
Kamu görevlileri, kurumlarınca tahsis edilen lojmanlarda görevleri süresince ikamet hakkına
sahiptir. Ne var ki idare, zaman zaman bu hakkı aşan kararlar almaktadır. Sonuç olarak,
yönetmeliğe aykırı iç yönergeler ya da hukuki dayanaktan yoksun komisyon kararları
aracılığıyla görev tahsisli lojmandan çıkarılma işlemi tesis edilmektedir.
Bu rehberde, söz konusu işlemlerin hukuki niteliği, itiraz ve dava yolları ile emsal
Danıştay kararları ele alınmaktadır.
1. Yasal Çerçeve: 2946 Sayılı Kanun ve Yönetmelik
Görev tahsisli lojmandan çıkarılma meselesini doğru değerlendirebilmek için öncelikle bu
alanı düzenleyen iki temel hukuki metni incelemek gerekmektedir.
2946 Sayılı Kamu Konutları Kanunu
9 Kasım 1983 tarihinde yürürlüğe giren 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu, kamu konutlarını
dört gruba ayırmaktadır: özel tahsisli, görev tahsisli, sıra tahsisli ve hizmet tahsisli
konutlar. Buna göre kanunun 3. maddesi, görev tahsisli konutları; yönetmelikte belirlenecek
makam ve rütbe sahiplerine, görevlerinin önemi ve özelliği ile yetki ve sorumlulukları
gereğince tahsis edilen konutlar olarak tanımlamaktadır.
Kanunun 4. maddesi ise oturma süresini açık bir kurala bağlamaktadır. Dolayısıyla görev
tahsisli konutlarda, tahsise esas olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabilir.
Bu kural; görevi devam eden bir personelin salt süre gerekçesiyle lojmandan çıkarılamayacağını
ifade etmektedir.
Kamu Konutları Yönetmeliği
23 Eylül 1984 tarihli Kamu Konutları Yönetmeliği, kanunun uygulanmasını ayrıntılı biçimde
düzenlemektedir. Yönetmeliğin ekli (2) sayılı cetvelinde görev tahsisli konut tahsis
edilebilecek unvanlar sıralanmıştır. Bu unvanlar arasında rektör, rektör yardımcısı, dekan,
profesör, doçent, doktor öğretim üyesi (yardımcı doçent), öğretim görevlisi, genel sekreter
ve daire başkanı yer almaktadır.
Öte yandan yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrası kritik bir ayrım yapmaktadır. Yeteri kadar
görev tahsisli konut bulunmaması hâlinde, yalnızca konut tahsisi talebinde bulunanlar
kendi aralarında puanlamaya tabi tutulur. Halihazırda lojmanda oturan personel bu puanlamanın
kapsamı dışında kalır.
2. Görev Tahsisli Lojmanda Oturma Süresi
Sıra tahsisli konutlarda oturma süresi beş yıl ile sınırlandırılmıştır. Ancak bu sınır,
görev tahsisli konutlar için geçerli değildir. Yönetmeliğin 20. maddesi
açık bir düzenleme içermektedir: Görev tahsisli konutlarda tahsise esas olan görev veya
hizmetin devamı süresince oturulabilir.
Buna karşın uygulamada bazı kurumlar bu ayrımı göz ardı etmektedir. Üniversite yönergesi
veya benzeri iç düzenlemelerle görev tahsisli konutlara beş yıllık oturma sınırı
getirilmektedir. Bu uygulama normlar hiyerarşisine aykırıdır; bu nedenle idare mahkemesinde
iptal davasına konu edilebilir.
3. Hukuka Uygun Tahliye Sebepleri
2946 sayılı Kanunun 7. maddesi ve Kamu Konutları Yönetmeliğinin 33. maddesi, görev tahsisli
konutlarda tahliyeyi gerektiren hâlleri sınırlı sayıda saymıştır. Bu hâller
dışında tesis edilen tahliye işlemleri hukuka aykırıdır. Kanunda öngörülen başlıca tahliye
sebepleri şunlardır:
- Görevin sona ermesi: Tahsise esas görevin son bulduğu tarihten itibaren
iki ay içinde konut boşaltılmalıdır. - Nakil veya atama: Başka kurumda aynı veya eşdeğer bir göreve nakledilenler
en geç altı ay içinde konutu boşaltır. - Emeklilik, istifa veya memuriyet sıfatının kalkması: İlişiğin kesildiği
tarihten itibaren iki ay içinde konut boşaltılır. - Vefat: Konutta oturulmakta iken vefat eden personelin ailesi, ölüm
tarihinden itibaren iki ay içinde boşaltma yükümlülüğü altındadır.
Bununla birlikte bu sebeplerin dışında tesis edilen tahliye kararları hukuka aykırıdır.
Örneğin; kurumda lojman talep eden başka personel bulunması ya da iç yönergeyle getirilmiş
beş yıllık süre sınırının dolması gerekçesiyle görevi devam eden personelin lojmandan
çıkarılması kanuna aykırıdır.
4. Normlar Hiyerarşisi: Yönerge Kanunu Aşamaz
Görev tahsisli lojmandan çıkarılma işlemlerinde çoğunlukla bir normlar hiyerarşisi
çatışması yatmaktadır. İdare, kanun ve yönetmelikle güvence altına alınmış bir hakkı,
hiyerarşik olarak daha alt konumdaki bir yönerge veya genelgeyle sınırlandırmaya
çalışmaktadır.
Anayasanın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi gereğince, alt
düzenleyici işlemler üst normlara aykırı hükümler içeremez. Kamu Konutları Yönetmeliği,
Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe girmiş bir düzenleyici işlemdir. Kurum içi yönergeler
ise bu yönetmeliğin altında yer alır. Dolayısıyla yönetmeliğin tanıdığı hakları daraltan
bir yönerge hükmü hukuken geçersizdir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin son fıkrası bu ilkeyi teyit
etmektedir. Başka bir deyişle, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye
dayalı bireysel işlemin iptaline engel değildir. Yönerge yürürlükte olsa bile yönergeye
dayalı tahliye kararının iptali ayrıca talep edilebilir.
Sıklıkla Karşılaşılan Hukuka Aykırı Yönerge Düzenlemeleri
Uygulamada kurum içi yönergelerin aşağıdaki hukuka aykırı düzenlemeleri içerdiği
görülmektedir:
- Görev tahsisli konutlarda beş yıllık oturma sınırı getirilmesi,
- Yönetmeliğin (2) sayılı cetvelindeki unvan sıralamasının keyfi biçimde yeniden düzenlenmesi,
- Sıra tahsisli konutlara özgü puanlama cetvelinin halihazırda görev tahsisli konutlarda
oturanlara uygulanması, - Akademik ve idari personelin ayrı kategorilere ayrılarak bazı unvanların lojman hakkı
kapsamından çıkarılması.
Sonuç olarak bu tür düzenlemelere dayalı tahliye kararları, Danıştayın yerleşik içtihadı
çerçevesinde hukuka aykırı bulunmakta ve iptal edilmektedir.
5. Görev Tahsisli Lojmandan Çıkarılma Hukuka Aykırı mı?
Görev tahsisli lojmandan çıkarılma işleminin hukuka aykırı olup olmadığını belirlemek içinöncelikle aşağıdaki soruların yanıtlanması gerekmektedir.
https://rayp.adalet.gov.tr/resimler/134/dosya/danistay-karari26-01-20222-53-pm.pdf
Tahliye İşleminin Hukuka Uygunluk Denetimi
- Görev devam ediyor mu? Evet ise ve tahliyenin tek dayanağı beş yıllık
süre sınırı ya da başka personelin lojman talebi ise işlem hukuka aykırıdır. - Unvan, yönetmeliğin (2) sayılı cetvelinde yer alıyor mu? Evet ise ve
herhangi bir unvan değişikliği yaşanmamışsa lojman hakkı devam etmektedir. - Tahliyeye dayanak yönerge, yönetmelikle çelişiyor mu? Evet ise alt norm
olan yönerge hükmü uygulanamaz; üst norm olan yönetmelik esas alınır. - Puanlama halihazırda lojmanda oturanlara mı uygulandı? Evet ise
Yönetmeliğin 8/5. fıkrasına aykırı bir uygulama söz konusudur. - Aynı durumdaki diğer personel tahliye edilmedi mi? Evet ise eşitlik ve
tarafsızlık ilkesi ihlal edilmiş olabilir.
Bu sorulardan herhangi birine “evet” yanıtı veriliyorsa, söz konusu görev tahsisli lojmandan
çıkarılma işlemi idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilecek niteliktedir. Bunun
yanı sıra dava açılırken yürütmenin durdurulması da talep edilmelidir.
6. Dava Süreci ve Yürütmenin Durdurulması
Lojman tahliye işlemleri, idarenin kamu gücü kullanarak tesis ettiği tek yanlı idari
işlemler niteliğindedir. Bu nedenle bu işlemlere karşı açılacak davalarda görevli mahkeme
idare mahkemesidir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesi uyarınca dava açma süresi, işlemin
tebliğ tarihinden itibaren altmış gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte
olduğundan geçirilmesi hâlinde dava usul yönünden reddedilir.
Yürütmenin Durdurulması Talebi Neden Zorunludur?
Tahliye kararı tebliğ edildiğinde derhal harekete geçilmesi büyük önem taşımaktadır. Zira
2946 sayılı Kanunun 8. maddesi, zorla boşaltmaya karşı yargı yoluna başvurulmasının
boşaltma işlemini kendiliğinden durdurmayacağını açıkça düzenlemektedir. Bu nedenle dava
açılırken yürütmenin durdurulması talebinin de aynı dilekçede ileri sürülmesi zorunludur.
İYUK’un 27. maddesi uyarınca yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için iki koşul
birlikte aranır: işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğacak
olması ve işlemin açıkça hukuka aykırı bulunması. Yönetmeliğe açıkça aykırı bir yönergeye
dayanan tahliye kararlarında bu koşulların varlığı genellikle kolaylıkla ortaya konulabilir.
7. Görev Tahsisli Lojmandan Çıkarılmaya İlişkin Emsal Danıştay Kararları
Görev tahsisli lojmandan çıkarılmaya ilişkin Danıştay içtihadı yeknesak ve istikrarlı bir
görünüm sergilemektedir. Aşağıdaki kararlar uygulamada belirleyici rol oynamaktadır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E: 2013/4385, K: 2015/622
Bu kararda Kurul, halihazırda kullanımda olan görev tahsisli konutların tahsis türünün,
personelin görev ve unvanları ile mevcut ihtiyaçlar değerlendirilmeksizin değiştirilmesinin
hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Ayrıca görev unvanında herhangi bir değişiklik
bulunmayan personelin konut kullanım süresinin beş yıl olarak sınırlandırılmasına hukuken
olanak bulunmadığı vurgulanmıştır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E: 2022/57, K: 2023/5
Bu kararda Kurul, Kamu Konutları Yönetmeliğine ekli (2) sayılı cetvelde yer alan unvanlara
kurum içi düzenlemeyle sınırlama getirilmesinin idarenin yetkisi dahilinde olmadığını
belirlemiştir. Öte yandan kurumların yalnızca cetvele eşdeğer unvan ekleyebileceği, mevcut
unvanları kapsam dışına çıkaramayacağı açıkça ifade edilmiştir.
Danıştay 5. Dairesi, E: 2011/2199, K: 2012/4754
Bu kararda Danıştay 5. Dairesi, görev tahsisli olarak tahsis edilen bir lojmanın idare
tarafından tahsis türü değiştirilerek sıra tahsisli hâle getirilmesi ve beş yıl sonunda
boşaltılması işlemini hukuka aykırı bulmuş ve iptal etmiştir.
Danıştay 8. Dairesi, E: 1997/3963, K: 1999/78
Bu kararda, görev tahsisli konut hakkının doğrudan kamu görevlisinin unvanına dayalı olduğu
teyit edilmiştir. Dolayısıyla unvan devam ettiği sürece lojmandan yararlanma hakkı da
sürmektedir. Ayrıca idarelere yalnızca eşdeğer unvan ekleme yetkisi tanındığı, cetveldeki
unvanları çıkarma yetkisinin bulunmadığı açıkça belirtilmiştir.
İdare Mahkemesi, 25.11.2025 — Üniversite Yönergesi Kararı
Bir üniversitenin iç yönergesine dayanılarak görev tahsisli lojmandan çıkarılmak istenen
doktor öğretim üyesinin açtığı davada idare mahkemesi, yönergenin Kamu Konutları
Yönetmeliğine aykırı hükümler içerdiğini tespit etmiştir. Mahkeme, norm çatışmasında alt
normun ihmal edileceğini belirlemiş ve tahliye işlemini iptal etmiştir.
8. Sonuç
Özetle, görev tahsisli lojmandan çıkarılma işlemi ilk bakışta salt bir konut sorunu gibi
görünse de özünde idare hukukunun temel ilkelerini doğrudan ilgilendirmektedir. Sonuç
olarak uygulamada dikkat edilmesi gereken başlıca ilkeler şunlardır:
- Görev tahsisli konutlarda tahsise esas görev devam ettiği sürece oturma hakkı sürmektedir.
- Sıra tahsisli konutlara özgü beş yıllık süre sınırı, görev tahsisli konutlara uygulanamaz.
- Kurum içi yönergeler, Kamu Konutları Yönetmeliğinin tanıdığı hakları daraltamaz.
- Halihazırda görev tahsisli konutunda oturan personel, yalnızca başka personelin lojman
talebi gerekçesiyle puanlamaya tabi tutularak lojmandan çıkarılamaz. - Tahliye işlemlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde
idare mahkemesinde iptal davası açılmalı; aynı dilekçede yürütmenin durdurulması
talep edilmelidir.
Her somut olay kendi özgün koşullarını barındırmaktadır. Bu nedenle görev tahsisli
lojmandan çıkarılma işlemiyle karşılaşan kamu görevlilerinin hukuki haklarını
koruyabilmesi için sürelere dikkat etmeleri ve bir idare hukuku avukatına başvurmaları
büyük önem taşımaktadır.
Bu makale yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup avukatlık veya hukuki
danışmanlık hizmeti niteliği taşımamaktadır.

Bir yanıt yazın