Özel güvenlik kimlik kartının iptali ya da yenilenmemesi, her yıl binlerce çalışanı derinden etkileyen idari bir işlemdir. Özel güvenlik görevlisi olarak çalışmak; yalnızca eğitim tamamlamayı değil, aynı zamanda valilikçe yürütülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanmasını da gerektirmektedir. 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesinin (d) bendinin (3) numaralı alt bendi ise 2025 yılına kadar; anayasal düzene, özel hayata, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu suçlarından hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunan kişilerin özel güvenlik görevlisi olamayacağını öngörmekteydi. Bu hüküm; henüz suçluluğu kanıtlanmamış, üstelik sonunda takipsizlik ya da beraatle kurtulacak kişileri dahi işsiz bırakmakta, masumiyet karinesini hukuki gerçeklikten kopararak kâğıt üzerinde bırakmaktaydı.
27 Mart 2025 tarihinde Anayasa Mahkemesi, E.2024/182 ve K.2025/87 sayılı kararıyla ‘…soruşturma veya…’ ibaresini Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Bu karar; Türkiye’de yüz binlerce özel güvenlik görevlisini doğrudan ilgilendiren, çalışma hakkı ve masumiyet karinesine anayasal güvence kazandıran tarihî bir adım niteliğindedir. Aşağıda söz konusu düzenlemenin kapsamı, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay’ın emsal nitelikteki kararları, Anayasa Mahkemesi kararının hukuki çözümlemesi ve bu karardan sonra özel güvenlik kimlik kartının iptali ya da yenilenmemesine karşı açılacak iptal davasının nasıl yürütüleceği ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Özel güvenlik kimlik kartı iptali, güvenlik soruşturması olumsuz sonuç, özel güvenlik çalışma izni iptali ve yenilenmemesi konularında hukuki yardım almayı düşünenler bu makalede ihtiyaç duydukları temel bilgileri bulacaklardır.
- İçindekiler
1. 5188 Sayılı Kanun Çerçevesinde Özel Güvenlik Görevlisi Olma Şartları
2. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması: Tanım ve Kapsam
3. Özel Güvenlik Kimlik Kartının Beş Yılda Bir Yenilenmesi
4. ‘Soruşturma’ İbaresinin Uygulamadaki Sorunları
5. Emsal Kararlar
5.1 Gaziantep BİM 1. İdari Dava Dairesi, E.2019-507, K.2019-1006
5.2 Gaziantep BİM 4. İdari Dava Dairesi, E.2020-1791, K.2020-718
5.3 Danıştay 10. Daire, E.2019/10324, K.2022/2406
6. Anayasa Mahkemesi’nin E.2024/182, K.2025/87 Sayılı Kararı
6.1 Kararın Arka Planı ve İtirazın Konusu
6.2 Kanunilik Değerlendirmesi
6.3 Ölçülülük Değerlendirmesi: Gereklilik İlkesinin İhlali
6.4 Karşıoy ve Değerlendirmesi
7. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasının Durumu
8. İptal Davasının Nasıl Açılacağı
9. Genel Değerlendirme ve Sonuç
10. Sıkça Sorulan Sorular
1. 5188 Sayılı Kanun Çerçevesinde Özel Güvenlik Görevlisi Olma Şartları
5188 sayılı Kanun’un 10. maddesi, özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartları tahdidi biçimde saymaktadır. Bu şartlar arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, asgari eğitim düzeyi (silahsız görev için en az sekiz yıllık ilköğretim ya da ortaokul; silahlı görev için en az lise mezuniyeti), 18 yaşını doldurmuş olmak, belirli suç kategorilerinden mahkûmiyet bulunmaması ve 14. maddede öngörülen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak yer almaktadır.
2017 yılında 680 sayılı KHK ile maddeye eklenen ve 2018 tarihli 7072 sayılı Kanun ile aynen kabul edilen (h) bendi, güvenlik soruşturmasının olumlu olması şartını ayrıca düzenlemiştir. Maddenin (d) bendinin (1) numaralı alt bendi; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûm olmamayı; (2) numaralı alt bendi ise affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, anayasal düzene, cinsel dokunulmazlığa ve uyuşturucu suçları dahil pek çok suçtan mahkûm olmamayı şart olarak öngörmektedir.
(3) numaralı alt bent ise mahkûmiyet aramaksızın, yalnızca anayasal düzene, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamasını şart olarak koşmuştu. İşte Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına konu olan bu alt bentte yer alan ‘…soruşturma veya…’ ibaresi, özel güvenlik sektöründe kronik bir hak ihlali kaynağına dönüşmüştü.
Maddenin (h) bendi kapsamındaki güvenlik soruşturması sonucunu değerlendirme bakımından idarenin takdir yetkisi bulunmakta; ancak diğer bentlerdeki şartlar yönünden idare bağlı yetki içinde hareket etmek zorundadır. Bir başka deyişle (h) bendinin dışındaki bentlerde açıkça düzenlenen şartlar söz konusu olduğunda idare, salt bu şartların varlığını ya da yokluğunu tespit etmekle yetinmeli ve bu kapsamda ayrıca bir değerlendirme komisyonu kararına ihtiyaç duymaksızın işlem tesis etmelidir.
2. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması: Tanım ve Kapsam
Özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilecekler hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nda tanımlanmış; 5188 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca da her kimlik verilmesi veya ihtiyaç duyulması hâlinde valilikçe yenileneceği öngörülmüştür. Güvenlik soruşturması bir ay içinde tamamlanmak zorundadır.
Arşiv araştırması; kişinin adli sicil kaydını, kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığını, hakkında herhangi bir tahdit bulunup bulunmadığını, kesinleşmiş mahkeme kararlarını, CMK’nın 171. ve 231. maddeleri kapsamında alınan kararları ve devam eden ya da sonuçlanmış soruşturma veya kovuşturmaları mevcut kayıtlardan tespit etmeyi kapsamaktadır. Güvenlik soruşturması ise arşiv araştırmasına ek olarak kişinin görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat birimlerindeki olgusal verilerini, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişkisini ve terör örgütleriyle eylem birliği, irtibat veya iltisak içinde olup olmadığını da kapsamaktadır.
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi, bünyesinde kurulan Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılmaktadır. Komisyon, nesnel ve gerekçeli bir değerlendirme üzerinden ilgilinin özel güvenlik görevlisi olup olamayacağını belirlemekte; nihaî kararı ise kimlik kartını vermeye yetkili makam olan valilik vermektedir. Ancak bu değerlendirme yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığı; kamu yararı gerekleri ile kişinin çalışma hakkı arasındaki adil dengenin gözetilmesi zorunluluğu, gerek Danıştay içtihadında gerek Anayasa Mahkemesi kararlarında açıkça vurgulanmaktadır.
3. Özel Güvenlik Kimlik Kartının Beş Yılda Bir Yenilenmesi
Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca özel güvenlik kimlik kartları her beş yılda bir yenilenmektedir. Yenileme; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumlu gelmesi ile özel güvenlik yenileme eğitim sertifikasının ibraz edilmesi koşuluna bağlıdır.
Her beş yılda bir tekrar edilen bu süreç, kişinin mesleğini sürdürüp sürdüremeyeceği bakımından son derece belirleyicidir. Kimlik kartı yenileme başvurusunun reddedilmesi; ilgilinin mevcut işini kaybetmesine, yıllarca edindiği mesleki deneyimin bir anda değersizleşmesine ve çoğu zaman başka sektörlerde iş bulma imkânından yoksun kalmasına yol açmaktadır. Kanun’un 11. maddesi uyarınca öte yandan yönetici veya özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı ya da bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği tespit edilenlerin kimliği doğrudan iptal edilmektedir.
Kimlik iptali ya da yenilenmeme kararına karşı başvurulabilecek yol, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde yürütmenin durdurulması istemiyle idare mahkemesinde iptal davası açmaktır. Bu sürenin kaçırılması, iptal davası yolunu kapatmaktadır.
4. ‘Soruşturma’ İbaresinin Uygulamadaki Sorunları
5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin (d) bendinin (3) numaralı alt bendindeki ‘soruşturma’ yasağı, teoride mantıklı görünebilir; uygulamada ise ağır sonuçlar doğurmuştur. Soruşturma, 5271 sayılı CMK’nın 2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasına kadar yürütülen aşamayı ifade etmektedir. Henüz mahkûmiyet kararı bulunmayan, üstelik soruşturması yıllarca sürebilen ve çoğunlukla takipsizlikle kapanan bu süreçte kişinin özel güvenlik görevlisi olamaması; Anayasa’nın 38. maddesindeki masumiyet karinesini hukuki gerçeklikten koparmaktadır.
Uygulamada bu düzenleme son derece geniş yorumlanmıştır. Soruşturmanın tamamlanmasını beklemeye gerek olmaksızın tesis edilen idari işlemler; kimi zaman yıllarca süren ve sonunda beraatle ya da takipsizlikle kapanan soruşturmalar nedeniyle özel güvenlik görevlilerini fiilen işsiz bırakmıştır. Bunun yanı sıra idare, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında öğrendiği soruşturma bilgilerini olumsuz değerlendirme gerekçesi de yapabilmekte; bu ise hukuki belirsizliği daha da derinleştirmektedir.
Sonuç olarak soruşturmanın salt başlatılmış olmasına bağlanan otomatik engel, aynı amaca daha hafif tedbirlerle ulaşılmasının mümkün olduğu bir yapıda çalışma hakkına ölçüsüz bir müdahale niteliği taşımakta; hem bölge idare mahkemelerinin hem Danıştay’ın hem de Anayasa Mahkemesi’nin bu konuyu gündemine alması kaçınılmaz hâle gelmektedir.
5. Emsal Kararlar
5.1 Beraat Kararının Soruşturma Verisini Etkisiz Kıldığı: Gaziantep BİM 1. İdari Dava Dairesi, E.2019-507, K.2019-1006 (15.10.2019)
Bu davada davacı hakkında istihbari bilgiye dayanan olumsuz güvenlik soruşturması gerekçesiyle ataması uygun görülmemiştir. Davacının söz konusu istihbari bilgide yer alan eylemlerin adli soruşturma ve kovuşturmaya konu edildiği, yapılan yargılamalar sonucunda ise her türlü şüpheden uzak, inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve bu kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkeme şu sonuca varmıştır:
“Bu durumda, davacı hakkındaki istihbari bilgideki eylemlerin adli soruşturma ve kovuşturmaya konu olduğu ve yapılan yargılamalar sonucunda davacının, üzerine atılı suçlardan, suçu işlendiğinin sabit olmadığı ve suçların işlendiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyete yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçeleriyle ayrı ayrı beraatine karar verildiği ve kararların da kesinleştiği, diğer bir anlatımla, istihbari bilgide yer alan davacı yönünden suç işlenildiği iddiasına ilişkin eylemlerin ceza yargılamasına konu edilerek davacının belirtilen biçimde ayrı ayrı beraatine karar verilmiş ve kararların kesinleşmiş olması nedeniyle artık söz konusu bilgilerin davacıya atfedilemeyeceği, bunun dışında dosyada, dava konusu işleme dayanak olabilecek davacı hakkında başkaca bir bilgi de bulunmadığı anlaşıldığından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle davacının atamasının uygun görülmemesine ilişkin dava konusu işlemde ve davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.”
Bu karar iki açıdan kritik önem taşımaktadır. Birincisi; istihbari bilgiye dayanan bir soruşturma verisinin, yargılama sonucunda beraatla kapanması durumunda artık idari işleme dayanak olarak kullanılamayacağını tescil etmektedir. İkincisi ve daha da önemlisi; masumiyet karinesinin salt ceza yargılamasında değil, idari işlem aşamasında da etkin biçimde uygulanması gerektiğini emsal düzeyinde ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, bireyin yargılama süreçlerine güvenini pekiştiren ve idare karşısındaki konumunu güçlendiren bir hukukî anlayışın ürünüdür.
5.2 Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararının Kimlik İadesini Zorunlu Kıldığı: Gaziantep BİM 4. İdari Dava Dairesi, E.2020-1791, K.2020-718 (09.07.2020)
Bu davada Batman İl Emniyet Müdürlüğünde uzun yıllar özel güvenlik görevlisi olarak çalışan bir kişinin kimlik kartı; hakkında yürütülen terör amaçlı propaganda, Türklüğü aşağılama ve Cumhurbaşkanına hakaret soruşturmaları nedeniyle 23.10.2017 tarihinde iptal edilmiştir. Soruşturmaların sonradan kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapanması üzerine yapılan geri iade başvurusu da reddedilmiş ve bunun üzerine dava açılmıştır. Mahkeme şu değerlendirmeyi yapmıştır:
“Bu durumda, uzun yıllar özel güvenlik görevlisi olarak çalışan davacı hakkında üzerine atılı suçlamalar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve hakkında yürütülen başkaca bir soruşturma/inceleme de bulunmadığı görülmekte olup özel güvenlik kimlik kartının ve özel güvenlik çalışma izninin iptaline karşı yapılan itirazın reddine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamıştır.”
Bu kararın özellikle dikkat çeken yanı; yıllarca sorunsuz biçimde çalışan bir kişinin salt soruşturma açılması gerekçesiyle derhal işten uzaklaştırılması ve ardından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesine rağmen kimlik kartının iade edilmemesinin hukuka aykırılığının tartışmasız biçimde ortaya konulmasıdır. Savcılığın suç unsuru görmediği, devletin dolaylı olarak iddianın asılsız olduğunu kabul ettiği bir durumda idarenin bu kararı görmezden gelmesi ve kişiyi çalışma hakkından yoksun bırakması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu karar, kovuşturmaya yer olmadığı kararını takiben yapılan kimlik yenileme başvurularında önemli bir emsal oluşturmaktadır.
5.3 Takdir Yetkisinin Sınırlarını Belirleyen Karar: Danıştay 10. Daire, E.2019/10324, K.2022/2406 (26.04.2022)
Danıştay Onuncu Dairesi bu kararında; idarenin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonuçlarını değerlendirme konusunda takdir yetkisine sahip olduğunu, bu yetkiyi kullanırken edindiği istihbari bilgilere göre hareket edebileceğini ve kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmasa bile devam eden yargılamaların ya da denetimli serbestlik tedbirinin olumsuz değerlendirmeye dayanak alınabileceğini kabul etmiştir. Ancak Danıştay bu kararında takdir yetkisine bir sınır da çizmiştir: Bu yetki mutlak ve sınırsız olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır.
Danıştay’ın bu kararı, bireysel davalarda idarenin keyfi uygulamalarına karşı önemli bir güvence sunmakla birlikte yapısal sorunu çözmekten uzak kalmıştır. Zira sorun, idarenin takdir yetkisini nasıl kullandığından çok, yasal düzenlemenin kendisinden kaynaklanmaktaydı. Anayasa Mahkemesi’nin 2025 tarihli kararı, bu yapısal sorunu nihai olarak çözüme kavuşturmuştur.
6. Anayasa Mahkemesi’nin E.2024/182, K.2025/87 Sayılı Kararı
6.1 Kararın Arka Planı ve İtirazın Konusu
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi, önünde görülmekte olan bir davada; özel güvenlik kimlik kartı ve çalışma izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun, salt hakkında bir ceza soruşturması sürdüğü gerekçesiyle reddedildiğini tespit etmiştir. Mahkeme, itiraz konusu ibarenin Anayasa’nın 13., 38., 48. ve 49. maddelerine aykırı olduğu kanısına vararak Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi, ilk inceleme toplantısını 5/11/2024 tarihinde yapmış ve dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi, incelemenin kapsamını somut dayanın niteliğine göre ‘…soruşturma veya…’ ibaresiyle sınırlı tutmuş; kovuşturma ibaresi ise o davada uygulanacak kural olmadığından inceleme dışında bırakılmıştır. Bu sınırlama önemlidir: Karar yalnızca soruşturma ibaresini iptal etmekte, kovuşturmaya ilişkin yasağa dokunmamaktadır.
6.2 Kanunilik Değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, ilk aşamada itiraz konusu kuralın kanunilik şartını taşıyıp taşımadığını incelemiştir. Mahkeme; kuralın yer aldığı maddede hangi suçlardan soruşturma bulunmasının özel güvenlik görevlisi olmaya engel olacağının açıkça belirtildiğini, bu suçların 5237 sayılı TCK’da düzenlendiğini ve soruşturma kavramının 5271 sayılı CMK’nın 2. maddesinde tanımlandığını vurgulamıştır. Bu çerçevede kural; belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte bulunmuş ve kanunilik şartını taşıdığı tespit edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin hukuk devleti ilkesine ilişkin yerleşik içtihadına göre kanunilik ilkesi; yasal düzenlemelerin kişiler ve idare yönünden herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık, net, anlaşılır ve nesnel olmasını, kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ve hukuki güvenliği sağlamasını zorunlu kılmaktadır. Mahkeme bu aşamada kuralı geçerli bulmakla birlikte esas tartışmayı ölçülülük ilkesi ekseninde yürütmüştür.
6.3 Ölçülülük Değerlendirmesi: Gereklilik İlkesinin İhlali
Anayasa Mahkemesi, ölçülülük ilkesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden incelemiştir. Söz konusu suçlardan soruşturma açılan kişilere güvenlik görevlisi olma izninin verilmemesinin, kamu güvenliğinin ve üçüncü kişilerin haklarının korunması bakımından elverişli olmadığının söylenemeyeceği kabul edilmiş; meşru amaç ve elverişlilik açısından kural uygun bulunmuştur.
Ancak Mahkeme, gereklilik ilkesi bakımından farklı bir sonuca ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihadı uyarınca temel hakka sınırlama getirilebilmesi için öngörülen sınırlama olmaksızın sınırlama amacına ulaşılamaması gerekmekte; aynı amaca daha hafif bir araçla ulaşılması mümkünse daha ağır bir araç seçilmesi gereklilik ilkesiyle çelişmekte ve sınırlamayı ölçüsüz hâle getirmektedir.
Mahkeme bu doğrultuda şu tespiti yapmıştır: Henüz kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayan dönemde alınan tedbirlerin, mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra alınabilecek tedbirler kadar ağır olmaması gerekir. Salt soruşturma açılmış olması nedeniyle güvenlik görevlisi olma izninin verilmemesi oldukça ağır bir tedbirdir. Oysa aynı amaca; ilgili makamlara soruşturma sonuna kadar bekleme yetkisi verilmesi, işlemin değişen şartlara göre belli aralıklarla gözden geçirilmesi veya ilgili makamlara takdir yetkisi verilmesi gibi daha hafif tedbirlerle ulaşılması mümkündür. Bu gerekçeyle Anayasa Mahkemesi, ‘…soruşturma veya…’ ibaresinin Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline oyçokluğuyla karar vermiştir.
6.4 Karşıoy Gerekçesi ve Değerlendirmesi
Üyeler Muhterem İnce ve Metin Kıratlı, çoğunluk görüşüne katılmamışlardır. Azınlık görüşüne göre özel güvenlik görevlilerine tanınan yetkiler ve toplumun güvenliğine katkıları gözetildiğinde bu suçlardan soruşturma bulunmaması şartının aranması makuldür. Karşıoy yazısında; kimlik kartının bir iş hakkı değil yetkilendirme belgesi olduğu, tıpkı şoförün ehliyeti gibi işi yapabilmek için gerekli bir belge niteliği taşıdığı ve bu nedenle kimlik iptaliyle çalışma hakkının bütünüyle ortadan kaldırılmadığı, kişinin yalnızca özel güvenlik görevlisi olarak çalışamayacağı ileri sürülmüştür.
Bu karşıoy görüşü, ilk bakışta ikna edici görünse de pratikte geçerli olmayan bir soyutlama üzerine kuruludur. Özel güvenlik sektöründe çalışanların büyük çoğunluğu, uzun yıllar yalnızca bu alanda edindiği deneyimle geçimini sağlayan ve eğitim düzeyi açısından başka sektörlere kolay geçiş yapamayan bireylerdir. Bu kişiler için kimlik kartının iptali, fiilen işsiz kalmak anlamına gelmektedir. Dahası soruşturma süreçlerinin zaman zaman yıllarca sürdüğü ve büyük çoğunluğunun takipsizlikle kapandığı düşünüldüğünde, otomatik engel uygulaması masumiyet karinesini pratikte anlamsız kılmaktadır. Çoğunluk görüşü, bu gerçekçi tabloyu esas alması nedeniyle daha yerinde ve hak temelli bir yaklaşımı yansıtmaktadır.
7. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Özel Güvenlik Açısından Durumu
Özel güvenlik alanında tartışmalı konulardan birini de hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararları oluşturmaktadır. İçişleri Bakanlığı’nın 22.09.2021 tarihli ve 71 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Genelgesi’nin 8.1-a maddesi uyarınca 680 sayılı KHK’nın yayımlandığı 02.01.2017 tarihinden sonra, Kanun’un 10. maddesinin (d) bendinde belirtilen suçlardan HAGB kararı verilmiş olanlar; suçun işlendiği tarihe bakılmaksızın özel güvenlik görevlisi olamamaktadır. Ancak bu tarihten önce söz konusu suçları işlemesi nedeniyle haklarında HAGB kararı verilen ve daha önce zaten özel güvenlik görevlisi olanlar bu hükümden muaf tutulmuştur.
21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle yapılan değişiklikle, ilgili bende ‘…veya bu suçlardan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak…’ ibaresi eklenmiş; böylece HAGB yasağı ayrıca kanun metnine alınmıştır. Aynı değişiklik kapsamında ‘…soruşturma veya…’ ibaresi de madde metninden çıkarılmış; ardından Anayasa Mahkemesi kararı bu değişikliği anayasal güvenceyle pekiştirmiştir.
HAGB kararlarına ilişkin uygulamanın ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. 7533 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme HAGB yasağını doğrudan kanun metnine taşıdığından, bu alanda da iptal davası açılması ve Anayasa Mahkemesi’ne itiraz başvurusunda bulunulması bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Ancak bu yol, her somut davanın koşullarına göre ayrıca irdelenmelidir.
8. Özel Güvenlik Kimlik Kartının İptali veya Yenilenmemesine Karşı Açılacak İptal Davası
Özel güvenlik kimlik kartının iptali ya da yenilenmemesine ilişkin işlemler, birer idari işlem niteliği taşımakta ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu çerçevesinde idare mahkemelerinde iptal davasına konu edilebilmektedir. Dava açma süresi; ilgili işlemin tebliğ tarihinden itibaren 60 gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan kaçırılması hâlinde iptal davası yolu kapanmaktadır.
Uygulamada en sık yapılan hata; idarenin işlemine karşı önce idareye başvurup cevap beklenmesi ve bu süre içinde dava açma süresinin dolmasıdır. Eğer işleme karşı idareye başvurulacaksa, bu başvurunun 60 günlük süreyi durdurmadığı unutulmamalı; başvuruya 30 gün içinde cevap gelmezse ya da cevap olumsuz olursa gecikmeksizin dava açılmalıdır.
Davada yürütmenin durdurulması isteminde bulunulması son derece önemlidir. Özel güvenlik kimlik kartının iptali, kişinin geçimini doğrudan etkileyen bir işlem olduğundan telafisi güç ya da imkânsız zarara yol açmaktadır. İYUK’un 27. maddesi uyarınca yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için açık hukuka aykırılık ile telafisi güç zararın birlikte bulunması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin ‘…soruşturma veya…’ ibaresini iptal etmiş olması; soruşturma gerekçesiyle tesis edilen işlemlere karşı açılan davalarda yürütmenin durdurulması kararı elde edilmesi bakımından son derece güçlü bir hukuki zemin sunmaktadır.
Dava dilekçesinde; işlemin 5188 sayılı Kanun’un ilgili hükmüne, Anayasa’nın 38. maddesindeki masumiyet karinesine, 48. ve 49. maddelerindeki çalışma hakkına ve 13. maddesindeki ölçülülük ilkesine aykırılığı ayrıntılı biçimde açıklanmalıdır. Soruşturma gerekçesiyle işlem tesis edilenlerin Anayasa Mahkemesi’nin K.2025/87 sayılı kararına doğrudan atıf yapması; kovuşturmaya yer olmadığına, takipsizliğe ya da beraate ilişkin kararlar varsa bunların dilekçeye eklenmesi ve güvenlik soruşturması raporunun içeriğine itiraz edilmesi dava stratejisi açısından hayati önem taşımaktadır.
9. Genel Değerlendirme ve Sonuç
Özel güvenlik sektörünün kendine özgü niteliği göz önünde bulundurulduğunda, bu alanda çalışacak kişilerin belirli standartları karşılaması gerekliliği anlaşılabilir bir zorunluluktur. Devletin kamu güvenliğini sağlama yükümlülüğü kapsamında özel güvenlik görevlilerinin dürüstlük ve güvenilirlik testinden geçirilmesi, demokratik bir hukuk devletinde meşru bir amaç olarak değerlendirilebilir. Ne var ki bu meşru amacın hayata geçirilme biçimi, hukuki güvenlik ve temel hak güvenceleri açısından on yılı aşkın bir süre boyunca ciddi sorunlar barındırmıştır.
Soruşturmanın salt başlatılmış olması olgusuna bağlanan otomatik işsizlik sonucu, hem anayasal hem de uluslararası insan hakları hukuku çerçevesinde masumiyet karinesinin açık bir ihlaliydi. Bölge idare mahkemelerinin ve Danıştay’ın bu tabloya ilişkin kararları, bireysel düzeyde adaleti sağlamaya çalışmak açısından önemli adımlardır. Ancak asıl çözüm, hukuka aykırı yasal düzenlemenin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olabilirdi; bu çözüm de Anayasa Mahkemesi’nin K.2025/87 sayılı kararıyla hayata geçirilmiştir.
Bu karar, yalnızca hukuki bir düzeltme değildir; on yılı aşkın bir süre boyunca haksız yere işini kaybeden, yıllarca emek verdiği mesleğini icra edemez hâle gelen ve güvenlik bürokrasisinin mağduru olan özel güvenlik görevlileri için geç de olsa tarihin doğru tarafında verilen bir karardır. Hakkında salt soruşturma yürütülen özel güvenlik görevlileri, bu karardan itibaren artık yalnızca bu gerekçeyle kimlik kartlarının iptal edilmesine ya da yenilenmemesine maruz kalamazlar. Haklarında böyle bir işlem tesis edilenlerin ise gecikmeksizin idare mahkemesinde iptal davası açmaları ve yürütmenin durdurulması isteminde bulunmaları zorunludur.
10. Sıkça Sorulan Sorular
Soru: Özel güvenlik kimlik kartı neden iptal edilir?
Cevap: 5188 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca, yönetici veya özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı ya da bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği tespit edilenlerin kimliği iptal edilmektedir. Bu şartlar arasında güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması, belirli suçlardan mahkûmiyet ve terör örgütleriyle irtibat bulunması yer almaktadır.
Soru: Özel güvenlik kimlik kartı kaç yılda bir yenilenir?
Cevap: Özel güvenlik kimlik kartları her beş yılda bir yenilenmektedir. Yenileme; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanması ile yenileme eğitim sertifikasının ibrazı koşuluna bağlıdır.
Soru: Hakkımda soruşturma var diye özel güvenlik kimlik kartım iptal edilebilir mi?
Cevap: Anayasa Mahkemesi’nin 27/3/2025 tarihli ve K.2025/87 sayılı kararıyla, salt soruşturma yürütülüyor olması artık özel güvenlik kimlik kartının verilmemesi ya da iptali için hukuki dayanak oluşturmamaktadır. Bu tarihten itibaren yalnızca soruşturma gerekçesiyle tesis edilen işlemler açıkça hukuka aykırıdır.
Soru: Güvenlik soruşturması olumsuz gelirse ne yapabilirim?
Cevap: Güvenlik soruşturmasının olumsuz gelmesi üzerine tesis edilen ret veya iptal işlemine karşı, tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde yürütmenin durdurulması istemiyle idare mahkemesinde iptal davası açılmalıdır. Her somut durumun kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğinden bir idare hukuku avukatından hukuki yardım alınması önerilir.
Soru: Hakkımdaki soruşturma takipsizlikle kapandı; kimlik kartım geri verilir mi?
Cevap: Evet. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nin 2020 tarihli emsal kararına göre, hakkındaki soruşturmalar kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapanan ve başkaca soruşturma bulunmayan kişilerin özel güvenlik kimlik kartlarının iadesi zorunludur. Bu karara karşın idarenin talebi reddetmesi hâlinde iptal davası açılabilir.
Soru: Beraat kararına rağmen güvenlik soruşturmam olumsuz sonuçlandı; hukuki yolum var mı?
Cevap: Kesinleşmiş beraat kararı, istihbari bilgiye dayanan soruşturma verisini artık işleme dayanak olmaktan çıkarmaktadır. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi’nin 2019 tarihli kararı bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Söz konusu işleme karşı 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılmalıdır.
Soru: HAGB kararı özel güvenlik olmaya engel midir?
Cevap: Evet. 21/11/2024 tarihli 7533 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin (d) bendinde belirtilen suçlardan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak şartı kanun metnine doğrudan alınmıştır. Ancak 02.01.2017 tarihinden önce söz konusu suçları işlediği gerekçesiyle HAGB kararı verilen kişiler bakımından geçiş hükümleri dikkate alınarak durumun ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Soru: Kimlik kartı iptaline karşı dava açma süresi ne kadardır?
Cevap: İşlemin tebliğ tarihinden itibaren 60 gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan kaçırılması hâlinde iptal davası yolu kapanmaktadır. Tebligatı aldıktan sonra gecikmeksizin bir avukata danışılması önerilir.
Soru: Güvenlik soruşturmasını kim yapar ve ne kadar sürer?
Cevap: 5188 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması valilikçe yürütülmektedir. Soruşturma sonuçlarının değerlendirilmesi Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılmakta; nihaî karar ise valilikçe verilmektedir. Soruşturmanın bir ay içinde tamamlanması gerekmektedir.
Soru: Anayasa Mahkemesi’nin 2025/87 sayılı kararı daha önce tesis edilmiş işlemlere de uygulanır mı?
Cevap: Karar 16/7/2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu tarihten önce tesis edilmiş ve dava konusu yapılmış işlemler bakımından mahkemeler bu kararı dikkate alarak hüküm kurmak durumundadır. Öte yandan kesinleşmiş işlemler bakımından bireysel başvuru gibi alternatif yolların da ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Bir yanıt yazın