Bu yazı, özel güvenlik kimlik kartı iptali sebeplerini bir bütün olarak ele alan ana incelememizin tamamlayıcısıdır.
İltisak irtibat özel güvenlik dosyaları, ceza mahkûmiyeti bulunmasa dahi mesleğin kaybına yol açabilmesiyle diğerlerinden ayrılır. Zira idare hukukunda, ceza sorumluluğu doğurmayan; ancak idarî sonuç doğuran bağlantı kavramlarının kullanılması, temel hakların sınırlandırılması bakımından özel bir denetim yoğunluğu gerektirir. Özel güvenlik mevzuatında bu kavramlar, iltisak ve irtibat olarak karşımıza çıkmaktadır.
10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, kimlik kartının iptalini gerektiren hâlleri esas itibarıyla 10 ve 11. maddelerinde düzenlemiştir. Bu hâller; bir yıl ve üzeri hapis cezasına mahkûmiyet, katalog suçlardan mahkûmiyet yahut hükmün açıklanmasının geri bırakılması, katalog suçlardan devam eden kovuşturma, olumsuz güvenlik soruşturması, görevin ifasına engel sağlık durumu, yenileme eğitiminin alınmaması, vatandaşlık, yaş ve öğrenim şartlarının yitirilmesi ile Kanun’un 20. maddesinde sayılan fiillerin işlenmesidir. Bunlara, 11. maddenin son fıkrasında ayrıca düzenlenen terör bağlantısı yasağı eklenir.
Aşağıda yalnızca bu son hâl, yani terör örgütlerine yahut Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisak yahut irtibat bulunduğunun tespiti incelenecektir.
▸ Kimlik kartı iptaline yol açan bütün hâller için: özel güvenlik kimlik kartı iptali
İltisak İrtibat Özel Güvenlik Yasağının Kanunî Metni (m. 11/son)
5188 sayılı Kanun’un 11. maddesinin son fıkrası şöyledir: «Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya irtibatı olduğu tespit edilen kişiler, özel güvenlik alanında faaliyet yürüten şirket veya birimlerde çalışamazlar.» Hüküm, 2 Ocak 2017 tarihli 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenmiş ve 1 Şubat 2018 tarihli 7072 sayılı Kanun’la aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
Hükmün yapısı üç unsurdan oluşur: bir yapı (terör örgütü yahut MGK kararına konu oluşum), bir ilişki (iltisak veya irtibat) ve bir tespit. Üçünün de ayrı ayrı gerçekleşmesi aranır ve dava dilekçesinde üçü ayrı başlıklar altında tartışılmalıdır.
İltisak ve İrtibat Ne Demektir? Ceza Hukuku Kavramlarından Farkı
Kanun koyucu, ceza hukukunun «üyelik», «yardım» yahut «propaganda» kavramlarını değil; idare hukukuna özgü ve daha geniş olan iltisak ve irtibat kavramlarını tercih etmiştir. İltisak, sözlük anlamıyla bir şeye bitişik ve kaynaşmış olmayı; irtibat ise bağlantı ve ilişki içinde bulunmayı ifade eder. Bu kavramlar bir suç tanımı olmadığından, ceza mahkûmiyeti bulunmasa dahi idarî işleme dayanak yapılabilmektedir.
Bu genişlik, ölçülülük denetimini zorunlu kılar. Zira ceza yargılamasının güvenceleri devrede olmaksızın, kişinin mesleğini icra etme imkânı ortadan kaldırılmaktadır. Bu sebeple mahkemeler, iltisak ve irtibatın belirli, süreklilik arz eden ve örgütle organik bir bağı gösteren olgulara dayanmasını aramaktadır. Tek seferlik, tesadüfî yahut mesleki gereklilikten kaynaklanan temasların bu kapsamda değerlendirilmesi kanaatimizce hükmün amacını aşar.
Tespit Şartı: Olgusal Veri ve Denetime Elverişlilik Zorunluluğu
Hüküm, ilişkinin varlığını değil, tespit edilmiş olmasını aramaktadır. Peki, tespit nasıl yapılacaktır? Bu sorunun cevabı, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nda bulunmaktadır. Anılan Kanun’un 5. maddesi, güvenlik soruşturmasının kişinin terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılması suretiyle tespit edilmesini öngörmektedir. Aynı Kanun’un 5. maddesi, kolluk ve istihbarat ünitelerindeki verilerin «olgusal» nitelikte olmasını aramaktadır.
Kanun koyucunun «olgusal veri» ve «denetime elverişlilik» kavramlarını özellikle seçmiş olması tesadüf değildir. Kanaat, duyum, izlenim yahut kaynağı belirsiz bir istihbarî not, olgusal veri değildir; denetime de elverişli değildir. Bu sebeple işlemin yalnızca böyle bir nota dayanması, sebep unsuru yönünden sakatlık oluşturur.
İltisak İrtibat Özel Güvenlik Dosyalarında Dayanak Yapılan Olgular ve Hukukî Değeri
Bu sebebe dayanan işlemlerde idarenin dayandığı olgular genellikle şu başlıklarda toplanmaktadır: kapatılan kurumlarda çalışmış yahut eğitim görmüş olmak; kapatılan bir bankada hesap bulundurmak; belirli bir yayına abone olmak; belirli bir iletişim uygulamasının kullanıldığı iddiası; hakkında yürütülmüş ancak takipsizlikle yahut beraatle sonuçlanmış bir soruşturma; nihayet aile bireylerine ilişkin kayıtlar.
Bu olguların her biri bakımından ayrı ayrı şu sorular sorulmalıdır: Olgu, kişinin kendisine mi yoksa üçüncü kişilere mi aittir? Olgunun gerçekleştiği tarihte söz konusu yapı hakkında verilmiş bir yasaklama kararı var mıdır? Olgu tek başına mı, yoksa bir bütün oluşturacak biçimde diğer verilerle birlikte mi değerlendirilmiştir? Ve nihayet: olgu, görülecek hizmetin niteliğiyle nasıl bir ilişki içindedir?
Özellikle üçüncü kişilere ait kayıtlara dayanılması, cezaların şahsîliği ilkesine aykırıdır. Aile bireyinin geçmişi sebebiyle kişinin mesleğinden yoksun bırakılması, kanaatimizce Anayasa’nın 38. maddesindeki ilkeyle bağdaşmaz ve bu husus dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmelidir.
Gizli Bilgiye Dayanan İşlemlerde Savunma Hakkı ve Silahların Eşitliği
Bu tür işlemlerde idare, dayandığı bilgilerin gizli olduğunu ileri sürerek dosyaya sunmaktan kaçınabilmektedir. Böyle bir durumda, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri zedelenir. Uygulamada mahkemeler ara kararıyla işlem dosyasının celbini istemekte; gizlilik gerekçesiyle sunulmayan bilgilere dayanılarak kişi aleyhine sonuca varılamayacağını kabul etmektedir. Dava dilekçesinde, işleme dayanak bilgi ve belgelerin celbinin talep edilmesi ve idarece sunulmaması hâlinde bunun idare aleyhine değerlendirilmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi yerinde olur.
Sektörden Dışlanma Sonucu ve Açılacak İptal Davası
Hüküm, kişinin özel güvenlik alanında faaliyet yürüten şirket veya birimlerde çalışamayacağını öngörmektedir. Bu, yalnızca kimlik kartının iptali değil; sektörden fiilen dışlanma sonucunu doğurur. Sonucun ağırlığı, yargısal denetimin de aynı ölçüde yoğun olmasını gerektirir.
İşlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılmalı; yürütmenin durdurulması talep edilmelidir. Dilekçede sırasıyla, dayanılan olguların somut olarak ortaya konulmadığı; olguların olgusal veri niteliği taşımadığı; tespit edilen hususların iltisak veya irtibat düzeyine ulaşmadığı; işlemin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülür. Kesinleşen kararlar bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu da açıktır.
Özel Güvenlik Kimlik Kartı İptali
Özel Güvenlik Kimlik Kartı İptali: Sebepleri, Sonuçları ve Dava Yolu
Bir Yıl ve Üzeri Hapis Cezasının Özel Güvenlik Kimlik Kartı Etkisi
HAGB Özel Güvenlik Olmaya Engel mi? Katalog Suçlar ve Kimlik Kartı İptali
Devam Eden Dava Özel Güvenlik Kimliğinin İptaline Yol Açar mı?
Güvenlik Soruşturması Olumsuz Özel Güvenlik Görevlisi Ne Yapmalı?
Özel Güvenlik Sağlık Şartları: Çalışamaz Raporu ve Çalışma İzninin İptali
İltisak İrtibat Özel Güvenlik İlişkisi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hakkımda takipsizlik kararı var, buna rağmen kimliğim iptal edildi. Mümkün mü?
İdare, ceza sorumluluğundan bağımsız bir değerlendirme yaptığını ileri sürebilir. Ancak takipsizlik kararı, iddiaya konu olgunun sabit olmadığını gösterdiğinden işlemin sebep unsurunu ciddi biçimde zayıflatır ve davada güçlü bir dayanaktır.
Kapatılan bir kurumda çalışmıştım. Bu tek başına yeterli mi?
Kanaatimizce hayır. Çalışmanın tarihi, süresi, niteliği ve o dönemde ilgili yapı hakkında bir yasaklama kararı bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir. Salt istihdam ilişkisinin iltisak sayılması, hükmün amacını aşar.
İdare gerekçe göstermiyor, nasıl savunma yapacağım?
Dava açıp işlem dosyasının celbini talep etmek gerekir. Gerekçesizlik başlı başına bir hukuka aykırılık iddiasıdır ve savunma hakkının kullanılmasını engeller.
Ceza davasından beraat edersem kimliğim iade edilir mi?
Kendiliğinden iade edilmez; yeniden başvuru yapılması gerekir. Ancak beraat kararı, yeni başvuruda ve açılacak davada belirleyici bir delildir.
Bu iptal kalıcı mıdır?
Hüküm, tespitin geçerliliğini sürdürdüğü sürece çalışma yasağı öngörmektedir. Tespite esas olgunun ortadan kalkması yahut yargı kararıyla geçersizliğinin ortaya konulması hâlinde yeniden başvuru mümkündür.
Değerlendirme ve Sonuç
Terör bağlantısı gerekçesiyle tesis edilen iptal işlemleri, sonuçları itibarıyla en ağır; hukukî denetimi ise en zor iptal türüdür. Bununla birlikte kanun koyucu, 7315 sayılı Kanun’la tespitin olgusal verilere dayanmasını ve denetime elverişli yöntemlerle yapılmasını açıkça aramıştır. Bu iki ölçüt, savunmanın en güçlü dayanağıdır. Soyut kanaat yazılarına, üçüncü kişilere ait kayıtlara yahut hukukî değeri bulunmayan istihbarî notlara dayanan işlemlerin iptali istenebilir ve istenmelidir.
Bu makale bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır; somut uyuşmazlığınıza ilişkin değerlendirme yerine geçmez.
Av. Feyza Nur Serttaş

Bir yanıt yazın