Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki TSK personeli Görevden Çıkarma Davaları, Millî Savunma Bakanlığı onay kararıyla kamu görevinden çıkarılması, idare hukukunun en ağır sonuç doğuran işlemlerinden birini oluşturmaktadır. Bu tür işlemler; yetki, sebep, konu, şekil ve maksat unsurları açısından idari yargı denetimine tabidir. Söz konusu denetim; her ne kadar disiplin hukukunun kendine özgü kuralları çerçevesinde şekillense de hukuk devleti ilkesi ile Anayasal güvenceler kapsamından asla bağımsız değildir.
Uygulamada sıklıkla rastlandığı üzere, kamu görevinden çıkarma kararları çoğu zaman somut delile dayanmayan, muğlak “iltisak” ve “irtibat” kavramlarına yaslanan gerekçelerle tesis edilmektedir. Hâlbuki “iltisak” kavramı hiçbir kanun metninde ya da bağlayıcı yargısal kararla tanımlanmamıştır. Bu belirsizlik, hem hukuki öngörülebilirlik hem de kanunilik ilkesi bakımından kabul edilemez bir durum ortaya koymaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, bu tür işlemler nedeniyle yargı önüne taşınan pek çok davada hak ihlali tespiti yapmıştır.
Masumiyet karinesi ise bu davaların merkezinde yer alır. Anayasa’nın 38. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi uyarınca suçluluğu mahkeme kararıyla saptanmayan hiç kimse, hakkında idarece önceden hüküm kurularak cezalandırılamaz. Disiplin işlemleri ceza hukuku süreçlerinden bağımsız olmakla birlikte, kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmaksızın yapılan ihraç işlemleri Anayasal güvenceleri doğrudan zedelemektedir.
Danıştay’ın köklü içtihadı; disiplin amirlerinin en ağır cezayı uygulamadan önce ilgilinin geçmiş hizmetlerini ve sicil durumunu değerlendirip bir alt ceza uygulanıp uygulanamayacağını somut gerekçeleriyle ortaya koymalarını zorunlu kılmaktadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi tek başına bozma gerekçesi oluşturmaktadır. Orantılılık ve ölçülülük ilkelerinin bu denli ihmal edildiği davalarda hukuka aykırılık açıktır.
Savunma hakkı ve adil yargılanma güvencesi bağlamında ise kişinin aleyhindeki isnadı, gerekçesiyle birlikte, tüm ayrıntılarıyla öğrenme hakkı, müdafaa hakkının vazgeçilmez unsurudur. Salt “FETÖ/PDY ile iltisak” ifadesini içeren ve hangi davranışın bu nitelendirmenin dayanağı olduğunu açıklamayan bildirimler, bu temel güvenceyi işlevsiz kılmaktadır. Söz konusu hukuka aykırılık; hem Danıştay içtihadı hem de AİHM kararları ışığında iptal nedeni sayılmaktadır.
BAŞLICA HUKUKİ DAYANAKLART.C. Anayasası md. 2, 15, 36, 38, 129 · AİHS md. 6 · 2577 sayılı İYUK · 657 sayılı DMK · 926 sayılı TSK Personel Kanunu · 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu · Danıştay İDDK E:2005/374, K:2007/103
… İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
(Yürütmenin Durdurulması Taleplidir)
DAVACI : [Ad Soyad] — [TC No] — [Adres]
VEKİLİ : Av. Feyza Nur Serttaş UETS : [Feyza-UETS-No]
DAVALI : Millî Savunma Bakanlığı
KONUSU : Millî Savunma Bakanlığı’nın … tarihli ve … sayılı, “Kamu Görevinden
Çıkarılma” konulu işleminin iptali ile davacının görevine iadesi ve görevden uzaklaştırıldığı
tarihten itibaren mahrum kaldığı tüm özlük ve malî haklarının faiziyle birlikte tazminine
karar verilmesi isteminden ibarettir.
TEBLİĞ TARİHİ : …/…/….
I. OLAYLAR
Davacı, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde Mühendis Kıdemli Yüzbaşı rütbesiyle görev
yapmakta iken … tarihli Millî Savunma Bakanlığı Onay Kararı ile kamu görevinden çıkarılmış;
anılan karar kendisine … tarihinde tebliğ edilmiştir.
Dava konusu idari işlemde öne sürülen isnatlar incelendiğinde, hiçbirinin somut delile
dayandırılmadığı, kişisel sorumluluğu olmayan olgular üzerinden hüküm kurulduğu ve
savunma hakkının fiilen engellendiği görülmektedir. Şöyle ki:
A. Şahsilik İlkesinin İhlali
Anayasa’nın 38. maddesinin yedinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesi
uyarınca ceza sorumluluğu şahsidir; kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.
Birinci isnatta yer alan ve davacıyla doğrudan ilgisi bulunmayan fiillerin aleyhine delil olarak
değerlendirilmesi bu temel ilkeyi açıkça çiğnemektedir.
B. Banka Hesabı İddiasının Hukuki Değeri
İkinci isnat kapsamında dayanılan banka hesabının bilgi ve iradesi dışında açıldığı, imzalı bir
sözleşme yapılmaksızın oluşturulan söz konusu hesabın hiçbir dönem aktif hale gelmediği ve
banka tarafından re’sen kapatıldığı ilgili belgeler ile sabit olup bu durumun ihraç kararına
mesnet teşkil edemeyeceği açıktır.
C. Sicil Notlarının Değerlendirilmemesi
Üçüncü isnat bağlamında dile getirilen sicil desteği iddiasının aksine, davacının sicilini
olumsuz yönde etkileyen tek kaydın FETÖ itirafçısı konumundaki bir amir tarafından verildiği;
buna karşın emsal davalarda mağdur konumuna düşen diğer amirler tarafından iyi sicil ve
takdir aldığı dosya içeriğiyle sabittir. Bu durum, davacının örgütle irtibatını değil, bilakis
irtibatsızlığını doğrulamaktadır.
II. HUKUKÎ GEREKÇELER
A. Masumiyet Karinesi ve Savunma Hakkı
Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca “Suçluluğu mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimse
suçlu sayılamaz.” Hakkında kesinleşmiş herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmayan,
soruşturma veya kovuşturmaya maruz kalmamış olan davacı hakkında idarece önceden hüküm
kurulmuş; bu suretle masumiyet karinesi ile adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir.B. Orantılılık ve Ölçülülük İlkesi
6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu ve yerleşik Danıştay içtihadı uyarınca disiplin amirlerinin,
işlem tesis etmeden önce ilgilinin geçmiş hizmetleri ile sicil durumunu değerlendirerek bir alt
ceza uygulanıp uygulanamayacağını irdelemesi zorunludur (Danıştay İdari Dava Daireleri
Kurulu, E:2005/374, K:2007/103, 22.02.2007). Dava konusu kararın gerekçesinde bu
yükümlülüğün yerine getirildiğine dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.
C. Belirsizlik ve Hukuki Dayanaksızlık
“İltisak” kavramının hiçbir hukuki metinde ya da yargısal kararla tanımlanmamış olması
nedeniyle belirliliği olmayan bu kavrama dayanılarak tesis edilen işlem, hukukun üstünlüğü
ilkesi, öngörülebilirlik ve kanunilik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
III. YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİ
Dava konusu görevden çıkarma işlemi, başvurucunun meslekî kariyer ve özlük haklarına
telafisi güç ve imkânsız zararlar vermektedir. İYUK’un 27. maddesi kapsamında açıkça hukuka
aykırılık ve telafi edilemez zarar koşullarının birlikte gerçekleştiği bu davada yürütmenin
durdurulması zorunludur.
HUKUKİ NEDENLER
T.C. Anayasası, 2577 sayılı İYUK, 5237 sayılı TCK, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926
sayılı TSK Personel Kanunu, 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu, AİHM’in 6. ve 13. Maddeleri.
SONUÇ VE TALEP
Yukarıda arz ve izah olunan nedenler ile resen gözetilecek diğer hususlar ışığında:
1. Dava konusu … tarihli ve … sayılı Millî Savunma Bakanlığı işleminin ÖNCELİKLE
YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,
2. Anılan işlemin İPTALİNE,
3. Davacının yoksun kaldığı özlük ve malî haklarının görevden çıkarılma tarihinden itibaren
işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı idareden TAHSİLİNE,
4. Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini
saygıyla arz ve talep ederim.
EKLER : EK-1: Savunma Hakkı Yazısı Sureti | EK-2: Savunmaya Cevap Yazısı | EK-3:
Banka İnceleme Yazısı | EK-4: Basın Haberleri
Av. Feyza Nur Serttaş
UETS : [Feyza-UETS-No]

Bir yanıt yazın