Engelli öğretmenler bakımından mevzuat, birbirinden farklı üç düzeyde koruma öngörmüştür. Birincisi, norm kadro fazlası atamalarında resen görev yeri belirlemeden istisna tutulmadır. İkincisi, engellilik durumu devam ettiği sürece memurun isteği dışında yerinin değiştirilemeyeceğine ilişkin genel kuraldır. Üçüncüsü, zorunlu çalışma yükümlülüğünden muafiyettir.

Bu korumaların hukuki nitelikleri ve kapsamları farklıdır. İlki yalnızca norm kadro fazlası atamalarına, ikincisi her türlü isteğe bağlı olmayan yer değişikliğine, üçüncüsü ise hizmet alanı seçimine ilişkindir. Dilekçede üçünün ayrı başlıklar hâlinde işlenmesi, korumanın tümünden yararlanılmasını sağlar.

Buna rağmen uygulamada, yüzde kırk ve üzeri engel oranı bulunan öğretmenlerin norm kadro fazlası gerekçesiyle resen atandığı, itiraz üzerine verilen cevapların ise gerekçe içermeyen kalıp metinlerden ibaret olduğu görülmektedir. Bu rehberde anılan üç koruma, ispat meseleleri ve dava usulü ele alınmaktadır.

Engelli öğretmenin sağlık kurulu raporu ile atama işleminin hukuki denetimi
Engelli öğretmenin sağlık kurulu raporu ile atama işleminin hukuki denetimi

Resen görev yeri belirlemeden istisna

Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 34. maddesinin yedinci fıkrası, sağlık kurulu raporunda en az yüzde 40 oranında engelli olduğu belirtilen kadrolu öğretmenlerden norm kadro fazlası konumunda bulunanların, engellilik durumlarının devamı süresince resen görev yeri belirlemeden istisna olduğunu düzenlemektedir.

Engelli öğretmen bakımından hükmün uygulanabilmesi için üç unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir ve bunların dilekçede ayrı ayrı gösterilmesi isabetlidir:

  • Sağlık kurulu raporuyla belgelenmiş en az yüzde kırklık engel oranı.
  • Norm kadro fazlası konumunda bulunma.
  • Engellilik durumunun işlem tarihinde ve hâlen devam ediyor olması.

İstisnanın sonucu, atamanın mutlak biçimde yasaklanması değildir. Korunan husus, öğretmenin iradesi dışında görev yerinin belirlenmemesidir; tercih yoluyla atanma mümkündür. İdarenin savunmalarında bu ayrımın gözden kaçırıldığı ve istisnanın atamayı tümüyle imkânsız kılacağı gerekçesiyle uygulanmadığı görülmektedir.

Aynı Yönetmeliğin 28. maddesinin on birinci fıkrası, aynı eğitim kurumunda on iki yıllık süreyi dolduranlar bakımından öngörülen resen atama hükümlerinin de bu grup hakkında uygulanmayacağını düzenlemiştir. Böylece koruma, iki ayrı resen atama mekanizmasını birden kapsamaktadır.

İsteği dışında yerinin değiştirilememesi kuralı

İkinci ve kapsamı daha geniş koruma, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik’in ek 3. maddesinde yer almaktadır.

Engellilik durumu devam ettiği sürece kurumlarca isteği dışında memurun yeri değiştirilmez. Engellilik durumu ortadan kalkan memurlar hakkında bu Yönetmelikte yer alan diğer hükümler uygulanır.

Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik, ek m. 3

Engelli öğretmen bakımından bu kural, norm kadro fazlası atamalarıyla sınırlı değildir; hizmetin gereği olarak yapılan yer değiştirmeler dâhil, isteğe bağlı olmayan her türlü yer değişikliğini kapsar. Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 42. maddesi ile 29. maddesinin ikinci fıkrasındaki atıflar nedeniyle öğretmenler bakımından da uygulanabilir niteliktedir.

Aynı madde ayrıca, engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin Yönetmelikteki kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın, kurumların kadro imkânları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanacağını öngörür. Maddedeki «bir defadan fazla» sınırlaması, Danıştay İkinci Dairesinin 21/3/2018 tarihli ve E. 2016/9697, K. 2018/1891 sayılı kararıyla iptal edildiğinden, haktan daha önce yararlanılmış olması yeni bir talebi engellemez.

Nihayet madde, atama yapılacak yerin memurun engellilik durumuna uygun olmasını esas kabul etmiştir. Bu ölçüt, atanılan eğitim kurumunun fiziksel erişilebilirliği ile yerleşim yerinin tedavi imkânları bakımından somut bir denetim yapılmasına imkân verir.

Zorunlu çalışma yükümlülüğünden muafiyet

Engelli öğretmen bakımından üçüncü koruma, zorunlu çalışma rejimindedir. Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 25. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, en az yüzde 40 oranında çalışma gücünden yoksun olduğunu belgelendiren kadrolu öğretmenlerin zorunlu çalışma yükümlülüğünden muaf tutulacağını düzenlemektedir.

Buradaki ölçütün «çalışma gücünden yoksunluk» olarak ifade edildiğine dikkat edilmelidir. Engel oranı ile aynı belgeye dayansa da kavramsal olarak farklıdır; raporun bu yönü açıkça göstermesi beklenir. Muafiyetin sonucu, zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanlarına atanma zorunluluğunun bulunmamasıdır.

Yönetmeliğin 20. maddesinin dördüncü fıkrası, üçüncü hizmet bölgesinde yer alan eğitim kurumlarının tamamı ile diğer hizmet bölgelerinin 4, 5 ve 6. hizmet alanlarındaki kurumların zorunlu çalışma yükümlülüğü kapsamında olduğunu belirtir. Hizmet bölgelerine ilişkin çizelge için Resmî Gazete’de yayımlanan EK-1 Hizmet Bölgeleri ve EK-2 İlçe Grupları çizelgeleri incelenebilir.

Ayrıca 25. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 16/6/2023 tarihinden önce Bakanlık kadrolarında öğretmen olarak göreve başlayanlar da zorunlu çalışma yükümlülüğünden muaftır. Bu iki muafiyet birbirinden bağımsız olup, birlikte ileri sürülebilir.

İdare istisnayı uygulamazsa: hukuka aykırılık tipleri

Uygulamada karşılaşılan tablo şudur: rapor idare kayıtlarında bulunduğu hâlde işlem tesis edilmekte, itiraz üzerine ise değerlendirme süreçleri sonucunda durumda değişiklik bulunmadığını bildiren, hiçbir gerekçe içermeyen bir cevap verilmektedir.

Bu tablo, birden fazla hukuka aykırılık tipini bir arada barındırır. Birincisi, istisna hükmünün hiç uygulanmamış olması nedeniyle sebep ve konu unsurlarının sakatlığıdır. İkincisi, raporun neden yetersiz görüldüğünün açıklanmaması nedeniyle gerekçesizlik ve eksik incelemedir. Üçüncüsü, engellilik durumunun korunmasına ilişkin hükümlerin amacına aykırı işlem tesisi nedeniyle maksat unsurunun sakatlığıdır.

Gerekçesiz ret cevabı, davacı bakımından bir dezavantaj değil avantajdır; idarenin takdir yetkisini hiç kullanmadığını göstermesi bakımından dilekçede ayrıca vurgulanmalıdır.

Süre uyarısı: İstisna hükmüne dayanılıyor olması dava açma süresini uzatmaz. 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca atama kararnamesinin tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılmalıdır. İtiraz, ancak aynı Kanun’un 11. maddesi uyarınca dava açma süresi içinde yapılmışsa süreyi durdurur.

Dava usulü, yürütmenin durdurulması ve kararın uygulanması

Engelli öğretmen dosyalarında yürütmenin durdurulması talebinde telafisi güç zarar, erişilebilirlik ve tedavi düzeninin bozulması üzerinden somutlaştırılmalıdır. Atanılan eğitim kurumunun fiziksel koşulları, yerleşim yerinin ulaşım imkânları ve tedavi merkezine uzaklığı sayısal verilerle ortaya konulmalıdır. 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, uygulanmakla etkisi tükenecek işlem niteliğindeki atama işlemi bakımından idarenin savunması alınmaksızın karar verilmesi de istenmelidir.

Aynı Kanun’un 20. maddesindeki re’sen araştırma ilkesine dayanılarak; davacının raporunun idare kayıtlarına giriş tarihi, norm kadro fazlası belirleme sürecinde bu raporun değerlendirilip değerlendirilmediği ve atanılan kurumun engelli erişimine uygunluğuna ilişkin bilgiler ara kararla sorulmalıdır.

Kararın uygulanması bakımından 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesi belirleyicidir. İdare, iptal veya yürütmenin durdurulması kararının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmek zorundadır; bu süre, kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Kararın gereğinin süresi içinde yerine getirilmemesi hâlinde ilgili, idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Engelli öğretmen dosyalarında bu hüküm, iptal kararına rağmen iadenin geciktirildiği hâllerde etkili bir araçtır.

Ailesinde engelli birey bulunan öğretmenler bakımından kurallar kısmen farklıdır; bu hâl engelli çocuğu olan öğretmenin tayini başlıklı çalışmamızda ele alınmıştır. Genel çerçeve için norm kadro fazlası resen atama iptali rehberimize bakılabilir.

Sık sorulan sorular

Yüzde 40 engelliyim, norm kadro fazlası yapılabilir miyim?
Fazlalık tespiti hizmet puanına göre yapıldığından teknik olarak fazla konumuna düşebilirsiniz. Ancak engellilik durumunuz devam ettiği sürece görev yeriniz resen belirlenemez; tercih yoluyla atanmanız mümkündür.
Engel oranım yüzde 35, istisnadan yararlanır mıyım?
İstisna hükmü en az yüzde 40 oranını aradığından doğrudan yararlanamazsınız. Bu durumda dosyanın sağlık mazereti ve ölçülülük ekseninde kurulması gerekir.
Atandığım eğitim kurumu engelli erişimine uygun değil, ne yapabilirim?
Engellilik durumundan kaynaklanan yer değişikliklerinde atama yapılacak yerin engellilik durumuna uygun olması esastır. Kurumun fiziksel koşullarını belgelendirerek işlemin iptalini isteyebilirsiniz.
Daha önce engellilik nedeniyle yer değiştirdim, tekrar talep edebilir miyim?
Edebilirsiniz. Hakkın bir defadan fazla kullanılamayacağını öngören ibare, Danıştay İkinci Dairesinin 21/3/2018 tarihli kararıyla iptal edilmiştir.
Zorunlu hizmet bölgesine atandım, engelliyim. İtiraz edebilir miyim?
En az yüzde 40 oranında çalışma gücünden yoksun olduğunu belgelendiren kadrolu öğretmenler zorunlu çalışma yükümlülüğünden muaftır. Raporunuzu sunarak işleme itiraz edebilir ve dava açabilirsiniz.
Raporum süresiz, idare yine güncel rapor istiyor. Vermek zorunda mıyım?
Süresiz rapor bakımından yenileme gerekmez. Ancak engellilik durumunun devam ettiğinin belgelendirilmesi istendiğinde raporun güncel örneğini vermek, durumun sona erdiği yönündeki savunmayı önler.
İstisna hükmü tercihle atanmama da engel midir?
Hayır. Korunan husus iradeniz dışında atanmamanızdır. Kendi tercihinizle başka bir kuruma atanmanız mümkündür.
İptal kararı verildi ama idare beni iade etmiyor. Ne yapabilirim?
İYUK m. 28 uyarınca idare, kararın icaplarına göre en geç otuz gün içinde işlem tesis etmek zorundadır. Gereğin yerine getirilmemesi hâlinde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
2023’ten önce göreve başladım, zorunlu hizmetim var mı?
Yönetmeliğin 25. maddesi uyarınca 16/6/2023 tarihinden önce Bakanlık kadrolarında öğretmen olarak göreve başlayanlar zorunlu çalışma yükümlülüğünden muaftır.
Dava açarsam göreve başlamamalı mıyım?
Göreve başlamamak disiplin sorumluluğu doğurur ve davayı güçlendirmez. Göreve başlayıp eşzamanlı olarak dava açmak ve yürütmenin durdurulmasını istemek doğru yoldur.

Bu konudaki diğer yazılarımız

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Av. Feyza Nur Serttaş · İdare Hukuku


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir