Ataması yapılmayan, göreve başlatılmayan ya da göreve başladıktan sonra ilişiği kesilen müvekkillerle yaptığımız görüşmelerin neredeyse tamamı aynı cümleyle başlıyor: “Adli sicilim tertemiz, e-Devlet’ten aldım, hiçbir şey çıkmıyor.” Doğru söylüyorlar. Ama HAGB güvenlik soruşturması sürecinde adli sicil belgesine bakılmıyor; başka bir kayda bakılıyor ve o kayıt orada duruyor. Sonuçta kişi, kazandığı sınavı, imzaladığı sözleşmeyi, taşındığı şehri ve hazırlandığı yılları kaybediyor.

Uygulamada gördüğümüz asıl sorun şu: İdareler, ceza mahkemesinin “bu karar hukuki sonuç doğurmaz” dediği bir kararı, kesinleşmiş bir mahkûmiyet gibi okuyor. Suçun adını görüyor, dosyanın içine bakmıyor, atanılacak görevle bağını kurmuyor ve tek cümlelik bir yazıyla insanı sistemin dışına atıyor. Bunu yapmaya yetkileri var mı? Kısmen. Bu şekilde yapmaya yetkileri var mı? Hayır.

Bu yazıda HAGB’nin hukuki niteliğini, 2024–2026 arasında geçirdiği köklü değişikliği, kaydın hangi kanun hükmüne dayanılarak görülebildiğini, hangi kadrolarda açıkça engel sayıldığını ve olumsuz sonuç alan kişinin izlemesi gereken yolu adım adım anlatacağım. Suç tipleri bazındaki ayrıntılı değerlendirme serinin diğer yazılarının konusu; onlara ilgili başlıklarda bağlantı vereceğim.

HAGB güvenlik soruşturması dosyasında inceleme yapan avukatın masasındaki mevzuat ve dosya
Arşiv araştırması olumsuz sonuçlanan dosyalarda belirleyici olan, suçun adı değil idarenin gerekçesidir.

HAGB Nedir, Neden Ne Mahkûmiyet Ne Beraattır?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinde düzenlenmiştir. İşleyişi şudur: Mahkeme sanık hakkında bir mahkûmiyet hükmü kurar, fakat bu hükmü açıklamaz; hukuki sonuçlarını beş yıllık bir denetim dönemine bağlar. Kanunun kendi ifadesiyle HAGB, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.

Buradan iki sonuç çıkar ve idari davaların tamamı bu iki sonucun çekişmesinden doğar. Birincisi, ortada teknik anlamda kesinleşmiş bir mahkûmiyet yoktur. İkincisi, ortada bir beraat de yoktur; mahkeme fiilin sabit olduğu kanaatine varmıştır.

Danıştay’ın bu ikili yapıyı tarif eden formülü isabetlidir: HAGB, bünyesinde iki karar barındıran karma nitelikli bir kurumdur. Birincisi teknik anlamda hüküm sayılan ama açıklanmadığı için hukuken varlık kazanamayan ön hüküm, ikincisi bu ön hükmün varlık kazanmasını engelleyen HAGB kararıdır. İkinci karar var olduğu sürece birincisi hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamaz.

İdare, kararın “fiil sabittir” yüzüne bakar. İlgili, “hukuki sonuç doğurmaz” yüzüne bakar. İkisi de kısmen haklıdır. Yargısal denetimde belirleyici olan ise bu iki yüzden hangisinin öne çıkarıldığı değil, idarenin değerlendirmesinin somut, gerekçeli, ölçülü ve görevin gerekleriyle bağlantılı olup olmadığıdır. Dilekçenizi bu eksene oturtmazsanız, ne kadar doğru şey yazarsanız yazın sonuç almanız zorlaşır.

HAGB Kalktı mı? 2026’da Ne Değişti?

İnternette bu konuda okuyacağınız yazıların büyük bölümü artık yürürlükte olmayan bir metni esas alıyor. Son üç yılda kurum iki kez elden geçti; bu değişimi bilmeden dilekçe yazmak mümkün değil.

7499 sayılı Kanun (2024). Anayasa Mahkemesinin iptali üzerine yapılan bu değişiklikle sanığın kabulü şartı kaldırıldı ve 1 Haziran 2024 tarihinden sonra verilen HAGB kararlarına karşı itiraz yerine istinaf kanun yolu açıldı. Bu, kurumun en çok eleştirilen yönünü, yani esasa girilmeyen bir denetimle yetinilmesini gidermeye yönelik bir adımdı.

Anayasa Mahkemesinin 2025/149 sayılı kararı. Yüksek Mahkeme, 31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla CMK m. 231’in beşinci ilâ on dördüncü fıkralarını, yani kurumun özünü iptal etti. Gerekçenin merkezinde, özellikle işkence ve kötü muamele suçlarında doğan cezasızlık riski vardı. İptalin yürürlüğü 30 Eylül 2026’ya bırakıldı ve yasama organına boşluk doğmadan yeni düzenleme yapma imkânı tanındı.

7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi). 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kanunun 15. maddesi, CMK m. 231’in beşinci ilâ on dördüncü fıkralarını yeniden yazdı. Yani boşluk, iptalin yürürlüğüne yaklaşık iki ay kala kapatıldı. İki yıl sınırı korundu; işkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği kötü muamele suçları kurumun kapsamı dışına çıkarıldı; zararın taksitle giderilmesi taahhüdü imkânı getirildi; kararın gerekçelendirilmesi açık hükme bağlandı.

Dikkat: “HAGB kaldırıldı”, “30 Eylül’den önce karar çıkarttırın” şeklindeki yaygın bilgi doğru değildir. Kurum kesintisiz biçimde yürürlüktedir. Buna karşılık işkence, eziyet ve kamu görevlisinin kötü muamele niteliğindeki suçlarında artık HAGB verilemez; bu dosyalarda erteleme ve seçenek yaptırımlar değerlendirilmelidir.

HAGB Hangi Şartlarda Verilir ve Ne Zaman Düşer?

Karar verilebilmesi için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, sanığın daha önce kasten işlenen bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemede yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi gerekir.

Karar verildiğinde sanık beş yıllık denetim süresine tabi tutulur. Bu süre içinde kasten yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.

Burada çok önemli ve sürekli atlanan bir nokta var. Beş yılın dolması tek başına yetmiyor. Kararı veren mahkemeye dilekçe verip düşme kararını almanız, ardından Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne başvurup kaydın kaldırılmasını sağlamanız gerekiyor. Bunu yapmayan çok sayıda insanın dosyası sistemde yıllarca “açık” göründü ve tam da bu yüzden elendi. Beş yılı doldurduysanız, bu iki başvuruyu bugün yapın; dava açmaktan çok daha ucuz ve çok daha hızlıdır.

HAGB Kaydı Nerede Tutulur, Kimler Görebilir?

CMK m. 231/13 uyarınca HAGB kararları, adli sicilden ayrı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Madde metnine göre bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, maddede belirtilen amaçla kullanılabilir.

Yıllarca bu hükümden hareketle şu tez savunuldu ve idari yargıda gerçekten de sonuç alındı: Güvenlik soruşturmasında HAGB kaydına ulaşılması hukuka aykırıdır, çünkü kanun erişimi savcı ve hâkimle sınırlamıştır.

Bu tez bugün geçerli değil. Hâlâ bu tez üzerine kurulmuş dilekçelerle karşılaşıyoruz ve bu dilekçeler kaybediyor.

HAGB Güvenlik Soruşturması Kapsamına Nasıl Girdi?

17 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe giren 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu tabloyu değiştirdi. Kanunun 4. maddesinde arşiv araştırmasının kapsamı sayılırken, kişinin adli sicil kaydı, kolluk tarafından aranıp aranmadığı ve hakkında tahdit bulunup bulunmadığının yanında şu da açıkça yer aldı: kesinleşmiş mahkeme kararları ile CMK’nın 171. maddesinin beşinci ve 231. maddesinin on üçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ve kişi hakkında devam eden ya da sonuçlanmış soruşturma ve kovuşturmalardaki olgular.

Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrası ise güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlere, kendilerine iletilen taleple sınırlı olmak üzere bu karar ve kayıtları alma yetkisini tanıdı.

Yani HAGB güvenlik soruşturması kapsamına doğrudan kanun hükmüyle girdi. Aynı hüküm, TCK m. 191 dosyalarındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarını da kapsıyor.

Davanın kilit noktası: Erişim yetkisi ile değerlendirme yetkisi aynı şey değildir. Kanun idareye kaydı görme imkânı verdi; kaydı gördüğü anda insanı eleme yetkisi vermedi. Nitekim aynı Kanun, değerlendirmeye esas alınacak verilerin yorum içermeyen olgusal veriler olması gerektiğini ayrıca vurgulamıştır. Bugün dilekçenin omurgası “kayıt görülemez” değil, “kayıt görülmüş olsa dahi bu kayıttan çıkarılan sonuç hukuka aykırıdır” olmalıdır.

HAGB, 657 Sayılı Kanunun 48. Maddesi Karşısında Mahkûmiyet Sayılır mı?

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48/A-5 hükmü iki eşik öngörür. Genel eşik: kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak. Katalog eşiği: affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.

Her iki eşiğin yüklemi aynıdır: mahkûm olmak. Kanun koyucu “bu suçlardan yargılanmamış olmak” ya da “bu suçlara ilişkin kayıt bulunmamak” dememiştir. HAGB’de hüküm açıklanmadığından mahkûmiyet doğmaz.

Danıştay’ın yerleşik yaklaşımı budur: Ağır ceza mahkemesince CMK m. 231 koşullarının gerçekleştiği sonucuna varılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında, memuriyete engel bir mahkûmiyet hükmünün bulunduğundan söz etme olanağı kalmamıştır. Devlet Personel Başkanlığının konuya ilişkin görüşü de aynı doğrultudadır.

Kayıt türlerinin 657 sayılı Kanunun 48. maddesi karşısındaki durumu
Kayıt türü Mahkûmiyet var mı? 48/A-5 eşiği aşılır mı? Pratik konum
Kesinleşmiş mahkûmiyet Var Şartlar varsa evet En zayıf
HAGB (denetim sürüyor) Yok (hüküm askıda) Hayır Tartışmalı
HAGB (düşme kararı alınmış) Yok Hayır Güçlü
KYOK / kamu davasının açılmasının ertelenmesi Yok (dava dahi açılmamış) Hayır Çok güçlü
Devam eden soruşturma Yok Hayır Masumiyet karinesi
Beraat Yok Hayır En güçlü

Hangi Kadrolarda HAGB Açıkça Engel Sayılmıştır?

Yukarıdaki genel kural, her kadro için geçerli değildir ve bunu müvekkile baştan söylemek gerekir. Bazı özel kanun ve yönetmeliklerde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile” ibaresine açıkça yer verilmiştir.

Özel güvenlik alanı bunun en belirgin örneğidir. 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını düzenleyen hükmünde, belirli suç grupları bakımından HAGB açıkça sayılmıştır. Benzer ibarelere polis, bekçi ve uzman erbaş mevzuatında da rastlanır.

Bu, kanun koyucunun bilinçli tercihidir ve genel kuralla çatıştığında özel hüküm önceliklidir. Dolayısıyla bu kadrolarda savunma “HAGB mahkûmiyet değildir” argümanı üzerine kurulamaz; hükmün somut olaya uygulanabilirliği, kaydın düşmüş olup olmadığı ve Anayasa Mahkemesi içtihadı ekseninde yürütülmelidir.

Dava açmadan önce yapılacak ilk iş: Genel mevzuata değil, başvurulan kadronun kendi kanun ve yönetmelik metnine bakın. Aynı HAGB kaydı, bir kadroda hiçbir sonuç doğurmazken diğerinde kanunen engeldir.

İdarenin Takdir Yetkisi Nerede Biter?

Kamu görevine alınma sürecinde idarenin takdir yetkisi bulunduğu tartışmasızdır. Ancak bu yetki sınırsız değildir ve iptal davasında saldıracağınız noktalar şunlardır.

Sebep unsuru

İşlemin dayandığı olgu somut olarak ortaya konmalıdır. “Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanmıştır” cümlesi bir gerekçe değil, bir sonuçtur. Hangi kayda dayanıldığı belli değilse işlem sebep yönünden sakattır.

Görevle bağlantı

İdare, tespit ettiği olgu ile atanılacak görevin gerekleri arasında somut bağ kurmak zorundadır. On yıl önce ergenlik çağında yaşanmış bir kavganın, bugün yapılacak bir büro hizmetiyle nasıl ilişkilendirildiği açıklanmalıdır. Uygulamada işlemlerin çoğu tam da burada çöküyor.

Ölçülülük

İşlem elverişli, gerekli ve orantılı olmalıdır. Kişinin mesleki geleceğinin tümüyle ortadan kaldırılması en ağır müdahaledir ve en güçlü gerekçeyi gerektirir.

Masumiyet karinesi

Anayasa Mahkemesi, ceza davasının düştüğü veya hükmün açıklanmasının ertelendiği hâllerde masumiyet karinesinin devam ettiğini kabul etmektedir. Açıklanması geri bırakılmış bir hükme kesinleşmiş mahkûmiyet gibi dayanılması bu karineyle çelişir. İlgili kararlara AYM Kararlar Bilgi Bankası’ndan ulaşabilirsiniz.

Eşitlik ve gerekçe

Aynı nitelikteki kayda sahip kişilere aynı kurumda farklı muamele yapılması, keyfîlik iddiasını güçlendirir. Emsal örnek bulabiliyorsanız dosyaya koyun.

HAGB Güvenlik Soruşturması Olumsuz Gelirse Hangi İşleme Dava Açılır?

Önce bir kavram ayrımı: Dava konusu olan, komisyonun “olumsuz kanaati” değil, bu kanaate dayanılarak tesis edilen idari işlemdir. Kanaat, tek başına icrai bir işlem değildir.

Dava edilebilir işlemler şunlardır: atamanın yapılmaması veya atama onayının verilmemesi, atamanın iptali, sözleşmenin yapılmaması ya da yenilenmemesi, güvenlik soruşturması şartı gerekçesiyle başvurunun reddi, göreve başlatmama, ilişik kesme, okulla ilişiğin kesilmesi ve özel güvenlik kimlik kartının verilmemesi veya iptali.

Süre altmış gündür ve işlemin yazılı bildiriminden itibaren işler. Telefonla, sözlü olarak ya da “duyduk ki olumsuz gelmiş” şeklinde öğrenilmesi süreyi başlatmaz. Bu yüzden tebliğ evrakını, e-Devlet bildirimini ve kurum yazısını saklayın.

En sık kaybedilen dava, süresinde açılmayan davadır. Altmış gün geçtikten sonra işlemin ne kadar hukuka aykırı olduğunun hiçbir önemi kalmaz. Kararın size tebliğ edildiği tarihi bugün not edin.

Yürütmenin Durdurulması ve Parasal Haklar Nasıl İstenir?

İşlem sizi gelirinizden, statünüzden veya mesleki planınızdan yoksun bırakıyorsa yürütmenin durdurulması mutlaka talep edilmelidir. Mahkeme iki koşulu birlikte arar: işlemin açıkça hukuka aykırı görünmesi ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması.

Telafisi güç zararı soyut bırakmayın. Kazanılan sınavın geçerlilik süresi, kuraya yeniden girme imkânının bulunmayışı, taşınma, istifa edilen önceki iş, geçen her ayın kıdemden ve emeklilik prim gününden düşmesi somut olarak yazılmalıdır.

İptal talebiyle yetinmeyin. Hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan bütün parasal ve özlük hakların yasal faiziyle ödenmesini de talep edin. İdari yargı bu talebi kabul ettiğinde faizi genellikle dava açma tarihinden itibaren işletmektedir; bu da davayı geciktirmenin doğrudan parasal bedeli demektir.

Dosyaya Hangi Belgeler Sunulmalı?

Bu tür dosyalarda davayı kazandıran şey hukuki argümandan çok, argümanı ayakta tutan belgedir. Şunları eksiksiz toplayın:

Ceza mahkemesinin gerekçeli kararı ve kesinleşme şerhi; varsa düşme kararı; Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne yapılan başvuru ve cevabı; adli sicil ve arşiv kaydı belgesi; olumsuz işlemin tebliğ evrakı; kurumla yapılan bütün yazışmalar; başvurulan kadronun ilanı ve görev tanımı; varsa aynı kurumda benzer kayda rağmen ataması yapılan kişilere ilişkin emsal bilgi.

Ayrıca dava öncesinde idareye başvurup hangi kayda dayanıldığını sorun. İdare cevap vermezse dava açılmasına engel değildir; aksine, sebep unsurundaki sakatlığı gösteren bir belge kazanmış olursunuz.

Uygulamada En Sık Yapılan Beş Hata

Birincisi, adli sicil belgesinin temiz çıkmasına güvenip hiçbir hazırlık yapmadan başvuru yapmak. Belge temiz olabilir; kurum sorgusu farklı bir kapsamdadır.

İkincisi, beş yıllık denetim süresi dolduğu hâlde düşme ve silme başvurularını yapmamak. Sistem kaydı kendiliğinden her zaman temizlemiyor.

Üçüncüsü, “HAGB kaydına ulaşılamaz” tezine dayalı, 2021 öncesi mantıkla yazılmış bir dilekçe vermek.

Dördüncüsü, kadronun özel mevzuatına bakmadan genel kuralı savunmak. Özel güvenlik ve kolluk dosyalarında bu, doğrudan kayıp demektir.

Beşincisi, altmış günlük süreyi idareye yaptığı başvuruların cevabını bekleyerek geçirmek. İdari başvuru sürenin işlemesini her hâlde durdurmaz.

Suç Tipine Göre Ayrıntılı İnceleme

Buraya kadar anlattıklarım bütün dosyalar için geçerli genel çerçevedir. Ancak sonucu belirleyen, suçun somut niteliğidir. Kendi durumunuza uyan yazıyı okumanızı öneririm:

Serinin diğer yazıları

HAGB Özel Güvenlik Olmaya Engel mi? Katalog Suçlar ve Kimlik Kartı İptali

Uyuşturucu Suçlarında Özel Güvenlik Kimlik Kartı İptali: KDAE, HAGB ve Anayasa Mahkemesi Kararı Işığında Güncel Hukuki Durum

 

Sıkça Sorulan Sorular

HAGB adli sicil kaydımda görünür mü?
Hayır. HAGB kararları adli sicile mahkûmiyet olarak işlenmez; bunlara mahsus ayrı bir sistemde tutulur. Bu nedenle e-Devlet’ten aldığınız belge çoğu zaman temiz çıkar. Ancak belgenin temiz olması, kurum sorgusunda kaydın görünmeyeceği anlamına gelmez.
HAGB güvenlik soruşturmasında çıkar mı?
Çıkabilir. 7315 sayılı Kanun, arşiv araştırması kapsamında CMK m. 231/13 uyarınca tutulan kayıtlara ulaşılmasına açıkça imkân tanımıştır. Kaydın görülmesi ile olumsuz değerlendirme yapılması birbirinden ayrı meselelerdir.
HAGB kaydım GBT sorgusunda çıkar mı?
GBT bir mahkûmiyet dökümü değildir; ağırlıkla aranma, yakalama emri ve tahdit gibi güvenlik odaklı bilgileri gösterir. Dosyanızda ayrı bir yakalama veya tedbir kaydı yoksa HAGB’nin GBT’de görünmesi genellikle beklenmez.
Beş yıl doldu, dosyam kendiliğinden silinir mi?
Çoğu zaman silinir; ancak buna güvenmeyin. Kararı veren mahkemeden düşme kararı alıp Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne başvurmak, sonradan çıkacak sorunları peşinen ortadan kaldırır.
İdare hangi kayda dayandığını söylemiyor, dava açabilir miyim?
Evet. Gerekçenin açıklanmaması dava açmanıza engel değildir; aksine işlemin sebep unsuru yönünden sakat olduğu iddianızı güçlendirir.
Göreve başladıktan sonra kayıt ortaya çıktı, ilişiğim kesilir mi?
İdare atamayı geri almayı veya göreve son vermeyi deneyebilir. Bu işlemler de altmış gün içinde iptal davasına konu edilir. Fiilen göreve başlamış olmanız, telafisi güç zarar bakımından konumunuzu güçlendirir.
Aynı kayıtla arkadaşımın ataması yapıldı, benimki yapılmadı. Bu bir şey ifade eder mi?
Eder. Aynı kurumda aynı nitelikteki kayda farklı muamele yapılması eşitlik ilkesine aykırılık ve keyfîlik iddiasını destekler. Elinizde somut bilgi varsa dosyaya sunun.
Disiplin soruşturması da açılabilir mi?
Evet. Disiplin hukuku ceza hukukundan bağımsızdır. HAGB’ye konu fiil aynı zamanda bir disiplin suçu oluşturuyorsa, zamanaşımı süreleri içinde ayrıca disiplin soruşturması yapılabilir.
Dava ne kadar sürer?
Bu, mahkemenin iş yüküne göre değişir. Bu yüzden yürütmenin durdurulması talebi hayati önemdedir; esas hakkındaki karar beklenirken göreve başlama imkânı doğurabilir.
Avukatsız dava açabilir miyim?
Hukuken açabilirsiniz. Ancak bu dosyalarda sonucu belirleyen, işlemin hangi unsuru yönünden sakat olduğunun doğru tespiti ve belgelerin doğru sunulmasıdır. Dilekçenin baştan yanlış eksene oturması, sonradan düzeltilmesi güç bir dezavantaj yaratır.

Sonuç

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, kamu hizmetinin gerekleri bakımından meşru bir denetim aracıdır; bunu tartışmıyorum. Tartıştığım şey, bu aracın ceza hukukunun “hukuki sonuç doğurmaz” dediği bir kararı süresiz bir meslek yasağına çevirmek için kullanılmasıdır.

Bugün tartışmanın merkezi, idarenin kaydı görüp göremeyeceği değil, gördüğü kayıttan hangi sonucu çıkarabileceğidir. Bu sonucun somut, gerekçeli, görevle bağlantılı ve ölçülü olması zorunludur. Bu argümanın idarece kendiliğinden kabul edilmesini beklemeyin; kabul edilmiyor. Dava açılması gerekir.

Hakkında HAGB kararı bulunması sebebiyle ataması yapılmayan, göreve başlatılmayan veya ilişiği kesilen kişilerin, altmış günlük süreyi kaçırmadan yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açmaları gerekmektedir.

Av. Feyza Nur SERTTAŞ
İdare Hukuku ve İdari Yargı

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez ve somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Her dosya kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir