
Bir idare mahkemesi kararı, taşıdığı hukuki güçle idareyi bağlar; idare, kararın gereğini gecikmeksizin yerine getirmek zorundadır. Bu ilke, idari yargının varlık nedenini oluşturan temel bir güvencedir. Ancak 11 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren İYUK 28 değişikliği, bu güvenceyi belirli kişi grupları ve belirli dava türleri bakımından önemli ölçüde sınırlandırdı. Artık bazı kamu görevlileri, davayı kazansalar dahi görevlerine dönebilmek için kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçip kesinleşmesini beklemek zorunda.
Emniyet Mensubu Göreve İade: İYUK Madde 28 Değişikliğiyle Yeni Dönem
Bu yazıyı, değişikliği tek bir meslek grubu üzerinden değil, doğrudan kanun maddesinin kendisi üzerinden ele almak amacıyla kaleme aldım. Zira İYUK 28 değişikliği, sanıldığının aksine yalnızca tek bir kurumu değil; Millî Savunma Bakanlığı bünyesindeki personeli, askeri öğrencileri, jandarma ve sahil güvenlik mensuplarını, emniyet teşkilatı çalışanlarını ve Millî İstihbarat Teşkilatı personelini eş zamanlı olarak etkileyen, idari yargılama usulünün genel mantığına ciddi bir istisna getiren kapsamlı bir düzenlemedir. Maddenin önceki hâlini, değişikliğin tam metnini, kapsamını ve uygulamada doğuracağı sonuçları adım adım inceleyelim.
Aşağıda sırasıyla İYUK madde 28’in genel işlevini, maddenin geçmişteki değişim sürecini, 2026 yılında getirilen yeni hükmün tam içeriğini, kapsama giren kişi ve dava türlerini, sürecin uygulamadaki işleyişini, mali sonuçlarını, hukuki tartışmalarını ve dava takibinde gözetilmesi gereken usul noktalarını bulacaksınız.
İYUK Madde 28 Ne İşe Yarar? Yargı Kararlarının Bağlayıcılığı
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin verdiği kararların idare tarafından hangi sürede ve nasıl uygulanacağını düzenler. Maddenin ilk fıkrasındaki kural nettir: idare, esasa ilişkin ya da yürütmenin durdurulmasına dair bir yargı kararının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır; bu süre kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü aşamaz. Bu hüküm, Anayasanın 138. maddesinin son fıkrasında yer alan “idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” ilkesinin idari yargılama usulüne yansımış hâlidir ve hukuk devletinin en somut güvencelerinden birini oluşturur.
Bu genel kuralın pratikteki en görünür sonucu, güvenlik soruşturması veya terörle iltisak gerekçesiyle görevden uzaklaştırılan kişilerin dava kazanmaları hâlinde görevlerine kısa sürede dönebilmeleridir. 2026 yılına kadar bu böyleydi; ancak İYUK 28 değişikliği ile birlikte, belirli kişi ve dava grupları bakımından bu tablo tersine döndü.
Maddenin Geçmişteki Değişim Süreci
İYUK madde 28, aslında ilk kez değişikliğe uğramıyor. Madde metni, geçmişte birden fazla kez kanun değişikliğine konu olmuş, bazı cümleleri ise Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Nitekim maddenin birinci fıkrasına 2014 yılında 6526 sayılı Kanunla bazı cümleler eklenmiş, aynı fıkradaki üçüncü ve dördüncü cümleler 2014 yılında 6552 sayılı Kanunla değiştirilmiş, bu cümlelerden bir kısmı ise sonrasında Anayasa Mahkemesinin 2015 ve 2014 tarihli kararlarıyla iptal edilmiştir. Bu tarihsel arka plan, İYUK 28’in aslında idari yargı ile idare arasındaki dengenin sürekli olarak yeniden tartışıldığı, hassas bir madde olduğunu göstermektedir. 2026 değişikliği de bu uzun tartışma zincirinin en güncel ve kapsam bakımından en geniş halkasıdır.
7588 Sayılı Kanunla Eklenen Hüküm Tam Olarak Ne Diyor?
2 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen ve 11 Temmuz 2026 tarihli, 33307 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7588 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7. maddesi, İYUK’un 28. maddesinin birinci fıkrasına yeni bir cümle eklemiştir. Bu hükme göre; kanunda tek tek sayılan kurum ve statülerdeki kişilerin, yine kanunda sayılan belirli dava türlerinde aldığı ve göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararları uyarınca tesis edilecek işlemler, artık “nihai kararların kesinleşmesinden sonra” yerine getirilecektir.
Burada dikkat edilmesi gereken teknik nokta şudur: kanun koyucu, İYUK m.28/1’deki “gecikmeksizin uygulama” kuralını tamamen kaldırmamış, yalnızca sayılan kişi ve dava türleri için ayrı ve istisnai bir rejim öngörmüştür. Kapsam dışında kalan idari davalarda, eski usul yani kararın kesinleşmesi beklenmeksizin uygulanması kuralı aynen yürürlüktedir.
Değişikliğin Amacı: Kanun Koyucu Neyi Hedefledi?
Kanun teklifinin gerekçesi ve TBMM komisyon görüşmelerindeki değerlendirmeler incelendiğinde, düzenlemenin arka planında millî güvenlik, kamu düzeni ve istihbarat faaliyetlerinin hassasiyeti gerekçesiyle, kritik görevlerde bulunan veya bulunacak personelin göreve dönüşünün, yalnızca ilk derece mahkemesinin değil, yargı sürecinin tamamının onayına bağlanması düşüncesinin yattığı görülmektedir. Kanun koyucu, ilk derece mahkemesi kararının üst mahkemece bozulması ihtimalinde, hassas görevlere kişilerin geçici olarak dahi dönmüş olmasının doğurabileceği riskleri bertaraf etmeyi amaçlamıştır. Bu amacın meşruluğu tartışmasız olmakla birlikte, bu amaca ulaşmak için seçilen aracın ölçülülüğü ayrı bir değerlendirme konusudur; bu hususa ilerleyen bölümde değiniyorum.
İYUK 28 Değişikliği Kimleri Kapsıyor?
Değişiklik, sınırlı sayma yöntemiyle beş ayrı kişi grubunu kapsam içine almaktadır:
- Millî Savunma Bakanlığı merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı ile bağlı, ilgili, ilişkili ve bünyesindeki kuruluşlarda görevli personel ve bunların adayları,
- Milli Savunma Üniversitesinde eğitim gören askeri öğrenciler ve bunların adayları,
- Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatlarında görevli personel ve bunların adayları,
- Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi, Polis Akademisi ve bunlara bağlı eğitim ve öğretim kurumlarındaki öğrenciler ve bunların adayları,
- Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı personeli.
Bu beş grubun ortak paydası, hepsinin güvenlik, savunma veya istihbarat alanında görev yapması ya da bu alanlarda görev yapmaya aday olmasıdır. Bu sayım dışında kalan kamu görevlileri, örneğin bir belediye memuru ya da bir öğretmen, İYUK m.28/1’in genel kuralına tabi olmaya devam etmektedir.
Dikkat
Kapsam yalnızca hâlihazırda görevde bulunan personelle sınırlı değildir; her bir kurumun “adayları” da açıkça sayılmıştır. Bu nedenle güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan ve henüz göreve başlamamış adaylar da aynı kesinleşme şartına tabidir.
Hangi Dava Türleri Kesinleşme Şartına Tabi?
Kanun metni, yukarıda sayılan kişilerin açtığı her davayı değil, üç ayrı dava grubunu kapsam içine almaktadır.
Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Olumsuzluğuna Dayalı Davalar
İlgili mevzuat uyarınca yapılan güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasının idarece olumsuz değerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işleme karşı açılan davalar bu grupta yer almaktadır.
Terörle İltisak veya İrtibat Gerekçeli Davalar
Terör örgütleriyle eylem birliği içinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemek amacıyla kullanmak ya da kullandırmak, propagandasını yapmak veya bu örgütlerle iltisaklı olmak gerekçesiyle kamu görevine alınmayan ya da görevden, meslekten çıkarılan veya sözleşmesi feshedilen kişilerin açtığı davalar da kapsam dâhilindedir.
375 Sayılı KHK’nin Geçici 35. Maddesi Kapsamındaki Davalar
27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesi uyarınca tesis edilen idari işlemlere karşı açılan davalar da yeni kurala tabidir.
Bu üç kategori dışında kalan davalar, örneğin bir atama veya nakil işlemine karşı açılan dava, kesinleşme şartı aranmaksızın eski usule göre sonuçlandırılmaya devam etmektedir.
Göreve İade Süreci Uygulamada Nasıl İşleyecek?
Yeni düzenleme sonrasında sürecin işleyişi şu şekildedir: idare mahkemesi, kişi lehine ve göreve iade sonucunu doğuracak şekilde karar verdiğinde, idarenin bu kararı istinafa, gerekiyorsa temyize taşıma hakkı saklı kalmaktadır. Kişi, ancak bu üst mahkeme incelemeleri tamamlanıp karar kesinleştikten sonra görevine iade edilebilmektedir. Kesinleşmeden önce idarenin herhangi bir işlem tesis etme yükümlülüğü doğmamaktadır.
Bu noktada vurgulamak istediğim önemli bir husus şudur: ilk derece mahkemesi kararının lehe çıkması, sürecin sona erdiği anlamına gelmiyor. İstinaf ve temyiz aşamaları da en az ilk derece aşaması kadar özenle takip edilmeli, idarenin üst mahkemeye sunduğu gerekçelere karşı süresi içinde ve usulüne uygun cevap verilmelidir.
Peki Ya Mali ve Özlük Haklar?
Kararın kesinleşmesi ve göreve iadenin sağlanmasının ardından, kişinin görevden uzak kaldığı döneme ilişkin mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesi talep edilebilir. Bu talep önce idareye yöneltilmeli, idare talebi karşılamadığı takdirde ise tam yargı davası yoluna başvurulmalıdır. Yargılama sürecinin uzunluğu dikkate alındığında, açıkta geçen sürenin karşılığı ciddi bir tutara ulaşabildiğinden, bu hakkın süresi içinde ve usulüne uygun şekilde talep edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Düzenleme Anayasaya Aykırı mı?
İYUK 28 değişikliğinin, Anayasanın 138. maddesindeki “mahkeme kararlarının gecikmeksizin uygulanması” ilkesi ile ne ölçüde bağdaştığı, hukuk çevrelerinde tartışılmaya devam eden bir konudur. Anayasanın 36. maddesindeki hak arama hürriyeti ve 40. maddesindeki etkili başvuru hakkı da bu tartışmanın diğer boyutlarını oluşturmaktadır. Kanun koyucunun millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması amacıyla hareket ettiği anlaşılmakla birlikte, bu amaç doğrultusunda öngörülen aracın ölçülülük ilkesiyle tam olarak örtüşüp örtüşmediği, henüz yerleşik bir çözüme kavuşmamış, tartışmalı bir husustur.
Bu satırların yazıldığı tarih itibarıyla, düzenlemenin iptaline veya bir bireysel başvuru sonucunda ihlaline ilişkin kesinleşmiş ve yayımlanmış bir Anayasa Mahkemesi kararı bulunmamaktadır. Bu konudaki gelişmelerin güncel içtihat takip edilerek ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava Sürecinde Nelere Dikkat Edilmeli?
Süre Uyarısı
İlk derece mahkemesi kararının lehe olması, istinaf ve temyiz aşamalarının gevşek takip edilmesine gerekçe olamaz. İdarenin istinaf başvurusuna süresi içinde cevap verilmemesi, bölge idare mahkemesi aşamasında hak kaybına yol açabilir.
Kararın Niteliği
Bir kararın “göreve iade sonucunu doğurup doğurmadığı” ve kapsam içinde kalıp kalmadığı, her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir; bu değerlendirme, kesinleşme şartının uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan belirler.
Mali Talebin Zamanlaması
Açıkta geçen süreye ilişkin mali ve özlük hak taleplerinin, göreve iade sonrasında gecikmeksizin ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi, olası bir tam yargı davasında zamanaşımı sorunlarıyla karşılaşılmaması bakımından önem taşır.
Değişiklik Öncesi ve Sonrası Karşılaştırma
| Konu | 11 Temmuz 2026 Öncesi | 11 Temmuz 2026 Sonrası |
|---|---|---|
| Uygulama zamanı | İlk derece mahkemesi kararıyla, kesinleşme beklenmeksizin | Kararın istinaf/temyiz aşamalarından geçerek kesinleşmesinden sonra |
| Hukuki dayanak | 2577 sayılı İYUK m.28/1’deki genel kural | 7588 sayılı Kanunun 7. maddesiyle eklenen istisna hükmü |
| Kapsam | Tüm kamu görevlileri ve tüm idari davalar | MSB, MSÜ, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet, JSGA/Polis Akademisi, MİT personeli ve adayları; üç özel dava grubu |
| Açıkta geçen sürenin sonucu | Görev başında geçtiği için ayrıca sorun oluşturmuyordu | Kesinleşme sonrası mali ve özlük hakların geriye dönük talep edilmesini gerektiriyor |
| Hukuki tartışma | Görece istikrarlı bir uygulamaydı | Anayasa m.36/40/138 çerçevesinde ölçülülük tartışması sürmektedir |
Sık Sorulan Sorular
İYUK 28. madde ne anlama gelir?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi, idare mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştay kararlarının idare tarafından ne şekilde ve hangi sürede yerine getirileceğini düzenleyen temel hükümdür.
İYUK 28 değişikliği ne zaman yürürlüğe girdi?
Değişiklik, 11 Temmuz 2026 tarihli ve 33307 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
Bu değişiklik hangi kanunla yapıldı?
Değişiklik, 2 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen 7588 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7. maddesiyle yapılmıştır.
Değişiklik hangi mahkeme kararlarını kapsıyor, sadece iptal kararları mı?
Kanun metni göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararlarından söz etmekte olup bu ifade, esasa ilişkin iptal kararlarını da yürütmenin durdurulması kararlarını da kapsayacak şekilde okunmaktadır.
İYUK 28 değişikliği geriye dönük olarak da uygulanır mı?
Değişiklik bir usul kuralı niteliğinde olduğundan, yürürlük tarihinden sonra tesis edilecek işlemler bakımından uygulama alanı bulabilir; davanın açılma tarihinin öncesine dayanması bu sonucu tek başına değiştirmez. Somut dosyanın aşaması ayrıca değerlendirilmelidir.
İYUK 28. maddesi daha önce de değiştirilmiş miydi?
Evet. Madde, geçmişte de Anayasa Mahkemesi tarafından bazı cümleleri iptal edilmek ve kanun değişiklikleriyle yeniden düzenlenmek suretiyle birden fazla kez değişikliğe uğramıştır. 2026 değişikliği, maddenin geçirdiği en kapsamlı istisnalardan birini oluşturmaktadır.
Kimler bu düzenlemenin dışında kalıyor?
Kanunda sayılan kurum ve statüler dışında kalan kamu görevlileri, örneğin genel idare hizmetleri sınıfındaki memurlar, eski usule tabi olmaya devam etmekte; yani kararın kesinleşmesi beklenmeksizin göreve iade edilebilmektedir.
Kesinleşme ne demektir, ne zaman gerçekleşir?
Kesinleşme, kararın istinaf ve gerekiyorsa temyiz incelemesinden geçerek artık değiştirilemez hâle gelmesidir. Bu süreç dosyanın niteliğine göre aylarca hatta yıllarca sürebilmektedir.
Bu düzenlemeye karşı dava açılabilir mi?
Düzenlemenin bizzat kendisine karşı doğrudan iptal davası açma imkânı bulunmamakta, ancak somut bir uyuşmazlıkta bu hükmün uygulanmasına karşı ileri sürülecek hukuki argümanlar ve bireysel başvuru yolları ayrıca değerlendirilebilmektedir.
Sürecin takibi için avukata ne zaman başvurulmalı?
İdari işlemin tebliğ edildiği andan itibaren dava açma süresinin işlemeye başladığı, kesinleşme sürecinin ise ilk derece kararından sonra da devam ettiği göz önüne alındığında, sürecin en başından itibaren bir avukatla ilerlemek usul hatalarının önüne geçilmesi bakımından önemlidir.
Sonuç
İYUK 28 değişikliği, idari yargılama usulünün en temel ilkelerinden biri olan “yargı kararının gecikmeksizin uygulanması” kuralına, sınırlı ama etkisi geniş bir istisna getirmiştir. Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet ve MİT teşkilatlarında görevli veya bu kurumlara aday olan kişiler bakımından, güvenlik soruşturması, terörle iltisak/irtibat ve 375 sayılı KHK geçici 35. madde kapsamındaki davalarda artık göreve dönüş, ilk derece mahkemesi kararıyla değil, o kararın kesinleşmesiyle mümkün hâle gelmiştir.
Bu değişikliğin doğurduğu en pratik sonuç, dava sürecinin artık tek aşamalı değil, çok aşamalı bir mücadeleye dönüşmüş olmasıdır. İlk derece mahkemesinde alınan olumlu sonucun kalıcı hâle gelmesi için istinaf ve gerekiyorsa temyiz aşamalarının da aynı özenle yürütülmesi, kararın kapsam değerlendirmesinin doğru yapılması ve kesinleşme sonrası mali hak taleplerinin zamanında ileri sürülmesi gerekmektedir. Bu çok yönlü sürecin, idare hukuku alanında deneyimli bir avukat eşliğinde yürütülmesi, hak kaybının önlenmesi açısından önemle tavsiye olunur.
Kaynak: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu – mevzuat.gov.tr
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut hukuki durumunuza ilişkin değerlendirme için mutlaka bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Feyza Nur Serttaş



Bir yanıt yazın