Mülakat davası kararları çoğu zaman tek cümleyle özetlenir. “Toplu tutanak iptal sebebidir” ya da “aynı puan hayatın olağan akışına aykırıdır” gibi. Bu özetler doğrudur. Ancak kararın sizin dosyanıza uyup uymadığını göstermez. Bunun için kararın olayını, tarafların iddialarını ve mahkemenin gerekçesini bilmek gerekir.

Bu yazıda yedi kararı tek tek inceliyoruz. Her kararda önce olayı anlatıyoruz. Yani adayın hangi sınava girdiğini, kaç puan aldığını ve neden elendiğini. Ardından davacının iddialarına, idarenin savunmasına ve mahkemenin uyguladığı mevzuata geçiyoruz. Son olarak her kararın başka davalar için ne ifade ettiğini ve nerede sınırlı kaldığını açıklıyoruz.

Kararlarda taraf isimlerine ve kimliği belli eden işlem numaralarına yer vermedik. Ayrıca aksini belirtmedikçe kararların istinaf sonucunu ele almadık. Kararların konu bazında kısa sınıflandırması için mülakat iptal davası emsal kararlar yazımıza bakabilirsiniz.

Mülakat davası kararları: idare mahkemesi gerekçeli karar metni ve sözlü sınav değerlendirme formu
Bir kararın emsal değeri, dayandığı olgunun sizin dosyanızdaki olguyla örtüşmesine bağlıdır.

Gelir Uzman Yardımcılığı: Günler Sonra İmzalanan Toplu Tutanak

Ankara 13. İdare Mahkemesi · 16.11.2023 · E:2023/951, K:2023/2135 · Davalı: Gelir İdaresi Başkanlığı · Sonuç: İptal (oybirliği)

Olay

Davacı, gelir uzman yardımcılığı giriş sınavına başvurdu. 08.04.2023 tarihli yazılı sınavda 87 puan aldı. Malatya ilini tercih eden adaylar arasında altıncı sıraya yerleşti. Sözlü sınav ise 25.04.2023 ile 05.05.2023 arasında, yaklaşık iki hafta sürdü. İdare davacıyı bu sınavda başarısız saydı ve kadroya atamadı.

Davacının iddiaları

Davacıya göre idare, başarısızlığa etki eden hiçbir hususu ortaya koymadı. Üstelik davacı, sözlü sınavda kaç puan aldığını dahi öğrenemedi. Davacı şu ayrımı da yaptı: Gözleme dayalı ölçütlerde başarısızlığın sebebi gösterilmeli, somut bilgiye dayalı ölçütlerde ise belgeyle kanıtlanmalıdır. Bu yapılmadığı için işlem sebep, maksat ve şekil yönünden hukuka aykırıdır.

İdarenin savunması

İdare, her kurul üyesinin her kalem için ayrı puan verdiğini savundu. Asıl dayanağı ise Yönetmelikteki bir hükümdü. Bu hükme göre kurul sonuçları bir tutanakla tespit eder ve bunun dışında kayıt sistemi kullanmaz. İdareye göre mahkeme başka kayıt ararsa yerindelik denetimi yapmış olur. Ayrıca idare, ara karara verdiği cevapta Yönetmelikte soruların önceden hazırlanmasını öngören bir hüküm bulunmadığını bildirdi.

Uygulanan mevzuat

Mahkeme, Gelir Uzmanlığı Yönetmeliğinin 14. maddesini uyguladı. Bu maddeye göre kurul, adayı altı ölçüt yönünden ayrı ayrı puanlar. Yazılı sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi 50 puan değerindedir. Diğer beş ölçütün her biri ise 10 puandır. Kurul, puanları ayrı ayrı tutanağa geçirir. Başarı için üyelerin puan ortalaması en az 70 olmalıdır.

Mahkemenin değerlendirmesi

Mahkeme önce ölçütleri ikiye ayırdı. Bazı ölçütler gözleme dayanır, bazıları ise somut bilgi ve belge gerektirir. İkinci gruptaki ölçütlerde başarısızlığı kanıtlamak için üç şey gerekir. Birincisi, idare soruları önceden hazırlamalıdır. İkincisi, her adaya sorulan soruları ve cevapları tutanağa geçirmelidir. Üçüncüsü, hangi üyenin hangi notu verdiğini ayrı ayrı göstermelidir.

Oysa dosyadaki tablo farklıydı. Komisyon, bütün adaylar için sınavlar bittikten sonra tek bir tutanak düzenledi. Tutanakta yalnızca adayların isimleri ve puanları vardı. Üstelik üyeler bu tutanağı 13.05.2023 tarihinde, yani son sınavdan günler sonra imzaladı.

Mahkemeye göre üyeler her adayı sınavı biter bitmez değerlendirmeli ve sonucu hemen tutanağa geçirmelidir. Çünkü sınav iki haftaya yayıldığında adayları sonradan tek tek hatırlamak zordur. Ayrıca sözlü sınav kişiye özgüdür; bütün adaylar için tek bir değerlendirme yapmak sınavın doğasına aykırıdır. Dahası, tutanaktan davacıyı hangi üyelerin değerlendirdiği bile anlaşılmıyordu.

Mahkeme ikinci bir aykırılık daha tespit etti. Dosyada soruların önceden hazırlandığını gösteren hiçbir belge yoktu. Bu nedenle mahkeme, “Yönetmelikte hüküm yok” savunmasını yeterli görmedi.

Sonuç

Mahkeme, başarısız sayılma işlemini ve atanmama işlemini iptal etti. Bununla birlikte kararın davacıyı doğrudan başarılı saymadığını vurguladı. İdare, usulüne uygun yeni bir sözlü sınav yapacak ve davacının durumunu yeniden değerlendirecektir. Mahkeme adli yardım talebini kabul etti ve davacı lehine 10.500 TL vekâlet ücretine hükmetti.

Kararın önemi

Karar iki yönden değerlidir. Birincisi, “tutanak dışında kayıt tutulmaz” savunması toplu ve gerekçesiz tutanağı kurtarmamaktadır. İkincisi, mahkeme soruların önceden hazırlanmasını açık bir yönetmelik hükmüne bağlamamıştır. Ancak kararın bir sınırı vardır. Bu olayda tutanak hem toplu hem sonradan imzalı, soru hazırlığı da belgesizdi. Dolayısıyla bu kusurlardan yalnızca biri bulunan dosyada sonuç farklı olabilir.

Defterdarlık Uzman Yardımcılığı: Tarihsiz Liste Tutanak

Ankara 20. İdare Mahkemesi · 18.01.2024 · E:2023/793, K:2024/78 · Davalı: Hazine ve Maliye Bakanlığı · Sonuç: İptal (oybirliği)

Olay

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 150 defterdarlık uzman yardımcısı kadrosu için 31.12.2022 tarihinde sınav duyurusu yaptı. KPSS A grubunda 94 puanı olan davacı, 25.03.2023 tarihli yazılı sınavı geçti. Ardından Malatya ili için sözlü sınava girdi. Sözlü sınav 25.04.2023 ile 08.05.2023 arasında yapıldı. Komisyon davacıya 71 puan verdi; idare ise davacıyı başarısız sayarak kadroya atamadı.

Burada bir ayrıntıya dikkat çekelim. Baraj puanı 70’tir. Ancak kararda, 71 puanın hangi nedenle başarısızlık sonucuna bağlandığı açıklanmamaktadır.

Tarafların iddiaları ve savunmaları

Davacı, başarısız sayılmasının ve bu nedenle atanmamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü. İdare ise ayrıntıya girmeden işlemin mevzuata uygun olduğunu savundu.

Uygulanan mevzuat

Mahkeme, uzman yardımcılığı sınavlarının kanuni dayanağı olan 657 sayılı Kanun’un ek 41. maddesini esas aldı. Bu madde altı ölçüt sayar ve her ölçüte ayrı puan verilmesini ister. Ayrıca puanların ayrı ayrı tutanağa geçmesini ve ortalamanın en az 70 olmasını şart koşar. Mahkeme, aynı esasları tekrarlayan Defterdarlık Uzmanlığı Yönetmeliğinin 14. maddesine de dayandı.

Mahkemenin değerlendirmesi

Mahkeme, sözlü sınavı bütün unsurlarıyla denetlemek gerektiğini hatırlattı. Çünkü yalnızca usule bakan bir denetim, hukuk devleti ilkesinin güvencesini sağlamaz. Bu güvence için idare soruları önceden hazırlamalı, sorulan soruları kaydetmeli ve her üyenin notunu ayrı göstermelidir.

Somut olayda ise davacının bulunduğu 2. Komisyon, sınavlar bittikten sonra tek bir tutanak düzenledi. Tutanakta yalnızca isimler ve puanlar liste hâlinde yer aldı. Üyeler tutanağı imzaladı; fakat ne zaman düzenlendiği belli değildi. Mahkeme bu tespiti iptal için yeterli buldu. Aynı yöndeki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 18.05.2023 tarihli, E:2023/1504, K:2023/2301 sayılı kararına da atıf yaptı.

Sonuç

Mahkeme, başarısız sayılma ve atanmama işlemlerini iptal etti. Ancak kararın davacının başarılı sayılması anlamına gelmediğini belirtti. İdare yeni bir sözlü sınav yapacak ve davacının durumunu tekrar değerlendirecektir. Mahkeme adli yardımı kabul etti ve 10.500 TL vekâlet ücretine hükmetti.

Kararın önemi

Bu karar, öncekinden daha kısa bir gerekçeyle aynı sonuca ulaştı. Burada tutanağın sonradan imzalandığı kanıtlanmadı; yalnızca tarihinin belli olmadığı anlaşıldı. Mahkeme bu belirsizliği aleyhe yorumladı. Çünkü değerlendirmenin sınav anında yapıldığı gösterilemedi. Dolayısıyla tarihsiz tutanak tek başına ileri sürülmeye değer bir kusurdur. Kararın bölge idare mahkemesi kararına dayanması da emsal değerini artırıyor.

Mali Hizmetler Uzman Yardımcılığı: Beş Üyenin Aynı Puanı

Ankara 20. İdare Mahkemesi · 01.03.2024 · E:2023/794, K:2024/381 · Davalı: Hazine ve Maliye Bakanlığı · Sonuç: İptal (oy çokluğu, bir karşı oy)

Olay

Davacı, Mali Hizmetler Uzman Yardımcılığı Özel Yarışma Sınavına başvurdu. 18.12.2022 tarihli yazılı sınavdan 86,47 puan aldı. Sözlü sınav 24.04.2023 ile 08.05.2023 arasında yapıldı. Komisyon davacıya 64,60 puan verdi. Davacı 70 barajının altında kaldığı için başarısız sayıldı ve kadroya atanamadı.

Tarafların iddiaları ve savunmaları

Davacı, başarısız sayılmasının ve atanmamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü. İdare ise sözlü sınavı mevzuata uygun yaptığını savundu.

Uygulanan mevzuat

Mahkeme, Mali Hizmetler Uzmanlığı Yönetmeliğini uyguladı. Yönetmeliğin 7. maddesi sözlü sınavı altı ölçüte böler ve her ölçüte ayrı puan ister. Başarı için ortalama en az 70 olmalıdır. Öte yandan 8. madde komisyonun yapısını düzenler. Buna göre komisyon beş üyeden oluşur ve üye tam sayısıyla toplanır.

Mahkemenin değerlendirmesi

Bu davada tutanakta belirgin bir usul eksikliği yoktu. Sorun, puanların içeriğindeydi. Beş üyenin her biri davacıyı ayrı ayrı değerlendirdi. Buna rağmen sonuç birebir aynı çıktı. Her üye 10 puanlık beş ölçütün her birine 6’şar puan verdi. 50 puanlık bilgi düzeyi ölçütüne ise 34-35 puan verdi.

Mahkemeye göre beş ayrı kişinin beş ayrı ölçütte tamamen aynı kanaate varması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu tablo, üyelerin bağımsız değerlendirme yaptığı izlenimini ortadan kaldırır. Bu nedenle mahkeme, idarenin takdir yetkisini nesnel kullanmadığı sonucuna vardı. Bu yaklaşımını Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin E:2022/389, K:2022/1247 sayılı kararına ve Danıştay 12. Dairesinin E:2022/3146, K:2023/2810 sayılı kararına dayandırdı.

Karşı oy

Mahkeme başkanı karara katılmadı. Karşı oya göre komisyon mevzuata uygun oluştu ve sorular önceden hazırlandı. Ayrıca davacıya hangi sorunun sorulduğu kayda geçti. Her üye ayrı not verdi ve idare bu notların ortalamasını aldı. Bu nedenle karşı oy, davanın reddi gerektiğini savundu.

Sonuç

Mahkeme, sözlü sınav işlemini ve atanmama işlemini oy çokluğuyla iptal etti. Bununla birlikte yeni sınavın sonucuna göre işlem yapılacağını belirtti. Ayrıca adli yardımı kabul etti ve 10.500 TL vekâlet ücretine hükmetti.

Kararın önemi

Bu karar, şeklen eksiksiz bir sözlü sınavın da iptal edilebileceğini gösteriyor. Çoğunluk ile karşı oy arasındaki fark, mülakat davalarının asıl sorusunu ortaya koyuyor. Usulün dış görünüşü yeterli mi, yoksa değerlendirmenin içeriği de inandırıcı olmalı mı? Ancak bu kararı kullanırken aynılığın kapsamına dikkat etmek gerekir. Burada bütün üyeler bütün ölçütlerde aynı puanı verdi. Sadece birkaç ölçütte benzer puan bulunan dosyada karar aynı güçte emsal olmayabilir.

Zabıt Kâtipliği (Yetki): Dava Hangi Mahkemede Açılır?

Ankara 8. İdare Mahkemesi · 20.10.2022 · E:2022/1978, K:2022/2372 · Davalı: Adalet Bakanlığı · Sonuç: Yetki yönünden ret, dosya Balıkesir İdare Mahkemesine gönderildi

Olay

Davacı, Adalet Bakanlığının sözleşmeli personel ilanına e-Devlet üzerinden başvurdu. Ancak sınavları Bakanlık değil, Burhaniye Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu yaptı. Davacı uygulamalı sınavı geçti. Buna karşın 23.05.2022 tarihli sözlü sınavda başarısız sayıldı. Sonuçları da aynı komisyon açıkladı. Davacı ise ilanı Bakanlık yaptığı için davayı Ankara’da açtı.

Mahkemenin değerlendirmesi

Mahkeme, esasa girmeden önce ilk incelemede yetki sorununu ele aldı. 2577 sayılı Kanun’un 32. maddesine göre yetkili mahkeme, kural olarak işlemi yapan merciin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Ayrıca yetki kamu düzenindendir. Mahkemeye göre dava konusu işlemi ilanı yapan Bakanlık değil, sınavı yapan Burhaniye Adalet Komisyonu tesis etti. Burhaniye Balıkesir’e bağlı olduğu için yetkili mahkeme Balıkesir İdare Mahkemesidir.

Sonuç

Mahkeme davayı yetki yönünden reddetti. Bu karara karşı kanun yolu kapalı olduğu için dosyayı beklemeden Balıkesir İdare Mahkemesine gönderdi.

Kararın önemi

Yetkisizlik kararı davayı bitirmez. Dava yetkili mahkemede devam eder ve süre kaybı doğmaz. Fakat dosyanın gönderilmesi yargılamayı uzatır. Kararın asıl dersi şudur: Yetkiyi “ilanı kim yaptı” sorusu değil, “sınavı kim yaptı ve sonucu kim belirledi” sorusu belirler. Bu ayrım özellikle taşra komisyonlarının yaptığı sınavlarda önemlidir.

Aşağıdaki Balıkesir kararı da aynı sınava ve aynı sınav tarihine ilişkindir. Tarihleri ve esas numarası, bu kararın söz konusu gönderme üzerine görülen dosyada verildiğini düşündürmektedir.

Zabıt Kâtipliği (Esas): Puanlanmayan İki Bölüm

Balıkesir 1. İdare Mahkemesi · 23.02.2023 · E:2022/1160, K:2023/186 · Davalı: Adalet Bakanlığı · Sonuç: İptal (oybirliği)

Olay

Burhaniye Adalet Komisyonu, sözleşmeli zabıt kâtipliği alımı için 23.05.2022 tarihinde sözlü sınav yaptı. Sonuçları ise 25.08.2022 tarihinde ilan etti. Komisyon davacıyı bu sınavda başarısız saydı.

Davacının iddiaları

Davacı, bütün sorulara başarıyla cevap verdiğini ileri sürdü. Ayrıca hiçbir dernek, vakıf veya örgütle irtibatı olmadığını belirtti. Bu iddia, davacının elenme sebebinin performans değil başka bir değerlendirme olduğundan şüphelendiğini gösteriyor. Ancak mahkeme kararını bu iddiaya değil, puanlamadaki eksikliğe dayandırdı.

İdarenin savunması

İdareye göre komisyon soruları önceden hazırlayıp imza altına aldı. Üyeler cevapları ve gözleme dayalı puanları ayrı ayrı tutanağa geçirdi. Sözlü sınav puanını da üyelerin puan ortalamasıyla belirledi. Kısacası idare, sınavı Yönetmeliğe uygun yaptığını savundu.

Uygulanan mevzuat

Mahkeme önce Anayasa’nın 2., 8. ve 125. maddelerine dayandı. Yani hukuk devleti ilkesine, yürütmenin hukuka bağlılığına ve yargı yolunun açıklığına. Ardından 2802 sayılı Kanun’un 114. maddesine yer verdi. Bu madde, memurluğa ilk girişte sözlü sınav yapma görevini adalet komisyonlarına verir.

Sınavın ayrıntıları ise Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 14. maddesindedir. Bu maddeye göre sözlü sınav dört bölümden oluşur:

  • kadronun gerektirdiği mesleki bilgi: 40 puan,
  • Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi: 20 puan,
  • genel kültür: 20 puan,
  • bir konuyu kavrama ve ifade yeteneği: 20 puan.

Her üye değerlendirmesini ayrı ayrı Aday Değerlendirme Formuna işler. Komisyon sonuçları Birleştirme Tutanağında birleştirir. Başarı için en az 70 puan gerekir.

Mahkemenin değerlendirmesi: takdir yetkisinin sınırı

Mahkeme önce takdir yetkisinin genişliğini kabul etti. Temsil yeteneği, ifade gücü, iletişim becerisi ve özgüven gibi alanlar gözleme dayanır. Bu alanlarda idarenin geniş bir takdir alanı vardır. Buna karşılık mesleki bilgi, genel kültür ve bilimsel gelişmelere açıklık somut bilgiye dayanmalıdır.

Mahkemeye göre bu ayrımın sonucu şudur: Gözleme dayalı ölçütlerde başarısızlığın sebebi gösterilmeli, bilgiye dayalı ölçütlerde ise belgeyle kanıtlanmalıdır. Bu nedenle idare, her adaya hangi soruyu sorduğunu ve adayın nasıl cevap verdiğini kaydetmelidir. Ayrıca neden tam puan vermediğini de açıklamalıdır.

Mahkemenin değerlendirmesi: formdaki boşluk

Belgeler incelendiğinde idarenin savunmasının bir kısmı doğrulandı. Sorular önceden hazırlanmış ve adaylar soruları kendileri çekmişti. Cevaplar da kayıtlıydı. Davacıya üç soru sorulmuş, tutanağa ikisini bildiği, birini bilemediği yazılmıştı.

Ancak asıl sorun değerlendirme formundaydı. Üyeler mesleki bilgi bölümünde davacıya 40 üzerinden 40, Atatürk İlkeleri bölümünde ise 20 üzerinden 20 verdi. Buna karşın genel kültür ile ifade yeteneği bölümlerine hiçbir üye puan vermedi. Neden puan vermediklerini de açıklamadılar. Sonuçta davacı 60 puanda kaldı ve 70 barajının altında kalarak elendi.

Mahkemeye göre idare, Yönetmelikteki bütün bölümleri puanlamak zorundaydı. Oysa iki bölümü hiçbir gerekçe göstermeden boş bıraktı. Bu aykırılık bütün sınavın geçerliliğini etkiler. Dolayısıyla davacının bilgi ve yeterliliğinin nesnel biçimde değerlendirildiğinden söz edilemez.

Sonuç

Mahkeme, başarısız sayılma işlemini iptal etti. Ancak kararın davacıyı doğrudan başarılı saymadığını belirtti. İdare, denetime elverişli yeni bir sınav yapacak ve sonucuna göre değerlendirme yapacaktır. Mahkeme davacı lehine 5.500 TL vekâlet ücretine hükmetti.

Kararın önemi

Olayın çarpıcı yanı şudur: Davacı en ağırlıklı iki bölümde tam puan aldı. Buna rağmen puanlanmayan bölümler fiilen sıfır gibi işledi ve davacıyı barajın altına düşürdü. Bu nedenle karar, boş bırakılan bir hanenin “düşük puan” değil, “hiç değerlendirme yapılmaması” anlamına geldiğini gösteriyor. Ayrıca mahkeme, ispatı zor olan örgüt iddiasına girmedi. Bunun yerine şekil ve sebep yönünden açık bir kusurla sonuca ulaştı.

Sözleşmeli Öğretmenlik: Alt Kriterleri Boş Kalan Form

Ankara 11. İdare Mahkemesi · 27.03.2025 · E:2024/2024, K:2025/492 · Davalılar: Millî Eğitim Bakanlığı ve Konya Valiliği · Sonuç: İptal (oybirliği)

Olay

Davacı, KPSS 121-12 puan türünde 80,37262 puanla sözleşmeli öğretmenlik sözlü sınavına katıldı. Komisyon kendisine 81,666670 puan verdi. Bu puan 60 barajının üzerindeydi. Ancak dönemin sisteminde KPSS ve sözlü sınav puanı birlikte nihai sıralamayı belirliyordu. Bu yüzden davacı kontenjan dışında kaldı. Davacı sonuca itiraz etti; Konya Valiliği İl Millî Eğitim Müdürlüğü ise 11.11.2024 tarihli işlemle itirazı reddetti.

Davacının iddiaları

Davacı, öğretmenliğin gerektirdiği bütün becerileri sergilediğini ileri sürdü. Ayrıca komisyon üyelerinin sınavda baskı kurduğunu ve sınavın nesnel yapılmadığını iddia etti. Son olarak KPSS puanı yüksek olmasına rağmen, iller arasında farklı puanlama yapıldığı için kontenjan dışında kaldığını belirtti.

İdarenin savunması

Bakanlığa göre sözlü sınav, yazılı sınavı tamamlayan bir aşamadır. Bilgi ve liyakatin yanında mesleğe uygunluğu ve iletişim becerisini ölçer. Bakanlık ayrıca birçok güvenlik tedbiri aldığını belirtti:

  • sorular Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi kapsamında korundu,
  • adaylar cevaplarını kendi el yazılarıyla yazıp imzaladı,
  • sınav kamerayla kayda alındı,
  • üyeler puanları MEBBİS’teki sonuç ekranına girdi.

Uygulanan mevzuat

Mahkeme, dönemin Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmeliğinin 9 ila 12. maddelerini uyguladı. Bu hükümlere göre komisyon bir başkan, iki asıl ve iki yedek üyeden oluşur. Komisyon üye tam sayısıyla toplanır ve başarı puanı üyelerin puan ortalamasıdır. Sınav beş konudan oluşur ve her biri %20 ağırlık taşır. Son olarak kontenjanın üç katı aday sınava çağrılır; 60 ve üzeri alanlar başarılı sayılır.

Mahkemenin değerlendirmesi

Mahkeme önce sözlü sınavın bütün unsurlarıyla denetlenmesi gerektiğini hatırlattı. Ardından tutanakları ve sınav belgelerini inceledi. Komisyonun Yönetmeliğe uygun oluştuğunu tespit etti. Ayrıca davacıya önceden hazırlanmış sorular arasından kurayla çekilen soruların sorulduğunu gördü. Yani idarenin savunmasının bu kısmı doğruydu.

Ancak mahkeme her üyenin formunu tek tek inceledi ve bir formda şu eksikliği buldu. “Topluluk Önünde Temsil Yeteneği ve Eğitimcilik Nitelikleri” ölçütünün dört alt kriteri vardı. Her biri 0-5 puan değerindeydi. Üye bu alt kriterlere ayrı puan vermedi. Bunun yerine bölüm toplamı olarak doğrudan 18 yazdı. Neden alt kriterleri puanlamadığını da açıklamadı.

Mahkemeye göre bu eksiklik, takdir yetkisinin nesnel kullanıldığı konusunda şüphe uyandırır. Bu nedenle başarısız sayılma işlemi de itirazın reddi işlemi de hukuka aykırıdır. Mahkeme bu sonucun Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25.12.2023 tarihli, E:2023/2042, K:2023/3218 sayılı kararıyla örtüştüğünü belirtti.

Öte yandan mahkeme, baskı ve iller arası farklı puanlama iddialarını ayrıca tartışmadı. Sonuca yalnızca formdaki somut eksiklik üzerinden ulaştı.

Sonuç

Mahkeme, sözlü sınav işlemini ve itirazın reddi işlemini iptal etti. Ancak kararın davacıyı doğrudan başarılı saymadığını vurguladı. Bakanlık yeni bir sözlü sınav yapacak ve sonucuna göre davacının atanıp atanamayacağına karar verecektir. Mahkeme 1.229 TL yargılama giderini ve 18.000 TL vekâlet ücretini idareye yükledi.

Kararın önemi

Bu karar önemli bir gerçeği gösteriyor. Güvenlik tedbirleri en yoğun sınavlarda bile formdaki küçük bir eksiklik işlemi sakatlayabilir. Kamera kaydı, el yazılı cevap ve kurayla çekilen soru, idarenin gerekçelendirme yükünü ortadan kaldırmadı. Bununla birlikte kararın sınırı da açıktır. Eksiklik tek üyenin tek ölçütündeydi. Benzer bir eksikliğin her mahkemede aynı sonucu doğuracağı söylenemez. Öğretmenlik sözlü sınavlarının bugünkü durumu için öğretmenlik mülakatı iptal davası yazımıza bakabilirsiniz.

Emniyet Rütbe Terfi: Dayanağı İptal Edilen Yönetmelik

Danıştay 2. Dairesi · 16.02.2022 · E:2021/9844, K:2022/484 · Temyiz eden: Davalı idare · Sonuç: İlk derece iptal kararı onandı (oybirliği)

Olay

Davacı, Aksaray İl Emniyet Müdürlüğünde emniyet amiri olarak görev yapıyordu. Bir üst rütbeye terfi için 26.06.2015 tarihinde sözlü sınava girdi. Komisyon kendisine 40 puan verdi ve davacı başarısız sayıldı.

Yargılama süreci

Bu davanın yolculuğu uzun sürdü. İlk derece mahkemesi davayı önce reddetti. Davacı kararı temyiz etti. Danıştay 5. Dairesi ise 09.01.2019 tarihli, E:2016/27321, K:2019/157 sayılı kararıyla ret kararını bozdu. Ardından idarenin karar düzeltme talebini de reddetti.

Bozmanın gerekçesi açıktı. Danıştay 5. Dairesi, 20.06.2018 tarihli, E:2016/24760, K:2018/15074 sayılı kararıyla bu sınavın dayanağı olan yönetmelik hükümlerini iptal etmişti. İlk derece mahkemesi bozmaya uydu. Hukuka aykırılığı saptanmış hükümlere dayanan işlemin de hukuka aykırı olduğunu belirterek işlemi iptal etti. Ayrıca yeni düzenlemeye göre yapılacak sınavın sonucuna göre işlem kurulacağını vurguladı.

İdarenin temyiz gerekçeleri

İdare bu iptal kararını temyiz etti. Temyiz dilekçesine göre komisyon hiçbir ayrım yapmadı ve sınav formuna uygun davrandı. Ayrıca üyeler adaylara doğrudan soru sormadı; adaylar başka bir komisyonun hazırladığı soruları kendileri seçti. Davacının cevaplarını da hiyerarşi dışından seçilen beş bağımsız üye değerlendirdi. Son olarak idare, davacının 686 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını ileri sürdü. Davacı temyize cevap vermedi. Tetkik Hâkimi ise temyizin reddi görüşünü bildirdi.

Danıştayın değerlendirmesi

Danıştay 2. Dairesi, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesindeki bozma sebeplerinin bulunmadığını belirtti. Kararı usul ve hukuka uygun buldu. Temyiz sebeplerini de bozmayı gerektirecek nitelikte görmedi. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin iptal kararını onadı.

Kararın önemi

Bu kararın diğerlerinden farkı şudur: Hukuka aykırılık sınavın nasıl yapıldığından değil, hangi kurala göre yapıldığından kaynaklandı. Bu yüzden idarenin öne sürdüğü usul güvenceleri sonucu değiştirmedi. Davacının sonradan kamu görevinden çıkarıldığı savunması da onamaya engel olmadı. Ancak Danıştay bu savunmayı ayrıca tartışmadığı için bundan genel bir ilke çıkarmak doğru olmaz.

Davacılar için ders açıktır. Sınavın dayandığı yönetmelik hükmüne karşı Danıştayda bir iptal davası varsa, bu dava bireysel davayı doğrudan etkileyebilir. Dolayısıyla bu ihtimal dilekçede ileri sürülmeli ve takip edilmelidir.

Mülakat Davası Kararlarının Ortak Noktaları

Yedi kararı yan yana koyduğumuzda üç gözlem öne çıkıyor. Önce kısa bir özet tablo verelim.

Yedi kararın olay ve gerekçe özeti
Karar Sınav ve aday puanı İdarenin dayandığı husus Mahkemenin tespit ettiği kusur
Ankara 13. İM, K:2023/2135 Gelir uzman yrd.; yazılı 87, sözlü puanı bildirilmemiş “Tutanak dışında kayıt tutulmaz”; soru hazırlığına ilişkin hüküm yok Sonradan imzalanan toplu tutanak; soru hazırlığı belgesiz
Ankara 20. İM, K:2024/78 Defterdarlık uzman yrd.; KPSS 94, sözlü 71 Mevzuata uygunluk Tarihi belli olmayan liste tutanak
Ankara 20. İM, K:2024/381 Mali hizmetler uzman yrd.; yazılı 86,47, sözlü 64,60 Mevzuata uygunluk; karşı oyda usulün tamlığı Beş üyenin bütün ölçütlerde aynı puanı
Ankara 8. İM, K:2022/2372 Zabıt kâtipliği — Yetkisiz mahkeme; dosya Balıkesir’e gönderildi
Balıkesir 1. İM, K:2023/186 Zabıt kâtipliği; sözlü 60 (iki bölüm tam puan) Sorular önceden hazırlandı, puanlar ayrı verildi İki bölüm hiç puanlanmamış
Ankara 11. İM, K:2025/492 Sözleşmeli öğretmenlik; KPSS 80,37, sözlü 81,67 Kamera kaydı, el yazılı cevap, kura ile soru Bir üyenin alt kriterleri puanlamaması
Danıştay 2. D, K:2022/484 Emniyet rütbe terfi; sözlü 40 Bağımsız komisyon, adayca seçilen sorular Dayanak yönetmelik hükümlerinin iptali

İdarenin savunması çoğu zaman kısmen doğrudur

Balıkesir ve Ankara 11. İdare Mahkemesi kararlarında sorular gerçekten önceden hazırlanmış ve kurayla çekilmişti. Benzer şekilde mali hizmetler kararında usul eksiksizdi. Buna rağmen davacılar kazandı. Çünkü davayı, idarenin savunmasını toptan reddederek değil, savunmanın kapsamadığı tek bir kusuru bularak kazandılar.

Davacının iddiası değil, idarenin belgesi belirleyicidir

Davacılar pek çok iddia ileri sürdü. Örneğin “bütün sorulara doğru cevap verdim”, “komisyon baskı kurdu”, “örgütle irtibatım yok” ya da “her ilde farklı puan verildi”. Ancak mahkemeler bu iddiaları ya hiç tartışmadı ya da belirleyici saymadı. Bunun yerine idarenin sunduğu tutanak ve formlardaki somut eksikliklere baktı. Dolayısıyla davanın asıl malzemesi idarenin kendi belgeleridir. Bu belgelerin nasıl inceleneceğini mülakat tutanağı ve puanlama hataları yazımızda anlattık.

Hiçbir karar adayı doğrudan başarılı saymadı

Yedi kararın tamamında sonuç aynıdır: İdare hukuka uygun yeni bir sınav yapacaktır. Başka bir deyişle iptal kararı adaya kadro değil, adil bir sınav hakkı kazandırır. Bu sürecin nasıl işlediğini mülakat iptal kararı sonrası yazımızda ele aldık.

Uygulama notu: Bir kararı dilekçede kullanmadan önce olayını kendi dosyanızla karşılaştırın. Tutanak toplu mu, tarihsiz mi? Bir ölçüt boş mu? Puanlar birbirinin aynısı mı? Dayanak düzenleme tartışmalı mı? Örtüşme ne kadar somutsa emsal de o kadar güçlüdür.

Sık Sorulan Sorular

Mülakatta iki bölümden tam puan aldım ama yine elendim, bu mümkün mü?

Mümkündür. Balıkesir 1. İdare Mahkemesinin zabıt kâtipliği kararındaki olay tam olarak budur. Komisyon diğer bölümleri puanlamadan bırakmışsa, bu eksiklik işlemin iptaline yol açabilir. Bu nedenle formun bütün bölümlerini kontrol edin.

Sözlü sınav puanımı bilmiyorum, dava açabilir miyim?

Açabilirsiniz. Gelir uzman yardımcılığı davasındaki davacı da puanını bilmiyordu ve davayı kazandı. Mahkeme puanı ve tutanakları dava sırasında idareden ister.

Kamera kaydı alınan öğretmenlik mülakatı iptal edilebilir mi?

Edilebilir. Ankara 11. İdare Mahkemesi, kamera kaydına ve el yazılı cevap kâğıdına rağmen işlemi iptal etti. Çünkü bir üye formdaki alt kriterleri puanlamamıştı.

Mülakat davasını yanlış mahkemede açarsam ne olur?

Dava düşmez. Mahkeme yetki yönünden ret kararı verir ve dosyayı yetkili mahkemeye gönderir. Ankara 8. İdare Mahkemesi kararındaki dava da bu şekilde Balıkesir’e gitti. Ancak bu durum yargılamayı uzatır.

Komisyon üyelerinin hepsi aynı puanı verdiyse dava kazanılır mı?

Ankara 20. İdare Mahkemesi, beş üyenin bütün ölçütlerde aynı puanı vermesini iptal sebebi saydı. Ancak karar oy çokluğuyla çıktı. Aynılık bu kadar kapsamlı değilse sonuç farklı olabilir.

Rütbe terfi sınavında başarısız sayılan polis dava açabilir mi?

Açabilir. Danıştay 2. Dairesi, dayanağı iptal edilmiş yönetmeliğe göre yapılan rütbe terfi sınavına ilişkin iptal kararını onadı. Dolayısıyla dayanak düzenlemenin hukuka uygunluğu da davanın konusu olabilir.

Sonuç

Olaylarıyla birlikte okunduğunda mülakat davası kararları, mahkemelerin neyi aradığını açıkça gösteriyor. Mahkemeler adayın gerçekten başarılı olup olmadığına bakmıyor. Bunun yerine değerlendirmenin denetlenebilir olup olmadığını inceliyor. İncelediğimiz davalarda iptalin gerekçeleri şunlardı: sonradan imzalanan toplu tutanak, tarihsiz liste, boş bölüm, atlanan alt kriter, aynı puanlar ve hukuka aykırı dayanak düzenleme.

En önemli ders, davanın idarenin kendi belgeleriyle kazanılmasıdır. Davacıların performans, baskı veya haksızlık iddiaları kararların gerekçesine girmedi. Sonucu her seferinde tutanaktaki somut kusur belirledi. En sık yapılan hata ise bir kararı yalnızca sonucuna bakarak kullanmaktır. Oysa kararın olayını kendi dosyanızla karşılaştırmadan emsal değeri ortaya çıkmaz. Genel çerçeve için mülakat iptal davası rehberimize bakabilirsiniz.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay bakımından hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmetinin yerine geçmez. Kararlarda taraf bilgileri ve kimliği belli eden işlem numaraları yer almamaktadır. Mevzuat için birincil kaynak: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (mevzuat.gov.tr).
Av. Feyza Nur Serttaş

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir