Son güncelleme: 18 Temmuz 2026

Türk yargı sisteminde 2016 yılından bu yana art arda yürürlüğe konulan “yargı paketleri” geleneği, 12. halkasını 16 Temmuz 2026 tarihinde tamamlamıştır. Bir önceki pakette (11. Yargı Paketi) ağırlık merkezi ceza infaz hukuku iken, 12. Yargı Paketi bu eksenden belirgin biçimde ayrılmakta ve esas itibarıyla usul hukukuna -hukuk yargılaması, idari yargılama usulü ve ceza muhakemesinin belirli kurumları- yoğunlaşmaktadır. Kanunun gerekçesinde ve Adalet Komisyonu Başkanı’nın Genel Kurul konuşmasında da vurgulandığı üzere, düzenlemenin temel amacı yargılama sürelerinin kısaltılması, kanun yollarının işlevselleştirilmesi ve usul ekonomisinin güçlendirilmesidir; kanunda genel af, toplu tahliye veya hükümlülerin tamamına yönelik bir infaz indirimi bulunmamaktadır.

Kanun; İcra ve İflas Kanunu, Noterlik Kanunu, Danıştay Kanunu, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun, İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK), Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun, Hâkimler ve Savcılar Kanunu, Türk Ceza Kanunu (TCK), Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, Türk Medeni Kanunu (TMK), Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) olmak üzere on üç ayrı kanunda değişiklik öngörmektedir.

12. Yargı Paketi

Bu rehberde kanunun kabul edilen metni madde madde ele alınmakta; komisyon ve Genel Kurul aşamalarında metinden çıkarılan hükümlere ayrıca dikkat çekilmekte ve geçiş hükümleri ile yürürlük düzeni açıklanmaktadır. İdari yargı ve kamu görevlileri hukuku alanında dava takip eden meslektaşlarımız ve müvekkiller açısından özellikle önem taşıyan tek hâkim sınırı, istinaf-temyiz rejimi ve disiplin/personel işlemlerine ilişkin düzenlemeler ayrı başlıklar altında derinlemesine incelenmiştir.

II. Yasama Süreci

AşamaTarihSonuç
TBMM Başkanlığına sunulma22 Haziran 2026Tamamlandı
Adalet Komisyonu24-25 Haziran 2026Kabul edildi
TBMM Genel Kurulu gündemine alınma14 Temmuz 2026
TBMM Genel Kurulunda kabul16 Temmuz 2026 Yasalaştı (217 kabul – 68 ret)
Cumhurbaşkanı onayı / Resmî GazeteBekleniyorYürürlük tarihi bu tarihten sonra belirlenecek

Genel Kurul görüşmeleri sırasında, komisyon metninde yer alan iki hüküm önergeyle 12. Yargı Paketi metinden çıkarılmıştır:

  1. İcra ve İflas Kanunu’na eklenmesi öngörülen, Yargıtay, bölge adliye mahkemeleri ve ilk derece mahkemelerince verilen bir miktar para ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin ilamların idareye karşı icrası öncesinde idareye yazılı başvuru zorunluluğu getiren madde,
  2. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoymaya ilişkin hükmünde değişiklik öngören madde.

Bu iki başlık, ilk teklif metninde yer almasına rağmen kabul edilen kanunun kapsamı dışında kalmıştır. Ayrıca ilk teklif metninde bulunan, Yargıtay’ın yalnızca görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozma kararı vermesini sınırlayan hüküm, daha erken bir aşamada -Adalet Komisyonu görüşmeleri sırasında- teklif metninden çıkarılmıştır.

III. Madde Madde Açıklamalar

1. İcra ve İflas Kanunu: Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Satış Usulüne İlişkin Özel Rejim

Kanun koyucu, tüm paydaşların miras yoluyla iktisap ettiği ve üzerinde üçüncü kişilere ait herhangi bir mülkiyet hakkı bulunmayan taşınmazlar bakımından, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin genel usulden ayrılan özel bir düzenleme getirmiştir. Bu kapsamda birinci açık artırma münhasıran malik sıfatını haiz mirasçılar arasında icra edilecek; söz konusu usul, hükmün lafzı gereği yalnızca bir defaya mahsus olmak üzere uygulama alanı bulacaktır. Birinci artırmada talip çıkmaması hâlinde ikinci artırma, genel hükümler çerçevesinde herkesin katılımına açık olarak yapılacaktır. Düzenlemenin ratio legis’i, miras yoluyla intikal eden taşınmazların rayiç bedelin altında üçüncü kişilere geçmesinin önlenmesi ve paydaşlar arasındaki mülkiyet dengesinin korunmasıdır.

Kanun, elektronik satış portalı üzerinden yapılacak ilanın asgari içeriğini de yeniden tespit etmiştir:

  • Satışı talep eden ve artırmaya iştirak etmek isteyen alacaklı, artırma süresinin sona ermesinden önceki iş günü mesai bitimine kadar ilgili icra dairesine müracaat etmesi kaydıyla, alacağının karşıladığı miktar oranında teminat yatırma yükümlülüğünden muaf tutulacaktır.
  • Hazine, açık artırmalarda teminat gösterme yükümlülüğünden bütünüyle istisna tutulmuştur.
  • İlanda yer alacak tekliflerin; haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisini, ortaklığın giderilmesine konu birinci artırmada muhammen kıymetin tamamını, ikinci artırmada ise muhammen kıymetin yüzde ellisi ile o mal üzerinde rüçhan hakkına sahip alacakların toplamından hangisi daha yüksekse bu tutarı — buna ilaveten paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını — karşılaması şart koşulmuştur.
  • İhalede en yüksek teklifi veren alıcının bedeli süresi içinde yatırmaması hâlinde, yatırılmış teminat kendisine iade edilmeyecek; öncelikle satış giderlerine mahsup edildikten sonra kalan kısım hak sahiplerine ödenecektir. Ayrıca bu kişi hakkında, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası tesis edilecek ve bu ceza 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunacaktır.

Geçiş hükmü: Anılan değişiklikler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmayacak; bu artırmalar bakımından önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunacaktır.

2. Noterlik Kanunu: Noterlik Evrakının Resmî Mercilerce İncelenmesi ve Elektronik İletimi

Noterlik evrak ve defterleri; mahkemeler, sulh ceza hâkimlikleri, Cumhuriyet başsavcılıkları, resmî daireler ve konusu belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturma yapmaya yetkili kılınan kişiler tarafından incelenebilecektir. Kanun koyucu, evrakın aslının mı yoksa onaylı örneğinin mi istenildiğine göre farklı bir usul öngörmüştür:

  • Evrakın aslının talep edilmesi hâlinde noter, örneğini çıkararak aslına uygunluğunu onaylayacak, onaylı örneği yedinde muhafaza edecek ve evrakın aslını ilgili mercie gönderecektir.
  • Onaylı örneğin talep edilmesi hâlinde ise noter, evrakın aslını elektronik ortamda tarayarak güvenli elektronik imzayla imzalayacak ve bu suretle oluşturduğu onaylı örneği ilgili mercie elektronik ortamda ulaştıracaktır. Elektronik iletimin mümkün bulunmadığı hâllerde, evrakın aslına uygunluğu onaylanmış fiziki örneği gönderilecektir.
  • Bu işlemler nedeniyle yevmiye numarası verilmeyecek; posta masrafı ile kanunda öngörülen tarifeye göre belirlenen yol masrafı istisna olmak üzere harç, vergi ve değerli kâğıt ücreti dâhil hiçbir ad altında ücret tahsil edilmeyecektir.

3. Danıştay Kanunu: Daire Sayısının Azaltılmasına İlişkin Geçiş Süresinin Uzatılması

2016 yılından itibaren işlemeye başlayan ve Danıştay’daki daire sayısının on daireye indirilmesini öngören on yıllık geçiş süresi, 23 Temmuz 2026 tarihinde sona erecekken, bu süre dört yıl uzatılarak 23 Temmuz 2030 tarihine ertelenmiştir. Daire sayısının bu süre zarfında azaltılmayacak olması sebebiyle, boşalan her iki üyelik için bir üyenin seçilmesine ilişkin mevcut uygulamadan da aynı tarihe kadar vazgeçilmiştir.

4. İdari Yargıda Tek Hâkimle Görülecek Dava ve İşlerin Kapsamının Genişletilmesi

Bu düzenleme, idari yargıda dava takip eden uygulayıcılar bakımından paketin uygulamada en somut sonuç doğuracak hükümlerinden birini oluşturmaktadır. Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, tek hâkimle çözümlenecek dava ve işlerin kapsamı genişletilmiş; heyet hâlinde görülmesi zorunlu olmayan uyuşmazlık türleri sayma yoluyla belirlenmiştir. Buna göre, düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar hariç tutulmak kaydıyla, konusu 486.000 Türk lirasını aşmayan;

  • İdari işlemlere karşı açılan iptal davaları ile tam yargı davaları,
  • İlk, orta ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen disiplin cezaları — uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç olmak üzere — ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine ilişkin davalar,
  • Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar,
  • Kamu görevlilerine verilen uyarma cezalarına karşı açılan davalar,
  • Mesleki faaliyetin geçici veya sürekli olarak engellenmesi sonucunu doğuranlar hariç tutulmak kaydıyla, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca verilen disiplin cezalarına karşı açılan davalar,
  • 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un uygulanmasından doğan davalar,

idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından; aynı parasal sınırın altında kalan vergi davaları ise vergi mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından karara bağlanacaktır. Değişiklik öncesinde bu eşiğin 25.000 Türk lirası olduğu gözetildiğinde, mevcut düzenlemenin heyet hâlinde görülen dava sayısını belirgin biçimde azaltacağı değerlendirilmektedir. Bilhassa kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, lojman, izin ve uyarma cezası ihtilaflarına konu davaların önemli bir kısmı, bu kapsam genişlemesiyle birlikte artık tek hâkim önünde görülecektir.

Geçiş hükmü: Bu düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılacak davalar bakımından uygulama alanı bulacak; hâlihazırda derdest olan davalar önceki usule tabi olmaya devam edecektir.

5. Bölge İdare Mahkemesinin İstinaf İncelemesindeki Yetkilerinin Yeniden Düzenlenmesi

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılan değişiklikle, bölge idare mahkemesinin (BAM) istinaf incelemesi sonucunda sahip olduğu yetkiler yeniden tanzim edilmiştir. Buna göre BAM:

  • İlk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmakla birlikte gerekçeyi yetersiz veya isabetsiz görürse gerekçeyi değiştirmek, kararda maddi hata bulunması hâlinde ise bu hatayı düzeltmek suretiyle istinaf başvurusunun reddine karar verebilecektir.
  • Aşağıda tahdidi olarak sayılan hâllerde istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece mahkemesi kararını kaldıracak ve dosyayı kararı veren mahkemeye kesin olarak iade edecektir: davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş ya da yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması; dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken bu yola gidilmeksizin esas hakkında hüküm kurulması; dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilmiş olması; talep hakkında hiç ya da eksik karar verilmesi; keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği hâlde bu işlemler yapılmaksızın karar verilmesi; duruşma icrası gerektiği hâlde duruşma yapılmaksızın hüküm kurulması.
  • Bununla birlikte, keşif, bilirkişi incelemesi veya duruşma eksikliğine ilişkin hâllerde BAM, söz konusu eksikliği bizzat gidererek esas hakkında karar verme yetkisine sahip olacaktır. Sayılan hâller dışında dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilemeyecektir.

Düzenlemenin amacı, dosyaların istinaf ile ilk derece mahkemesi arasında gereksiz yere gidip gelmesinin önüne geçilmesi ve BAM’ın salt bir denetim mercii olmaktan çıkarılarak, gerektiğinde uyuşmazlığı bizzat sonuçlandıran bir merci hâline getirilmesidir.

6. Temyiz Rejiminde Yapılan Değişiklikler

Temyiz kapsamı dışında kalan davalarda, BAM’ın istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden verdiği kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yoluna başvurulabilecektir. Ancak aşağıda belirtilen hâllerde, kaldırma üzerine yeniden karar verilmiş olsa dahi temyiz yolu kapalı tutulmuştur:

  • İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar,
  • Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan davalar,
  • Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan davalar,
  • Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun uygulanmasından kaynaklanan davalar (sınır dışı etme, idari gözetim, ikamet izni gibi),
  • Münhasıran vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kararlar.

Konusu 270.000 Türk lirası ile 920.000 Türk lirası arasında kalan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere ilişkin davalarda, istinaf incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden verilen kararların temyiz edilebilmesine imkân tanıyan hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.

Genel Kurulda kabul edilen bir önergeyle ayrıca şu kural ihdas edilmiştir: BAM’ın istinaf incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden verdiği kararlarda, temyiz sınırının altında kalan davalar bakımından, ilk derece mahkemesi kararı ile BAM kararı arasındaki parasal farkın 2026 yılı itibarıyla 55.000 Türk lirasını aşmaması hâlinde temyiz yoluna başvurulamayacaktır. Aynı çerçevede, 2026 yılı itibarıyla 486.000 Türk lirasını aşmadığından tek hâkimle karara bağlanmış davalarda, BAM’ın ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm kurması hâlinde, hükmedilen tutarlar arasındaki fark 55.000 Türk lirasını aşsa dahi bu kararlar temyize konu edilemeyecektir.

Geçiş hükmü: Danıştay’a temyiz başvurusuna ilişkin bu hükümler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra BAM’ca verilen kararlar bakımından uygulanacak; bu tarihten önce verilen kararlar önceki hükümlere tabi kalmaya devam edecektir.

7. Adli Tıp Kurumu: Atanma Şartları ve Görev Süresine İlişkin Düzenleme

Adli Tıp İhtisas Kurulu başkan ve üyeliklerine atanabilmek için, en az tıp veya diş hekimliği alanında uzmanlık belgesine yahut alanında doktora derecesine sahip olma şartı aranacaktır. Kurul başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlenmiştir. Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla dört yıl veya daha fazla süredir görevde bulunanların görevi sona erecek; bu süreden daha az bir süredir görev yapmakta olanlar ise kalan sürelerini tamamlayacaktır. Görev süresi bu suretle sona erenler, yerlerine atama veya görevlendirme yapılıncaya kadar görevlerini sürdüreceklerdir.

8. Hâkim ve Savcı Yardımcılarının Meslek Öncesi Eğitim ve Sınav Süreci

Anayasa Mahkemesi’nin ilgili iptal kararı doğrultusunda, adli yargı hâkim ve savcı yardımcıları ile idari yargı hâkim yardımcılarının meslek öncesi eğitim ve sınav süreci yeniden düzenlenmiştir. Eğitimler, Türkiye Adalet Akademisi tarafından; anayasa ve insan hakları hukuku, ceza hukuku, özel hukuk, idare hukuku, vergi hukuku ve usul hukuku alanları ile duruşma yönetimi, karar ve gerekçeli karar yazımı, adalet hizmetlerinin yönetimi ve denetimi başlıklarını kapsayacak şekilde verilecektir. Eğitim sonunda yapılacak yazılı sınav yüz tam puan üzerinden değerlendirilecek; sözlü sınavda ise mesleki yeterlilik, hukuki meseleleri kavrama ve çözme yeteneği, temsil kabiliyeti, Türkçeyi etkin kullanma becerisi ile genel kültür düzeyi esas alınacaktır.

9. Hukuki Bilgiyle Çözülebilecek Konularda Bilirkişiye Başvurunun Sınırlandırılması

Hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan hususlarda bilirkişiye başvurulması, disiplin ihlali olarak nitelendirilmiş ve bu davranışın yaptırımı uyarma cezası olarak belirlenmiştir. Düzenlemenin amacı, hukuki nitelendirme ve değerlendirme yetkisinin bilirkişiye devredilmesinin önüne geçilmesi ve bilirkişilik müessesesinin yalnızca teknik ve uzmanlık gerektiren alanlarla sınırlı tutulmasıdır.

10. Türk Ceza Kanunu m. 158: Hesap veya Ödeme Aracı Bilgilerini Kullandırma Fiiline İlişkin İndirim

Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılık suçunu düzenleyen 158. maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir. Bu fıkraya göre, dolandırıcılık (TCK m. 157) veya nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) suçlarına iştirakin; failin kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla, kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını yahut banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiili ile sınırlı kalması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Bu düzenlemenin uygulama alanı, münhasıran TCK m. 157 ve 158 kapsamındaki iştirak hâlleriyle sınırlıdır; hırsızlık (TCK m. 142) veya banka ya da kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK m. 245) suçlarına iştirak eden kişiler bu indirim hükmünden yararlanamayacaktır.

Geçici madde uyarınca derdest ve kesinleşmiş dosyalara ilişkin düzenleme:

  • Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce hüküm kurulmuş olup dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan ve bu fıkranın uygulama alanına giren sanıkların, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilerek dosya ilk derece mahkemesine gönderilecek; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemesine iletilecektir.
  • Dosyası infaz aşamasında bulunan ve TCK m. 168 uyarınca etkin pişmanlık hükmünden henüz yararlanmamış hükümlülerden, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen gideren kimseler, TCK m. 168/2 fıkrasındaki (kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önceki etkin pişmanlığa ilişkin) ek indirimden yararlanabilecektir. Bu süre zarfında, zarar tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyecektir. Anılan hükümler, kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle yürürlük tarihinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulama alanı bulacaktır.

11. Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizinin Reeskont Oranına Bağlanması

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı neticesinde ortaya çıkan boşluğu gidermek amacıyla, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un ilgili hükmünde değişikliğe gidilmiştir. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken ve miktarı sözleşmeyle tayin edilmemiş bulunan hâllerde, yıllık faiz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü uyguladığı kısa vadeli kredi işlemlerine ilişkin reeskont oranının yüzde sekseni esas alınarak hesaplanacaktır. Söz konusu oran, 30 Haziran günü itibarıyla 31 Aralık’ta uygulanan orandan beş puan veya daha fazla farklılık gösterirse, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’da tespit edilen oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır. Bu düzenleme, ticari alacak, tazminat ve alacaklı-borçlu ilişkilerinin tamamını doğrudan etkileyecek niteliktedir.

12. Türk Medeni Kanunu: Vesayet Altındaki Kişilere Ait Malların Elektronik Ortamda Satışı

Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişiklikle, vesayet altındaki kişinin menfaati gerektirdiğinde, değerli eşyalar hariç olmak üzere taşınırların satışı, vesayet makamının vereceği talimat uyarınca Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne (UYAP) entegre elektronik satış portalında açık artırma suretiyle yapılacaktır (bu hüküm, yayım tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girecektir). Taşınmazların satışı da aynı portal üzerinden açık artırma yoluyla gerçekleştirilecek; ihalenin kesinleşmesi vesayet makamının onamasına bağlı tutulmuş ve onama kararının ihale gününden itibaren on gün içindeverilmesi zorunlu kılınmıştır (bu hüküm de yayımdan üç ay sonra yürürlüğe girecektir).

Geçiş hükmü: Bu değişiklikler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmayacaktır.

13. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 80: Genetik İnceleme Sonuçlarının Kaydı, Saklanması ve İmhası

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, moleküler genetik inceleme sonuçlarının kaydına, kullanımına ve imhasına ilişkin hükümler yeniden düzenlenmiştir:

  • İnceleme sonuçları, kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde bu amaca özgülenmiş bir sisteme kaydedilecek; bir örneği ise soruşturma veya kovuşturma dosyasında delil olarak muhafaza edilecektir.
  • Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresinin dolması, itirazın reddedilmesi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâllerinde bu bilgiler derhâl yok edilecektir.
  • Diğer hâllerde bilgiler, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle imha edilecektir.
  • Kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir sebebin bulunması hâlinde, ilgili kişi hâkim veya mahkemeden bu bilgilerin silinmesini talep edebilecektir.
  • Kayıtlar, yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilecektir. Mahkeme veya hâkim kararlarına karşı itiraz yoluna, Cumhuriyet savcısının kararına karşı ise sulh ceza hâkimliğine başvurulabilecektir.

14. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kurumunun Yeniden Düzenlenmesi

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) müessesesi Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yeniden kaleme alınmıştır. Bu çerçevede:

  • Hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması hâlinde, mahkeme aranan şartların gerçekleşmesi kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilecektir.
  • HAGB kararı verilebilmesi için: sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması; mahkemece sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılmış olması; suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, eski hâle getirme ya da tazmin suretiyle tamamen giderilmiş olması şartları birlikte aranacaktır.
  • Bu hâlde verilen hapis cezası ertelenemeyecek ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemeyecektir.
  • Sanık, beş yıl süreyle denetime tabi tutulacak; bu süre içinde kasıtlı bir suç nedeniyle yeniden HAGB kararı verilemeyecektir. Mahkeme, denetim süresi içinde denetimli serbestlik tedbiri olarak eğitim programına devam etme, gözetim altında çalıştırılma veya belirli yerlere gitmekten yasaklanma gibi yükümlülükler öngörebilecek; bu süre boyunca dava zamanaşımı duracaktır. Zararın derhâl giderilememesi hâlinde, denetim süresi boyunca aylık taksitler hâlinde tamamen giderilmesi kaydıyla da HAGB kararı verilebilecektir.
  • Denetim süresi zarfında kasten yeni bir suç işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilecektir. Aksi takdirde mahkeme hükmü açıklayacak; ancak yükümlülüklerini tam olarak yerine getiremeyen sanık bakımından, cezanın yarısına kadarının infaz edilmemesine ya da hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırıma çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilecektir.
  • HAGB kararına karşı istinaf kanun yolu açılmıştır — önceden bu kanun yoluna kapalı olan HAGB kararları, değişiklikle birlikte istinaf denetimine tabi kılınmıştır. Bölge adliye mahkemesince verilen kararlar hakkında ise temyize ilişkin genel hükümler uygulanacaktır.
  • HAGB hükümleri; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar bakımından uygulanmayacaktır.
  • HAGB kararları, bu amaca özgü bir sisteme kaydedilecek; bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemece talep edilmesi hâlinde kullanılabilecektir.

Not: Bazı ikincil kaynaklarda HAGB düzenlemesinin Genel Kurul aşamasında metinden tamamen çıkarıldığı yönünde bilgiler yer almaktadır. Ancak TBMM’nin resmî duyurusu ile bağımsız basın kaynakları, HAGB müessesesinin yukarıda özetlenen içerikle kabul edilen kanun metninde yer aldığını teyit etmektedir. Kesin doğrulama, Resmî Gazete’de yayımlanacak nihai metinle sağlanmalıdır.

15. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisinin Genişletilmesi

Yargıtay ceza dairelerinin, yargı yeri belirlenmesine ve görevsizliğe ilişkin kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı resen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecektir. Sanık lehine yapılan itirazlarda herhangi bir süre sınırı öngörülmemiştir. İtiraz istemi; sanık, sanık adına kanun yoluna başvurma hakkını haiz kimseler, katılan veya katılma isteği henüz karara bağlanmamış olup suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından da ileri sürülebilecektir.

Geçiş hükmü: Bu düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra teslim edilen dosyalar bakımından uygulanacak; bu tarihten önce teslim edilmiş dosyalar hakkında önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunacaktır.

16. Kaçak Sanık Hakkında Yargılama Yapılması ve Yargılamanın Yenilenmesi Talebi

Kaçak sanık hakkında kovuşturma icra edilebilecektir; ancak sanığın daha önce sorgusu yapılmamış ise mahkûmiyet ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecektir. Sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmesi hâlinde, kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini beyan ederek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.

17. Türk Borçlar Kanunu m. 55: Destekten Yoksun Kalma ve Çalışma Gücü Kaybı Tazminatlarında Faiz Başlangıcı

Çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden yahut destekten yoksun kalınmasından doğan zararlarda, faiz başlangıcı, zarar kaleminin niteliğine göre ikili bir ayrıma tabi tutulmuştur: zarar görenin veya destek olan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminat tutarına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; kazancın bilinemediği, geleceğe yönelik döneme ilişkin tazminat tutarına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir. İfa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenmiş olan bedeller, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir.

Geçiş hükmü: Bu düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından uygulama alanı bulacaktır.

18. Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Belirsiz Alacak Davası Kurumunun Kaldırılması

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “belirsiz alacak davası” başlıklı hükmü yürürlükten kaldırılmıştır. Bu kaldırmanın karşılığında, alacağın yalnızca bir kısmının dava konusu edildiği hâllerde, talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi tutulmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecektir. Bu suretle artırılan kısım bakımından zamanaşımı, dava tarihi itibarıyla kesilmiş sayılacaktır. Bu değişikliğin, işçilik alacağı, tazminat ve ticari alacak davalarında uygulamada önemli sonuçlar doğurması beklenmektedir.

Geçiş hükmü: Yürürlükten kaldırılan hüküm, kaldırma tarihinden önce açılmış davalar bakımından uygulanmaya devam edecektir.

19. Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Duruşmalar Arası Sürenin Sınırlandırılması

Yazılı yargılama usulünde duruşmalar arasındaki süre, kural olarak üç ayı geçemeyecektir. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirtmek suretiyle daha uzun bir süre tayin edebilecektir.

20. Ses ve Görüntü Nakli Yoluyla Duruşmaya Katılımda İmza Zorunluluğunun Sınırlandırılması

Ses ve görüntü nakli yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına karar verilenler bakımından; ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. Bu hüküm, yayım tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girecektir.

21. Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılmasına İlişkin Usul ve Kanun Yolu

İlk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlı olacaktır. Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerce verilen birleştirme kararlarına karşı yalnızca istinaf yoluna başvurulabilecektir. İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesinin birleştirme ve ayırma kararlarına karşı ise ancak hükümle birlikte temyiz yoluna gidilebilecektir. Bu husus, tek başına bir bozma veya kaldırma sebebi teşkil etmeyecektir.

22. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Temyiz Sınırının Netleştirilmesi

Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararın kabul veya ret edilen kısmı, kanunda öngörülen parasal sınırın üzerinde bulunması hâlinde temyiz edilebilecektir. Bu sınırın altında kalan kararlarda, ilk derece mahkemesi kararı ile bölge adliye mahkemesi kararı arasındaki fark da aynı parasal sınırı aşmıyorsa, temyiz yoluna başvurulamayacaktır. Kararın münhasıran yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlinde de temyiz yolu kapalı olacaktır.

IV. Genel Kurulda Metinden Çıkarılan Hükümler (Yürürlüğe Girmeyecek)

Aşağıdaki iki başlık, ilk teklif veya komisyon metninde yer almasına rağmen Genel Kurul aşamasında önergeyle kanundan çıkarılmıştır ve 12. Yargı Paketi kapsamında yürürlüğe girmeyecektir:

  • İdare aleyhine hükmedilen para alacakları, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için ilamlı icra takibinden önce idareye yazılı başvuru yapılması zorunluluğu.
  • CMK’nın bilgisayar, bilgisayar programı ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoymaya ilişkin hükmünde öngörülen değişiklik.

Ayrıca, Adalet Komisyonu aşamasında, Yargıtay’ın yalnızca görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozma kararı vermesini sınırlayan madde teklif metninden çıkarılmıştır.

Bu üç başlığa ilişkin mevcut mevzuat, bu kanunla değişikliğe uğramaksızın yürürlükte kalmaya devam edecektir.

V. Yürürlük

Kanunun 16 Temmuz 2026’da TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesiyle yasama süreci tamamlanmıştır. Yürürlüğe girmesi için son aşama Cumhurbaşkanı’nın onayı ve Resmî Gazete’de yayımlanmasıdır. Kabul edilen metindeki yürürlük hükmüne göre:

  • Bazı maddeler yayım tarihinde yürürlüğe girecektir.
  • Bazı maddeler (örneğin e-duruşmada imza muafiyeti ile vesayet altındaki kişilerin mallarının elektronik satışına ilişkin hükümler) yayım tarihinden 3 ay sonra yürürlüğe girecektir.
  • Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecektir.

Kesin yürürlük tarihleri ve madde numaraları, Resmî Gazete’de yayımlanacak nihai kanun metninden teyit edilmelidir.

VI. Sıkça Sorulan Sorular

12. Yargı Paketi yasalaştı mı? Evet. Kanun teklifi 16 Temmuz 2026 gecesi TBMM Genel Kurulunda 217 kabul, 68 ret oyuyla kabul edilerek yasalaşmıştır. Şu an Cumhurbaşkanı onayı ve Resmî Gazete’de yayımlanma aşamasındadır.

12. Yargı Paketinde genel af var mı? Hayır. Kabul edilen metinde genel af, toplu tahliye veya hükümlülerin tamamına yönelik kapsamlı bir infaz indirimi ya da denetimli serbestlik genişlemesi bulunmamaktadır.

Kanun ne zaman yürürlüğe girecek? Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girecektir. Bazı hükümler yayım tarihinde, bazıları ise yayım tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girecektir.

İdari yargıda tek hâkim sınırı ne kadar yükseltildi? Önceki 25.000 TL’lik eşik 486.000 TL’ye çıkarılmış; ayrıca öğrenci disiplini, kamu görevlilerinin izin/lojman/geçici görevlendirme işlemleri, uyarma cezaları ve bazı meslek kuruluşu disiplin cezaları da bu kapsama alınmıştır.

HAGB kararına karşı istinaf yolu açıldı mı? Evet. Kabul edilen düzenlemeyle, önceden kapalı olan HAGB kararına karşı istinaf kanun yolu açılmıştır.

HAGB hangi suçlarda uygulanmayacak? İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda HAGB uygulanmayacaktır.

IBAN/hesap kullandırma fiiline ilişkin ceza indirimi kimleri kapsıyor? Yalnızca TCK m. 157 ve 158 kapsamındaki dolandırıcılık suçlarına, hesap/ödeme aracı bilgilerini haksız menfaat karşılığında başkasına vermekle sınırlı şekilde iştirak edenleri kapsamaktadır. TCK m. 142 (hırsızlık) ve TCK m. 245 (banka/kredi kartlarının kötüye kullanılması) bu düzenlemenin dışındadır.

Belirsiz alacak davası tamamen mi kaldırıldı? Evet, HMK’daki belirsiz alacak davası kurumu yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun yerine kısmi dava açan taraf, tahkikat sonuna kadar bir defaya mahsus olmak üzere talebini artırabilecek ve zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır. Bu değişiklik, yürürlükten önce açılmış davaları etkilemeyecektir.

Duruşmalar arası süre sınırlandırıldı mı? Evet, yazılı yargılama usulünde duruşmalar arası süre kural olarak 3 ayı geçemeyecek; zorunlu hâllerde hâkim gerekçeli olarak bu süreyi uzatabilecektir.

İdareye karşı icra öncesi başvuru zorunluluğu kanuna girdi mi? Hayır. Bu yönde bir madde ilk teklifte yer almasına rağmen Genel Kurul görüşmelerinde metinden çıkarılmıştır; dolayısıyla böyle bir zorunluluk 12. Yargı Paketi kapsamında yürürlüğe girmeyecektir.

Nafaka ve boşanmaya ilişkin bir düzenleme var mı? Hayır, çekişmeli boşanmada iki aşamalı yargılama veya nafaka rejimine ilişkin bir düzenleme bu pakette yer almamaktadır.


Bu yazı, 12. Yargı Paketi’nin TBMM Genel Kurulunda kabul edilen metnine dayanılarak hazırlanmıştır. Resmî Gazete’de yayımlanacak nihai kanun metni ile kesin madde numaraları ve yürürlük tarihleri teyit edilene kadar, somut hukuki işlemlerde bu yazı yerine güncel resmî metnin esas alınması ve profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir.

Ruhsatsız Sağlık Hizmeti Verme Suçu: 3359 Sayılı Kanun Kapsamında Cezai ve İdari Yaptırımlar

Uyuşturucu Suçlarında Özel Güvenlik Kimlik Kartı İptali: KDAE, HAGB ve Anayasa Mahkemesi Kararı Işığında Güncel Hukuki Durum


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir