorulan Sorular

Evlilik dışı ilişki nedeniyle memura disiplin cezası verilebilir mi?

Yargı kararlarına göre, ilişki memurun görevine yansımamış, aleniyet kazanmamış ve hizmetle bağlantılı değilse kural olarak disiplin cezası verilemez. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi bu tür cezaları özel hayata saygı hakkının ihlali saymıştır. Ancak ilişki görev nedeniyle tanışılan biriyle kurulmuşsa veya memur nüfuzunu kullanmışsa sonuç değişebilir.

Olay iş yerinde duyulduysa ceza hukuka uygun hale gelir mi?

Kendiliğinden gelmez. Danıştay 5. Dairesinin 2019 tarihli kararında, olayın teşkilatta duyulmuş olması cezayı haklı kılmaya yetmemiştir. Önemli olan, bu duyulmanın kamu hizmetine somut bir etkisinin bulunup bulunmadığı ve aleniyetin memurun kendi davranışıyla oluşup oluşmadığıdır.

Eşim telefonumdaki özel görüntüleri kuruma verdi, ceza alabilir miyim?

Danıştay 2. Dairesi 2025 tarihli kararında, görüntülerin memurun izni dışında ele geçirildiği ve memur tarafından paylaşılmadığı bir olayda cezayı özel hayat ihlali saymıştır. Bu karar bozma kararıdır ve her olayın kendi özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir. Ancak aleniyetin üçüncü kişinin hukuka aykırı eylemiyle oluşması, önemli bir savunma unsurudur.

Aynı olaydan bana daha ağır, karşı tarafa daha hafif ceza verildi; bu hukuka aykırı mı?

Anayasa Mahkemesi A.A. kararında, aynı olayın diğer tarafına kınama verilirken başvurucuya çok daha ağır bir ceza verilmesinin ve bunun hiç tartışılmamasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu kabul etmiştir. Farklı cezanın haklı bir nedene, örneğin nüfuz kullanımına dayanıp dayanmadığı gerekçede gösterilmelidir.

Emsal karar mahkemeyi bağlar mı?

Türk idari yargısında Danıştay daire kararları idare mahkemelerini hukuken bağlamaz; ancak yerleşik içtihat güçlü bir yol gösterici niteliktedir. İçtihadı birleştirme kararları ise bağlayıcıdır. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararlarında ortaya koyduğu ilkeler, mahkemelerin özel hayata ilişkin uyuşmazlıklarda dikkate alması gereken temel ölçütlerdir.

Polis olduğum için özel hayatım daha mı fazla denetleniyor?

Anayasa Mahkemesi, kolluk personelinin görevi nedeniyle idarenin bu personel bakımından daha geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu kabul etmektedir. Ancak aynı kararlarda, her hizmet dışı davranışın değil, yalnızca mesleğin saygınlığını etkileyebilecek davranışların sorumluluk doğuracağı da vurgulanmıştır. Bu etkinin gerekçede gösterilmesi zorunludur.

İptal kararı alırsam idare bana tekrar ceza verebilir mi?

Verebilir. 657 sayılı Kanun’un 127. maddesinde 2026 yılında yapılan değişiklikle idare, iptal kararından sonra kalan zamanaşımı süresi içinde, süre dolmuşsa veya altı aydan az kalmışsa en geç altı ay içinde, karar gerekçesini dikkate alarak yeniden ceza tesis edebilir. Bu nedenle esasa ilişkin bir iptal kararı almak, usule ilişkin bir iptalden çok daha değerlidir.

Değerlendirme

İncelenen kararlar, hizmet dışında güven duygusunu sarsma fiilinde yargının tutarlı bir çizgi izlediğini göstermektedir. Davranışın görevle ilgisi, nasıl gerçekleştiği ve kamu görevine somut etkisi idare tarafından ikna edici gerekçelerle gösterilmedikçe, özel hayata ait davranışlar disiplin cezasına dayanak yapılamamaktadır. Buna karşılık davranış başkasına yönelik bir saldırı içeriyorsa, görev nedeniyle kurulan bir ilişkiden doğmuşsa veya memur resmi sıfatının gücünü kullanmışsa, yargı cezayı hukuka uygun bulabilmektedir.

Bu kararlardan çıkan en önemli ders, emsal kararın ancak olgusal benzerlik ölçüsünde değer taşıdığıdır. Dava dilekçesinde kararların sayısı değil, somut olayla kurulan bağın gücü belirleyicidir. Uygulamada en sık yapılan hata da budur: Lehte görünen kararlar, olaydaki farklılıklar gözetilmeden dilekçeye eklenmekte ve mahkeme bu farklılıkları kolayca tespit etmektedir. Sübut, nitelendirme, özel hayat ve ölçülülük argümanlarının birlikte ve somut olayın olgularıyla kurulması, başarı ihtimalini en çok artıran yaklaşımdır.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay bakımından hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmetinin yerine geçmez. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararlarının tam metinlerine Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası, Danıştay kararlarına Danıştay Karar Arama sistemi üzerinden ulaşılabilir.

Av. Feyza Nur Serttaş

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir