Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak ya da kullanmak amacıyla satın almak, kabul etmek ve bulundurmak suçları, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında özel güvenlik kimlik kartı iptali bakımından en sık karşılaşılan gerekçeler arasında yer almaktadır. Bu alanda yaşanan hukuki gelişmeler oldukça hızlı bir seyir izlemekte; Anayasa Mahkemesi’nin 5188 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinin (d) bendinin üçüncü fıkrasını iptal etmesiyle birlikte hukuki tablo köklü bir değişime uğramaktadır. Bu makalede, kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve kamu davasının düşmesi kararlarının özel güvenlik kimlik kartı iptaline etkisi, güncel yargı kararları çerçevesinde kapsamlı biçimde ele alınmaktadır.

1. Uyuşturucu Suçları ve 5188 Sayılı Kanun’un Öngördüğü Hukuki Çerçeve

5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10’uncu maddesi, özel güvenlik görevlisi olabilmek için aranan şartları belirlemekte; 11’inci maddesi ise bu şartların kaybedilmesi halinde kimlik kartının iptal edileceğini hükme bağlamaktadır. Kanunun 10’uncu maddesinin (d) bendi, uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarına özel bir yer tanımakta olup bu suçlara ilişkin üç ayrı kural öngörmektedir.

Birinci kural, af yoluna uğramış olsa bile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından mahkûm olmamak koşuludur. Bu kural, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa dahi geçerliliğini korumaktadır. İkinci kural, uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak koşuludur. Bu kural, 680 sayılı KHK’nın 69’uncu maddesiyle 2017 yılında kanuna eklenmiştir. Üçüncü kural ise kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararına ilişkin olup Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

2. Türk Ceza Kanunu’nda Uyuşturucu Kullanma Suçunun Yargılama Süreci

2.1. Kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçu ve TCK 191

Türk Ceza Kanunu’nun 191’inci maddesi, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek ya da bulundurmak fiillerini suç olarak tanımlamaktadır. Bu suç bakımından ceza hukukumuz, salt ceza verilmesi yerine tedavi ve denetimli serbestlik odaklı bir yaklaşım benimsemiştir. Bu yaklaşım çerçevesinde iki farklı işlem yolu öngörülmektedir.

Birinci yol, kamu davasının açılmasının ertelenmesidir. CMK’nın 171’inci maddesindeki şartlar aranmaksızın Cumhuriyet savcısı, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçu şüphelisi hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar vermek zorundadır. Savcılık bu karar kapsamında şüpheli hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine de hükmedebilmektedir.

İkinci yol ise mahkeme aşamasında işleyen bir süreçtir. Suç nedeniyle dava açılmışsa mahkeme, TCK 191/2 uyarınca sanık hakkında bir yıl süreyle tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedebilir. Sanığın tedaviye ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranması halinde TCK 191/5 uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilir.

2.2. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararının hukuki niteliği

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen ve kovuşturmayı beş yıl süreyle askıya alan bir karardır. Bu karar sonucunda herhangi bir mahkeme yargılaması başlamaz; ortada ne bir iddianame ne de bir mahkûmiyet bulunmaktadır. Beş yıllık süre içinde suç işlenmemesi durumunda dava hakkı düşmekte ve dosya kesin biçimde kapanmaktadır.

KDAE kararının önemli bir özelliği, tek başına bir ‘soruşturma’ ya da ‘kovuşturma’ niteliği taşımamasıdır. Zira KDAE kararıyla birlikte savcılık soruşturması askıya alınmakta; devam eden bir soruşturma kalmamaktadır. Bu tespiti Anayasa Mahkemesi de benimsemiş ve KDAE kararını, devam eden bir soruşturma ya da kovuşturmayla özdeşleştiren yasal düzenlemeyi iptal etmiştir.

3. Anayasa Mahkemesi’nin 5188 Sayılı Kanun’un 10’uncu Maddesinin (d) Bendinin Üçüncü Fıkrasını İptal Eden Kararı

3.1. İptal edilen hükmün içeriği

680 sayılı KHK ile 5188 sayılı Kanun’a eklenen ve 2018 yılında 7072 sayılı Kanun’la aynen kabul edilen düzenleme, başlangıçta şu koşulu da kapsamaktaydı: ‘Uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmemiş olmak.’ Bu hükme göre, uyuşturucu kullanma suçundan KDAE kararı alan kişilerin özel güvenlik kimlik kartı iptal edilmekte ya da yenileme talepleri reddedilmekteydi. Beş yıllık erteleme süresi boyunca kişi fiilen özel güvenlik sektöründen dışlanmaktaydı.

3.2. Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesi

Anayasa Mahkemesi, söz konusu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmederek iptal etmiştir. İptal kararının temelinde şu tespit yatmaktadır: KDAE kararı, kişi hakkında hukuki sonuç doğuran bir mahkûmiyet değildir. Tersine, KDAE kararıyla birlikte soruşturma ve yargılama süreci askıya alınmakta; dava hakkı henüz sona ermiş sayılmamakla birlikte aktif bir kovuşturma da bulunmamaktadır. KDAE kararı alan bir kişiyi, mahkûm olmuş ya da hakkında devam eden bir soruşturma bulunan kişiyle özdeş biçimde işleme tabi tutmak, hukuki güvenlik ilkesini ve orantılılık ilkesini ihlal etmektedir.

3.3. İptal kararının pratik sonuçları

Anayasa Mahkemesi’nin bu iptal kararı, uygulamada son derece önemli sonuçlar doğurmaktadır. Her şeyden önce, yalnızca KDAE kararı gerekçesiyle özel güvenlik kimlik kartı iptal edilen ya da yenileme talebi reddedilen kişilerin tesis edilen idari işleme karşı iptal davası açma ve yürütmenin durdurulması talebinde bulunma hakları doğmuştur. Öte yandan, hâlihazırda sürmekte olan davalarda da bu iptal kararı belirleyici bir delil ve hukuki dayanak işlevi görmektedir.

Nitekim İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda; uyuşturucu madde kullanmaktan KDAE kararı alan bir özel güvenlik görevlisinin kimlik kartının yenilenmemesi işlemini hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Bu karar, KDAE kararını ‘kapanmış ve devam etmekte olmayan’ bir dosya olarak nitelendirmiş; kişinin salt bu gerekçeyle beş yıl boyunca çalışma hakkından yoksun bırakılmasını Anayasa’ya aykırı kabul etmiştir.

4. Uyuşturucu Suçlarında HAGB Kararının Kimlik Kartı İptaline Etkisi

4.1. HAGB ile KDAE arasındaki temel fark

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) arasında önemli yapısal farklar bulunmaktadır. KDAE, dava açılmadan önce savcılık aşamasında verilen bir karar iken HAGB, yargılama tamamlandıktan sonra mahkeme tarafından verilen ve kurulan hükmün açıklanmasını erteleyen bir karardır. KDAE’de ortada bir mahkûmiyet hiç kurulmamışken, HAGB’de bir mahkûmiyet kurulmuş ancak açıklanması geri bırakılmıştır.

4.2. Uyuşturucu suçlarında HAGB kararı ve 5188 sayılı Kanun

5188 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi, HAGB kararı verilmiş olsa bile kanundaki olumsuz koşulların geçerliliğini koruduğunu açıkça ifade etmektedir. Bu çerçevede uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından HAGB kararı verilmesi halinde şu tablo ortaya çıkmaktadır.

Kasten işlenen suçtan dolayı bir yılın altında hapis cezası öngörülen bir suç nedeniyle HAGB kararı verilmişse, salt bu HAGB kararı gerekçe gösterilerek kimlik kartı iptal edilemez. Kanun, ‘mahkûm olmamak’ koşulunu aramakta; HAGB kararı ise hukuken bir mahkûmiyet niteliği taşımamaktadır. Ne var ki uyuşturucu suçları bakımından 680 sayılı KHK ile eklenen düzenleme dikkate alındığında, suçun ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları’ kapsamında değerlendirilmesi durumunda mahkûmiyet koşuluna bağlı olan yasak kuralının mı yoksa soruşturma veya kovuşturmanın devamına bağlı olan yasak kuralının mı uygulanacağı önem kazanmaktadır.

Uyuşturucu suçları bakımından HAGB kararı verilmesi, aktif bir soruşturma veya kovuşturma bulunduğu anlamına gelmez. Zira yargılama tamamlanmış; hüküm kurulmuş ve yalnızca açıklanması geri bırakılmıştır. Dolayısıyla HAGB kararı ile ‘devam eden soruşturma ya da kovuşturma’ koşulunun özdeşleştirilmesi hukuki açıdan isabetli değildir.

5. Kamu Davasının Düşmesi Kararı ve Kimlik Kartı İptali

5.1. Uyuşturucu suçundan kamu davasının düşmesinin hukuki sonuçları

Uyuşturucu kullanma suçundan yargılanan bir kişinin tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranması halinde, TCK 191/5 uyarınca mahkeme kamu davasının düşmesine karar vermektedir. Bu kararın en önemli hukuki sonucu, kişi hakkında hiçbir mahkûmiyet hükmünün kurulmamış ve kesinleşmemiş olmasıdır.

5188 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinin (d) bendi, ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından mahkûm olmamak’ koşulunu aramaktadır. Kamu davasının düşmesi kararıyla sonuçlanan bir yargılamada kişi hakkında mahkûmiyet bulunmadığından, bu koşulun gerçekleşmediği açıktır. Dolayısıyla hakkında kamu davasının düşmesine karar verilen bir özel güvenlik görevlisinin salt bu gerekçeyle kimlik kartının iptal edilmesi hukuka aykırıdır.

5.2. Güvenlik soruşturması olumsuzluğu gerekçesiyle yapılan işlemler

Uygulamada idarelerin zaman zaman kamu davasının düşmesi kararına karşın ‘güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğu’ gerekçesiyle kimlik kartı iptalini sürdürdüğü görülmektedir. Bu uygulamanın hukuki dayanaktan yoksun olduğu pek çok yargı kararıyla tescil edilmiştir.

Danıştay 10. Dairesi, hakkında kamu davasının düşmesine karar verilen ve dosyası kapanan bir özel güvenlik görevlisinin, 5188 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinde aranan şartları taşıdığını; güvenlik ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan söz edilemeyeceğini ve özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasının uygun görülmemesine dayanak teşkil edecek geçerli bir hukuki durumun bulunmadığını karara bağlamıştır. Bu kararda ayrıca ‘suçun sabit olduğu’ gerekçesiyle verilen ret işlemine de açıkça hukuka aykırılık atfedilmiştir.

6. Uyuşturucu Suçuna İlişkin Soruşturma veya Kovuşturmanın Devam Etmesi

6.1. 680 sayılı KHK ile eklenen hükmün uygulanma koşulları

5188 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesine 2017 yılında eklenen hükme göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunması, özel güvenlik kimlik kartı iptali ya da yenilememe işlemi için yeterli görülmektedir. Bu hükmün doğru anlaşılabilmesi için şu ayrımın titizlikle yapılması gerekmektedir.

Söz konusu kural, yalnızca aktif ve hâlihazırda devam eden soruşturma ya da kovuşturma durumlarında uygulanabilmektedir. Soruşturma takipsizlik kararıyla kapanmışsa, kamu davası düşmüşse, beraat kararı verilmişse ya da KDAE kararı nedeniyle dosya ‘askıya alınmış ve aktif olmayan’ bir konuma gelmişse bu hükmün uygulanmasının önünde hukuki bir engel doğmaktadır.

6.2. Derdest soruşturmanın sona ermesi üzerine yapılması gerekenler

Uyuşturucu suçuna ilişkin soruşturma veya kovuşturma, kişi aleyhine olmayan bir kararla sona erdiğinde —takipsizlik, beraat ya da düşme— idarenin re’sen kimlik kartını iade etmesi ya da yenileme talebini kabul etmesi gerekmektedir. Ancak bu yükümlülüğün idare tarafından kendiliğinden yerine getirilmediği durumlarda, idari başvuru yapılması ve gerekirse idari yargı yoluna gidilmesi zorunlu olmaktadır.

7. Uyuşturucu Suçlarında Özel Güvenlik Kimlik Kartına İlişkin Emsal Yargı Kararları

7.1. Kamu davasının düşmesi halinde kimlik iptali yapılamaz: Danıştay 10. Dairesi

Danıştay 10. Dairesinin 2020/3197 E., 2020/5208 K. sayılı kararında, uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan açılan ceza davasında kamu davasının düşürülmesine karar verilen özel güvenlik görevlisi hakkında tesis edilen kimlik kartı iptali işlemini Daire hukuka aykırı bulmuştur. Karar gerekçesinde, kamu davasının düşürülmesi kararı üzerine kişi hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı kalmadığı; bu nedenle özel güvenlik görevlisi olmak için aranan şartların taşınmaya devam ettiği vurgulanmıştır.

7.2. KDAE kararı ‘devam eden soruşturma’ sayılamaz: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. Dairesi

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının ardından İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, uyuşturucu madde kullanmaktan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı alan bir özel güvenlik görevlisinin kimlik kartının yenilenmemesi işlemine karşı açılan davada özel güvenlik görevlisi lehine karar vermiştir. Bu kararın temel tespiti şudur: KDAE kararı, kapanmış ve devam etmekte olmayan bir dosya niteliği taşımakta olup bu kararı gerekçe göstererek kişinin beş yıl boyunca çalışma hakkından yoksun bırakılması Anayasa’ya aykırıdır.

7.3. Mahkûmiyet yoksa kimlik iptali de olamaz: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. Dairesi

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesinin 22/03/2018 tarihli, 2018/111 E., 2018/313 K. sayılı kararında; kullanmak için uyuşturucu satın almak suçundan yargılanan ve ardından denetimli serbestlik gereklerine uyduğu için hakkındaki kamu davası düşürülen özel güvenlik görevlisinin, kanunda aranan şartları taşıdığı saptanmıştır. Valilik tarafından ‘suçun sabit olduğu’ gerekçesiyle verilen ret kararı, hem Bölge İdare Mahkemesince hem de temyiz aşamasında Danıştay 10. Dairesince (2018/3803 E., 2018/4201 K.) hukuka aykırı bulunarak onanmıştır.

7.4. Soyut istihbarat bilgisiyle uyuşturucu geçmişine dayandırılan kimlik iptali yapılamaz: Danıştay 10. Dairesi

Danıştay 10. Dairesinin 2020/295 E., 2020/5452 K. sayılı kararında; kişi hakkında suç dışında yalnızca soyut nitelikte istihbari bilgi bulunması ve kişi aleyhine hukuken somutlaşmış bir tespit yapılmamış olması durumunda güvenlik soruşturmasının olumsuz değerlendirilemeyeceği karara bağlanmıştır. Bu içtihat, uyuşturucu suçu bakımından da geçerlidir: suç isnadı ispat edilmemiş ya da dosya kişi lehine bir kararla kapanmışsa, istihbari bilgiye dayanılarak tesis edilen işlem hukuka aykırıdır.

8. Uyuşturucu Suçu Gerekçesiyle Kimlik Kartı İptal Edilen Özel Güvenliğin İzlemesi Gereken Hukuki Süreç

8.1. İdari başvuru aşaması

Özel güvenlik kimlik kartının iptal edildiğinin öğrenilmesi üzerine, öncelikle işlemi tesis eden idareye başvurarak işlemin gerekçesini açık biçimde talep etmek yerinde olacaktır. Bu başvuru, hem ileride açılacak davada ispat yükünü kolaylaştırır hem de işlemin hukuki dayanaklarını net olarak ortaya koyar.

8.2. Dava açma süresi ve yürütmenin durdurulması istemi

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7’nci maddesi uyarınca idare mahkemesinde dava açma süresi altmış gündür; bu süre hak düşürücü nitelikte olup işlemin tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Dava açılırken mutlaka yürütmenin durdurulması isteminde de bulunulmalıdır. Kimlik kartı iptali işlemi, kişinin geçimini sağladığı iş alanından dışlanması sonucunu doğurduğundan, yürütmenin durdurulması talebinin kabulü için gerekli olan ‘telafisi güç zarar’ koşulu genellikle kolaylıkla sağlanmaktadır.

8.3. Hangi durumda nasıl bir dava stratejisi izlenmeli?

Kamu davası düşmüşse ya da takipsizlik kararı verilmişse, işlem açıkça kanuna aykırı olduğundan iptal davası büyük olasılıkla sonuç verecektir. KDAE kararı söz konusuysa Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. Dairesi’nin emsal kararına dayanılmalıdır. Soruşturma hâlâ devam ediyorsa, soruşturmanın seyrinin yakından takip edilmesi ve soruşturmanın kişi lehine sonuçlanması anında derhal idari başvuru yapılması gerekmektedir.

Güvenlik soruşturmasının yalnızca soyut istihbari bilgilere dayandırıldığının anlaşılması durumunda ise Danıştay’ın bu konudaki yerleşik içtihadına ve idarenin somut delil sunma yükümlülüğüne dayanan bir strateji belirlenmelidir.

8.4. Görevli ve yetkili mahkeme

Özel güvenlik kimlik kartı iptaline karşı açılacak iptal davaları, işlemi tesis eden valiliğin bulunduğu yer idare mahkemesinde görülmektedir. İdare mahkemesinin kararına karşı otuz gün içinde bölge idare mahkemesinde istinaf; bölge idare mahkemesinin kararına karşı ise belirli koşulların varlığı halinde Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabilmektedir.

9. Güncel Hukuki Durum: Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrasında Özel Güvenlik ve Uyuşturucu Suçları

Anayasa Mahkemesi’nin 5188 sayılı Kanun’un 10/D/3’üncü fıkrasını iptal etmesiyle birlikte hukuki tablo önemli ölçüde kişi hakları lehine değişmiştir. Bu değişiklikten önce KDAE kararı alan özel güvenlik görevlileri, beş yıllık erteleme süresi boyunca fiilen özel güvenlik sektöründen dışlanmakta; bu durumun hukuki dava yoluyla aşılması son derece güç olmaktaydı.

Anayasa Mahkemesi’nin bu iptal kararından sonra hukuki tablo şu şekilde çizilebilir: Salt KDAE kararı gerekçesiyle kimlik kartı iptal edilemez ve yenileme talebi reddedilemez. KDAE kararı, 5188 sayılı Kanun anlamında ‘devam eden bir soruşturma veya kovuşturma’ sayılmaz. KDAE kararının beş yıllık süresinin dolmasıyla birlikte dava hakkı düşen kişinin kimlik kartı yenilenmeli ve çalışma izni verilmelidir. Hâlihazırda devam eden davalarda ve idari süreçlerde Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı belirleyici hukuki dayanak niteliği taşımaktadır.

10. Sonuç

Uyuşturucu suçlarında özel güvenlik kimlik kartı iptali meselesi, hem mevzuat hem de yargı içtihadı bakımından son derece hareketli ve değişken bir görünüm sergilemektedir. Anayasa Mahkemesi’nin KDAE gerekçeli iptali ortadan kaldıran kararı, bu alandaki en köklü gelişme olarak öne çıkmaktadır.

Kamu davasının düşmesi, beraat ya da takipsizlik kararıyla sonuçlanan uyuşturucu suçu dosyası bulunan ve kimlik kartı iptal edilen ya da yenileme talebi reddedilen kişilerin, tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğunu Danıştay’ın yerleşik içtihadına ve ilgili mevzuata dayanarak idari yargıda ispatlama imkânı bulunmaktadır. KDAE kararı nedeniyle mağdur olan kişiler ise Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını doğrudan hukuki dayanak olarak kullanabilecek durumdadır.

Özel güvenlik sektöründe çalışma hakkını yitiren kişilerin, işlemin tebliğinden itibaren altmış günlük hak düşürücü süre sona ermeden alanında uzman bir avukata başvurarak ivedilikle idari dava açması büyük önem taşımaktadır.

Bu makale yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için alanında uzman bir avukata başvurmanız tavsiye edilmektedir.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir