Polis ve Jandarma Adaylarının Sağlık Nedeniyle Elenmesi: İtiraz ve İptal Davası
Polis ve Jandarma Adaylarının Sağlık Nedeniyle Elenmesi: İtiraz ve İptal Davası


Polis Meslek Eğitim Merkezi (POMEM), Polis Meslek Yüksekokulu (PMYO), jandarma astsubay, subay veya uzman erbaş temini süreçlerinde adayın “öğrenci olamaz”, “astsubay olamaz” veya “uzman erbaş olamaz” kararlı bir sağlık kurulu raporu nedeniyle elenmesi, idare hukuku bakımından bir idari işlemdir ve yargı denetimine tabidir. Bu yazıda, önce adaylarda aranan sağlık şartlarının hukuki dayanağını, ardından 19 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe giren Sağlık Raporları Yönetmeliği uyarınca işletilmesi gereken itiraz yolunu, son olarak da idare mahkemesinde açılacak iptal davasını Danıştay kararları ışığında inceliyoruz.

Polis ve jandarma adaylarında sağlık şartı neden aranır?

Anayasa’nın 70. maddesi, her Türkün kamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğunu ve hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemeyeceğini öngörür. Bu hükmün ikinci cümlesi, sağlık şartının hukuki meşruiyetinin hem kaynağı hem de sınırıdır. Kaynağıdır; çünkü polislik ve jandarmalık, gece gündüz ağır şartlarda yürütülen ve gerektiğinde silah kullanmayı da içeren hizmetlerdir; bu hizmetin “gerektirdiği nitelikler” arasında belirli bir sağlık düzeyi de vardır. Sınırıdır; çünkü idare, görevin gerektirmediği bir sağlık kriterini adayın önüne engel olarak koyamaz ve koyduğu kriteri de adaya hukuka uygun bir yöntemle uygulamak zorundadır.

Danıştay da bu iki yönü birlikte vurgular. Danıştay Sekizinci Dairesinin E. 2019/8622, K. 2021/1534 sayılı ve 12.03.2021 tarihli kararında aktarılan ilk derece gerekçesinde, polis öğrencilerinde sağlık koşulu aranmasının hizmetin gereği olduğu, ancak bu koşulların da hizmetin aksatılmamasına yönelik olarak ve hizmetin gereklerine uygun biçimde belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kısacası sağlık şartı, kamu hizmetine girme hakkını sınırlayan bir istisnadır; istisna ise dar yorumlanır ve sıkı denetlenir.

Polis adaylarında sağlık şartlarını hangi mevzuat düzenler?

Emniyet Teşkilatına öğrenci ve personel alımında esas alınan düzenleme, 3 Ocak 2018 tarihli ve 30290 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’dir. Yönetmeliğin 5. maddesine göre okullara alınacak öğrenci adayları için giriş raporu aldırılır ve adaylar A dilimi sağlık şartlarına uygun olmak zorundadır. Hastalık ve arızaların hangi dilimde yer aldığı ise yönetmeliğin EK-3 listesinde branş branş gösterilmiştir. Uygulamada “Ek-3-7-A”, “Ek-3-11-A” gibi ifadelerle karşılaşılması bu yüzdendir: Rakam hastalık branşını, harf dilimi gösterir.

Giriş raporu, yönetmeliğin 7. maddesi uyarınca okulların denetim ve gözetiminde tam teşekküllü hastanelerden aldırılır. Rapor önce okul tarafından usul yönünden incelenir (m. 8), ardından Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesindeki sağlık komisyonuna gönderilir. Yönetmeliğin 10. maddesine göre adayla ilgili “Öğrenci Olur” veya “Öğrenci Olamaz” şeklindeki nihai kararı sağlık komisyonu verir. Komisyon, raporda bulgu, teşhis, dilim ve karar arasında çelişki görürse raporu hastaneye iade edebilir veya adayı başka bir tam teşekküllü hastaneye sevk edebilir; çelişki devam ederse danışman hastanelerin görüşüne başvurabilir.

Burada adayların gözden kaçırdığı, ama davanın kaderini çoğu zaman belirleyen bir hüküm vardır. Yönetmeliğin 10. maddesinin dördüncü fıkrası, aday hakkındaki kesin kararın inceleme tarihindeki mevcut sağlık durumuna göre verileceğini, tedavi veya operasyonla düzelebilen patolojilerin adaylıktan önce düzeltilmiş olması gerektiğini ve bu tür tedaviler için inceleme tarihinden sonra hiçbir şekilde süre verilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir. Bu hükmün davadaki etkisini aşağıda ayrıca ele alacağız.

Psikiyatrik rahatsızlıklar bakımından ise yönetmelik daha katıdır. Öğrencilik sürecine ilişkin 11. maddenin yedinci fıkrası, psikiyatrik hastalıklar açısından C dilimi sağlık şartlarını taşıyanların öğrenciliğe devam edemeyeceğini öngörür. Aday bakımından zaten A dilimi arandığından, geçmişte alınmış psikiyatri kayıtları elenmenin en sık rastlanan sebeplerinden biridir.

Jandarma adaylarında sağlık yeteneği nasıl belirlenir?

Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli er adaylarının sağlık durumu, 11 Kasım 2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’ne göre değerlendirilir. Bu yönetmelikte hastalıklar EK-C “Hastalıklar Listesi”nde dilimler hâlinde sayılmış, adaylar bakımından ise EK-D “Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesi” ile hangi hastalığın hangi sınıf için engel teşkil ettiği gösterilmiştir.

Jandarma adaylığında dikkat edilmesi gereken nokta, aynı hastalığın muharip ve yardımcı sınıflar bakımından farklı sonuç doğurabilmesidir. Danıştay İkinci Dairesinin E. 2023/3439, K. 2024/4803 sayılı ve 14.10.2024 tarihli kararına konu olayda hakem hastane, miyopi ve astigmatizma tanısıyla davacının EK-D (1) sütununa göre muvazzaf subay olamayacağını, EK-D (2) sütununa göre ise muvazzaf subay olabileceğini bildirmiştir. Bölge idare mahkemesi, davacının muharip sınıf olan piyade sınıfı için temin edildiğini ve bu sınıfın gereklerini karşılamadığını kabul ederek davayı reddetmiş, Danıştay da bu kararı onamıştır. Demek ki jandarma davalarında “sağlam” ya da “çürük” şeklinde kaba bir ayrım yeterli değildir; adayın hangi sınıf ve hangi değerlendirme sütunu için temin edildiği, uyuşmazlığın esasını oluşturur.

Yönetmeliğin kendisinin hukuka aykırılığı da ileri sürülebilir; ancak bu iddiaların başarı şansının sınırlı olduğunu baştan söylemek gerekir. Danıştay Onikinci Dairesi, ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı E. 2019/7142, K. 2025/2122 sayılı ve 29.04.2025 tarihli kararında, EK-C listesinin ruh sağlığı ve hastalıklarına ilişkin 16. maddesinin (A) dilimi (1) numaralı fıkrasının iptali istemini reddetmiş; hastalıklar listesinin personelin sınıfı, rütbesi ve hizmetin niteliği dikkate alınarak oluşturulduğunu ve hizmet gereklerine uygun olduğunu kabul etmiştir.

Sağlık raporuna itiraz nasıl yapılır?

İtiraz usulü 19 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren Sağlık Raporları Yönetmeliği ile yeniden düzenlenmiştir. Bu yönetmelik polis ve jandarma adayları için iki ayrı itiraz rejimi öngörmektedir. İkisini birbirine karıştırmak, yanlış makama yapılan bir başvuruyla sürenin kaçırılması sonucunu doğurabilir.

Polis adaylarının itiraz yolu

Yönetmeliğin 61. maddesinin birinci fıkrasına göre Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında düzenlenen sağlık raporlarına itiraz, raporu alan kişi veya velisi ya da vasisi tarafından Emniyet Genel Müdürlüğüne yapılır. Emniyet Genel Müdürlüğü, ilk raporu düzenleyen hastanenin veya kişinin ikametgâhının bulunduğu ilin il sağlık müdürlüğünden hakem hastane talep eder. Aynı fıkra, Emniyet Genel Müdürlüğünün yazılı talebi olmadan il sağlık müdürlüklerine veya hastanelere doğrudan yapılan itirazların kabul edilmeyeceğini açıkça belirtmektedir. Polis adayının dilekçesini hastaneye değil, Emniyet Genel Müdürlüğüne vermesi bu nedenle hayatidir.

Maddenin üçüncü fıkrası ise itirazın kabul edilip edilmeyeceğine ve alınan son raporun yeterli olup olmadığına Emniyet Genel Müdürlüğünün karar vereceğini düzenler. İlk rapor ile hakem hastane raporu arasında çelişki bulunur ve bu ikinci rapora da itiraz edilirse, itirazın Emniyet Genel Müdürlüğünce uygun görülmesi hâlinde bölge hakem hastanesi belirlenir (m. 61/4). İtiraz süresi bakımından yönetmeliğin 63. maddesinin birinci fıkrası, kişilerin itirazlarını raporun e-Devlet sistemine aktarılmasından itibaren otuz gün içinde yapabileceğini öngörür; hakem hastaneye başvuru sürelerinin ise Emniyet Genel Müdürlüğünün hakem hastaneyi kişiye tebliğiyle başlayacağı aynı maddenin dördüncü fıkrasında belirtilmiştir.

Jandarma adaylarının itiraz yolu ve üç iş günlük süre

Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı adayları bakımından yönetmeliğin 58. maddesi uygulanır. Bu maddeye göre itiraz, raporu düzenleyen hastanenin bulunduğu ya da adayın ikametgâhının bulunduğu ilin il sağlık müdürlüğüne itiraz dilekçesiyle yapılır. İl sağlık müdürlüğü, adayı hakem hastane listesinde yer alan ve askerî sağlık raporu vermeye yetkili, aynı veya üst roldeki en yakın sağlık kuruluşuna sevk eder. İtiraz edilen rapor ile itiraz üzerine verilen rapor aynı yönde ise rapor kesinleşir; iki rapor çelişirse aday bölge hakem hastanesine sevk edilir ve bölge hakem hastanesinin sağlık kurulu kararı kesindir (m. 58/5, 58/6).

En kritik nokta süredir. Sağlık Raporları Yönetmeliği’nin 63. maddesinin ikinci fıkrasına göre Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personel ve öğrencilerine düzenlenen raporlara otuz gün içinde itiraz edilebilirken, adaylara ilişkin raporlara yalnızca üç iş günü içinde itiraz edilebilir. Jandarma adayının raporu öğrendiği gün itiraz dilekçesini hazırlaması gerekir.

Yönetmeliğin 63. maddesinin yedinci fıkrası, itirazdan vazgeçilmesi veya süresi içinde hakem hastaneye başvurulmaması hâlinde itiraza konu ilk raporun geçerli hâle geleceğini düzenler. Bunun yanında hakem hastane belirlendikten sonra adayın yirmi gün içinde randevu talebinde bulunması gerekir (m. 63/4). Kısacası itiraz yolu, kendi içinde süreleri olan ve her aşaması ayrıca takip edilmesi gereken bir prosedürdür.

Kesinleşmiş rapordan sonra yeni rapor alınabilir mi?

Yönetmeliğin 66. maddesinin ikinci fıkrası, bir mesleğin sürekli olarak yapılamayacağını ifade eden ve itiraz aşamaları tamamlanarak kesinleşen raporlar bakımından, ilgili mevzuattaki sağlık kriterleri değişmedikçe veya kişinin sağlık durumunda iyileşme olduğuna dair hekim kararı bulunmadıkça aynı amaçla yeni rapor düzenlenmeyeceğini öngörür. Bu hüküm, bir sonraki dönemde yeniden başvurmayı düşünen adaylar için önemlidir: İyileşmenin hekim kararıyla belgelenmesi gerekir.

İtiraz yoluna gitmeden dava açılabilir mi?

Bu sorunun cevabı, idari başvuru yollarının niteliğine ilişkin genel bir ayrıma dayanır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK), kural olarak idari başvuru yolunun tüketilmesini dava açmanın ön şartı saymaz; ancak özel bir düzenlemenin zorunlu başvuru yolu öngördüğü durumlar bunun istisnasıdır. Sağlık Raporları Yönetmeliği’nde öngörülen itiraz, bir kanun hükmüyle dava şartı hâline getirilmiş değildir. Bu nedenle itiraz yapılmamış olması, adaylığın sonlandırılması işlemine karşı açılacak iptal davasını kendiliğinden usulden düşürmez.

Bununla birlikte uygulamada itirazın yapılmamış olması, idare tarafından savunmalarda sıklıkla kullanılmaktadır. Danıştay Onikinci Dairesinin yukarıda anılan E. 2019/7142, K. 2025/2122 sayılı kararına konu dosyada da idare, davacının il sağlık müdürlüğüne itiraz hakkını kullanmadığını savunmuştur. İtirazın süresinde yapılması, hem davadan önce sorunu çözme imkânı verdiği hem de dosyaya lehe bir hakem hastane raporu kazandırabildiği için her durumda tavsiye edilir. Bizim önerimiz, itiraz ile dava açma süresini paralel yürütmek ve itirazın sonuçlanmasını beklerken dava süresini kaçırmamaktır.

İptal davası hangi işleme karşı açılır?

İdare hukukunda dava, ancak kesin ve yürütülmesi gereken, yani ilgilinin hukuki durumunda doğrudan değişiklik yaratan bir işleme karşı açılabilir. Sağlık kurulu raporu, idarenin nihai kararına esas alınan bir hazırlık işlemi niteliğindedir. Adayın hukuki durumunu değiştiren işlem ise raporun ardından tesis edilen “adaylığın sonlandırılması”, “okulla ilişiğin kesilmesi” veya “uzman erbaşlık başvurusunun reddi” işlemidir.

Danıştay 12. Daire, E. 2019/7142, K. 2025/2122, 29.04.2025

Danıştay, uzman erbaş adayının açtığı davada iki ayrı hastanece düzenlenen sağlık kurulu raporlarının iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar vermiş, başvurunun reddine ilişkin bireysel işlem ile yönetmelik hükmünü ise esastan incelemiştir.

Bu karardan çıkan pratik sonuç şudur: Dava dilekçesinde dava konusu işlem olarak adaylığın sonlandırılmasına ilişkin işlem gösterilmeli, sağlık kurulu raporu ise bu işlemin dayanağı olarak hukuka aykırılık iddialarının merkezine yerleştirilmelidir. Raporun iptali ayrı bir istem olarak talep edilecekse bile asıl istemin nihai işleme yöneltilmesi gerekir.

Dava açma süresi ve yetkili mahkeme nedir?

İYUK’un 7. maddesi uyarınca idare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı bir süre gösterilmeyen hâllerde altmış gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Adaylık işlemlerinin çoğunlukla e-Devlet, kısa mesaj veya internet duyurusuyla bildirildiği dikkate alındığında, sürenin hangi tarihten başlayacağı ayrı bir tartışma konusu olabilir. Bu nedenle bildirimin tarihini gösteren ekran görüntülerinin saklanması önemlidir.

Yetki konusunda ise Danıştay’ın son dönem içtihadı açıktır. İYUK’un 32. maddesine göre özel bir yetki kuralı yoksa yetkili mahkeme, dava konusu işlemi yapan idari merciin bulunduğu yer idare mahkemesidir.

Danıştay 2. Daire, E. 2025/1304, K. 2025/1210, 18.03.2025

2024 yılı Jandarma Genel Komutanlığı dış kaynaktan astsubay temini kapsamında Adana Şehir Hastanesince düzenlenen rapora dayanılarak adaylığı sonlandırılan davacının açtığı davada Ankara 27. İdare Mahkemesi raporu düzenleyen hastanenin bulunduğu Adana’yı, Adana 3. İdare Mahkemesi ise işlemi yapan idarenin bulunduğu Ankara’yı yetkili görmüştür. Danıştay, dava konusu işlemin adaylığın sonlandırılması olduğunu ve bu işlemi tesis eden idarenin bulunduğu yer idare mahkemesi olan Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğunu belirterek dosyayı Ankara 27. İdare Mahkemesine göndermiştir.

Bu karar, yukarıda açıkladığımız “dava rapora değil işleme karşı açılır” ilkesinin yetki bakımından doğal sonucudur. Polis Akademisi Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı veya Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı tarafından tesis edilen işlemler bakımından yetkili mahkeme kural olarak Ankara idare mahkemeleridir. Yanlış yerde açılan dava reddedilmez, yetkili mahkemeye gönderilir; ancak bu süreç aylar kaybettirir ve yürütmenin durdurulması talebinin zamanında incelenmesini engeller.

Mahkeme sağlık uyuşmazlığını nasıl inceler?

İdare mahkemesi hâkimi, adayın belirli bir hastalık diliminde olup olmadığını kendi bilgisiyle tespit edemez. Bu nedenle mahkemeler, İYUK’un 31. maddesinin atfıyla uygulanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bilirkişiye ilişkin hükümleri çerçevesinde, adayı ara kararıyla bir eğitim ve araştırma hastanesine veya üniversite hastanesine “hakem hastane” olarak sevk eder. Mahkemenin hakem hastaneden istediği şey, adayın ilgili yönetmeliğin belirli maddesinde aranan sağlık şartını taşıyıp taşımadığına ilişkin bir sağlık kurulu raporudur. Bu rapor, davanın sonucunu belirleyen asıl delildir.

Hakem hastane raporu lehe çıktığında

Danıştay 8. Daire, E. 2020/7249, K. 2022/7387, 08.12.2022

Kastamonu Polis Meslek Yüksekokulu öğrencisi olan davacı hakkında Ek-3-11-A maddesi uyarınca “Polis Meslek Yüksekokulu Öğrencisi Olamaz” kararı verilmiş ve okulla ilişiği kesilmiştir. İdare mahkemesi davacıyı hakem hastane olarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk etmiş; hastane, davacının herhangi bir ruhsal rahatsızlığının bulunmadığı ve Ek-3-11-A maddesindeki sağlık şartlarını taşıdığı kanaatini bildirmiştir. Mahkeme işlemi iptal etmiş, bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiş, Danıştay ise kararı oybirliğiyle onamıştır.

Danıştay 12. Daire, E. 2022/3065, K. 2023/6864, 19.12.2023

Uzman erbaş olarak görev yapan davacı hakkında “kardiyak arrest” tanısıyla verilen ve itiraz üzerine ikinci bir hastanece de teyit edilen “Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz” raporlarına dayanılarak sözleşmesi feshedilmiştir. İdare mahkemesinin hakem hastane olarak belirlediği Ankara Şehir Hastanesi davacıyı “kardiyak açıdan sağlam” bulmuş ve “TSK’da görev yapar” kararı vermiştir. Mahkeme bu raporu hükme esas alarak işlemi iptal etmiş, Danıştay oybirliğiyle onamıştır.

Bu ikinci karar şu bakımdan öğreticidir: İdare aşamasında iki ayrı hastanenin aleyhe rapor vermiş olması, mahkemenin belirlediği hakem hastanenin farklı bir sonuca ulaşmasına ve bu sonucun hükme esas alınmasına engel değildir. Bir başka deyişle, idari itiraz sürecinin aleyhe sonuçlanması davanın kaybedileceği anlamına gelmez.

Danıştay Sekizinci Dairesinin E. 2018/2893, K. 2020/4701 sayılı ve 23.10.2020 tarihli kararına konu olayda ise birbirinden farklı sonuçlar içeren dört ayrı sağlık kurulu raporu bulunmaktaydı. Bölge idare mahkemesi, çelişkiyi gidermek için davacıyı ayrıca Gazi Üniversitesi hastanesine sevk etmiş ve davacının “sağlıklı taşıyıcı” olarak öğrenci olabileceğine ilişkin bu son rapora dayanarak ilişik kesme işlemini iptal etmiştir. Raporlar arasında çelişki bulunduğunda bu çelişkinin giderilmesi için yeni bir hakem incelemesi talep edilmesi, bu kararın da gösterdiği gibi, davanın kilit taleplerinden biridir.

Hakem hastane raporu aleyhe çıktığında

Madalyonun öteki yüzü de aynı ölçüde nettir. Hakem hastane adayın sağlık şartını taşımadığını tespit ederse dava, kural olarak reddedilir.

Danıştay 12. Daire, E. 2021/3902, K. 2024/3243, 03.07.2024

Davacı, uzman erbaşlığa uygun olduğuna dair yeni tarihli bir hastane raporu sunmuştur. İdare mahkemesinin hakem hastane olarak belirlediği Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi ise davacı hakkında “uzman erbaş olamaz” yönünde tespitte bulunmuş ve dava reddedilmiştir. Davacının, raporun mahkemenin istediği maddelere uygun hazırlanmadığı iddiası Danıştay tarafından yerinde görülmemiş ve ret kararı onanmıştır.

Bu nedenle hakem hastane raporuna itiraz, gerçekten raporun içeriğine yöneltilmelidir. Raporun mahkemenin sorduğu yönetmelik maddesini cevaplamaması, tanı ile dilim arasında çelişki bulunması, muayenenin ilgili branştan uzman tarafından yapılmamış olması veya önceki raporlarla açıklanmamış bir çelişki içermesi, ek rapor ya da yeni bir hakem incelemesi talebi için somut gerekçelerdir. Buna karşılık, “doktorlar sözlü olarak bir engel olmadığını söylemişti” gibi belgeye dayanmayan itirazlar sonuç doğurmaz.

Elenmeden sonra tedavi olan aday davayı kazanabilir mi?

Bu soru, polis adaylığı davalarının en tartışmalı meselesidir ve Danıştay içinde de görüş ayrılığı bulunmaktadır. Sorun şöyle doğar: Aday, ilk muayenede örneğin miyopi, over kisti veya bir cerrahi gerektiren rahatsızlık nedeniyle elenir; işlemden sonra tedavi olur veya ameliyat geçirir; dava sırasında sevk edildiği hakem hastane ise artık sağlıklı olduğunu tespit eder. Bu durumda mahkeme, işlem tarihindeki sağlık durumunu mu, yoksa hakem hastane muayenesi tarihindeki durumu mu esas alacaktır?

Danıştay 8. Daire, E. 2020/3221, K. 2022/4217, 16.06.2022

POMEM’e geçici kaydı yapılan davacı hakkında miyopi teşhisiyle Ek-3-7-A maddesine uymadığından “öğrenci olamaz” kararı verilmiş ve ilişiği kesilmiştir. Davacı ilişik kesme kararından sonra gözünden tedavi olmuş, mahkemenin sevk ettiği Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi davacının POMEM öğrencisi olabileceğini bildirmiştir. İdare mahkemesi işlemi iptal etmiş, bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiş, Danıştay da bu kararı oyçokluğuyla onamıştır.

Kararın karşı oy yazısı ise tam tersini savunmaktadır. Karşı oya göre davacı başvuru döneminde giriş şartlarını taşımamaktadır; sonradan tedavi olması, işlem tarihi itibarıyla hukuka uygun olan işlemi hukuka aykırı hâle getirmez; aday, şartları taşıması durumunda sonraki sınavlara katılabilir. Aynı karşı oy gerekçesine Danıştay Sekizinci Dairesinin E. 2020/2204, K. 2021/49; E. 2020/1791, K. 2022/3540 ve E. 2021/4277, K. 2022/8440 sayılı kararlarında da rastlanmaktadır. Bu kararlarda çoğunluk iptal kararlarını onamış, ancak karşı oy aynı gerekçeyle tekrar edilmiştir.

İdare hukukunun genel ilkesi açısından bakıldığında karşı oyun dayandığı fikir, yani idari işlemin hukuka uygunluğunun işlem tarihindeki maddi ve hukuki duruma göre denetlenmesi gerektiği fikri, kuramsal olarak güçlüdür. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’nin 10. maddesinin dördüncü fıkrası da tedavi ile düzelebilen patolojilerin adaylıktan önce düzeltilmesini açıkça aramaktadır. Öte yandan çoğunluğun yaklaşımı, hakem hastane raporunun aynı zamanda işlem tarihindeki tespitin isabetini de sorgulayan bir delil olduğu ve adayın mesleğe girme hakkının ölçülülük ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği düşüncesine dayanmaktadır. Bu nedenle tedavi sonrası açılan davalarda sonuç, dairenin heyet yapısına ve somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

Ameliyat geçirmiş olmanın kendisinin de bazı branşlarda hastalık listesinde yer alabileceğini ayrıca belirtmek gerekir. Danıştay Sekizinci Dairesinin E. 2019/8622, K. 2021/1534 sayılı kararında aktarılan yargılama sürecinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, hakem hastanenin olumlu raporuna rağmen davacının mesane taşı nedeniyle opere olduğunun bu raporda da belirtildiğini ve ameliyatlı olma hâlinin ilgili yönetmelik listesindeki durumu karşıladığını değerlendirmiştir. Dolayısıyla “tedavi oldum, artık sağlıklıyım” savunması her hastalık için aynı sonucu doğurmaz; hastalığın listede nasıl tanımlandığına bakmak gerekir.

Davada hangi hukuka aykırılık sebepleri ileri sürülebilir?

İptal davasında ileri sürülebilecek hukuka aykırılık sebepleri İYUK’un 2. maddesinde sayılan yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarıdır. Sağlık nedeniyle elenme davalarında bunlardan en önemlisi sebep unsurudur; çünkü işlemin sebebi, adayın sağlık şartlarını taşımadığına ilişkin tespittir ve bu tespit tıbbi açıdan yanlışsa işlem sebep yönünden sakatlanır. Uygulamada öne çıkan iddiaları şöyle özetleyebiliriz.

İddia Açıklama
Tanının yanlışlığı Raporda konulan teşhisin tıbbi olarak doğru olmadığı; bu iddia hakem hastane incelemesiyle ispatlanır.
Tanı ile dilim arasındaki uyumsuzluk Doğru konulmuş bir tanının yanlış dilime veya yanlış yönetmelik maddesine bağlanması.
Yanlış değerlendirme sütunu Jandarma adaylarında adayın temin edildiği sınıf için değil, başka bir sınıfın sütununa göre değerlendirme yapılması.
Usule aykırı rapor Raporun yetkisiz hastanece, gerekli branş uzmanı bulunmadan veya yönetmelikte öngörülen biçim şartlarına aykırı olarak düzenlenmesi.
Raporlar arası çelişkinin giderilmemesi Birbirine aykırı raporlar bulunmasına rağmen idarenin çelişkiyi gidermeden aleyhe sonuca ulaşması.
Geçmiş kayıtlara aşırı ağırlık verilmesi Uzak geçmişte tek seferlik bir başvuru veya kısa süreli ilaç kullanımının, mevcut sağlık durumu araştırılmadan engel sayılması.

Yürütmenin durdurulması talep edilmeli mi?

Adaylık ve eğitim süreçleri takvime bağlıdır. Dava yıllar sürerken eğitim dönemi biter, dönem arkadaşları mezun olur. İYUK’un 27. maddesine göre yürütmenin durdurulması kararı, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde verilebilir. Sağlık uyuşmazlıklarında hukuka aykırılığın “açık” olduğunu dava açılır açılmaz göstermek zordur; çünkü bu, çoğunlukla hakem hastane raporuyla ortaya çıkar. Bununla birlikte, daha önce alınmış lehe bir rapor bulunması veya idarenin çelişkili raporları gidermeden işlem tesis etmesi gibi durumlarda yürütmenin durdurulması talebinin ciddi bir dayanağı vardır. Talebin dava dilekçesinde gerekçeli olarak yer alması, mahkemenin hakem hastane incelemesini öncelikli olarak yaptırmasını da kolaylaştırır.

Dava kazanılırsa aday ne elde eder?

İptal kararı, işlemi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. İdare, İYUK’un 28. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde kararın gereklerini yerine getirmek zorundadır. Bu, adayın işlemlerine kaldığı yerden devam ettirilmesi, eğitime alınması veya atamasının yapılması anlamına gelir. Ancak iptal kararı, adayın sonraki aşamalarda yeniden değerlendirilmesini engellemez. Danıştay Onikinci Dairesinin E. 2023/3724, K. 2024/265 sayılı ve 25.01.2024 tarihli kararına konu olayda, güvenlik soruşturmasına ilişkin iptal kararından sonra adayın bir yılı aşkın süre önce alınmış sağlık raporunun geçerliliğini yitirdiği gerekçesiyle yeniden hastaneye sevk edilmesi hukuka aykırı bulunmamıştır. Demek ki iptal kararı lehe sonuçlansa bile, aradan geçen sürede sağlık durumunun yeniden kontrol edilebileceği hesaba katılmalıdır.

İşlem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlar bakımından İYUK’un 12. maddesi uyarınca iptal davasıyla birlikte veya iptal kararının kesinleşmesinden sonra tam yargı davası açılması da mümkündür. Bu konudaki değerlendirme, adayın hangi aşamada elendiği ve hangi hakları kaybettiğine göre ayrıca yapılmalıdır.

Aday olarak ilk günden neye dikkat etmelisiniz?

Bu tür dosyalarda kaybedilen davaların önemli bir kısmı, hukuki değil usuli hatalardan kaynaklanır. Sağlık bilgi formunun eksiksiz ve doğru doldurulması gerekir; Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’nin 9. maddesi, adayın sağlık geçmişine ait tüm raporları okula bildirmek zorunda olduğunu düzenler ve bildirilmeyen bir kaydın sonradan ortaya çıkması ayrı bir sorun yaratır. Tedavi edilebilir bir rahatsızlık varsa tedavinin başvurudan önce tamamlanması gerekir. Rapor aleyhe çıktığında jandarma adayları için üç iş günlük, polis adayları için otuz günlük itiraz süresi hesaplanmalı ve itiraz doğru makama yapılmalıdır. Adaylığın sonlandırıldığına ilişkin bildirimin tarihi belgelenmeli ve altmış günlük dava süresi itiraz sürecinin sonucu beklenerek kaçırılmamalıdır. Son olarak, raporun ve önceki tüm sağlık kayıtlarının birer örneği alınmalı; çünkü davada hakem hastaneye neyin sorulacağını bu belgeler belirler.

Sıkça sorulan sorular

Polis adayı sağlık raporuna nereye itiraz eder?

Sağlık Raporları Yönetmeliği’nin 61. maddesine göre itiraz Emniyet Genel Müdürlüğüne yapılır. Hastaneye veya il sağlık müdürlüğüne doğrudan yapılan itirazlar kabul edilmez.

Jandarma adayı sağlık raporuna kaç gün içinde itiraz edebilir?

Aynı yönetmeliğin 63. maddesinin ikinci fıkrasına göre adaylara ilişkin raporlara üç iş günü içinde itiraz edilebilir. İtiraz, il sağlık müdürlüğüne yapılır.

Sağlık raporu nedeniyle elenen aday dava açabilir mi?

Evet. Adaylığın sonlandırılması veya ilişik kesme işlemine karşı tebliğden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Dava, rapora değil rapora dayanan işleme karşı açılmalıdır.

Davada mahkeme yeni sağlık raporu aldırır mı?

Kural olarak evet. Mahkeme adayı hakem hastaneye sevk eder ve bu hastanenin sağlık kurulu raporunu hükme esas alır. Lehe rapor iptal kararını, aleyhe rapor ret kararını getirir.

Hangi idare mahkemesinde dava açılır?

İşlemi tesis eden idarenin bulunduğu yer idare mahkemesinde. Polis Akademisi, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı işlemleri bakımından bu kural olarak Ankara idare mahkemeleridir.

Elendikten sonra tedavi olursam dava kazanabilir miyim?

Mümkündür, ancak tartışmalıdır. Danıştay bazı kararlarda tedavi sonrası alınan lehe hakem raporuna dayanan iptal kararlarını onamış, karşı oy yazıları ise işlem tarihindeki sağlık durumunun esas alınması gerektiğini savunmuştur.

Sağlık raporu nedeniyle polis veya jandarma adaylığınız sonlandırıldıysa itiraz ve dava sürelerinin işlemeye başladığını unutmayın. Dosyanızın değerlendirilmesi için iletişim sayfası üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

PAEM Sağlık Nedeniyle Elenme Kararının İptali: Hukuki Başvuru Yolları, Dava Süreci ve 2026 Yılı Güncel Uygulamalar

Polis Okullarında Sağlık Sebebiyle Eleme:Hukuki Süreç ve İdari Dava Rehberi

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliğinde değildir. Yazıda anılan mevzuat 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükteki hâliyle esas alınmıştır.

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir