HAGB özel güvenlik statüsünü etkiler mi? Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının idarî statü üzerindeki etkisi, yıllarca idare mahkemeleri ile idare arasında süregelen bir ihtilafın konusu olmuştur. Özel güvenlik hizmeti bakımından bu ihtilaf, kanun koyucunun 2024 yılında yaptığı müdahale ile büyük ölçüde sona ermiştir.

10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 11. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, Kanun’un 10. maddesinde aranan şartları taşımadığı veya bu şartlardan birini sonradan kaybettiği tespit edilenlerin kimlik kartı iptal edilir. Söz konusu şartlar; bir yıl ve üzeri hapis cezasına mahkûm olmamak, katalog suçlardan mahkûm olmamak ve bu suçlardan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak, katalog suçlardan devam eden kovuşturma bulunmamak, güvenlik soruşturmasının olumlu olması, görevin ifasına engel sağlık durumunun bulunmaması, temel ve yenileme eğitiminin tamamlanması ile vatandaşlık, yaş ve öğrenim şartlarının taşınmasıdır. Kanun’un 11. maddesinin son fıkrasındaki terör bağlantısı yasağı ile 20. maddesindeki fiiller de aynı sonucu doğurur.

Bu incelemede yalnızca katalog suçlardan mahkûmiyet ile bu suçlardan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ele alınacak; mesele, hükmün 2024 yılında geçirdiği değişiklik ve bunun eski içtihat üzerindeki etkisiyle birlikte değerlendirilecektir.

HAGB Özel Güvenlik Şartlarını Düzenleyen Hükmün Yürürlükteki Metni (m. 10/1-d-2)

5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi bugün şu şekildedir: «Affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve fuhuş suçlarından mahkûm olmamak veya bu suçlardan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak.»

Bu bent bakımından iki temel özellik hemen göze çarpar. Birincisi, cezanın miktarı ve türü önemsizdir; bir günlük hapis cezası da, en düşük miktardaki adlî para cezası da engeldir. İkincisi, af dahi engeli kaldırmaz; kanun koyucu «affa uğramış olsa bile» diyerek bunu açıkça belirtmiştir.

Hangi Suçlar Katalog Suçtur? Tahdidî Sayım ve Kıyas Yasağı

Suç grubu Kapsam
Devletin güvenliğine karşı suçlar TCK’nın ilgili bölümündeki suçların tamamı
Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar Darbe teşebbüsü, hükümete karşı suç vb.
Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar Özel hayatın gizliliğini ihlal, haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi ve yayılması
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar Cinsel saldırı, cinsel taciz, çocuğun cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki
Uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları İmal, ticaret ve kullanmak için satın alma, kabul etme, bulundurma
Malvarlığına ve güvene karşı sayılan suçlar Zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, aklama, kaçakçılık, fuhuş

Bu sayım tahdidîdir; kıyas yoluyla genişletilemez. Nitekim uygulamada, katalogda yer almayan bir suçtan (örneğin basit yaralama, tehdit yahut hakaret) dolayı verilen kararların gerekçe gösterilerek işlem tesis edildiği ve bu işlemlerin idare mahkemelerince iptal edildiği görülmektedir.

7533 Sayılı Kanun Değişikliği: HAGB Özel Güvenlik Statüsü Bakımından Artık Ne İfade Ediyor?

Bu bendin anlaşılabilmesi için hükmün geçirdiği evrimin bilinmesi zorunludur.

30 Kasım 2024 Öncesinde HAGB Kararlarının Değerlendirilmesi

Değişiklikten önce (d) bendinin girişinde «Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile» ibaresi yer alıyordu. Bu ibare sebebiyle idare, HAGB kararlarını da engel saymakta; buna karşılık idare mahkemeleri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin beşinci fıkrasındaki «hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmaması» kuralına ve masumiyet karinesine dayanarak bu işlemleri sıklıkla iptal etmekteydi. Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuru kararlarında, HAGB kararının idarî uyuşmazlıkta mahkûmiyet gibi değerlendirilmesinin masumiyet karinesini ihlal ettiğine hükmetmişti.

30 Kasım 2024’ten İtibaren Katalog Suçlarda HAGB Engeli

21 Kasım 2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle üç ayrı değişiklik yapılmıştır:

Birincisi, (d) bendinin girişindeki «veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş» ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. İkincisi, (2) numaralı alt bende «mahkûm olmamak» ibaresinden sonra gelmek üzere «veya bu suçlardan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak» ibaresi eklenmiştir. Üçüncüsü, (3) numaralı alt bentteki «Anayasal düzene» ibaresi «Devletin güvenliğine, anayasal düzene» şeklinde değiştirilmiş ve «soruşturma veya» ibaresi metinden çıkarılmıştır.

Sonuç: Kanun koyucu, HAGB’yi genel bir engel olmaktan çıkarmış, buna karşılık katalog suçlarla sınırlı olarak açık ve özel bir engel hâline getirmiştir. Bugün HAGB’nin hukukî sonucu, tamamen suçun katalogda yer alıp almamasına bağlıdır.

İnternette Dolaşan Eski Tarihli Emsal Kararlar Bugün Uygulanabilir mi?

Bu, uygulamada en çok yanılgıya yol açan noktadır. İnternette dolaşan pek çok emsal karar, katalog suçlardan verilen HAGB kararının engel oluşturmayacağı yönündedir. Ancak bu kararların hemen tamamı, 30 Kasım 2024 öncesinde yürürlükte olan metne dayanmaktadır. Kanun koyucu artık HAGB’yi katalog suçlar bakımından açıkça ve doğrudan engel saydığından, o kararların bugün tesis edilecek işlemler için doğrudan emsal alınması isabetli değildir.

Bununla birlikte, iki husus önemini korumaktadır. Birincisi, idarî işlemler kural olarak tesis edildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre denetlenir. Bu sebeple 30 Kasım 2024’ten önce tesis edilmiş bir iptal işlemine karşı açılan davada, eski metin ve o dönemin içtihadı geçerlidir. İkincisi, yeni düzenlemenin masumiyet karinesi ve çalışma hakkı bakımından anayasaya uygunluğu tartışmaya açıktır; zira HAGB, ceza muhakemesi hukuku bakımından hâlâ hukukî sonuç doğurmayan bir karardır. Bu tartışmanın Anayasa Mahkemesi önüne taşınması muhtemeldir ve derdest davalarda anayasaya aykırılık itirazının ileri sürülmesi kanaatimizce yerinde olur.

Beş Yıllık Denetim Süresinin Dolması ve Düşme Kararının Hukukî Etkisi

HAGB kararının verilmesinden sonra beş yıllık denetim süresi kasten yeni bir suç işlenmeksizin geçirilirse, mahkeme açıklanması geri bırakılan hükmü ortadan kaldırarak davanın düşmesine karar verir. Yeni metin, engeli «hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak» şeklinde formüle ettiğinden, düşme kararının etkisi tartışmalıdır.

Kanaatimizce, düşme kararıyla birlikte açıklanması geri bırakılan hüküm hukuk âleminden tamamen kalkmakta ve ortada dayanılabilecek bir karar kalmamaktadır. Kanun koyucunun amacının, denetim süresini başarıyla tamamlamış bir kişiyi ömür boyu meslekten men etmek olmadığı da düşünülürse, düşme kararından sonra engelin devam ettiğinin kabulü, cezaların şahsîliği ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmaz. Nitekim bu yöndeki değerlendirme, idarenin takdir yetkisinin kamu yararı ile kişinin çalışma hak ve özgürlüğü arasında adil denge gözetilerek kullanılması gerektiğini vurgulayan yargı kararlarıyla da uyumludur. Ancak bu husus henüz yerleşik içtihada kavuşmamıştır; başvuru reddedilirse dava açılması gerekir.

HAGB Özel Güvenlik Kimliğinin İptaline Gerekçe Yapıldığında İzlenecek Dava Yöntemi

Bu bende dayanan bir iptal işlemine karşı dava açarken sırasıyla şu sorular yanıtlanmalıdır: İşlem hangi tarihte tesis edilmiştir? Dayanak suç katalogda gerçekten yer almakta mıdır? Karar mahkûmiyet midir, HAGB midir, kamu davasının açılmasının ertelenmesi midir? Denetim süresi dolmuş ve düşme kararı verilmiş midir? İdare, kararın kendisini mi yoksa güvenlik soruşturmasının olumsuzluğunu mu gerekçe göstermiştir?

Son soru özellikle önemlidir. İdare çoğu zaman işlemi (d-2) bendine değil, güvenlik soruşturmasının olumsuzluğunu düzenleyen (h) bendine dayandırmaktadır. Bu hâlde, kanunda sayılan engellerden hiçbirini oluşturmayan bir olgunun soruşturmayı olumsuz kılamayacağı; aksi kabulün Kanun’un 10. maddesini anlamsız kılacağı ve hukukî belirsizlik yaratacağı ileri sürülmelidir.

HAGB Özel Güvenlik İlişkisi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Uyuşturucu kullanmaktan HAGB aldım. Kimliğim iptal edilir mi?

Uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları katalogda yer aldığından, 30 Kasım 2024’ten sonraki dönemde bu karar açık bir engeldir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ise HAGB’den farklı bir kurumdur ve ayrıca değerlendirilmelidir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararı da engel midir?

Bendin lafzı yalnızca mahkûmiyet ve HAGB kararından söz etmektedir. KDAE, kovuşturmaya yer olmadığı yönünde sonuç doğurabilen ayrı bir kurumdur; bu sebeple (d-2) bendi kapsamında değerlendirilmemesi gerekir. Ancak idare bunu güvenlik soruşturması bakımından değerlendirmeye çalışabilmektedir.

Hakaret veya tehditten HAGB aldım, engel olur mu?

Bu suçlar katalogda yer almamaktadır. Dolayısıyla ne mahkûmiyet ne de HAGB (d-2) bendi bakımından engeldir. Mahkûmiyet hâlinde yalnızca cezanın bir yıl ve üzeri olup olmadığı (d-1) bendi yönünden önem taşır.

Cinsel tacizden HAGB aldım, denetim süresi de doldu ve dava düştü. Ne yapmalıyım?

Yeniden başvuru yapılmalı; reddedilmesi hâlinde düşme kararının hukukî etkisi ve ölçülülük ilkesi ileri sürülerek dava açılmalıdır. Bu, bugün itibarıyla içtihadın oluşmakta olduğu bir alandır.

Suçum affa uğradı, engel kalktı mı?

Hayır. Bent, «affa uğramış olsa bile» ifadesiyle bu ihtimali açıkça dışlamaktadır.

Sabıka kaydımda görünmüyor, idare nasıl öğreniyor?

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında, kesinleşmiş mahkeme kararları ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar da kayıtlardan tespit edilebilmektedir. Adlî sicilde görünmemesi, kaydın idare tarafından bilinmediği anlamına gelmez.

Değerlendirme ve Sonuç

Katalog suçlar bakımından kanun koyucu son derece katı bir çizgi benimsemiştir: cezanın türü, miktarı ve affa uğramış olması sonucu değiştirmez; 30 Kasım 2024’ten itibaren hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı da açıkça engeldir. Buna karşılık katalog dışı suçlarda HAGB, artık hiçbir biçimde engel değildir. Bu ayrımın kavranması, hem başvuru hem de dava aşamasında doğru strateji kurulmasının ön şartıdır.

Bu makale bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır; somut uyuşmazlığınıza ilişkin değerlendirme yerine geçmez.
Av. Feyza Nur Serttaş

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir