Ek ders ücreti davası, idarenin yüksek lisans veya doktora yapan öğretmen ve yöneticilerin artırımlı ek ders ücreti talebini reddetmesi üzerine açılan, işlemin iptali ile yoksun kalınan alacağın faiziyle birlikte tahsilini amaçlayan bir dava türüdür. Bu yazıda, konuya ilişkin somut örnek olaylar üzerinden, idare mahkemelerinin davayı hangi gerekçelerle kabul ettiği açıklanmaktadır.
Uygulamada davacıların önemli bir kısmını, rehber öğretmen ve okul/kurum müdürü gibi görevin niteliği gereği sınıfa girip ders anlatma imkânı bulunmayan personel oluşturmaktadır. İdare, bu personelin talebini genellikle “fiilen derse girilmediği” gerekçesiyle reddetmekte, davacılar ise görevlerinin mevzuatça zaten ders niteliğinde sayıldığını ileri sürerek dava açmaktadır. Aşağıda, bu tür uyuşmazlıklarda idare mahkemelerinin ulaştığı sonuçlar, taraf kimlikleri ve karar künyeleri paylaşılmaksızın, yalnızca hukuki gerekçe ve sonuç bakımından örneklerle aktarılmaktadır.
Yazının devamında, örnek olaylardaki uyuşmazlığın konusu, tarafların iddia ve savunmaları, mahkemenin gerekçesi ile verilen kararın sonuç kısmı ayrı başlıklar altında incelenecek; ardından bu içtihattan çıkarılabilecek genel ilkeler ve sıkça sorulan sorular ele alınacaktır.
Örnek Olay: Rehber Öğretmenin Ek Ders Ücreti Talebi
Bir bilim ve sanat merkezinde psikolojik danışman/rehber öğretmen olarak görev yapan davacı, yüksek lisans eğitimini tamamlaması nedeniyle, toplu sözleşme hükümlerine dayanarak ek ders ücretinin %7 artırımlı olarak ödenmesini idareden talep etmiştir. İdare, davacının rehberlik görevi gereği fiilen derse girmediğini, artırımlı ödemenin ise ancak fiilen girilen dersler için söz konusu olabileceğini belirterek talebi reddetmiştir. Davacı, bu ret işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkeme, rehber öğretmenlik görevinin niteliği gereği fiilen sınıfa girip ders anlatmanın mümkün olmadığını, ilgili mevzuatın rehber öğretmenler için haftalık belirli bir süreyi zaten ders niteliğinde yönetim görevi saydığını ve bu görevin fiilen yerine getirilmesinin ek ders ücretinin ödenmesi için yeterli olduğunu tespit etmiştir. Bu tespit doğrultusunda, davacının yüksek lisans mezuniyetine bağlı artırımlı ek ders ücretinden yararlandırılmamasının hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir.
Örnek Olay: Okul Müdürünün Ek Ders Ücreti Talebi
Bir bilim ve sanat merkezinde müdür olarak görev yapan davacı, yüksek lisans eğitimine bağlı olarak ek ders ücretinin %7 artırımlı ödenmesini talep etmiş, idare bu talebi hem süre yönünden hem de esastan reddetmiştir. İdarenin esasa ilişkin ret gerekçesi, önceki örnekte olduğu gibi, artırımlı ödemenin fiilen girilen derslere bağlı olduğu yönündedir. Davacı, ret işleminin iptali ile yoksun kaldığı alacağın faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkeme, öncelikle idarenin süre itirazını yerinde görmeyerek işin esasına geçmiş; okul müdürlüğü görevinin de niteliği gereği fiilen derse girmeyi imkânsız kıldığını, mevzuatın müdür ve müdür başyardımcıları için haftalık belirli bir süreyi ders niteliğinde yönetim görevi saydığını belirterek, yöneticilik görevinin fiilen ifa edilmesinin yeterli olduğu sonucuna varmıştır. Bu değerlendirme sonucunda, işlemin iptaline ve tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemelerin Ortak Gerekçesi Nedir?
Her iki örnek olayda da mahkemelerin ortak hareket noktası, ilgili mevzuatın “fiilen derse girme” kavramını yalnızca sınıfta ders anlatma faaliyeti ile sınırlı tutmadığı, aksine rehberlik ve yöneticilik gibi belirli görevleri de haftalık belirli bir süre karşılığında ders niteliğinde saydığıdır. Mahkemeler, mevzuatın bu sistematiğinden hareketle, işin doğası gereği sınıfa girme imkânı bulunmayan personelden ayrıca fiilen ders okutma şartı aranmasının, düzenlemenin amacına ve bütünlüğüne aykırı düşeceği sonucuna ulaşmıştır. Bir başka deyişle, mevzuatta zaten “ders niteliğinde” sayılan bir görevin fiilen yerine getirilmesi, artırımlı ek ders ücretinin ödenmesi bakımından yeterli kabul edilmiştir.
Ayrıca her iki kararda da, lisansüstü eğitimin teşvik edilmesindeki kamu yararına dikkat çekilmiş; toplu sözleşme ile getirilen artırımlı ödemenin amacının, öğretmenlerin kendilerini akademik olarak geliştirmelerini özendirmek olduğu, bu amacın ise görevin idari veya rehberlik niteliğinde olup olmadığına göre değişmemesi gerektiği vurgulanmıştır.
İdarenin Usule İlişkin İtirazları Ne Oldu?
Örnek olaylardan birinde idare, davanın süresinde açılmadığını ileri sürerek usule ilişkin bir itirazda bulunmuştur. Mahkeme, dosya üzerinde yaptığı inceleme sonucunda bu itirazı yerinde görmemiş ve işin esasını incelemeye geçmiştir. Bu durum, idarenin usul itirazlarının her olayda otomatik olarak kabul edilmediğini, mahkemenin dava açma süresine ilişkin koşulları somut olay bazında titizlikle incelediğini göstermektedir.
Usule ilişkin itirazların reddedilmesi, davacı lehine önemli bir aşamadır; ancak bu durum, dava açma sürelerine uyulmasının önemini azaltmaz. Her başvuru ve dava sürecinde sürelerin ayrıca ve bağımsız olarak kontrol edilmesi gerekmektedir.
Tazminat ve Faize İlişkin Değerlendirme
İncelenen örnek olayların her ikisinde de mahkemeler, hukuka aykırı bulunan idari işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların, Anayasa’nın 125. maddesinde öngörülen ilke uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Yoksun kalınan tutarın hesaplanma yöntemi ve faizin işletileceği tarih, somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilmektedir; kimi olayda faiz başvuru tarihinden, kimi olayda ise davanın açıldığı tarihten geriye dönük belirli bir süre esas alınarak hesaplanan tarihlerden itibaren işletilmektedir. Bu nedenle, her başvurunun kendi maddi olgularına göre ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu Kararlardan Çıkarılabilecek Genel İlkeler
İncelenen örnek olaylar birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdaki genel ilkelerin ortaya çıktığı söylenebilir: Birincisi, görevin niteliği gereği fiilen derse girme imkânı bulunmayan personelden bu şartın aranması, mevzuatın “ders niteliğinde yönetim görevi” kavramıyla bağdaşmamaktadır. İkincisi, lisansüstü eğitime bağlı artırımlı ödemenin amacı, öğretmenlerin akademik gelişimini teşvik etmek olduğundan, bu amaç rehberlik veya yöneticilik görevi yürütenler bakımından da geçerliliğini korumaktadır. Üçüncüsü, idarenin usule ilişkin itirazları, dosyanın somut koşullarına göre ayrıca incelenmekte olup, bu itirazların her olayda kabul edilmesi beklenmemelidir.
Rehber Öğretmen Yüksek Lisans Artırımlı Ders Ücreti Davası
Yüksek Lisans Ek Ders Ücreti Artırımı Davası
Sıkça Sorulan Sorular
Bu tür davalarda idare her zaman kaybediyor mu?
Hayır, her dava kendi somut koşulları içinde değerlendirilir. İncelenen örnek olaylarda davacılar lehine sonuçlanan kararlar bulunmakla birlikte, sonucun her olayda aynı yönde olacağı garanti edilemez.
Dava açmadan önce idareye başvurmak zorunlu mudur?
Evet, idari işlem tesis edilmeden dava açılamayacağından, öncelikle idareye yazılı başvuru yapılması ve bu başvuruya verilen cevap veya suskunluk üzerine dava açılması gerekmektedir.
Sadece rehber öğretmen ve okul müdürleri mi bu haktan yararlanabilir?
İncelenen örnek olaylar bu iki göreve ilişkindir; ancak mevzuatta ders niteliğinde yönetim görevi sayılan başka unvanlar bakımından da benzer değerlendirmelerin yapılması mümkündür. Her unvan için ilgili mevzuat hükmünün ayrıca incelenmesi gerekir.
İdarenin ret gerekçesi her zaman aynı mıdır?
Genellikle “fiilen derse girilmediği” gerekçesi öne çıkmaktadır; ancak idare, somut olaya göre süre aşımı gibi usule ilişkin itirazlar da ileri sürebilmektedir.
Mahkeme kararı kesinleşmeden ödeme yapılır mı?
Kural olarak, istinaf yolu açık olan kararlarda kesinleşme beklenmeden idarenin ödeme yapması idarenin kendi takdirine bağlıdır; ancak kararın icrası bakımından ilgili usul hükümleri uygulanır.
Bu davalarda avukat tutmak zorunlu mudur?
İdare mahkemelerinde avukatla temsil zorunlu değildir; ancak mevzuatın teknik niteliği ve sürelerin hassasiyeti göz önüne alındığında, bir avukattan hukuki destek alınması sürecin sağlıklı yürütülmesi bakımından faydalı olacaktır.
Sonuç
İncelenen örnek olaylar, rehber öğretmen ve okul müdürü gibi görevin niteliği gereği fiilen derse girme imkânı bulunmayan personelin, yüksek lisans veya doktora eğitimine bağlı artırımlı ek ders ücretinden mahrum bırakılmasının idari yargı denetiminde hukuka aykırı bulunduğunu göstermektedir. Benzer bir uyuşmazlık yaşayan personelin, idareye zamanında başvuru yapması ve gerekirse dava açma süresini kaçırmadan yargı yoluna başvurması, hakkın etkin biçimde korunması bakımından önem taşımaktadır.

Bir yanıt yazın