Eğitim-öğretim yılının başında norm kadro fazlası olduğu bildirilen ve rızası alınmadan başka bir okulda derse girmekle görevlendirilen engelli öğretmenlerin sayısı az değildir. Engelli öğretmen resen görevlendirme işlemiyle karşılaşan öğretmenin ilk sorusu genellikle şudur: “Raporum varken idare beni isteğim dışında başka okula gönderebilir mi?”
Bu rehberde önce kısa cevabı veriyoruz. Ardından şu soruları yürürlükteki mevzuat ve doğrulanabilen yargı kararları ışığında açıklıyoruz:
- Engelli öğretmeni koruyan hükümler nelerdir?
- İdare hangi hâllerde görevlendirme yapabilir?
- “Bu bir atama değil, görevlendirmedir” savunması neden her zaman yeterli değildir?
- İşleme karşı hangi sürede, hangi mahkemede dava açılır?
- Yürütmenin durdurulması hangi şartlarda istenebilir?

Engelli Öğretmen İsteği Dışında Görevlendirilebilir mi?
Kısa cevap şudur: Sağlık kurulu raporunda en az %40 oranında engelli olduğu belirtilen kadrolu öğretmen, norm kadro fazlası konumunda olsa bile, engellilik durumu devam ettiği sürece re’sen görev yeri belirlemeden istisnadır. Bu kural, yürürlükteki Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 34. maddesinin yedinci fıkrasında açıkça yazılıdır.
Buna ek olarak Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik’in Ek 3. maddesi, engellilik durumu devam ettiği sürece memurun isteği dışında yerinin değiştirilemeyeceğini öngörmektedir.
Bu nedenle, engelli bir öğretmenin rızası alınmadan ve yalnızca norm kadro fazlalığı gerekçesiyle başka bir okulda görevlendirilmesi ciddi bir hukuka aykırılık iddiası doğurur. Ancak her olay kendi belgeleriyle değerlendirilmelidir. Sonucu etkileyen başlıca hususlar şunlardır:
- engel oranı,
- raporun geçerliliği,
- öğretmenin rıza gösterip göstermediği,
- görevlendirilen okulda gerçek bir ihtiyaç bulunup bulunmadığı,
- kadrolu okulda ders yükü olup olmadığı.
Görevlendirme işlemine karşı dava açma süresi, işlemin yazılı olarak bildirildiği tarihi izleyen günden itibaren 60 gündür (İYUK m. 7). Bu süre içinde idareye başvuru yapılırsa süre durur. İdare otuz gün içinde cevap vermezse başvuru reddedilmiş sayılır ve kalan süre yeniden işlemeye başlar (İYUK m. 11). Sürenin geçirilmesi, haklı bir davanın esasının hiç incelenmemesi sonucunu doğurabilir.
Engelli Öğretmeni Koruyan Hükümler Nelerdir?
Engelli öğretmenin görev yeri konusundaki güvencesi tek bir maddeden ibaret değildir. Anayasa’dan başlayıp okul düzeyindeki ders programı kurallarına kadar uzanan bir kurallar zinciri vardır. Bu zincirin halkalarını bilmek, hem itiraz dilekçesinde hem de davada doğru dayanağı göstermek bakımından önemlidir.
Anayasa: Pozitif ayrımcılık ve özel koruma
Anayasa’nın 10. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir: “Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” Aynı maddenin son fıkrası, idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorunda olduğunu belirtir.
Anayasa’nın 50. maddesi bedensel yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunacağını öngörür. 61. madde de Devlete engellilerin korunmasını sağlayacak tedbirleri alma görevi yükler. Bu hükümler, idarenin engelli öğretmen hakkında takdir yetkisini kullanırken onun özel durumunu gözetmesini anayasal bir yükümlülük hâline getirir.
Kanunlar: 657 sayılı Kanun ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 72. maddesine 2014’te eklenen fıkra, engelli memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenleme yapılacağını öngörür.
5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ise iki açıdan önemlidir:
- Ayrımcılık yasağı: Kanun’un 4/A maddesi, doğrudan ve dolaylı ayrımcılık dâhil olmak üzere engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklar. 14. maddesi de çalışma şartları ve istihdamın sürekliliği bakımından engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamaları açıkça yasaklar.
- Makul düzenleme yükümlülüğü: Kanun’un 14. maddesinin dördüncü fıkrası şu hükmü içerir:
“Çalışan veya iş başvurusunda bulunan engellilerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve engellilerin çalıştığı iş yerlerinde makul düzenlemelerin, bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işverenler tarafından yapılması zorunludur.”
Kanun’un 3. maddesi makul düzenlemeyi, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirler olarak tanımlar. Örneğin tedavi günlerinin ders programında boş bırakılması bu niteliktedir. Bu tür bir talebin gerekçesiz reddi, kanuni bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi anlamına gelir.
Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik Ek 3. madde
Bu madde, en az %40 engelli memurlara engellilik durumuna dayalı yer değiştirme talebinde bulunma imkânı tanır. Uygulamada en çok gözden kaçan kısmı ise son fıkrasıdır:
“Engellilik durumu devam ettiği sürece kurumlarca isteği dışında memurun yeri değiştirilmez. Engellilik durumu ortadan kalkan memurlar hakkında bu Yönetmelikte yer alan diğer hükümler uygulanır.”
Bu cümle, engelli memura yalnızca “tayin isteme” hakkı vermez. Aynı zamanda isteği dışındaki yer değişikliğine karşı bir koruma kalkanı oluşturur.
Öğretmenlere özgü kural: Yönetmelik’in 34. maddesinin yedinci fıkrası
09.01.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “İhtiyaç veya norm kadro fazlası öğretmenlerin yer değiştirmeleri” başlıklı 34. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
“Sağlık kurulu raporunda en az yüzde 40 oranında engelli olduğu belirtilen kadrolu öğretmenler ile eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımlarından tam bağımlı olduğunu engelli sağlık kurulu raporuyla belgelendiren kadrolu öğretmenlerden norm kadro fazlası konumunda bulunanlar, engellilik durumlarının devamı süresince resen görev yeri belirlemeden istisnadır.”
Bu kural yeni değildir. Aynı istisna, önceki Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 53. maddesine 2016 yılında eklenmişti. Yeni Yönetmelik bu güvenceyi korumuştur. Dikkat edilmesi gereken nokta, istisnanın kimleri kapsadığıdır:
- kendisi en az %40 engelli olan öğretmenler,
- eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımı “tam bağımlı” olduğunu raporla belgelendiren öğretmenler.
Engel oranı %40’ın altındaysa bu fıkra doğrudan uygulanmaz. Ancak Anayasa’daki ve 5378 sayılı Kanun’daki genel koruma ile ölçülülük ilkesi yine gündeme gelebilir.
Ders programı kuralı: Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği m. 12
Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 12. maddesine göre haftalık ders programı hazırlanırken engelli öğretmenlerin tercihleri, okulun genel işleyişini bozmayacak şekilde dikkate alınır. Bu hüküm, engelli öğretmenin özel durumunun görev yeri kadar ders programında da gözetilmesi gerektiğini gösterir.
| Düzenleme | Ne öngörüyor? | Uygulamadaki önemi |
|---|---|---|
| Anayasa m. 10, 50, 61 | Engelliler lehine tedbir, çalışma şartlarında özel koruma | İdarenin takdir yetkisini sınırlar |
| 657 sayılı Kanun m. 72 | Engelli memurun yer değiştirme taleplerinin karşılanması | Yönetmeliklerin kanuni dayanağı |
| 5378 sayılı Kanun m. 4/A ve 14 | Ayrımcılık yasağı ve makul düzenleme zorunluluğu | Tedavi günü, ders saati gibi taleplerin dayanağı |
| Yer Değiştirme Yönetmeliği Ek 3 | İsteği dışında yer değiştirilmez | Rıza dışı işlemlere karşı genel güvence |
| MEB Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği m. 34/7 | %40 engelli norm fazlası öğretmen re’sen görev yeri belirlemeden istisna | Doğrudan uygulanan özel kural |
| Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği m. 12 | Ders programında engelli öğretmenin tercihleri | Okul düzeyindeki makul düzenleme |
Norm Fazlası Öğretmen Hangi Şartlarda Görevlendirilebilir?
İdare çoğu zaman, öğretmeni başka bir okula “atamadığını”, yalnızca “geçici olarak görevlendirdiğini” söyler. Bu nedenle görevlendirmenin hangi kurala dayandığını ve bu kuralın hangi şartları aradığını bilmek gerekir.
34. maddenin onuncu fıkrasındaki üç şart
Yönetmelik’in 34. maddesinin onuncu fıkrası şöyledir:
“Bu madde kapsamında herhangi bir eğitim kurumuna ataması gerçekleştirilemeyen ihtiyaç veya norm kadro fazlası öğretmenler; eğitim kurumlarında norm kadro içerisinde bulunan öğretmenlerin aylıksız izin, doğum izni, geçici görevlendirme veya benzeri nedenlerle görevde bulunmaması sebebiyle öğretmen ihtiyacının oluşması hâlinde, öncelikle kadrolarının bulunduğu ilçe olmak üzere aynı ilçe grubu içinde yer alan eğitim kurumlarına geçici olarak görevlendirilir.”
Bu hükme göre görevlendirme üç şarta bağlıdır:
- Öğretmenin bu madde kapsamında bir eğitim kurumuna atamasının gerçekleştirilememiş olması,
- Görevlendirilecek okulda norm kadrolu bir öğretmenin aylıksız izin, doğum izni, geçici görevlendirme veya benzeri bir nedenle görevde bulunmaması,
- Bu nedenle o okulda somut bir öğretmen ihtiyacının doğmuş olması.
Buradaki ihtiyaç soyut bir “ders açığı” değildir. Belirli bir öğretmenin belirli bir nedenle görevde bulunmamasından doğan bir ihtiyaçtır. Görevlendirme onayında veya itirazı reddeden yazıda bu olgu gösterilmemişse, işlemin sebep unsuru tartışmalı hâle gelir.
Yedinci ve onuncu fıkra birlikte nasıl yorumlanmalı?
Asıl hukuki sorun şudur: Yedinci fıkra uyarınca re’sen görev yeri belirlemeden istisna olan engelli öğretmen, onuncu fıkraya dayanılarak re’sen başka okula görevlendirilebilir mi?
Kanaatimizce bu soruya olumlu cevap vermek güçtür. İki fıkra aynı maddenin parçasıdır ve birlikte yorumlanmalıdır. Onuncu fıkradaki görevlendirme, re’sen atama mekanizmasının sonuç vermediği öğretmenler için öngörülmüş tamamlayıcı bir araçtır. Engelli öğretmen ise yedinci fıkra gereğince bu mekanizmanın baştan dışındadır. Re’sen atanamayan engelli öğretmenin aynı sonucu doğuran bir re’sen görevlendirmeyle başka okula gönderilmesi, yedinci fıkradaki istisnayı uygulamada etkisiz bırakır.
Yedinci ve onuncu fıkranın birlikte yorumu konusunda yeni Yönetmelik dönemine ait, bu sorunu doğrudan çözen ve yerleşmiş bir Danıştay içtihadı tespit edemedik. Bu nedenle yukarıdaki görüş, mevzuatın sistematik yorumuna dayanan güçlü bir hukuki argümandır; kesinleşmiş bir yargı kuralı olarak sunulmamalıdır. Davada bu argümanın, ders yükü ve sağlık durumu gibi somut olgularla desteklenmesi önemlidir.
“Bu Bir Atama Değil, Görevlendirmedir” Savunması Neden Yetersiz Kalır?
İdarenin en sık başvurduğu savunma şudur: Öğretmenin kadrosu eski okulunda durmaktadır, yalnızca ders vermek üzere başka okula gönderilmiştir; dolayısıyla atamaya ilişkin güvenceler uygulanmaz.
Bu savunmanın zayıf noktası, idari işlemin niteliğinin ona verilen addan değil, ilgilinin hukuki ve fiilî durumunda doğurduğu sonuçtan anlaşılmasıdır. Ek 3. madde, memurun kadrosunun değil, “yerinin” isteği dışında değiştirilmesini yasaklar. Bütün eğitim-öğretim yılı boyunca haftalık ders yükünün tamamını başka bir okulda yerine getirmekle yükümlü tutulan öğretmenin yeri fiilen değişmiştir.
Bu yaklaşımın yargı uygulamasında karşılığı vardır. Anayasa Mahkemesinin Volkan Keskin (2) başvurusuna ilişkin 21.11.2023 tarihli kararında (B. No: 2020/11045) aktarılan yargı süreci şöyledir:
- %50 oranında engelli bir kamu görevlisi, evine ve tedavi gördüğü hastaneye yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki bir birimde geçici olarak görevlendirilmiş, görevlendirme uzatılmıştır.
- İlk derece mahkemesi, işlemin atama değil geçici görevlendirme olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
- Bölge idare mahkemesi, Anayasa’nın 10. maddesindeki pozitif ayrımcılık ilkesini öne çıkararak bu kararı kaldırmış ve görevlendirmeyi iptal etmiştir.
- Aynı kişi hakkındaki diğer iki görevlendirme işlemi de yargı kararlarıyla iptal edilmiştir.
Burada bir ayrıma dikkat etmek gerekir. Anayasa Mahkemesi o başvuruda, psikolojik taciz nedeniyle hak ihlali iddiasını kabul edilemez bulmuştur. Karar, görevlendirme işlemlerinin hukuka aykırılığı bakımından Anayasa Mahkemesinin kendi tespiti değildir. Kararın bu konudaki değeri, idari yargının vardığı sonucu aktarmasıdır. Yani yargı, “geçici görevlendirme” etiketini engelli kamu görevlisinin durumunu gözardı etmek için yeterli görmemiştir. Makalede bu kararı bu sınırlar içinde kullanmak doğru olur.
Engelli Öğretmenin Görevlendirilmesi Hangi Durumlarda Hukuka Aykırıdır?
İdari yargıda iptal davası, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarından biri bakımından hukuka aykırı olması hâlinde açılır (İYUK m. 2/1-a). Engelli öğretmenin görevlendirilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda tartışma genellikle sebep, konu ve maksat unsurlarında yoğunlaşır.
Sebep unsuru: Gerçek bir hizmet ihtiyacı var mı?
Görevlendirmenin sebebi iki olgudan oluşur: kadrolu okulda öğretmenin hizmetine ihtiyaç bulunmaması ve görevlendirilen okulda gerçek bir ihtiyaç doğmuş olması. Uygulamada sık karşılaşılan iki durum, bu olguların bulunmadığını gösterebilir:
- Kadrolu okulda ders yükü vardır: Okulun ders programlarında öğretmene verilebilecek saatler bulunduğu hâlde bu saatler başka öğretmenlere aşırı yük bindirilerek dağıtılmış olabilir.
- Ders saati verileri tutarsızdır: Branşın toplam ders saati kısa aralıklarla, şube kapanması gibi bir neden olmaksızın azaltılıp artırılmış olabilir.
Bu durumlar, idarenin dayandığı “ihtiyaç” olgusunun gerçekte bulunmadığını gösterebilir. Bu noktada okul idaresinin kendi düzenlediği ve paylaştığı ders programları en güçlü delillerdendir.
Konu unsuru: Ölçülülük ve pozitif ayrımcılık
Ölçülülük ilkesi, idarenin amaca ulaşmak için ilgiliyi en az etkileyen aracı seçmesini gerektirir. İdarenin amacı bir okuldaki ders ihtiyacını karşılamaksa, daha hafif araçlar çoğu zaman mevcuttur:
- öğretmene kendi okulunda verilebilecek dersleri vermek,
- yalnızca eksik kalan saatler için kısmi ve rızaya dayalı bir görevlendirme yapmak,
- ihtiyacı başka öğretmenlerle karşılamak.
İdare aynı okulda başka bir engelli öğretmen için bu yolları kullanmışsa, gereklilik alt ilkesinin ihlali daha da belirgin hâle gelir.
Burada bir sınırı da bilmek gerekir. İdari yargı yerindelik denetimi yapamaz; mahkeme norm kadro sistemini yeniden kuramaz (İYUK m. 2/2). Davada istenen, mevzuatın değiştirilmesi değil, Anayasa’ya ve mevzuata aykırı biçimde kullanılan takdir yetkisine dayanan bireysel işlemin iptalidir.
Maksat unsuru: Yetki saptırması karineleri
Görevlendirme yetkisi, öğretmeni yıldırmak, cezalandırmak veya okuldan uzaklaştırmak amacıyla kullanılırsa yetki saptırması söz konusu olur. Yetki saptırmasının doğrudan ispatı çoğu zaman mümkün olmaz. Bu nedenle somut olaydaki karineler önem taşır:
- İdarenin kısa süre önce verdiği olumlu cevabın aksine, yeni bir olgu olmaksızın işlem tesis etmesi,
- İtirazın sağlık raporuna ve ders yüküne hiç değinilmeden reddedilmesi,
- Öğretmenin rıza göstermediğini yazılı olarak bildirmesine rağmen tercih formu doldurtulmaya çalışılması,
- Yetkililerin “norm fazlasına ders vermeyin” veya “git davanı aç” gibi sözleri,
- Ders saatlerinin öğretmen aleyhine değiştirilmesi.
Eşitlik ilkesi: Aynı durumdaki öğretmenlere farklı muamele
Aynı okulda benzer engel oranına sahip ve norm kadro fazlası olan başka bir öğretmen kendi okulunda tutulmuş olabilir. Bazı öğretmenlerin rızası aranmış, davacınınki aranmamış olabilir. İdare bu farkın sebebini açıklamıyorsa eşitlik ilkesine aykırılık gündeme gelir.
5378 sayılı Kanun’un 14. maddesinin üçüncü fıkrası bu konuda açıktır: “Çalışan engellilerin aleyhinde sonuç doğuracak şekilde, engelinden dolayı diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz.”
Makul düzenleme talebinin reddi
Engelli öğretmen, tedavi günlerinin boş bırakılmasını veya ders yükünün sağlık durumuna uygun tutulmasını isteyebilir. Bu talepler 5378 sayılı Kanun anlamında makul düzenleme niteliğindedir. İdareye mali yük getirmeyen böyle bir talebin gerekçesiz reddedilmesi, hem Kanun’un 14. maddesine hem de 4/A maddesindeki ayrımcılık yasağına aykırılık iddiasını güçlendirir.
Yargı Kararlarından Çıkan İlkeler
Aşağıdaki kararlar, metinlerini doğrulayabildiğimiz kararlardır. Her birinin ne söylediği kadar, ne söylemediği de önemlidir.
“Bir defadan fazla” sınırlamasının iptali
Ek 3. madde başlangıçta, engelliliğe bağlı yer değiştirme hakkından “bir defadan fazla” yararlanılamayacağını öngörüyordu. Bu ibarenin yürürlüğü önce Danıştay On Altıncı Dairesince durdurulmuştur (E. 2015/10808, 02.07.2015). Ardından ibare, Danıştay İkinci Dairesinin 21.03.2018 tarihli ve E. 2016/9697, K. 2018/1891 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Kararın temel düşüncesi şudur: Anayasa’daki pozitif hükümler karşısında, engelliler yararına getirilen bir hak idari düzenlemeyle daraltılamaz. Bu yaklaşım, engelli öğretmenin re’sen görevlendirilmesi tartışmasında da yol göstericidir. Engelli kamu görevlisine tanınan güvenceleri dar yorumlayan uygulamalar, Danıştay’ın bu bakışıyla bağdaşmaz.
Öğretmenler engellilik güvencesinin dışında bırakılamaz
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 02.11.2020 tarihli ve E. 2019/1079, K. 2020/2021 sayılı kararıyla, eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfında çalışanları engelliliğe bağlı yer değişikliği imkânının dışında tutan genelge hükmünün iptalini onamıştır. Gerekçe, bu sınırlamanın Kanun ve Yönetmelik hükümlerini daraltması ve normlar hiyerarşisine aykırı olmasıdır.
Karar, öğretmenlerin engelli memurlara tanınan güvencelerden diğer memurlarla aynı ölçüde yararlanacağını açıkça ortaya koymaktadır.
Danıştay’ın 2021 tarihli kararı: Kural nasıl aktarıldı?
Danıştay İkinci Dairesinin 16.12.2021 tarihli ve E. 2017/55, K. 2021/4995 sayılı kararı, dilekçelerde sıkça yanlış kullanılan bir karardır. Karar, aile birliği mazereti ileri süren norm fazlası bir öğretmenin davasını reddetmiştir. Karar, engelli öğretmenlere ilişkin bir hüküm kurmuş değildir.
Ancak karar, ilgili mevzuatı aktarırken o tarihte yürürlükte olan Yönetmelik’in 53/5. maddesine 2016’da eklenen engelli öğretmen istisnasını da metne almıştır. Bu nedenle karar, istisnanın uzun süredir yürürlükte olduğunu göstermek için kullanılabilir. “Danıştay engelli öğretmenin re’sen atanamayacağına hükmetmiştir” şeklinde sunulması ise doğru olmaz ve karşı tarafın kolayca çürütebileceği bir hata olur.
Engellilerin özel durumunu gözardı eden norm kadro düzenlemesi
Danıştay İkinci Dairesi, 23.12.2020 tarihli ve E. 2016/1062, K. 2020/3601 sayılı kararında, özel eğitim kurumlarında engelli öğrencilerin bulunduğunu gözardı eden ve bilimsel veriye dayanmayan bir norm kadro düzenlemesini hizmet gereklerine ve hukuka aykırı bulmuştur. Bu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca onanmıştır (16.06.2021, E. 2020/2534, K. 2021/1243).
Uyuşmazlık rehber öğretmen normuna ilişkindir. Bu nedenle karar, engelli öğretmenin görevlendirilmesine doğrudan uygulanacak bir kural koymaz. Ancak norm kadro uygulamasında engellilik durumunun gözetilmesi gerektiği yönündeki genel yaklaşımı göstermesi bakımından değerlidir.
Aynı durumdakilere farklı muamele
Danıştay İkinci Dairesi, 14.12.2022 tarihli ve E. 2020/503, K. 2022/6444 sayılı kararında, aynı durum ve şartlarda bulunan personelden bir kısmına tanınan imkânın diğerlerinden sebebi açıklanmaksızın esirgenmesini eşitlik ilkesine aykırı bulmuştur. Engelli öğretmen davalarında, aynı okuldaki emsal öğretmenlerle karşılaştırma yapılırken bu yaklaşım önem kazanır.
Psikolojik tacizin ölçütleri
Anayasa Mahkemesi, Ebru Bilgin başvurusunda (Genel Kurul, B. No: 2014/7998, 19.07.2018) ve sonraki kararlarında, çalışma ortamındaki muamelelerin psikolojik taciz sayılabilmesi için üç unsur aramıştır:
- muamelelerin yöneticiler veya diğer çalışanlarca yapılması ya da bunlara göz yumulması,
- sistemli, kasıtlı ve süreklilik arz eden bir yıldırma veya dışlama amacı taşıması,
- kişinin sağlığında veya mesleki durumunda zarar ya da ciddi zarar tehlikesi doğurması.
Görevlendirmeye karşı açılan iptal davasında bu ölçütler, işlemin maksat unsurunu aydınlatan karineler olarak kullanılabilir. Psikolojik tacizden doğan tazminat talebi ise ayrı bir tam yargı davası konusudur.
Engelli Öğretmen Görevlendirmeye Nasıl İtiraz Eder ve Dava Açar?
İşlemin öğrenilmesi ve sürenin hesaplanması
Dava açma süresi, görevlendirme işleminin yazılı olarak bildirildiği tarihi izleyen günden başlar ve idare mahkemelerinde altmış gündür (İYUK m. 7). Görevlendirme yazısının tebellüğ edildiği tarih bu nedenle kritik önemdedir. Tebellüğ sırasında yazıya “rızam yoktur, 34/7 ve Ek 3 kapsamındaki haklarımı saklı tutuyorum” gibi bir şerh düşülmesi, sonradan rızanın varlığına ilişkin tartışmaların önüne geçer.
İdareye başvuru: Zorunlu mu?
Dava açmadan önce idareye başvuru zorunlu değildir. Ancak çoğu zaman yararlıdır. İYUK’un 11. maddesine göre dava açma süresi içinde işlemin kaldırılması veya değiştirilmesi için idareye başvurulabilir. Bu başvuru işlemeye başlamış olan süreyi durdurur.
İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır. Ret hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ve başvuruya kadar geçen süre de hesaba katılır. Bu nedenle başvurudan önce geçen günlerin not edilmesi gerekir.
İtiraz dilekçesinde şu hususların açıkça yazılması, sonradan açılacak davada da önemli bir dayanak oluşturur:
- engel oranı,
- ilgili yönetmelik hükümleri,
- kadrolu okuldaki ders yükü,
- sağlık durumundan kaynaklanan talepler.
Görevli ve yetkili mahkeme
Görevli mahkeme idare mahkemesidir. İYUK’un 33. maddesine göre kamu görevlilerinin atanması ve nakilleri ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, yeni veya eski görev yeri idare mahkemesidir. Diğer özlük haklarına ilişkin davalarda ise ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir.
İl içi görevlendirmelerde her iki görev yeri genellikle aynı idare mahkemesinin yargı çevresinde kalır. Farklı yargı çevrelerinin söz konusu olduğu durumlarda yetki konusu ayrıca değerlendirilmelidir.
Hangi belgeler toplanmalı?
| Belge | Neyi ispatlar? |
|---|---|
| Engelli sağlık kurulu raporu | %40 ve üzeri engel oranı; 34/7 istisnasının uygulanması |
| Güncel durum bildirir sağlık raporu | Efor, stres ve görevlendirmeye ilişkin tıbbi kısıtlamalar; telafisi güç zarar |
| Görevlendirme onayı ve şerhli tebellüğ belgesi | İşlemin gerekçesi, tebliğ tarihi ve rızasızlık |
| İtiraz dilekçesi ve ret yazısı | İdarenin itirazı gerekçesiz reddettiği |
| Okulun haftalık ders programları ve ders dağılım çizelgeleri | Kadrolu okulda ders yükü bulunduğu; saatlerin başka öğretmenlere yüklendiği |
| Norm kadro tespit çizelgesi | Norm fazlalığı tespitinin doğruluğu |
| Emsal öğretmenlere ilişkin bilgiler | Eşitlik ilkesine aykırılık |
| Tedavi günleri veya ders saati düzenleme dilekçesi | Makul düzenleme talebi ve reddi |
| İkametgâh ve okullar arası mesafe kayıtları | Ölçülülük ve sağlık riski |
Öğretmenin elinde bulunmayan belgeler de vardır; örneğin norm kadro tespit çizelgesi ve il millî eğitim müdürlüğüne bildirilen ders saati verileri. Bu belgelerin, İYUK’un 20. maddesi uyarınca mahkeme aracılığıyla davalı idareden istenmesi talep edilebilir.
Engelli Öğretmen Görevlendirmesinde Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?
Evet, istenebilir. Anayasa’nın 125. maddesi ve İYUK’un 27. maddesi, yürütmenin durdurulmasını iki şartın birlikte gerçekleşmesine bağlar: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması.
Açık hukuka aykırılık nasıl gösterilir?
Açık hukuka aykırılık, derinlemesine bir inceleme gerektirmeden mevzuat ile dosyadaki belgelerin karşılaştırılmasından anlaşılabilmelidir. Engelli öğretmen davalarında bu bakımdan en güçlü olgular şunlardır:
- engel oranının %40’ın üzerinde olduğunu gösteren rapor,
- işlemin norm fazlalığı gerekçesiyle yapıldığını gösteren onay,
- rızasızlığı gösteren şerh ve itirazlar,
- kadrolu okulda ders yükü bulunduğunu gösteren ders programları.
Telafisi güç zarar nasıl gösterilir?
Ağır kronik hastalığı olan bir öğretmen için en güçlü argüman sağlık zararıdır. Sağlık kurulu raporu efor, stres veya ek görevlendirmeden uzak tutulmayı tıbben gerekli görmüş olabilir. Bu durumda işlemin, raporun kaçınılmasını istediği durumun ta kendisi olduğu açıkça gösterilmelidir.
Görevlendirmenin bir eğitim-öğretim yılıyla sınırlı olması da önemlidir. Olağan yargılama süresi içinde dönemin büyük kısmı geçecek ve geç gelen bir iptal kararı uğranılan zararı gidermeyecektir.
Savunma alınmadan karar verilebilir mi?
Kural olarak hayır. İYUK’un 27. maddesinin ikinci fıkrası, yürütmenin durdurulması kararının davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra verileceğini öngörür. Aynı fıkra, uygulanmakla etkisi tükenecek işlemler için savunma alınmadan karar verilebilmesine imkân tanır. Ancak 2014’te eklenen cümle bu imkânı kamu görevlileri bakımından sınırlamıştır:
“Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.”
Bu nedenle dilekçede savunma alınmadan karar istemek yerine iki talepte bulunmak daha doğrudur:
- Aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca savunma süresinin kısaltılması ve tebliğin memur eliyle yapılması,
- Altıncı fıkra uyarınca, durumun gereklerine göre teminat aranmaması.
Yürütmenin durdurulması talebi reddedilirse, ret kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir (İYUK m. 27/7). Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması istenemez (İYUK m. 27/10). Bu nedenle ilk talepte bütün gerekçelerin ve delillerin eksiksiz sunulması gerekir.
İdarenin Muhtemel Savunmaları ve Bunlara Verilebilecek Cevaplar
| İdarenin savunması | Karşı argüman |
|---|---|
| “İşlem atama değil, geçici görevlendirmedir.” | Ek 3. madde memurun “yerinin” değiştirilmesini yasaklar; işlemin niteliği doğurduğu sonuca göre belirlenir. İdari yargı benzer bir olayda bu savunmayı yeterli görmemiştir. |
| “Öğretmen norm kadro fazlasıdır, hizmet puanı en düşüktür.” | 34/7. fıkra norm fazlası engelli öğretmeni zaten istisna tutar. Hizmet puanının düşüklüğü istisnayı ortadan kaldırmaz. |
| “Görevlendirilen okulda ihtiyaç vardır.” | 34/10. fıkra, belirli bir öğretmenin izin veya benzeri nedenle görevde bulunmamasından doğan ihtiyacı arar; bu olgunun işlemde gösterilmesi gerekir. |
| “Görevlendirilen okul aynı il merkezindedir, mesafe kısadır.” | Sağlık kurulu raporundaki kısıtlamalar, tedavi düzeni ve günlük yol yükü birlikte değerlendirilmelidir; ölçülülük somut duruma göre belirlenir. |
| “Öğretmenin tercih formunu doldurmadığı için re’sen işlem yapıldı.” | Engelli öğretmen re’sen görev yeri belirlemeden istisnadır; tercih yapmaması aleyhine sonuç doğurmaz. Şerhli beyan rızasızlığı gösterir. |
| “Kadrolu okulda öğretmene ders kalmamıştır.” | Okulun ders programları ve dağılım çizelgeleri bu iddiayı doğrulamıyor olabilir; belgelerin mahkemece istenmesi talep edilmelidir. |
Engelli Öğretmen Davalarında En Sık Yapılan Hatalar
Süreyi yanlış hesaplamak
Altmış günlük süre tebliği izleyen günden başlar. İdareye başvuru süreyi durdurur, ancak başvuruya kadar geçen süre silinmez. Cevapsız kalan başvuruda otuz günün dolmasıyla süre yeniden işlemeye başlar. Bu hesap yapılmadan beklenmesi, en sık karşılaşılan hak kaybı nedenidir.
Mevzuatın eski adını ve madde numarasını kullanmak
Öğretmen atama mevzuatı 2026’da yenilenmiştir. Dilekçede yürürlükten kalkmış bir yönetmeliğe veya eski madde numarasına dayanmak, idareye “bu hüküm artık yoktur” savunması yapma fırsatı verir. Dayanak olarak yürürlükteki Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 34. maddesi gösterilmelidir.
Kararları olduğundan geniş göstermek
Bir ret kararını, içinde aktarılan yönetmelik hükmü nedeniyle “lehe karar” gibi sunmak veya kabul edilemezlik kararını ihlal kararı gibi göstermek mahkeme nezdinde güven kaybına yol açar. Kararın ne söylediği ve ne söylemediği doğru aktarılmalıdır. Doğrulanamayan bir karar hiç kullanılmamalıdır.
Yalnızca mağduriyeti anlatmak
Sağlık sorunları, mesafe ve yaşanan baskılar önemlidir. Ancak bunlar hukuka aykırılık sebeplerine bağlanmadıkça tek başına yeterli olmaz. Her olgunun hangi unsuru etkilediği açıkça gösterilmelidir: sebep, konu veya maksat ya da eşitlik ve ölçülülük ilkeleri.
Mahkemeden yapamayacağı bir şey istemek
“Norm kadro sisteminin engelliler lehine yeniden düzenlenmesi” veya “idareye tavsiyede bulunulması” gibi talepler, İYUK’un 2. maddesindeki yerindelik denetimi yasağı nedeniyle sonuç doğurmaz. Dava dilekçesinde istenmesi gereken, işlemin iptali ve yürütmesinin durdurulmasıdır. Kadrolu okula dönüş, iptal veya yürütmeyi durdurma kararının idarece uygulanmasının sonucudur.
Ders programlarını delil olarak sunmamak
Kadrolu okulda ders yükü bulunduğu iddiası, okulun kendi ders programlarıyla desteklenmezse soyut kalır. Okul idaresinin paylaştığı programların tarihleriyle birlikte saklanması, davanın en güçlü delillerinden birini oluşturur.
Engelli Öğretmen Görevlendirmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
%40 engelli raporum var, okul müdürü “norm fazlasısın, başka okula gideceksin” diyor. Gitmek zorunda mıyım?
Yazılı bir görevlendirme onayı tebliğ edilmişse, işlem hukuka aykırı olsa bile kural olarak uygulanır. Bu nedenle göreve başlamamak disiplin sorunu doğurabilir. Doğru yol, tebellüğde şerh düşmek, itiraz etmek ve süresi içinde yürütmenin durdurulması istemli dava açmaktır.
Engel oranım %40’ın altındaysa ne olur?
Yönetmelik’in 34/7. fıkrasındaki istisna doğrudan uygulanmaz. Ancak Anayasa’nın 10. ve 50. maddeleri, 5378 sayılı Kanun’daki ayrımcılık yasağı ve ölçülülük ilkesi yine ileri sürülebilir. Sağlık raporundaki kısıtlamalar ve tedavi ihtiyacı bu durumda daha da önem kazanır.
Eşim engelli, ben de görevlendirildim. Bu kural beni de korur mu?
34/7. fıkra, eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımı “tam bağımlı” olduğunu engelli sağlık kurulu raporuyla belgelendiren öğretmenleri de kapsar. Raporda tam bağımlılık ibaresinin bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
Tercih formunu doldurmazsam aleyhime bir sonuç doğar mı?
Engelli öğretmen re’sen görev yeri belirlemeden istisna olduğundan, tercih yapmaması tek başına re’sen işlem gerekçesi olmamalıdır. Formu imzalamak istemiyorsanız, istisnaya dayandığınızı ve rızanızın olmadığını yazılı şerhle bildirmeniz önemlidir.
Görevlendirme sadece bir yıllık, dava açmaya değer mi?
Değer. Görevlendirmeler çoğu zaman her yıl tekrarlanır ve sağlık üzerindeki etkisi geri döndürülemeyebilir. Yürütmenin durdurulması kararı, yargılama sürerken korunmanın en etkili yoludur.
Tedavi günlerimin boş bırakılmasını isteyebilir miyim?
Evet. Bu talep 5378 sayılı Kanun anlamında makul düzenleme niteliğindedir. Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği de ders programında engelli öğretmenlerin tercihlerinin dikkate alınmasını öngörür. Talebin yazılı olarak yapılması ve cevabın saklanması gerekir.
Okulda bana yönelik baskılar varsa ayrıca dava açabilir miyim?
Görevlendirmenin iptali için açılan dava bir iptal davasıdır. Psikolojik tacizden doğan zararlar için ayrıca tam yargı davası gündeme gelebilir. İptal davasında bu olgular, işlemin amacını gösteren karineler olarak ileri sürülebilir.
Dava açarsam okuluma ne zaman dönebilirim?
Mahkeme yürütmenin durdurulmasına karar verirse, idarenin bu kararı uygulaması gerekir. Bu durumda öğretmen dava sonuçlanmadan kadrolu okuluna dönebilir. Yürütmenin durdurulması kararı verilmezse dönüş ancak iptal kararıyla mümkün olur.
Sonuç
Engelli öğretmenin görevlendirilmesi meselesinde mevzuat açıktır. En az %40 engelli norm kadro fazlası öğretmen re’sen görev yeri belirlemeden istisnadır ve engelli memurun yeri isteği dışında değiştirilemez. İdarenin “bu bir atama değil, görevlendirmedir” savunması, işlemin fiilî sonucu karşısında çoğu zaman yetersiz kalır. Görevlendirme için Yönetmelik’in aradığı somut ihtiyacın gösterilmemesi de ayrı bir hukuka aykırılık sebebidir.
Davanın başarısı büyük ölçüde belgelere bağlıdır. Sağlık kurulu raporu, şerhli tebellüğ belgesi, itiraz ve ret yazıları ile özellikle okulun ders programları dosyanın omurgasını oluşturur. Emsal öğretmenlere yapılan farklı muamele ve makul düzenleme talebinin reddi, eşitlik ve ölçülülük bakımından davayı güçlendirir.
En sık yapılan hata süreyi kaçırmak ve yürürlükten kalkmış mevzuata dayanmaktır. Görevlendirme yazısını tebellüğ ettiğiniz günden itibaren altmış günlük sürenin işlediğini unutmamak gerekir.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay bakımından hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmetinin yerine geçmez. Mevzuat bilgileri yayın tarihi itibarıyla mevzuat.gov.tr üzerindeki yürürlükteki metinler esas alınarak hazırlanmıştır. İlgili diğer metinler: Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.
Av. Feyza Nur Serttaş



Bir yanıt yazın