Nerlynx (Neratinib) İlacı SGK Davasında Emsal Kararların Hukuki İncelemesi
Nerlynx (Neratinib) İlacı SGK Davasında Emsal Kararların Hukuki İncelemesi

Kanser hastalığının tedavisinde kullanılan ve yurt dışından temin edilen Neratinib etkin maddeli Nerlynx isimli ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bedeli ödenecek ilaçlar listesinde yer almadığı gerekçesiyle hastalara karşılanmamaktadır. Bu durum, tedavisi hayati önem taşıyan hastaların yargı yoluna başvurmasına yol açmakta ve konu, gerek ilk derece mahkemeleri gerek Yargıtay gerekse Anayasa Mahkemesi tarafından defalarca değerlendirilmiştir. Aşağıda, Nerlynx (Neratinib) ilacına ilişkin somut bir yargı kararı ile bu kararla doğrudan ilgili emsal nitelikteki Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları, ilgili mevzuat hükümleri ile birlikte ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Uyuşmazlığın Hukuki Zemini: 5510 Sayılı Kanun’un 63. ve 64. Maddeleri

Uyuşmazlığın temelinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesi bulunmaktadır. Anılan madde uyarınca, genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını, hastalanmaları hâlinde sağlıklarını yeniden kazanmalarını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri arasında; teşhis ve tedavi için gerekli olan ilaç, tıbbi araç ve gereç ile iyileştirici nitelikteki sağlık hizmetleri de sayılmıştır.

Buna karşılık, 5510 sayılı Kanun’un 64. maddesinde Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetleri düzenlenmiştir. Bu maddede sayılan istisnalar; estetik amaçlı sağlık hizmetleri, Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen sağlık hizmetleri ile Sağlık Bakanlığınca tıbben sağlık hizmeti olarak kabul edilmeyen uygulamalardan ibarettir. Dolayısıyla, bir ilacın Sağlık Uygulama Tebliği ekindeki listelerde yer almaması, tek başına 64. madde kapsamında bir finansman yasağı doğurmamaktadır; zira 64. madde sınırlı sayıda istisnayı düzenlemekte olup ilacın SUT eki listede bulunmaması bu istisnalar arasında açıkça sayılmamıştır.

Ayrıca, 5510 sayılı Kanun’un 63. maddesinin (f) bendinde Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavi için gerekli ilaç, ortez, protez ve tıbbi sarf malzemelerinin sağlanmasını temin edeceği; aynı maddede Kurumun bu hizmetlerin türlerini, miktarlarını, kullanım sürelerini ve ödeme usul ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak komisyonlar aracılığıyla belirleyebileceği hükme bağlanmıştır. Yargı içtihadı, bu yetkinin idari bir düzenleme yetkisi olduğunu, ancak tıbben zorunlu ve hayati nitelikteki bir tedavinin salt idari listeleme eksikliği nedeniyle tümüyle dışlanamayacağını kabul etmektedir.

Somut Olay: Ankara İş Mahkemesi Kararı

İncelenen kararlardan ilki, meme kanseri tanısı konulan bir hastanın açtığı, kurum işleminin iptali istemli davada Ankara İş Mahkemesi tarafından verilmiş olan gerekçeli karardır.

Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkiline meme kanseri tanısı konulduğunu, hastalığın geldiği aşamada klasik tedavi seçeneklerinin yetersiz kalması nedeniyle Neratinib (Nerlynx) isimli ilacın reçete edildiğini, ilacın muadilinin bulunmadığını ve tedavide zorunlu olduğunu, hastanın hekimi tarafından yurt dışı kullanım izni alındığını, buna rağmen İbni Sina Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi’ne yapılan başvurunun Sağlık Uygulama Tebliği hükümleri gerekçe gösterilerek reddedildiğini ileri sürmüş; kurum işleminin iptali ile ilaç bedelinin tedavi süresince kesinti yapılmaksızın karşılanmasına ve dava süresince tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili ise cevap dilekçesinde, davacının kullanmakta olduğu ilacın Sağlık Uygulama Tebliği eki Ek-4/A ve Ek-4/C listelerinde yer almaması nedeniyle bedelinin karşılanamadığını, kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin Hukuki Gerekçesi

Mahkeme, uyuşmazlığı 5510 sayılı Kanun’un 63. ve 64. maddeleri çerçevesinde değerlendirmiş ve kararında şu tespitlere yer vermiştir:

“5510 sayılı Yasa’nın 63. maddesi gereğince; hastalığı durumunda sigortalı veya hak sahiplerinin sağlıklarını kazanmaları için gerekli ilacın Kurum tarafından karşılanması gerekmekte olup teşhis edilen hastalığının Kurum’ca finansmanı sağlanan yöntem ve ilaçlarla tedavi edilemediğinin anlaşılması karşısında; somut olayda, tedavi için tıbben gerekli olduğunun anlaşılması durumunda, Yasa’nın 64. maddesindeki düzenlemeden, davaya konu içerikli ilaçların finansmanının sağlanmasına engel bir anlamın çıkarılamayacağı gözetilmelidir.”

Bu gerekçeyle mahkeme, ilacın SUT eki listede yer almamasının, ilacın tıbben zorunlu olduğunun tespiti hâlinde başlı başına bir ret nedeni oluşturamayacağını kabul etmiştir. Mahkeme bu noktadan hareketle davacının tedavi evraklarını celp etmiş ve rapor talebinde bulunmuştur. Uzman hekimlerden oluşan bir heyetten bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda özetle, davacı hastada ilacın kullanımının tıbben uygun, gerekli ve hayati öneme haiz olduğu, kullanımının zorunlu bulunduğu, tıbben ve fennen davacının iyileşmesine katkı sağlayacağı, ayrıca SUT kapsamında ödemesi yapılan herhangi bir muadilinin bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkeme, söz konusu raporu denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli görerek hükme esas almıştır.

Mahkeme ayrıca, ilacın muadilinin bulunmadığı yönündeki değerlendirmesinde Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2018/2108 sayılı kararına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin maktu harç alınması nedeniyle maktu olarak takdir edilmesi gerektiği hususunda ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/17-1828 esas ve 2014/583 karar sayılı kararına atıf yapmıştır.

Kararın Hükmü

Ankara İş Mahkemesi yargılama sonucunda davanın kabulüne karar vermiştir. Neratinib ticari isimli Nerlynx etkin maddeli ilacın bedelinin tedavi süresi boyunca SGK tarafından karşılanması gerektiğinin tespitiyle kurum işlemi iptal edildi. Kararın bir örneğinin uygulanmak üzere İbni Sina Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezine gönderilmesine hükmedilmiştir. Mahkeme ayrıca, davacı tarafından yatırılan yargılama giderlerinin davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir. Gider avanslarının kullanılmayan kısımları, karar kesinleşince ilgililere iadesine karar verilmiştir. Karar, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8/2. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 321/2. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilmiştir.

Bu karar, kanser tedavisinde kullanılan ve SUT eki listelerde yer almayan bir ilacın bedelinin, tıbben zorunlu olduğunun bilirkişi incelemesiyle ortaya konulması hâlinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiğini somut bir olay üzerinden teyit etmesi bakımından önem taşımaktadır.

Anayasa Mahkemesinin 2020/22945 Başvuru Numaralı Kararı

Kanser ilaçlarının SGK tarafından karşılanmaması hususunda hastalar tarafından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda da bulunulmuş olup Anayasa Mahkemesi 14 Ağustos 2020 tarihli ve 2020/22945 başvuru numaralı kararında, ilaç bedelinin tedavi süresince derhâl ödenmesine karar vermiştir. Anılan kararda:

“Bahse konu ilacın başvurucunun hastalığının tedavisindeki önemi ve aciliyeti gözetildiğinde, başvurucunun tedavisine derhâl başlanması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle başvurucunun maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu tehlikenin ortadan kaldırılması için gerekli tedbirlerin derhâl alınmasına karar verilmesi gerekir.

ifadelerine yer verilmiştir. Bu değerlendirme, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkı ile Anayasa’nın 56. maddesinde düzenlenen sağlık hakkının, sosyal güvenlik uyuşmazlıklarının çözümünde doğrudan gözetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.05.2026 Tarihli, 2026/6484 Esas ve 2026/6783 Karar Sayılı Kararı

Nerlynx davasıyla aynı hukuki zeminde değerlendirilmesi gereken bir diğer önemli içtihat, akciğer kanseri tedavisinde kullanılan nivolumab etken maddeli ilaca ilişkin olarak Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.05.2026 tarihli ve 2026/6484 esas, 2026/6783 karar sayılı kararıdır. Bu kararla Daire, Denizli 6. İş Mahkemesince verilen direnme kararını oy birliğiyle onamıştır.

Söz konusu uyuşmazlıkta da ilaç, ilgili dönemde davacının hastalığı bakımından Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmamıştır. Bilirkişi raporunda tedavinin hastanın klinik durumu için uygun olduğu kaydedilmiştir. Bu durum, mevcut tedavilere göre sağkalım süresini artırma olasılığını işaret eder. İlk derece mahkemesi bu rapora dayanarak davayı kabul etmiş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise ilk incelemesinde ilacın tıbben zorunlu, hayati ve sürekli olarak daha etkin olup olmadığının daha kapsamlı bir bilirkişi heyetiyle araştırılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Mahkeme bu bozma kararına karşı direnmiş; kanser ilaçları bakımından kesin ve sürekli etkinlik ölçütünün gerçekçi olmadığını ve Kurumun ilacın gereksiz veya faydasız olduğuna dair somut bir itiraz ileri sürmediğini belirtmiştir.

Kararın Önceki İçtihatla Karşılaştırılması

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2024 ve 2025 yıllarında verdiği kararlarda, SUT kapsamında bulunmayan kanser ilaçlarının SGK tarafından karşılanabilmesi için ilacın tıbben ve fennen zorunlu, hayati önemi haiz, sürekli olarak etkin ve yararlı olması, tüm faz çalışmalarını tamamlamış ve tıbbi otoritelerce kabul görmüş bulunması ile Kurumun kabul edilebilir bir itirazının bulunmaması aranmaktaydı. Bu katı yaklaşım, çok sayıda dosyada kararların bozulmasına sebep olmuştur. Hasta lehine alınan ilk derece ve istinaf kararları bu durumdan etkilenmiştir.

11.05.2026 tarihli kararla onanan direnme kararında ise bu yaklaşımın kanser tedavilerinin doğasıyla bağdaşmadığı kabul edilmiştir. Kararda, hiçbir kanser ilacı bakımından her hasta yönünden kesin ve sürekli başarı öngörülmesinin mümkün olmadığı, tedavinin hastalığı tamamen ortadan kaldırmamakla birlikte yaşam süresini uzatması veya hastalığı kontrol altında tutması hâlinde tıbbi yararın bulunmadığından söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. Bu doğrultuda yargısal denetimin, Kurumun yerine geçilerek maliyet-fayda hesabı yapılması suretiyle değil, ilaç bedelinin karşılanmaması talebinin reddinin somut olayda yaşam hakkı ve sosyal güvenlik hakkını ihlal edip etmediğinin değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Bu kapsamda esas alınması gereken ölçütler; ilacın ruhsatlı ve tıbben kabul gören bir ilaç olup olmadığı, uzman hekim tarafından reçete edilip edilmediği ve hastaya makul bir tıbbi yarar sağlama ihtimalinin bulunup bulunmadığıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Stent Kararına Atıf

Direnme kararında ayrıca, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilaç salınımlı stent bedellerinin karşılanmasına ilişkin 21.05.2014 tarihli ve 2013/10-1282 esas, 2014/678 karar sayılı kararına atıf yapılmıştır. Anılan kararda, ilaç salınımlı stentin çıplak stente göre tıbben kesin biçimde üstün olduğunun bilim dünyasında ortaya konulmamış olmasına rağmen, hekimin tercihine üstünlük tanınması ve hastadan bu tercihin tıbbi doğruluğunu değerlendirmesinin beklenmemesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu yaklaşımın kanser ilacı uyuşmazlığına uyarlanmasıyla, tedaviyi yürüten hekimin tıbbi tercihinin, yaşam ve sağlık hakkının korunması bakımından esas alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu içtihatlar birlikte değerlendirildiğinde, Sosyal Güvenlik Kurumu işleminin yalnızca 2709 sayılı Anayasa’nın 17. maddesindeki yaşam hakkı bakımından değil, Anayasa’nın 56. maddesindeki sağlık hakkı, 60. maddesindeki sosyal güvenlik hakkı ve 10. maddesindeki eşitlik ilkesi bakımından da denetlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Dava Sürecinde Başvurulabilecek Tedbir Yolları

Nerlynx (Neratinib) ilacına ilişkin davalarda görevli mahkeme, hastanın sosyal güvenlik statüsüne göre değişmektedir. 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesi uyarınca, bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür; buna karşılık 5434 sayılı Kanun’a tabi olarak emekli, dul veya yetim aylığı almakta olan ya da ileride emekliliğe hak kazanacak memur ve diğer kamu görevlileri bakımından görevli mahkeme idare mahkemesidir.

Görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu hâllerde, dava süresince ilaç bedelinin karşılanması amacıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep edilebilir. Anılan madde uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar doğacağı hâllerde ihtiyati tedbire karar verilir; bu durumda dayanılan sebep ve tedbir türü açıkça belirtilmeli ve davanın esası yönünden haklılık yaklaşık olarak ispat edilmelidir.

Görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğu hâllerde ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin ikinci fıkrası uygulama alanı bulur. Bu hükme göre, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir; ilacın alınamaması hastanın yaşamını tehlikeye sokacaksa idarenin savunması alınmaksızın da işlemin yürütmesi durdurulabilir.

Ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olan davacılar, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilir; bu yolla hastaların dava harç ve masraflarından muaf tutulması mümkündür.

Kanser Hastalarının İlaç Bedeli Davaları

4/A ve 4/C SİGORTALILARI İÇİN KANSER İLACI DAVASI

Kanser İlacı SGK Tarafından Karşılanmıyorsa Ne Yapılır? (İade Davası Rehberi 2026)

KANSER İLACI DAVALARINDA BİLİRKİŞİ RAPORLARI

SGK KANSER İLACI DAVALARINDA ADLİ YARDIM MÜESSESİ

Sonuç

İncelenen Ankara İş Mahkemesi kararı, Anayasa Mahkemesinin 2020/22945 sayılı kararı ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.05.2026 tarihli kararı birlikte değerlendirildiğinde, Nerlynx (Neratinib) gibi kanser tedavisinde kullanılan ve Sağlık Uygulama Tebliği eki listelerde yer almayan ilaçların bedelinin, ilacın tıbben zorunlu, hayati öneme haiz ve tedavide etkili olduğunun bilirkişi incelemesiyle ortaya konulması hâlinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiği yönünde istikrarlı bir yargısal yaklaşımın oluştuğu görülmektedir. Yargıtay’ın son kararıyla birlikte, kanser ilaçlarına ilişkin uyuşmazlıklarda kesin ve sürekli etkinliğin ispatını arayan katı ölçütün terk edilerek, ilacın ruhsatlı ve tıbben kabul gören bir ilaç olması, uzman hekim tarafından reçete edilmiş olması ve hastaya makul bir tıbbi yarar sağlama ihtimalinin bulunması ölçütlerinin esas alınması gerektiği kabul edilmiş; bu suretle yaşam hakkı ve sosyal güvenlik hakkı merkezli, hasta lehine bir yaklaşım güçlendirilmiştir. Bununla birlikte her somut olayda, hastanın klinik durumu, ilacın ilgili endikasyondaki bilimsel kabul düzeyi, mevcut tedavi alternatifleri ile Kurum tarafından ileri sürülen somut itirazların bilirkişi incelemesi yoluyla ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir