MUVAZAALI BOŞANMA İDDİASI VE İDARENİN EKSİK ARAŞTIRMASINA KARŞI HUKUKİ YOLLAR

Hukuki Değerlendirme

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; boşanılan eşiyle fiilî olarak birlikte yaşandığının tespiti hâlinde ölüm aylığı kesilmekte ve önceki ödemeler yasal faiziyle geri istenmektedir. Bu düzenleme; gerçek anlamda muvazaalı boşanmaları önlemeye yönelik olmakla birlikte uygulamada zaman zaman yeterli araştırma yapılmaksızın ve salt soyut iddialara dayanılarak devreye sokulduğu görülmektedir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadı; söz konusu madde kapsamındaki davalarda “eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle uyuşmazlık konusu dönem yönünden somut biçimde ortaya konulması gerektiğini hüküm altına almıştır. Bu bağlamda mahkemelerin; tarafların abonelik kayıtlarını (su, elektrik, telefon), ikamet adreslerini, komşu ve muhtar beyanlarını, Medula kayıtlarını, Emniyet/Jandarma araştırmalarını ve banka hesap bilgilerini eksiksiz araştırması zorunludur.

SGK’nın 22.03.2018 tarihli genel yazısı da bu gerekliliği kurumsal düzeyde kabul etmekte; yalnızca tanık beyanlarına ya da yerinde denetim yapılmaksızın oluşturulan kanaatlere dayalı kararların hukuka aykırı sayıldığını tescil etmektedir. Dolayısıyla eksik araştırma üzerine inşa edilen iptal işlemleri, hem usul hem de esas yönünden sakat olmaktadır.

Bu davalarda idari yargı kolunda açılması gereken iptal davası, önemli usul meseleleri içermektedir. İlk olarak görev meselesi; Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 2015 tarihli emsal kararıyla bu tür uyuşmazlıkların idare mahkemelerinde görüleceği kesinleşmiştir. İkinci olarak, dava süresince tedbiren aylığın ödenmesi talebi; müvekkilin yaşamını sürdürmesi bakımından hayati önem taşımakta ve yargılama süresince ekonomik güçlük içinde kalması riskini azaltmaktadır.

Kazanılmış sosyal güvenlik haklarının korunması; yalnızca bireysel bir hak meselesi değil, sosyal devlet ilkesinin somut bir yansımasıdır. Boşanmanın gerçek ve samimi olduğu, tarafların ayrı yaşadığı; nesnel ölçütlerle kanıtlanabildiği hâllerde idarenin bu tür iddiaları sürdürmesi hem hukuka hem de hakkaniyete aykırıdır.

BAŞLICA HUKUKİ DAYANAKLAR5510 sayılı Kanun md. 56/2 · Yargıtay 21. HD E:2018/502 · SGK Genel Yazısı (22.03.2018) · Uyuşmazlık Mahkemesi E:…/54, K:2015/551 · 2577 sayılı İYUK

… NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ’NE

DAVACI : [Ad Soyad] — TC: […] — [Adres]

VEKİLİ : Av. Feyza Nur Serttaş UETS : [Feyza-UETS-No]

DAVALI : … İl Sosyal Güvenlik Kurumuna İzafeten Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

KONUSU : Davacı müvekkilin yetim aylığının iptali işleminin iptali; müvekkilin davalı

kuruma borçlu olmadığının tespiti; kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması ve geriye

dönük alınamayan aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminden ibarettir.

I. USULE İLİŞKİN

Bu uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk

Bölümü’nün Esas No: …/54, Karar No: 2015/551 sayılı ve 06.07.2015 tarihli kararında da

çözüme kavuşturulması zorunludur.

görüleceği üzere, yetim aylığının iptali ve yeniden bağlanmasına ilişkin taleplerin idari yargıda

II. Yetim Aylığının Kesilmes İLİŞKİN

Davacı müvekkilin babası 02.07.1980 tarihinde vefat etmiştir. Müvekkil, … Aile

Mahkemesi’nin … sayılı dosyasıyla eski eşinden boşanmış olması nedeniyle maddi destekten

yoksun kalmış ve müteveffa babasından dolayı yetim aylığı almaya başlamıştır.

Ancak davalı kurum denetmenince eksik inceleme üzerine, yerinde denetim yapılmaksızın ve

bütünlüklü bir araştırmaya dayanmaksızın hazırlanan rapor esas alınmak suretiyle müvekkilin

almakta olduğu yetim aylığının iptaline karar verilmiştir. Aylığın başladığı tarihten itibaren

önceki ödemelerin faiziyle birlikte iadesi de ayrıca talep edilmiştir.

A. Muvazaalı Boşanma İddiasının Hukuka Aykırılığı

Müvekkilin eski eşiyle muvazaalı biçimde boşandığına dair sav, yalnızca davalı kurumun

iddiasından ibarettir. Boşanmanın akabinde eski eş ile fiilî birlikteliğin tamamen sona erdiği,

müvekkilin babasının ölümünden yaklaşık on yıl sonra gerçekleştirilen boşanmanın gerçek ve

samimi olduğu, ikamet adreslerinin farklılığı başta olmak üzere pek çok nesnel ölçütle

doğrulanmaktadır.

B. Araştırmanın Yetersizliği

SGK tarafından 22.03.2018 tarihinde yayımlanan genel yazıda; yalnızca tanık beyanlarına ya

da yerinde denetim yapılmaksızın oluşturulan kanaatlere dayalı kararların hukuka aykırı

olacağı açıkça vurgulanmıştır. Dava konusu işlem de bizzat bu yasaya aykırı uygulamanın tipik

bir örneğidir.

C. Yargıtay İçtihadının Yol Gösterici Niteliği

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin Esas No: 2018/502, Karar No: 2018/… sayılı kararında; eylemli

birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ortaya konulması için tarafların abonelik kayıtları,

komşu ve muhtar beyanları, Medula kayıtları ile ikamet adres tespitleri gibi kapsamlı

araştırmaların eksiksiz yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Somut davada söz konusu

araştırmalar gerçekleştirilmeksizin karar verilmiş olması, hem usule hem de esasa ilişkin

hukuka aykırılık oluşturmaktadır.

HUKUKİ NEDENLER4721 sayılı Türk Medenî Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Kanunu, 2577 sayılı İYUK ve ilgili mevzuat hükümleri.

DELİLLER

Davalı kurumun ilgili tarihli yazısı, mahkeme kararı, nüfus kayıt örneği, ikamet suretleri, tanık

anlatımı, bilirkişi incelemesi ve sair her türlü yasal delil.

SONUÇ VE TALEP

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1. Müvekkilin yetim aylığının dava süresince ihtiyati tedbir yoluyla ödenmesine,

2. Yetim aylığının kesilme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte yeniden bağlanarak

ödenmesine,

3. Müvekkilin davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine,

4. Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini

saygıyla arz ve talep ederiz.

EKLER : EK-1: İtiraz Yazısı | EK-2: SGK Ret Yazısı | EK-3: Vekaletname

Av. Feyza Nur Serttaş


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir