Sözlü sınavda başarısız sayılan bir aday için en değerli bilgi, benzer bir durumda mahkemenin ne dediğidir. Mülakat iptal davası emsal kararlar incelendiğinde, iptal gerekçelerinin dağınık olmadığı, aksine birkaç ana başlık altında toplandığı görülür: tutanağın biçimi ve zamanı, soruların önceden hazırlanması, puanlamanın eksiksiz yapılması, komisyon üyelerinin bağımsız değerlendirme yapması ve sınavın dayandığı düzenlemenin hukuka uygunluğu.

Bu yazıda öğretmenlik, zabıt kâtipliği, gelir uzman yardımcılığı, defterdarlık uzman yardımcılığı, mali hizmetler uzman yardımcılığı ve emniyet rütbe terfi sınavlarına ilişkin kararları konularına göre sınıflandırdık. Her başlıkta kararın hangi olguya dayandığını, mahkemenin hangi ölçütü kullandığını ve bu yaklaşımın başka davalara nasıl taşınabileceğini açıkladık.

Kararları okurken bir hususu baştan belirtelim: Aşağıdaki kararların önemli bir kısmı ilk derece mahkemesi kararlarıdır ve istinaf aşamasında ne sonuç doğurdukları bu yazının konusu değildir. Bunlar bağlayıcı içtihat değil, mahkemelerin yaklaşımını gösteren örneklerdir.

Mülakat iptal davası emsal kararlar: idare mahkemesi karar dosyaları ve sözlü sınav tutanakları
Emsal kararlar, sözlü sınav tutanağında hangi eksikliklerin iptal sebebi sayıldığını gösterir.

Kararların Ortak Hareket Noktası Nedir?

İncelediğimiz kararların neredeyse tamamında aynı paragraf, kelimesi kelimesine tekrar edilmektedir: Sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin de diğer bütün idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden denetlenmesi esastır; yalnızca yetki ve şekil gibi usule ilişkin unsurlarla sınırlı bir denetim hukuk devleti ilkesinin sağladığı güvenceyi temin etmez.

Bu tespitten mahkemelerin çıkardığı sonuç da ortaktır: Soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi, adayın cevaplarına hangi üyece hangi notun verildiğinin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Bu şartlar, sözlü sınavın nesnel yapılmasının ve yargısal denetimin bütün unsurlarıyla gerçekleştirilebilmesinin ön koşuludur.

Balıkesir 1. İdare Mahkemesinin zabıt kâtipliği sınavına ilişkin kararı bu ilkeyi bir adım ileri taşımıştır. Mahkeme, idarenin özgüven, ikna kabiliyeti, temsil yeteneği gibi gözleme dayalı alanlarda geniş takdir yetkisi bulunduğunu kabul etmiş; ancak sınav konularına ilişkin bilgi, genel kültür ve bilimsel gelişmelere açıklık gibi ölçütlerin somut bilgi ve belgeye dayandırılması gerektiğini vurgulamıştır. Gözlem ve kanaate dayalı ölçütlerde bile başarısızlığa etki eden hususların ortaya konulması aranmıştır.

Toplu, Tarihsiz veya Sonradan Düzenlenen Tutanak

Gelir uzman yardımcılığı sözlü sınavı

Ankara 13. İdare Mahkemesinin 16.11.2023 tarihli, E:2023/951, K:2023/2135 sayılı kararına konu olayda, yazılı sınavdan 87 puan alan davacı sözlü sınavda başarısız sayılmıştı. Sözlü sınavlar yaklaşık iki haftaya yayılmış, ancak bütün adaylar için tek bir tutanak düzenlenmişti. Bu tutanakta yalnızca adayların isimleri ve puanları liste hâlinde yer alıyor, tutanak sınavların bitiminden günler sonra komisyon üyelerince imzalanıyordu.

Mahkeme iki noktanın altını çizmiştir. Birincisi, değerlendirmenin her adayın sınavının hemen ardından yapılıp tutanağa bağlanması gerekir; çok sayıda adayın uzun bir sürece yayılarak sınava alındığı durumlarda, adayları sonradan tek tek hatırlayıp birbirinden ayırt etmenin güçlüğü ortadadır. İkincisi, kişiye özgü yapılması gereken sözlü sınavda bütün adaylar için tek bir değerlendirme yapılması sınavın doğasına aykırıdır. Tutanakta davacıyı hangi üyelerin değerlendirdiği dahi belli değildi. İşlem iptal edilmiştir.

Defterdarlık uzman yardımcılığı sözlü sınavı

Ankara 20. İdare Mahkemesinin 18.01.2024 tarihli, E:2023/793, K:2024/78 sayılı kararında da benzer bir tablo vardır. Davacının bulunduğu komisyonda sınavlar bittikten sonra tek bir liste tutanak düzenlenmiş, tutanağın ne zaman düzenlendiği ise anlaşılamamıştır. Mahkeme bu tespitle işlemi ve buna bağlı olarak kadroya atanmama işlemini iptal etmiş; aynı yöndeki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 18.05.2023 tarihli, E:2023/1504, K:2023/2301 sayılı kararına atıf yapmıştır.

Uygulamaya yansıması: Tutanağın tarihi ile sınavın tarihi arasında fark varsa veya tutanak bütün adayları kapsayan bir liste niteliğindeyse, bu husus dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde ayrı bir iptal sebebi olarak ileri sürülmelidir.

Soruların Önceden Hazırlanmaması

Aynı gelir uzman yardımcılığı davasında idare, mahkemenin ara kararına verdiği cevapta, yönetmelikte soruların önceden hazırlanacağına dair bir hüküm bulunmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme bu savunmayı kabul etmemiş; soruların önceden hazırlanıp tutanağa bağlandığına ve adaylara sorulan soruların kayda alındığına ilişkin bilgi ve belge bulunmamasını, işlemin bu yönüyle de hukuka aykırı olmasının gerekçesi yapmıştır.

Bu karar önemlidir; çünkü soruların önceden hazırlanması yükümlülüğünün kaynağının yönetmelik değil, sözlü sınavın nesnelliği ve eşitlik ilkesi olduğunu göstermektedir. Soruların sınav anında komisyon üyelerince belirlenmesi, adaylara farklı güçlükte sorular sorulmasının önünü açar ve bunun denetlenmesini imkânsız kılar.

Buna karşılık sözleşmeli öğretmenlik sözlü sınavına ilişkin Ankara 11. İdare Mahkemesi kararında, soruların önceden hazırlandığı ve adaya kura yoluyla çektirildiği tespit edilmiştir. Yani soru hazırlığı kusursuz olsa bile, aşağıda göreceğimiz gibi, puanlamadaki bir eksiklik işlemi tek başına sakatlayabilir.

Puanlanmayan Ölçütler ve Alt Kriterler

Zabıt kâtipliği sözlü sınavı: Puan verilmeyen iki bölüm

Balıkesir 1. İdare Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli, E:2022/1160, K:2023/186 sayılı kararında olgular dikkat çekicidir. Sorular önceden hazırlanmış, adaylarca çekilmiş, cevaplar kayda geçirilmişti. Davacıya üç soru sorulmuş, tutanağa ikisini bildiği, birini bilemediği yazılmıştı. Değerlendirme formunda mesleki bilgi bölümünde 40 üzerinden 40, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi bölümünde 20 üzerinden 20 tam puan verilmişti. Ancak genel kültür ile bir konuyu kavrama ve ifade yeteneği bölümlerine hiçbir üye puan vermemişti. Sonuçta davacıya toplam 60 puan takdir edilmiş ve 70 puanlık baraj altında kaldığı için başarısız sayılmıştı.

Mahkeme, yönetmelikte öngörülen bütün bölümler için puanlama yapılması gerekirken iki bölümün puansız bırakıldığını, puan verilmemesinin gerekçesinin de gösterilmediğini tespit etmiştir. Hukuken denetlenebilir hiçbir tespit ve gerekçe ortaya konulmadan davacının başarısız sayıldığını, bu durumda adayın bilgi ve yeterliliğinin nesnel biçimde değerlendirildiğinden söz edilemeyeceğini belirterek işlemi iptal etmiştir.

Sözleşmeli öğretmenlik sözlü sınavı: Puanlanmayan alt kriterler

Ankara 11. İdare Mahkemesinin 27.03.2025 tarihli, E:2024/2024, K:2025/492 sayılı kararına konu olayda, KPSS’de 80,37262 puan alan davacıya sözlü sınavda 81,666670 puan verilmiş ve davacı kontenjan dışında kalarak başarısız sayılmıştı. Komisyon mevzuata uygun oluşturulmuş, sorular önceden hazırlanmış ve kura ile çektirilmişti.

Mahkeme ise değerlendirme formlarını tek tek incelemiş ve şunu tespit etmiştir: Komisyon üyelerinden birinin doldurduğu formda “Topluluk Önünde Temsil Yeteneği ve Eğitimcilik Nitelikleri” ölçütü için öngörülen, her biri 0-5 puan değerindeki dört alt kritere ayrı puan verilmemiş, bölüm toplamı için doğrudan 18 puan yazılmıştır. Alt kriterlerin neden puanlanmadığı da açıklanmamıştır. Mahkeme bu eksikliğin takdir yetkisinin nesnel kullanıldığı konusunda şüphe uyandırdığını belirterek işlemi ve itirazın reddi işlemini iptal etmiş, aynı yöndeki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25.12.2023 tarihli, E:2023/2042, K:2023/3218 sayılı kararına atıf yapmıştır.

Bu karar, öğretmenlik sözlü sınavları bakımından ayrıca önemlidir ve öğretmenlik mülakatı iptal davası başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Bütün Üyelerin Aynı Puanı Vermesi

Ankara 20. İdare Mahkemesinin 01.03.2024 tarihli, E:2023/794, K:2024/381 sayılı kararı, mali hizmetler uzman yardımcılığı sözlü sınavına ilişkindir. Yazılı sınavdan 86,47 puan alan davacıya sözlü sınavda 64,60 puan verilmişti. Beş kişilik komisyonun her üyesi, puanı 10 üzerinden belirlenen beş ölçütün her birine 6’şar puan, 50 puanlık sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi ölçütüne ise 34-35 puan vermişti.

Mahkeme, her üyenin ayrı ayrı değerlendirme yapması gerekirken beş ayrı üyenin beş ayrı ölçütte birebir aynı puanı vermesini hayatın olağan akışına aykırı bulmuştur. Bu durumda takdir yetkisinin nesnel kullanılmadığı sonucuna varmış, sözlü sınav işlemini ve buna bağlı atanmama işlemini iptal etmiştir. Mahkeme aynı yöndeki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 13.04.2022 tarihli, E:2022/389, K:2022/1247 sayılı kararı ile Danıştay 12. Dairesinin 24.05.2023 tarihli, E:2022/3146, K:2023/2810 sayılı kararına atıf yapmıştır.

Karşı oy neden önemlidir?

Bu karar oy çokluğuyla verilmiştir. Azlıkta kalan üye; komisyonun usulüne uygun oluşturulduğunu, soruların önceden hazırlanıp tutanağa bağlandığını, adaya hangi sorunun sorulduğunun kayda geçirildiğini ve her üyenin ayrı not verip aritmetik ortalamanın alındığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Karşı oy, mülakat davalarındaki asıl tartışmayı açıkça ortaya koymaktadır: Usulün şeklen tamamlanması yeterli midir, yoksa değerlendirmenin içeriği de inandırıcı ve denetlenebilir olmalı mıdır? Çoğunluk ikinci görüşü benimsemiştir. Davacı taraf, idarenin istinaf dilekçesinde karşı oydaki gerekçeye dayanacağını öngörerek, aynı puan meselesini yalnızca bir şekil eksikliği olarak değil, bağımsız değerlendirme yapılmadığının karinesi olarak sunmalıdır.

Dayanak Yönetmeliğin İptali

Danıştay 2. Dairesinin 16.02.2022 tarihli, E:2021/9844, K:2022/484 sayılı kararı, emniyet amirlerinin rütbe terfi sözlü sınavına ilişkindir. Davacı emniyet amiri, rütbe terfi sözlü sınavında 40 puan verilerek başarısız sayılmıştı. Danıştay Beşinci Dairesi daha önce, bu sınavın dayanağı olan yönetmelik hükümlerinin hukuka aykırı olduğunu tespit ederek bu hükümleri iptal etmişti.

Bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi, hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanmış düzenlemelere dayanılarak tesis edilen bireysel işlemde de hukuka uygunluk bulunmadığını belirterek işlemi iptal etmiştir. Danıştay 2. Dairesi bu kararı onamıştır. Kararın bir başka önemli yönü, iptalin davacının sınavda başarılı olduğu sonucunu doğurmadığını, yeni düzenlemeye göre yapılacak sınavın sonucuna göre işlem tesis edileceğini açıkça belirtmesidir.

Bu karar şunu gösterir: Mülakat davasında yalnızca sınavın nasıl yapıldığı değil, hangi kurala göre yapıldığı da incelenmelidir. Sınavın dayandığı yönetmelik hükmü hakkında Danıştayda açılmış bir iptal davası varsa, bu dava bireysel davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Yetkili Mahkeme Konusunda Verilen Karar

Ankara 8. İdare Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli, E:2022/1978, K:2022/2372 sayılı kararı esasa değil usule ilişkindir, ama uygulamada sık yapılan bir hatayı gösterdiği için buraya aldık. Davacı, Adalet Bakanlığının ilanına başvurmuş, ancak sözlü sınavı Burhaniye Adalet Komisyonunca yapılmıştı. Ankara’da açılan davada mahkeme, sözlü sınavı yapan ve başarısızlık kararını veren merciin taşra adalet komisyonu olduğunu belirterek 2577 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca kendisini yetkisiz görmüş ve dosyayı Balıkesir İdare Mahkemesine göndermiştir. Davanın esası yukarıda andığımız Balıkesir 1. İdare Mahkemesi kararıyla karara bağlanmıştır.

Yetkisizlik kararı davayı düşürmemiş, yalnızca uzatmıştır. Yine de dava açmadan önce işlemi fiilen yapan merciin tespit edilmesi, zaman kaybını önler.

Kararların Ortak Sonucu: Yeniden Sınav

İncelediğimiz kararların hiçbirinde mahkeme davacıyı doğrudan başarılı saymamıştır. Hepsinde ortak bir paragraf yer alır: Bu karar, davacının sözlü sınavda başarılı olduğu anlamına gelmez; idare, karardaki gerekçeler doğrultusunda ve mevzuata uygun biçimde yapacağı yeni sözlü sınav sonucuna göre işlem tesis edecektir.

Bu, iptal kararının değersiz olduğu anlamına gelmez. Aday hukuka uygun yeni bir değerlendirme hakkı kazanır ve yeni sınavda başarılı olursa kaybettiği haklar için tam yargı davası yolu açılabilir. Bu süreci mülakat iptal kararı sonrası başlıklı yazımızda açıkladık.

İncelenen kararların özet tablosu
Mahkeme ve karar Sınav Tespit edilen kusur Sonuç
Ankara 13. İdare Mahkemesi, E:2023/951, K:2023/2135 Gelir uzman yardımcılığı Bütün adaylar için tek ve sonradan imzalanmış tutanak; soruların önceden hazırlandığına dair belge yok İptal
Ankara 20. İdare Mahkemesi, E:2023/793, K:2024/78 Defterdarlık uzman yardımcılığı Toplu liste tutanak; tutanak tarihi belli değil İptal
Ankara 20. İdare Mahkemesi, E:2023/794, K:2024/381 Mali hizmetler uzman yardımcılığı Beş üyenin bütün ölçütlerde aynı puanı vermesi İptal (oy çokluğu)
Balıkesir 1. İdare Mahkemesi, E:2022/1160, K:2023/186 Sözleşmeli zabıt kâtipliği İki bölüme hiç puan verilmemesi, gerekçe gösterilmemesi İptal
Ankara 11. İdare Mahkemesi, E:2024/2024, K:2025/492 Sözleşmeli öğretmenlik Bir üyenin alt kriterleri puanlamadan bölüm toplamı vermesi İptal
Danıştay 2. Dairesi, E:2021/9844, K:2022/484 Emniyet rütbe terfi Dayanak yönetmelik hükümlerinin iptal edilmiş olması İlk derece iptal kararı onandı
Ankara 8. İdare Mahkemesi, E:2022/1978, K:2022/2372 Sözleşmeli zabıt kâtipliği İşlemi yapan merci taşradaki adalet komisyonu Yetki yönünden ret, dosya Balıkesir’e gönderildi

Emsal Kararlar Kendi Dosyanıza Nasıl Uygulanır?

Bir emsal karar, dilekçeye eklendiği için değil, somut olayla bağlantısı kurulduğu için işe yarar. Bunun için şu sıra izlenmelidir:

  • Önce tutanağı görün: İdarenin savunmasıyla birlikte gelen tutanak ve değerlendirme formları incelenmeden hangi kararın emsal olacağı bilinemez.
  • Kusuru adlandırın: Tutanak toplu mu, tarihsiz mi, ölçütler puanlanmış mı, üyelerin puanları birbirinin aynısı mı, sorular kayıtlı mı?
  • Kararın olgusunu kendi olgunuzla karşılaştırın: Örneğin aynı puan meselesinde Ankara 20. İdare Mahkemesi kararındaki tablo, bütün üyelerin bütün ölçütlerde aynı puanı vermesidir. Sizin dosyanızda yalnızca bir ölçütte benzer puanlar varsa, bu karar aynı güçte emsal olmayabilir.
  • Üst mahkeme kararlarını öne çıkarın: İlk derece kararlarının atıf yaptığı Danıştay ve bölge idare mahkemesi kararları, istinaf aşamasında daha ağır basar.
Dikkat: Bir karar belirli bir somut olaya ilişkindir. Örneğin bir üyenin alt kriterleri puanlamaması Ankara 11. İdare Mahkemesince iptal sebebi sayılmıştır; ancak bu, her küçük form eksikliğinin her mahkemede aynı sonucu doğuracağı anlamına gelmez. Kararın kapsamı olduğundan geniş gösterilmemelidir.

Sık Sorulan Sorular

Mülakat davasında Danıştay kararı var mı?

Vardır. İlk derece mahkemeleri Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun ve Danıştay 12. Dairesinin sözlü sınav değerlendirmesine ilişkin kararlarına atıf yapmaktadır. Emniyet rütbe terfi sınavına ilişkin bir iptal kararı da Danıştay 2. Dairesince onanmıştır.

Komisyonun bütün üyeleri aynı puanı verdiyse mülakat iptal edilir mi?

Bütün üyelerin bütün ölçütlerde birebir aynı puanı vermesi, en az bir idare mahkemesince hayatın olağan akışına aykırı bulunarak iptal sebebi sayılmıştır. Ancak bu karar oy çokluğuyla verilmiştir; sonucun her dosyada aynı olacağı söylenemez.

Tutanak sınavdan sonra imzalandıysa ne olur?

Mahkemeler, değerlendirmenin her adayın sınavının hemen ardından yapılıp tutanağa bağlanmasını aramaktadır. Sınavlardan günler sonra imzalanan toplu tutanak, iptal kararlarının gerekçesi olmuştur.

Değerlendirme formunda bir kriter boş bırakılmışsa dava açabilir miyim?

Açabilirsiniz. Bir ölçütün veya alt kriterin puanlanmaması ve bunun gerekçesinin gösterilmemesi, hem zabıt kâtipliği hem öğretmenlik sözlü sınavlarında iptal sebebi sayılmıştır.

Emsal kararı dilekçeye eklemek davayı kazandırır mı?

Tek başına kazandırmaz. Kararın dayandığı olgunun sizin dosyanızda da bulunduğu gösterilmelidir. İdare mahkemesi kendi önündeki tutanağı inceleyerek karar verir.

İptal kararı verildiyse sınavı kazanmış sayılır mıyım?

Hayır. Bütün kararlar, idarenin hukuka uygun biçimde yeniden sözlü sınav yapması gerektiğini belirtmektedir. Başarı, yeni sınavın sonucuna bağlıdır.

Sonuç

Mülakat iptal davalarında verilen kararlar, mahkemelerin sözlü sınavı bir “kara kutu” olarak görmeyi reddettiğini göstermektedir. Toplu ve sonradan düzenlenen tutanak, önceden hazırlanmayan sorular, puanlanmayan ölçütler, birbirinin aynısı puanlar ve hukuka aykırı dayanak düzenleme, iptal kararlarının başlıca gerekçeleridir. Ortak ilke şudur: Değerlendirme denetlenemiyorsa, takdir yetkisinin nesnel kullanıldığından söz edilemez.

Bununla birlikte emsal kararlar mekanik biçimde kullanılmamalıdır. En sık yapılan hata, dilekçeye çok sayıda karar eklemek fakat bu kararların dayandığı olgunun kendi dosyada bulunduğunu göstermemektir. Konunun genel çerçevesi için mülakat iptal davası rehberimize bakılabilir.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay bakımından hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmetinin yerine geçmez. Kararlarda taraf bilgileri yer almamaktadır. Mevzuat için birincil kaynak: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.
Av. Feyza Nur Serttaş

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir