Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak anılan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun 27 madde ile bir geçici maddeden oluşmakta olup, hükümlerinin büyük bölümü yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kanunda genel af, toplu tahliye veya bütün hükümlüleri kapsayan bir infaz indirimi yer almamaktadır. Buna karşılık idari yargıda tek hâkimle görülecek davaların parasal sınırı 25.000 Türk lirasından 486.000 Türk lirasına yükseltilmiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu yeniden düzenlenmiş ve belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmıştır.

12. Yargı Paketi Yürürlüğe Girdi: 7589 Sayılı Kanunu İncelemesi
12. Yargı Paketi Yürürlüğe Girdi: 7589 Sayılı Kanunu İncelemesi

1. Kanunun Kimliği ve Yasama Süreci

Kanunun resmî adı “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”dur. Kanun numarası 7589, kabul tarihi 16 Temmuz 2026’dır. Metin, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’nin Yasama Bölümünde yayımlanmıştır.

Kanun; İcra ve İflâs Kanunu, Noterlik Kanunu, Danıştay Kanunu, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun, İdari Yargılama Usulü Kanunu, Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun, Hâkimler ve Savcılar Kanunu, Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, Türk Medenî Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu olmak üzere on üç ayrı kanunda değişiklik yapmaktadır.

7589 sayılı Kanunun yasama süreci
Aşama Tarih Sonuç
TBMM Başkanlığına sunulma 22 Haziran 2026 Tamamlandı
Adalet Komisyonu 24–25 Haziran 2026 Kabul edildi
Genel Kurulda kabul 16 Temmuz 2026 Kanunlaştı (Kanun No. 7589)
Resmî Gazete’de yayım 31 Temmuz 2026 Sayı: 33326

2. Yürürlük Takvimi: Hangi Madde Ne Zaman Uygulanır?

Kanunun 26 ncı maddesi, tek bir yürürlük tarihi öngörmemiş; üçlü bir ayrım yapmıştır. Bir hükmün Resmî Gazete’de yayımlanmış olması, o hükmün aynı gün uygulanmaya başladığı anlamına gelmemektedir. Somut dosyada hangi metnin uygulanacağı belirlenirken önce yürürlük tarihi, sonra ilgili geçiş fıkrası kontrol edilmelidir.

Hüküm Yürürlük Konu
3 üncü madde 31 Temmuz 2026 (23 Temmuz 2026’dan itibaren geçerli olmak üzere) Danıştay Kanunu geçici m. 27
11, 12 ve 22 nci maddeler 31 Ekim 2026 (yayımdan üç ay sonra) Vesayet altındaki kişilere ait malların elektronik satışı ve ses–görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılımda imza
Diğer bütün maddeler 31 Temmuz 2026 Tek hâkim, İYUK 45–46, HAGB, TCK 158/4, belirsiz alacak davası, kanuni faiz ve diğerleri

3. İdari Yargıya İlişkin Değişiklikler (m. 3–6)

İdari yargı, paketin uygulamada en somut sonuç doğuran alanıdır. Dört madde ile Danıştayın yapısına ilişkin geçiş süresi uzatılmış, tek hâkimle çözümlenecek uyuşmazlıkların kapsamı genişletilmiş, bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesi sonunda sahip olduğu yetkiler tahdidî biçimde sayılmış ve temyiz yolu yeniden çizilmiştir.

3.1. Danıştayın Daire Yapısına İlişkin Geçiş Süresi

Kanunun 3 üncü maddesiyle, Danıştay Kanununun geçici 27 nci maddesinin on üçüncü fıkrasında yer alan “on yıl” ibaresi “on dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece daire sayısının ona indirilmesine ilişkin geçiş süresi dört yıl uzatılmış ve 23 Temmuz 2030 tarihine ertelenmiştir. Aynı maddenin on yedinci fıkrası da 23 Temmuz 2030 tarihine kadar uygulanmayacaktır; bu düzenlemenin sonucu olarak, boşalan her iki üyelik için bir üye seçilmesine ilişkin uygulamadan anılan tarihe kadar vazgeçilmiş olmaktadır. Hüküm, 23 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir.

3.2. İdari Yargıda Tek Hâkimle Görülecek Davaların Kapsamı

Kanunun 4 üncü maddesiyle 2576 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrası yeniden kaleme alınmış, ikinci fıkrasında yer alan “yirmibeşbin” ibaresi ise “dört yüz seksen altı bin” şeklinde değiştirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç olmak üzere, aşağıdaki davalar idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenecektir:

  • Konusu 486.000 Türk lirasını aşmayan, idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları,
  • İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen — uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç — disiplin cezaları ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar,
  • Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar,
  • Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar,
  • Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç olmak üzere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar,
  • 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.

Dikkat edilmesi gereken husus, (b) ilâ (f) bentlerinde sayılan uyuşmazlıkların parasal sınırdan bağımsız olarak tek hâkim önüne bırakılmış olmasıdır. Buna karşılık düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar, konusu ne olursa olsun heyet hâlinde görülmeye devam edecektir. Aynı parasal sınırın altında kalan vergi davaları ise vergi mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından karara bağlanacaktır.

Geçici madde 1’in ikinci fıkrası uyarınca bu değişiklik, yalnızca 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılan davalar bakımından uygulanır. Hâlihazırda derdest olan dosyalar, açıldıkları tarihteki usule tabi olmaya devam eder.

3.3. İYUK m. 45: Bölge İdare Mahkemesinin İstinaf İncelemesindeki Yetkileri

Kanunun 5 inci maddesiyle İdari Yargılama Usulü Kanununun 45 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları değiştirilmiştir. Üçüncü fıkra uyarınca bölge idare mahkemesi; kararı hukuka uygun bulursa, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gerekçeyi doğru veya yeterli bulmazsa gerekçeyi değiştirerek, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunun reddine karar verecektir.

Beşinci fıkra ise kaldırma ve gönderme hâllerini tahdidî olarak saymıştır. Buna göre bölge idare mahkemesi yalnızca; ilk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin diğer nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş ya da yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması, dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken

bu karar verilmeksizin dava hakkında hüküm kurulması, dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilmiş olması, talep hakkında hiç ya da eksik karar verilmesi, keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği hâlde yaptırılmaksızın karar verilmesi ve duruşma yapılması gerektiği hâlde duruşma yapılmaksızın karar verilmesi hâllerinde kararı kaldırarak dosyayı kararı veren mahkemeye kesin olarak gönderebilecektir.

Bununla birlikte kanun koyucu, keşif–bilirkişi ve duruşma eksikliğine ilişkin son iki bent bakımından bölge idare mahkemesine eksikliği bizzat giderme ve esas hakkında karar verme yetkisi tanımıştır. Fıkrada sayılan hâller dışında kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilemez. Düzenlemenin amacı, dosyaların istinaf ile ilk derece mahkemesi arasında gidip gelmesinin önlenmesi ve istinaf merciinin uyuşmazlığı bizzat sonuçlandıran bir merci hâline getirilmesidir.

3.4. İYUK m. 46: Temyiz Rejiminde Yapılan Değişiklik

Kanunun 6 ncı maddesiyle İYUK’un 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye yeni bir ikinci fıkra eklenmiştir. Yeni fıkraya göre, birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilecektir.

Bu imkânın dışında bırakılan dava ve işler şunlardır: idare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar; Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar; Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar; Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun uygulanmasından kaynaklanan davalar; bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın 45 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen parasal sınırı geçmediği kararlar; sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar.

Uygulamada dikkat: Tek hâkim kapsamının genişletilmesi ile temyiz yolunun kapatılması birlikte değerlendirildiğinde, konusu 486.000 Türk lirasının altında kalan iptal ve tam yargı davaları ile kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman, izin ve uyarma cezası uyuşmazlıklarında kanun yolu istinafta sona ermektedir. Dava dilekçesinin ve delillerin ilk derece aşamasında eksiksiz sunulması, artık her zamankinden daha belirleyicidir.

Geçici madde 1’in üçüncü fıkrası uyarınca bu rejim, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar bakımından önceki hükümler geçerliliğini korur.

4. Kamu Görevlileri Bakımından Pratik Sonuçlar

Kamu görevlileri hukuku alanında dava takip eden bir büro açısından paketin üç doğrudan sonucu vardır. Birincisi, uyarma cezasına ve geçici görevlendirme, yolluk, lojman, izin işlemlerine karşı açılan davaların artık parasal değere bakılmaksızın tek hâkim önünde görülecek olmasıdır. İkincisi, bu davalarda kaldırma sonrası verilen kararlar dahi temyize kapalı olduğundan, uyuşmazlığın kaderinin fiilen bölge idare mahkemesinde belirlenecek olmasıdır. Üçüncüsü ise, kademe ilerlemesinin durdurulması, aylıktan kesme, meslekten çıkarma gibi ağırlıklı disiplin cezalarının bu sayımın dışında kalması sebebiyle, ceza türüne göre farklı bir usulî güzergâhın ortaya çıkmasıdır.

Buna göre, uyarma cezasına karşı açılacak bir davada dava dilekçesinin hazırlanmasında; savunma hakkının kullandırılıp kullandırılmadığı, soruşturmacı atanması usulü, zamanaşımı sürelerine riayet edilip edilmediği ve ceza ile fiil arasındaki ölçülülük ilişkisi gibi hususların baştan ve eksiksiz biçimde ileri sürülmesi gerekmektedir. Zira bu iddiaların temyiz aşamasında yeniden değerlendirilmesi imkânı, yeni düzenleme karşısında büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.

5. Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki Değişiklikler (m. 19–25)

5.1. Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması ve Kısmi Davanın Güçlendirilmesi

Kanunun 19 uncu maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun karşılığında 20 nci madde ile 109 uncu maddeye eklenen dördüncü fıkra uyarınca, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecektir. Bu hâlde zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.

Geçici madde 1’in onuncu fıkrası uyarınca, yürürlükten kaldırılan 107 nci madde, kaldırılma tarihinden önce açılmış davalar bakımından uygulanmaya devam eder. Dolayısıyla 31 Temmuz 2026 tarihinden önce açılmış belirsiz alacak davaları eski hükme tabidir.

5.2. Duruşmalar Arasındaki Süre

Kanunun 21 inci maddesiyle HMK’nın 147 nci maddesine eklenen üçüncü fıkra uyarınca duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirtmek suretiyle daha uzun bir süre belirleyebilir.

5.3. Ses ve Görüntü Nakli Yoluyla Duruşmaya Katılımda İmza

Kanunun 22 nci maddesiyle HMK’nın 149 uncu maddesine eklenen fıkra uyarınca, ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında; ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. Bu madde 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.

5.4. Davaların Birleştirilmesi, Ayrılması ve Temyiz Sınırı

Kanunun 23 üncü maddesiyle, ilk davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlı olacağı açıklığa kavuşturulmuştur. 24 üncü madde ile yeniden düzenlenen 168 inci maddeye göre, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilecek; ilk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararlarına karşı ise ancak hükümle birlikte temyiz yoluna gidilebilecektir. Bu husus tek başına kaldırma veya bozma sebebi teşkil etmeyecektir.

25 inci madde ile 362 nci maddeye eklenen üçüncü fıkra ise, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararın kabul veya ret edilen kısmının parasal sınırın üzerinde bulunması hâlinde temyiz edilebileceğini; sınırın altında kalan kararlarda ilk derece kararı ile bölge adliye mahkemesi kararı arasındaki farkın da aynı sınırı geçmemesi ya da kararın sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlinde temyiz yolunun kapalı olacağını hükme bağlamıştır.

6. Kanuni Faiz ve Tazminat Faizi (m. 10 ve m. 18)

Kanunun 10 uncu maddesiyle 3095 sayılı Kanunun 1 inci maddesi değiştirilmiştir. Buna göre, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken hâllerde miktar sözleşme ile tespit edilmemişse, yıllık faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanacaktır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü itibarıyla önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan orandan beş puan veya daha çok farklılık gösterirse, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır. 2026 yılı bakımından geçerli reeskont oranı esas alındığında ortaya çıkan yıllık kanuni faiz oranı yüzde 31’dir; önceki dönemlere ilişkin hesaplarda ise o dönemde yürürlükte bulunan oran ayrıca uygulanmalıdır.

Kanunun 18 inci maddesiyle Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesine eklenen fıkralar, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma zararlarında faiz başlangıcını ikili bir ayrıma tabi tutmuştur: zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminat tutarına haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tutara ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir. İfa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedeller, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir. Geçici madde 1’in dokuzuncu fıkrası uyarınca bu değişiklik, yalnızca 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır.

7. İcra Hukuku ve Noterlik (m. 1–2)

Kanunun 1 inci maddesiyle İcra ve İflâs Kanununun 114 üncü maddesinde değişiklik yapılmıştır. Tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde, birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak; bu usul bir defaya mahsus olmak üzere uygulanacaktır. Elektronik satış portalında verilecek tekliflerin, bu birinci artırmada muhammen kıymetin yüzde yüzünü, ikinci artırmada ise muhammen kıymetin yüzde ellisi ile rüçhanlı alacaklar toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca paraya çevirme ile paylaştırma masraflarını geçmesi gerekmektedir.

Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklıdan, artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar müracaat etmesi şartıyla, alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar teminat alınmayacak; Hazine ise açık artırmalarda teminat göstermekten muaf tutulacaktır. İhale bedelini süresinde yatırmayan alıcıya teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası verilecek ve bu ceza 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilecektir. Geçici madde 1’in birinci fıkrası uyarınca bu değişiklikler, yürürlük tarihinden önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz.

Kanunun 2 nci maddesiyle yeniden düzenlenen Noterlik Kanununun 55 inci maddesi ise, noterlik evrakının resmî mercilerce incelenmesi usulünü ve elektronik iletimi düzenlemektedir. Evrakın aslının istenmesi hâlinde noter, bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylayarak örneği aslının yerinde saklar ve aslı ilgili mercie gönderir. Onaylı örnek istenmesi hâlinde ise evrakın aslı elektronik ortamda taranıp güvenli elektronik imzayla imzalanarak elektronik ortamda gönderilir. Bu işlemler için yevmiye numarası verilmez; posta masrafı ve tarifeyle belirlenen yol masrafı hariç olmak üzere harç, vergi ve değerli kâğıt ücreti dâhil hiçbir ad altında ücret alınmaz.

8. Ceza Hukuku ve Ceza Muhakemesi (m. 13–17)

8.1. TCK m. 158’e Eklenen Dördüncü Fıkra

Kanunun 13 üncü maddesiyle Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkra uyarınca, dolandırıcılık (m. 157) veya nitelikli dolandırıcılık (m. 158) suçlarına iştirakin; failin kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla, kendisine veya başkasına ait banka ya da kredi kartı gibi ödeme araçlarını yahut banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı kalması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Bu hüküm bir af değildir ve otomatik indirim doğurmaz. Hesap sahibinin suç planına başka fiillerle katılması, para hareketlerini yönetmesi veya mağdurla iletişim kurması hâlinde fıkranın uygulanıp uygulanmayacağı dosya özelinde değerlendirilir. Hükmün uygulama alanı münhasıran TCK m. 157 ve 158 kapsamındaki iştirak hâlleriyle sınırlı olup, hırsızlık veya banka ya da kredi kartlarının kötüye kullanılması suçları bu kapsamda değildir.

8.2. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (CMK m. 231)

Kanunun 15 inci maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin beş ilâ on dördüncü fıkraları yeniden düzenlenmiştir. Hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olması hâlinde, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve zararın tamamen giderilmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecektir. Zararın derhâl giderilememesi hâlinde, denetim süresince aylık taksitlerle tamamen ödeme koşuluyla da karar verilebilir. Denetim süresi beş yıldır ve bu süre içinde dava zamanaşımı durur.

Değişikliğin en önemli sonucu, HAGB kararına karşı istinaf kanun yolunun açılmış olmasıdır. Kararın ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde ise temyiz yoluna gidilebilecektir. İnceleme, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden yapılır. Ayrıca HAGB hükümleri; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmayacaktır.

8.3. Genetik İnceleme Sonuçları, Kaçak Sanık ve Başsavcılık İtirazı

Kanunun 14 üncü maddesiyle CMK’nın 80 inci maddesinde yapılan değişiklik uyarınca moleküler genetik inceleme sonuçları, kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydedilir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâllerinde bu bilgiler derhâl, diğer hâllerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilir. İlgili kişi, saklamayı gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması hâlinde silme talebinde bulunabilir.

16 ncı madde ile kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabileceği, ancak daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği; güvenlik tedbirine karar verilmesi hâlinde kaçak sanığın veya müdafiin yargılamanın yenilenmesini talep edebileceği hükme bağlanmıştır. 17 nci madde ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere Yargıtay ceza dairelerinin tüm kararlarına karşı, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebileceği düzenlenmiştir; sanığın lehine itirazda süre aranmaz.

9. Yargı Teşkilatı ve Bilirkişilik (m. 7–9)

Kanunun 7 nci maddesiyle Adli Tıp İhtisas Kurulu başkan ve üyeliklerine atanabilmek için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olma şartı getirilmiş; kurul başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlenmiştir. Geçici madde 1’in dördüncü fıkrası uyarınca, yürürlük tarihi itibarıyla dört yıl veya daha fazla süreyle görev yapmış olanların görevleri sona erecek, daha az süreyle görev yapmış olanlar kalan süreyi tamamlayacaktır.

8 inci madde ile hâkim ve savcı yardımcılarının meslek öncesi eğitim müfredatı ile yazılı ve sözlü sınav esasları doğrudan kanunla düzenlenmiştir. Sözlü sınavda; eğitim konularına ilişkin mevzuat, içtihat ve uygulama bilgisi, mesleki yeterlilik ve hukuki meseleleri kavrama yeteneği, özgüven ve temsil kabiliyeti ile Türkçeyi etkin kullanma becerisi ve genel kültür düzeyi, her biri yirmi beşer puan üzerinden değerlendirilecektir.

9 uncu madde ile Hâkimler ve Savcılar Kanununun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasına eklenen bent uyarınca, mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak, uyarma cezasını gerektiren disiplin fiilleri arasına alınmıştır. Düzenlemenin amacı, hukuki nitelendirme yetkisinin bilirkişiye devredilmesinin önüne geçilmesidir.

10. Geçici Madde 1: Geçiş Hükümleri Tablosu

7589 sayılı Kanun, her değişiklik için aynı ölçütü kullanmamıştır. Somut dosyanın yeni hükme tabi olup olmadığı belirlenirken, aşağıdaki tetikleyici olayın hangi tarihte gerçekleştiği tespit edilmelidir.

Değişiklik Ölçüt (tetikleyici olay) Sonuç
İİK m. 114 (ortaklığın giderilmesi) Açık artırmanın ilan tarihi Yürürlükten önce ilanı yapılmış artırmalara uygulanmaz
2576 s.K. m. 7 (tek hâkim) Davanın açıldığı tarih 31.07.2026’dan sonra açılan davalara uygulanır
İYUK m. 46 (temyiz) Bölge idare mahkemesi kararının tarihi 31.07.2026’dan sonra verilen BİM kararlarına uygulanır
Adli Tıp Kurumu m. 26 Yürürlük tarihindeki görev süresi Dört yılını dolduranların görevi sona erer
TMK m. 440 ve 444 Açık artırmanın ilan tarihi Önceden ilanı yapılmış artırmalara uygulanmaz
TCK m. 158/4 Hükmün tarihi ve dosyanın aşaması Kanun yolundaki dosyalarda bozma; infaz aşamasında altı aylık zarar giderme imkânı
CMK m. 308 Dosyanın Başsavcılığa teslim tarihi 31.07.2026’dan sonra teslim edilen dosyalara uygulanır
TBK m. 55 Haksız fiil veya zarar doğuran olayın tarihi 31.07.2026’dan sonraki olaylara uygulanır
HMK m. 107 (belirsiz alacak) Davanın açıldığı tarih Önce açılmış davalarda eski hüküm uygulanmaya devam eder

Geçici madde 1’in altıncı ve yedinci fıkraları, TCK m. 158/4’ün uygulanacağı eski dosyalar bakımından özel bir rejim öngörmüştür. Kanunun yürürlüğünden önce hüküm verilmiş olup dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıkların, bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerindeki dosyaları hakkında bozma kararı verilerek dosya ilk derece mahkemesine gönderilir; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine iletilir. İnfaz aşamasındaki ve haklarında TCK m. 168 uygulanmamış hükümlüler ise, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde mağdurun zararını aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen gidermeleri hâlinde TCK m. 168/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir. Bu süre içinde zarar tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez.

11. Nihai Metinde Yer Almayan Düzenlemeler

Teklifin önceki aşamalarında yer almasına rağmen 31 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan nihai metinde bulunmayan başlıklar şunlardır:

  • İdare aleyhine hükmedilen para alacakları, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için ilamlı icra takibinden önce idareye yazılı başvuru yapılması ve bir ay bekleme zorunluluğu,
  • Ceza Muhakemesi Kanununun bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoymaya ilişkin hükmünde öngörülen değişiklik,
  • Yargıtayın yalnızca görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozma kararı vermesini sınırlayan hüküm,
  • Genel af, toplu tahliye, kapsamlı infaz indirimi veya hükümlülere yönelik genel bir denetimli serbestlik genişlemesi.

Bu başlıklara ilişkin mevcut mevzuat, 7589 sayılı Kanunla değişikliğe uğramaksızın yürürlükte kalmaya devam etmektedir. Dolayısıyla idareye karşı ilamlı icra takiplerinde önceki usul aynen geçerlidir.

12. Sıkça Sorulan Sorular

12. Yargı Paketi yürürlüğe girdi mi?
Evet. 7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Hükümlerin büyük bölümü aynı gün yürürlüğe girmiştir; 11, 12 ve 22 nci maddeler 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.
12. Yargı Paketinde af var mı?
Hayır. Kanunda genel af, toplu tahliye, kapsamlı infaz indirimi veya bütün hükümlüleri kapsayan bir denetimli serbestlik düzenlemesi bulunmamaktadır. TCK m. 158/4’teki yarı oranındaki indirim, yalnızca maddede tanımlanan sınırlı iştirak hâline ilişkindir.
İdari yargıda tek hâkim sınırı ne kadar oldu?
Parasal sınır 25.000 Türk lirasından 486.000 Türk lirasına yükseltilmiştir. Ayrıca öğrenci disiplin işlemleri, kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri, uyarma cezaları ile bazı meslek kuruluşu disiplin cezaları parasal değerden bağımsız olarak tek hâkim kapsamına alınmıştır.
Devam eden davam tek hâkime mi düşecek?
Hayır. Geçici madde 1/2 uyarınca yeni kapsam, yalnızca 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılan davalar bakımından uygulanır. Derdest dosyalar önceki usule tabi olmaya devam eder.
HAGB kararına karşı istinaf yolu açıldı mı?
Evet. CMK m. 231’in yeni on ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Kararın ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yolu öngörülmüştür.
2026 yılında kanuni faiz oranı kaçtır?
Kanuni faiz, ilgili reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden belirlenmektedir. 2026 yılı için geçerli reeskont oranı esas alındığında yıllık oran yüzde 31’dir. Önceki dönemlere ilişkin hesaplarda o dönemde yürürlükte bulunan oran ayrıca uygulanır.
Belirsiz alacak davası tamamen kaldırıldı mı?
HMK m. 107 yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda bu madde uygulanmaya devam eder. Sonraki dönemde kısmi dava açan taraf, tahkikat sona erinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere talebini artırabilecektir.
İdareye karşı icra takibinden önce başvuru zorunluluğu getirildi mi?
Hayır. Bu yöndeki madde teklif metninde yer almasına rağmen kanunlaşmamıştır; ilamlı icra takiplerinde mevcut usul devam etmektedir.

13. Sonsöz

7589 sayılı Kanun, adı üzerinde bir “etkinlik ve verimlilik” kanunudur. Getirilen düzenlemelerin ortak paydası, uyuşmazlığın daha az sayıda merci önünde ve daha kısa sürede sonuçlandırılmasıdır. Tek hâkim kapsamının genişletilmesi, bölge idare mahkemesinin dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderebileceği hâllerin tahdidî olarak sayılması, temyiz yolunun belirli dava gruplarında kapatılması ve duruşma aralıklarının üç ayla sınırlandırılması bu amacın somut araçlarıdır.

Bu tercihin usul ekonomisi bakımından sağladığı kazanım açıktır. Buna karşılık aynı tercih, tarafların hak arama biçimini de değiştirmektedir. Kanun yollarının daraldığı bir düzende, iddia ve savunmanın ilk derece aşamasında eksiksiz kurulması, delillerin başlangıçta toplanması ve usulî itirazların zamanında ileri sürülmesi, davanın sonucunu belirleyen asıl unsur hâline gelmektedir. Bilhassa kamu görevlilerinin uyarma cezası, geçici görevlendirme, lojman ve izin işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklarında, uyuşmazlığın kaderi artık fiilen istinaf aşamasında belirlenecektir.

Kanunun her maddesi için farklı bir geçiş ölçütü öngörülmüş olması da ayrıca vurgulanmalıdır. Dava açılış tarihi, karar tarihi, artırma ilanı, olay tarihi ve dosyanın teslim tarihi, aynı kanun içinde birbirinden bağımsız ölçütler olarak kullanılmıştır. Bu sebeple somut bir dosyada yeni hükmün uygulanıp uygulanmayacağı, ilgili değişiklik maddesi ile Geçici 1 inci maddenin ilgili fıkrası birlikte okunarak belirlenmelidir.

https://avfeyzanurserttas.com/12-yargi-paketi-kanunun-getirdigi-degisikliklerin-sistematik-incelemesi/

https://avfeyzanurserttas.com/iban-magdurlari-12-yargi-paketinin-getirdigi-ceza-indirimi-duzenlemesi-tck-m-158-1-f/

Av. Feyza Nur Serttaş

İdare Hukuku ve İdari Yargı

Bu yazı, 7589 sayılı Kanunun 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan metni esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Her dosya kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir