HAGB Nedeniyle Uzman Çavuşun Sözleşmesi Feshedilebilir mi? Danıştay Kararı

HAGB nedeniyle uzman çavuş sözleşmesinin feshi hukuka uygun mudur? Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan bir uzman erbaşın, yalnızca bu kayıt gerekçe gösterilerek güvenlik soruşturmasının olumsuz kabul edilmesi ve sözleşmesinin feshedilmesi her somut olayda hukuka uygun kabul edilemez.

Danıştay 12. Dairesinin 2023/5944 Esas, 2025/5615 Karar sayılı kararı, bu konuda önemli bir içtihat niteliğindedir. Danıştay, hakkında HAGB kararı bulunduğu gerekçesiyle güvenlik soruşturması olumsuz değerlendirilen ve sözleşmesi feshedilen bir piyade uzman onbaşının açtığı davada, fesih işlemini hukuka aykırı bulan kararı esas yönünden onamıştır.

Kararda; HAGB kararının hukuki niteliği, denetim sürecinin sonunda hükmün ortadan kaldırılması, ceza davasının düşmesi ve isnat edilen suçun uzman erbaş mevzuatında tahdidi olarak sayılan fesih sebepleri arasında yer almaması birlikte değerlendirilmiştir.

Bu yazıda HAGB nedeniyle uzman çavuş sözleşmesinin feshi, güvenlik soruşturmasının hukuki sonuçları, uzman erbaş sözleşmesinin fesih sebepleri ve Danıştay 12. Dairesinin kararının uygulamadaki önemi incelenmektedir.


İçindekiler


Danıştay Kararına Konu Olay Nedir?

Dava konusu olayda, Tunceli ili 4. Komando Tugay Komutanlığında piyade uzman onbaşı olarak görev yapan davacının sözleşmesi feshedilmiştir.

İdare, bu işlemi 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu kapsamında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesine dayandırmıştır.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında hazırlanan bilgi notunda, davacı hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan yapılan yargılama sonucunda HAGB kararı verildiği belirtilmiştir.

Davacı hakkında ceza mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir.

Ancak davacının denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemediği anlaşılmıştır. Bunun üzerine açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılmış ve ceza davasının düşmesine karar verilmiştir.

Buna rağmen idare, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığını kabul ederek uzman onbaşının sözleşmesini feshetmiştir.

Davacı ise HAGB nedeniyle uzman çavuş sözleşmesinin feshi işlemine benzer nitelikteki bu sözleşme feshi işleminin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle idari yargıda dava açmıştır.


İlk Derece Mahkemesi Fesih İşlemini Hukuka Aykırı Buldu

İdare Mahkemesi, davacı hakkında verilen HAGB kararını ve ceza dosyasının sonraki hukuki durumunu birlikte incelemiştir.

Mahkeme, HAGB kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hukuki sonuç doğurmayacağını belirtmiştir.

Mahkeme ayrıca davacı hakkında verilen HAGB kararının denetim sonucunda ortadan kaldırıldığını tespit etmiştir. Ceza davasının da düşmesine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi bununla yetinmemiştir. Davacının yargılandığı suçun, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve Uzman Erbaş Yönetmeliği kapsamında tahdidi olarak sayılan fesih sebepleri arasında bulunup bulunmadığını da incelemiştir.

Mahkeme, söz konusu suçun uzman erbaş sözleşmesinin feshi sonucunu doğuran tahdidi suçlar arasında bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bu nedenlerle Mahkeme, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle tesis edilen sözleşme feshi işleminde hukuka uygunluk bulunmadığına karar vermiştir.

Sonuç olarak fesih işlemi iptal edilmiş ve davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine hükmedilmiştir.


Danıştay HAGB Nedeniyle Yapılan Sözleşme Feshini Hukuka Aykırı Buldu

Davalı idare, Bölge İdare Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.

İdare, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapacak personelin seçiminde daha titiz davranılması gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca güvenlik soruşturması kapsamında elde edilen bilgiler doğrultusunda takdir yetkisini kullanabileceğini savunmuştur.

Danıştay 12. Dairesi, temyiz incelemesi sonucunda Bölge İdare Mahkemesi kararını esas yönünden hukuka uygun bulmuştur.

Böylece Danıştay, HAGB kararı ile ceza dosyasının ulaştığı nihai hukuki sonuç birlikte değerlendirildiğinde, uzman erbaşın sözleşmesinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğu yönündeki kararı onamıştır.

Danıştayın yaptığı tek düzeltme, davacının yoksun kaldığı parasal haklara uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihiyle ilgilidir.

Bu nedenle karar, HAGB nedeniyle uzman çavuş sözleşmesinin feshi uyuşmazlıklarında HAGB kaydının tek başına otomatik fesih gerekçesi olarak kullanılmasının hukuken yeterli olmadığını göstermektedir.


HAGB Uzman Çavuşun Sözleşmesinin Feshine Otomatik Olarak Neden Olur mu?

Hayır. Danıştayın incelediği somut olay bakımından HAGB kararının varlığı tek başına ve otomatik olarak sözleşmenin feshedilmesi için yeterli görülmemiştir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ceza mahkemesi tarafından kurulan hükmün belirli şartlar altında sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını sağlayan bir ceza muhakemesi kurumudur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca HAGB kararı verilen kişi belirli bir denetim süresine tabi tutulur.

Kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılabilir ve ceza davasının düşmesine karar verilebilir.

Danıştayın incelediği olayda da davacı hakkında verilen HAGB kararı denetim sürecinin sonunda ortadan kaldırılmıştır. Ardından ceza davasının düşmesine karar verilmiştir.

Dolayısıyla davacının hukuki durumunu kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü gibi değerlendirmeyi gerektiren bir sonuç bulunmamaktadır.

Bu nedenle idarenin geçmişte HAGB kararı verilmiş olmasını tek başına yeterli görerek güvenlik soruşturmasını olumsuz kabul etmesi ve sözleşme feshi işlemi tesis etmesi hukuken tartışmalıdır.

Ancak bu karar, hakkında HAGB bulunan hiçbir uzman erbaşın sözleşmesinin hiçbir koşulda feshedilemeyeceği anlamına gelmez.

Her somut olayda suçun niteliği, ilgili personel mevzuatı, ceza dosyasının güncel hukuki durumu ve idari işlemin somut gerekçesi ayrı ayrı incelenmelidir.


HAGB Kararının Hukuki Niteliği Nedir?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kesinleşmiş ve tüm hukuki sonuçlarını doğuran olağan bir mahkûmiyet hükmü ile aynı hukuki niteliğe sahip değildir.

Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi kapsamında HAGB, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade etmektedir.

Bununla birlikte HAGB kararı, idarenin hiçbir şekilde dikkate alamayacağı bir kayıt olarak da değerlendirilemez.

İdare, güvenlik soruşturması kapsamında ortaya çıkan bilgileri değerlendirebilir. Ancak bu değerlendirme yapılırken HAGB kararının hukuki niteliği göz ardı edilemez.

Özellikle HAGB kararının ortadan kaldırıldığı ve ceza davasının düşmesine karar verildiği durumlarda, idarenin bu kaydı kesinleşmiş ve hukuki sonuç doğuran bir mahkûmiyet hükmü gibi kullanması hukuka uygun olmayacaktır.

Danıştayın incelediği kararda da bu hukuki durum belirleyici olmuştur.


Güvenlik Soruşturmasında HAGB Kararı Nasıl Değerlendirilmelidir?

7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında hangi bilgilerin araştırılabileceğine ilişkin hükümler içermektedir.

Güvenlik soruşturması sonucunda elde edilen bilgiler, ilgili kişinin kamu görevine atanması veya görevde bulunması bakımından değerlendirmeye konu olabilir.

Ancak idarenin elde edilen her bilgiden doğrudan olumsuz bir sonuç çıkarması mümkün değildir.

İdarenin yaptığı değerlendirme somut, objektif ve güncel olmalıdır. Ayrıca değerlendirme ile kişinin yaptığı görev arasında makul bir bağlantı bulunmalıdır.

Bu nedenle geçmişte bir ceza davası açılmış olması veya HAGB kararı verilmiş bulunması, tek başına güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması için yeterli bir gerekçe olarak kabul edilemez.

Güvenlik soruşturmasında incelenmesi gereken hususlar

  • Ceza davasının sonucu nedir?
  • HAGB kararı hâlen devam etmekte midir?
  • Denetim süresi tamamlanmış mıdır?
  • Hüküm ortadan kaldırılmış mıdır?
  • Ceza davasının düşmesine karar verilmiş midir?
  • İsnat edilen suç, ilgili personel mevzuatında özel olarak fesih sebebi sayılmış mıdır?
  • İdarenin işlem gerekçesi ile kişinin yapacağı görev arasında somut bir bağlantı kurulmuş mudur?

Danıştayın bu kararı, güvenlik soruşturmasından elde edilen bir ceza kaydının hukuki niteliğinden bağımsız şekilde otomatik fesih gerekçesi hâline getirilemeyeceğini göstermektedir.


Uzman Erbaşın Sözleşmesi Hangi Hâllerde Feshedilebilir?

Uzman erbaşların görev ve sözleşme statüsü, başta 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir.

Bu nedenle bir uzman erbaş hakkında tesis edilen sözleşme feshi işlemi incelenirken yalnızca genel güvenlik soruşturması mevzuatına bakılması yeterli değildir.

Aynı zamanda uzman erbaşlara ilişkin özel kanun ve yönetmelik hükümlerinin de dikkate alınması gerekir.

Danıştay kararında, davacının ceza yargılamasına konu edilen suçun 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve Uzman Erbaş Yönetmeliği’nde tahdidi olarak sayılan suçlardan olmadığı özellikle belirtilmiştir.

Tahdidi sayım, kanun veya düzenleyici işlemde belirli durumların sınırlı biçimde belirtilmesi anlamına gelir.

Mevzuatta sözleşmenin feshi sonucunu doğuran suçlar açıkça belirlenmişse, idarenin bu düzenlemeyi geniş yorumlayarak farklı suçları aynı kategoriye dahil etmesi hukuka aykırılık oluşturabilir.

Bu husus, özellikle HAGB nedeniyle uzman çavuş sözleşmesinin feshi işlemleri bakımından önem taşımaktadır.

İşlem tesis edilirken hangi mevzuat hükmüne dayanıldığı ve kişinin fiilinin gerçekten bu hüküm kapsamında bulunup bulunmadığı mutlaka incelenmelidir.


Danıştay Kararının Uzman Çavuşlar Açısından Hukuki Önemi

Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapacak personelin güvenlik bakımından değerlendirilmesinin özel önem taşıdığı açıktır.

İdarenin bu konuda belirli bir değerlendirme ve takdir yetkisine sahip olması da doğaldır.

Ancak takdir yetkisi sınırsız değildir. İdare bu yetkiyi hukuk kuralları ve yargısal denetim sınırları içerisinde kullanmalıdır.

Bir kişi hakkında ceza soruşturması yürütülmesi, ceza davası açılması, HAGB kararı verilmesi ve kesinleşmiş mahkûmiyet bulunması birbirinden farklı hukuki durumlardır.

Bu hukuki durumlar arasında ayrım yapılmadan tesis edilen idari işlemler hukuka aykırı olabilir.

Danıştayın bu kararında HAGB kararının hukuki sonuç doğurmaması, sonrasında hükmün ortadan kaldırılması ve ceza davasının düşmesi birlikte değerlendirilmiştir.

Bu nedenle karar, güvenlik soruşturması gerekçesiyle tesis edilen uzman erbaş sözleşme fesih işlemlerinde ceza dosyasının yalnızca varlığına değil, dosyanın güncel hukuki sonucuna da bakılması gerektiğini ortaya koymaktadır.


Güvenlik Soruşturması Nedeniyle Sözleşmesi Feshedilen Uzman Erbaş Ne Yapmalıdır?

Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle sözleşmesi feshedilen uzman erbaş bakımından öncelikle işlemin hangi somut bilgiye dayandığının belirlenmesi gerekir.

İdari işlemde yalnızca “güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması” şeklinde genel bir gerekçeye yer verilmesi, işlemin hukuka uygunluğunu tek başına göstermez.

İşleme esas alınan bilgi veya ceza dosyasının idari dava dosyası içerisinde ortaya çıkarılması ve hukuki niteliğinin incelenmesi gerekir.

Özellikle HAGB kararı bulunan kişiler bakımından

Ceza mahkemesi dosyasının güncel durumu büyük önem taşır.

  • HAGB kararı daha sonra ortadan kaldırılmış olabilir.
  • Ceza davasının düşmesine karar verilmiş olabilir.
  • İdarenin dayandığı suç, işlem tarihinde yürürlükte bulunan uzman erbaş mevzuatında fesih sebebi olarak düzenlenmemiş olabilir.
  • İdari işlem, somut ve yeterli bir gerekçeye dayanmıyor olabilir.

Bu nedenle HAGB nedeniyle uzman çavuş sözleşmesinin feshi işleminin hukuka uygunluğu, yalnızca güvenlik soruşturması formu veya bilgi notu üzerinden değerlendirilmemelidir.

Ceza yargılamasının tamamı, güncel hukuki durum ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat birlikte incelenmelidir.

İdari işlemlere karşı dava açma sürelerinin kısa olması nedeniyle fesih veya ilişik kesme işleminin tebliğ tarihi dikkatle takip edilmelidir.

Ceza davasının sonucunu beklemek amacıyla idari dava açma süresinin geçirilmesi telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir.


İptal Edilen Fesih İşlemi Nedeniyle Parasal Haklar İstenebilir mi?

Danıştay kararında davacının yalnızca sözleşme feshinin iptaline değil, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların ödenmesine de karar verilmiştir.

Ancak Danıştay, faiz başlangıcı konusunda ilk derece mahkemesi kararını düzeltmiştir.

İdare Mahkemesi, davacının yoksun kaldığı parasal haklara tahakkuk tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar vermiştir.

Danıştay ise idari işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda farklı bir faiz başlangıcı kuralının uygulanması gerektiğini belirtmiştir.

Buna göre idareye daha önce başvuru yapılmışsa faiz başvuru tarihinden başlatılmalıdır. İdareye başvuru yapılmamışsa faiz başlangıcı dava tarihi olmalıdır.

Somut olayda idareye yapılmış bir başvuru bulunmadığından faiz başlangıcı dava tarihi olan 24/06/2022 olarak düzeltilmiştir.

Bu nedenle hukuka aykırı şekilde sözleşmesi feshedilen uzman erbaş bakımından yalnızca işlemin iptali değil, uygun koşullarda işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların talep edilmesi de mümkündür.

Ancak talep edilebilecek parasal hakların kapsamı ve faizin başlangıç tarihi her somut olayın özelliklerine göre değişebilir.


Sonuç

Danıştay 12. Dairesinin 2023/5944 Esas, 2025/5615 Karar sayılı kararı, HAGB ve güvenlik soruşturması gerekçesiyle uzman erbaş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda önemli bir içtihat niteliğindedir.

Karardan çıkan temel sonuç, bir uzman erbaş hakkında HAGB kararı bulunmasının tek başına ve otomatik olarak güvenlik soruşturmasının olumsuz kabul edilmesi ve sözleşmesinin feshedilmesi için yeterli olmadığıdır.

Somut olayda HAGB kararının denetim süresi sonunda ortadan kaldırılması ve ceza davasının düşmesine karar verilmesi, fesih işleminin hukuka aykırı bulunmasında önemli rol oynamıştır.

Davacının yargılandığı suçun uzman erbaş mevzuatında sözleşmenin feshi sonucunu doğuran tahdidi suçlar arasında bulunmaması da kararın gerekçeleri arasında yer almıştır.

Bununla birlikte bu karar, hakkında HAGB bulunan bütün uzman çavuş ve uzman onbaşıların sözleşmesinin hiçbir koşulda feshedilemeyeceği anlamına gelmemektedir.

Her somut olayda şu hususlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir:

  • İşlem tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat,
  • İsnat edilen suç veya fiilin niteliği,
  • Ceza dosyasının ulaştığı hukuki sonuç,
  • HAGB kararının devam edip etmediği,
  • Hükmün ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı,
  • Ceza davasının düşüp düşmediği,
  • İlgili suçun uzman erbaş mevzuatında özel bir fesih sebebi oluşturup oluşturmadığı,
  • İdarenin işlemini hangi somut gerekçeye dayandırdığı.

Özellikle HAGB nedeniyle uzman çavuş sözleşmesinin feshi uyuşmazlıklarında, işleme dayanak gösterilen ceza kaydının yalnızca varlığı değil, bu kaydın işlem tarihinde sahip olduğu güncel hukuki nitelik de büyük önem taşımaktadır.

TSK Sicil İptal Davası

Uzman Erbaş Sicil İptal Davası


Sıkça Sorulan Sorular

HAGB alan uzman çavuşun sözleşmesi otomatik olarak feshedilir mi?

Hayır. Danıştayın incelediği somut olayda yalnızca HAGB kararı bulunması, sözleşmenin otomatik olarak feshedilmesi için yeterli görülmemiştir. Ceza dosyasının sonucu ve ilgili personel mevzuatı birlikte değerlendirilmiştir.

HAGB kararı güvenlik soruşturmasını olumsuz yapar mı?

HAGB kararı güvenlik soruşturması kapsamında değerlendirmeye konu olabilir. Ancak bu kaydın varlığından doğrudan ve otomatik olarak olumsuz sonuç çıkarılamaz. HAGB’nin hukuki niteliği ve ceza dosyasının güncel sonucu dikkate alınmalıdır.

HAGB denetim süresi bitince ne olur?

Kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılabilir ve ceza davasının düşmesine karar verilebilir. Danıştayın incelediği olayda da bu durum gerçekleşmiştir.

HAGB ortadan kaldırılmış ve dava düşmüşse sözleşme feshi yapılabilir mi?

Danıştayın bu kararındaki somut olayda, HAGB kararının ortadan kaldırılması ve davanın düşmesi karşısında güvenlik soruşturmasının olumsuz kabul edilerek sözleşmenin feshedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Ancak her olay kendi somut koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Uzman erbaş hakkında ceza davası açılması tek başına ilişik kesme sebebi midir?

Ceza davası açılması ile kesinleşmiş mahkûmiyet aynı hukuki sonuçları doğurmaz. İlgili personel mevzuatında özel bir düzenleme bulunup bulunmadığı ve idarenin işleminin somut gerekçesi ayrıca değerlendirilmelidir.

Güvenlik soruşturması nedeniyle sözleşmesi feshedilen uzman erbaş dava açabilir mi?

Evet. Hukuka aykırı olduğu düşünülen sözleşme feshi ve ilişik kesme işlemleri, yasal dava açma süresi içerisinde idari yargıda dava konusu edilebilir.

Fesih işlemi iptal edilirse geçmişe dönük maaş ve diğer parasal haklar alınabilir mi?

İşlemin iptali nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların talep edilmesi mümkündür. Ancak talebin kapsamı, dava türü ve faiz başlangıcı somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Danıştay kararında faiz neden dava tarihinden başlatıldı?

Danıştay, idari işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmininde, idareye önceden başvuru yapılmamışsa faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle somut olayda faiz başlangıcı 24/06/2022 olan dava tarihi olarak düzeltilmiştir.


Danıştay 12. Daire, E. 2023/5944, K. 2025/5615 Sayılı Kararın Tam Metni

T.C. DANIŞTAY
ONİKİNCİ DAİRE

Esas No: 2023/5944
Karar No: 2025/5615

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI):
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU

… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Tunceli ili, 4. Komando Tugay Komutanlığında piyade uzman onbaşı olarak görev yapan davacının, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu hükümleri uyarınca yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti

… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta davacının, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle sözleşmesinin feshedildiği belirtilmiştir.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamındaki bilgi notunda, “başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 10 ay hapis, 20-TL adli para cezası, HAGB, 5 yıl denetimli serbestlik, dosya Yargıtay’da” tespitlerine yer verilmiştir.

UYAP kayıtlarının tetkikinden; davacının “başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama” suçundan yargılandığı … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve denetime tabi tutulmasına karar verildiği görülmüştür.

Verilen hüküm, denetim neticesinde davacının kasten yeni bir suç işlemediği anlaşıldığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin onuncu fıkrası ve 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca ortadan kaldırılmıştır.

… Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında 13/07/2022 tarihinde kesinleşen ek karar ile davacı hakkındaki davanın düşmesine karar verilmiştir.

Mahkeme, davacı hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesi uyarınca hukuki sonuç doğurmayacağını belirtmiştir.

Ayrıca açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırıldığı ve davanın düşmesine karar verildiği değerlendirilmiştir.

Davacının ceza mahkemesinde yargılandığı suçun 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve Uzman Erbaş Yönetmeliği’nde tahdidi olarak sayılan suçlardan olmadığı da göz önüne alınmıştır.

Bu nedenlerle davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Dava konusu işlemin iptaline ve davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti

… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu belirtilmiştir.

Davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

İdare; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında ilgili kurumlardan gelen bilgiler ışığında takdir hakkını en uygun adaydan yana kullanma yetkisine sahip olduğunu ileri sürmüştür.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev alacak personelin seçiminde diğer kamu görev ve görevlilerine nazaran daha titiz davranılması gerektiği belirtilmiştir.

Personel adayları içerisinden en uygun olanının seçilmesinin ülke güvenliği ile doğrudan ilgili olduğu savunulmuştur.

Tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek temyize konu kararın bozulması istenmiştir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir.

Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı kuralına yer verilmiştir.

Bir idari işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi bakımından Danıştay içtihatları istikrar kazanmıştır.

Buna göre idareye başvuru varsa başvuru tarihinin, idareye başvuru yoksa davanın açıldığı tarihin faiz başlangıcı olarak esas alınması gerekir.

Bu durumda Bölge İdare Mahkemesince, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarına uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak dava tarihi esas alınması gerekirken, tahakkuk tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesinde hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir.

Ancak bu yanlışlık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında görülmüştür.

Bu nedenle kararın, “işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 24/06/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine” şeklinde düzeltilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU

  1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
  2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanmasına,
  3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
  4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,

Kesin olarak, 09/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 12. Daire
Esas No: 2023/5944
Karar No: 2025/5615
Karar Tarihi: 09/12/2025


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir