Norm kadro fazlası resen atama, idarenin bağlı yetkisi ile takdir yetkisi arasında konumlanan bir işlemdir. Fazlalığın kimin üzerinde kalacağı ve atamanın hangi coğrafi kademede yapılacağı, mevzuatta sayısal ve sıralı ölçütlere bağlanmıştır. Takdir yetkisi ancak bu ölçütlerin tükendiği noktada, sınırlı biçimde doğar.
Bu rehberde, 9/1/2026 tarihli ve 33132 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ile 83/6525 sayılı Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik çerçevesinde iptal sebepleri unsur unsur incelenmekte; ardından dava açma süresi, görevli ve yetkili mahkeme, yürütmenin durdurulması ve kararların uygulanması usulü ele alınmaktadır.

Uygulanacak mevzuat ve yürürlük sorunu
Bir dilekçenin ilk sınavı, dayandığı hükmün yürürlükte olup olmadığıdır. Bu alanda 2026 yılı başında köklü bir değişiklik yaşanmıştır.
17/4/2015 tarihli ve 29329 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, yeni Yönetmeliğin 43. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Norm kadro fazlası atamalarını düzenleyen eski 53. madde ile mazeret atamalarına atıf yapan eski 49. madde artık uygulanamaz. Bugün dayanılması gereken hükümler, yeni Yönetmeliğin 29, 34 ve 42. maddeleridir.
Yeni Yönetmeliğin dayanağı 2. maddesinde gösterilmiştir: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, 10/10/2024 tarihli ve 7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 2014/6459 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik.
Yönetmeliğin 42. maddesi tamamlayıcı hükümdür: bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde 657 sayılı Kanun, 7528 sayılı Kanun ve Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uygulanır. 29. maddenin ikinci fıkrası da mazeret ve engellilik durumuna bağlı yer değiştirmeler bakımından aynı atfı yineler. Bu iki atıf, mazeret rejiminin norm kadro rejiminden bağımsız olmadığını gösterir ve aşağıda ele alınan iptal sebeplerinin hukuki köprüsünü kurar.
Geçiş hükmü: Yönetmeliğin geçici 4. maddesi uyarınca 1/2/2026 tarihine kadar hizmet puanlarının hesabında yürürlükten kaldırılan 2015 tarihli Yönetmelik hükümleri uygulanır. Bu tarih çevresindeki işlemlerde hangi hesap rejiminin uygulandığı ayrıca denetlenmelidir.
Sebep unsuru: fazlalığın tespiti bağlı yetkidir
İdari işlemin sebep unsuru, idareyi işlem yapmaya sevk eden hukuki veya fiilî etkendir. Norm kadro fazlası resen atamalarında sebep, öğretmenin fazla konumda bulunmasıdır ve bu tespit takdire bırakılmamıştır.
Kadrolu öğretmenlerden; herhangi bir nedenle ihtiyaç fazlası hâline gelenler ile görevli oldukları eğitim kurumlarında alanlarında norm kadro sayısı azalanlar, hizmet puanı üstünlüğüne göre yapılacak değerlendirme sonucunda hizmet puanı en az olandan başlamak üzere norm kadro fazlası olarak belirlenir. Hizmet puanının eşitliği hâlinde sırasıyla; öğretmenlikteki hizmet süresi daha az olan, öğretmenliğe daha sonra başlayan norm kadro fazlası olarak belirlenir.
MEB’e Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, m. 34/1
Hüküm üç kademeli bir ölçüt getirir: hizmet puanı, öğretmenlikteki hizmet süresi ve öğretmenliğe başlama tarihi. Hesaplama tarihi de sabittir; hizmet puanının hesabında norm kadro fazlası belirleme sürecinin son günü esas alınır ve yer değiştirme işlemlerinde aynı puan kullanılır.
Buradan iki sonuç çıkar. Birincisi, aynı okulda aynı alanda görev yapan ve hizmet puanı davacıdan düşük olan bir öğretmenin kurumda kalmış olması, işlemin sebep unsurunu ortadan kaldırır. İkincisi, fazlalığın dayandığı norm kadro sayısı hatalı belirlenmişse hukuken bir fazlalık bulunmadığından sebep unsuru yine sakattır.
Bu iddiaların ispatı, idarenin elinde bulunan bilgi ve belgelere bağlıdır. 2577 sayılı Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrası, mahkemelerin bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapacağını, tarafların vermediği bilgi ve belgeleri idarelerden isteyebileceğini düzenler. Dilekçede bu hükme dayanılarak ara karar talep edilmesi, uygulamada davanın kaderini belirleyen adımdır.
Konu unsuru: atama sırası ve coğrafi kademe
İşlemin konu unsuru, doğurduğu hukuki sonuçtur; burada öğretmenin belirli bir eğitim kurumuna atanmasıdır. Yönetmelik, bu sonucun hangi sırayla üretileceğini kademelendirmiştir.
Birinci kademede fazla konumdaki öğretmen, öncelikle kadrosunun bulunduğu ilçedeki, sonra ilçe grubu içindeki eğitim kurumlarına tercihleri de dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğüne göre atanır. Hizmet puanı yetersizliği nedeniyle tercihine yerleşemeyenler ile tercihte bulunmayanların atamaları, aynı ilçe grubu içinde boş norm kadrosu bulunan kurumlara hizmet puanı düşük olandan başlanarak resen yapılır.
İkinci kademe ancak birincinin tükenmesiyle açılır. Alanlarında boş norm kadro bulunmaması nedeniyle atanamayanlar il geneline geçer; orada da önce tercih ve hizmet puanı, sonra resen atama sırası işler.
İlçe grubu kavramı Yönetmeliğin 41. maddesiyle getirilmiş ve EK-2 çizelgesinde gösterilmiştir. Aynı madde, ilçe gruplarının öğretmenlerin yer değiştirme işlemleri bakımından görev yeri olarak kabul edileceğini; ancak bu kabulün 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamındaki memuriyet mahalli tanımını etkilemeyeceğini düzenler. Kendi ilinize ilişkin gruplar için Resmî Gazete’de yayımlanan EK-1 Hizmet Bölgeleri ve EK-2 İlçe Grupları çizelgeleri incelenmelidir.
Kademe atlanması başlı başına iptal sebebidir. Atama tarihi itibarıyla ilçede veya ilçe grubunda alanda boş norm kadro bulunduğu hâlde öğretmenin il geneline gönderilmesi, konu unsuru yönünden hukuka aykırıdır. Bu iddia, uzak ilçeye atanan öğretmenin açacağı dava başlıklı çalışmamızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Yetki ve şekil unsurları: imza, gerekçe ve bildirim
Yetki unsuru, uygulamada en az işlenen ancak sonuç doğurma ihtimali bulunan başlıktır. İl içi norm kadro fazlası resen atama işlemleri valiliklerce tesis edilmekte, buna karşılık kararname çoğu zaman «Vali a. İl Millî Eğitim Müdürü» imzasını taşımaktadır.
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 8 ve 9. maddeleri karşısında, valiye tanınan atama yetkisinin il millî eğitim müdürüne devredilip devredilemeyeceği tartışmalıdır. Büromuzca takip edilen bir dosyada bu iddia, Ankara 25. İdare Mahkemesi’nin 2025/350 E., 2025/1052 K. sayılı kararı emsal gösterilerek ileri sürülmüştür. Konu yerleşik içtihada kavuşmadığından, iddianın diğer sebeplerle birlikte ve tamamlayıcı biçimde kurulması isabetlidir.
Şekil unsuru bakımından üç nokta denetlenmelidir. Birincisi, kararnamenin fazlalığın hangi ölçüte göre belirlendiğini göstermemesi. İkincisi, itiraz üzerine verilen cevabın hiçbir gerekçe içermeyen kalıp ifadelerden ibaret olması. Üçüncüsü, tebligatın usulüne uygun yapılmaması; Yönetmeliğin 8. maddesi, ataması yapılanlara 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na göre tebligat yapılacağını öngörmüştür.
Gerekçesizlik tek başına iptal sonucu doğurmayabilir. Ancak idarenin takdir yetkisini gerçekten kullanıp kullanmadığı, mazereti değerlendirip değerlendirmediği konusunda mahkemede kuvvetli bir izlenim yaratır ve eksik inceleme iddiasını destekler.
Mazeret rejimi norm kadro rejiminin dışında mıdır?
İdarenin savunmalarında düzenli olarak yer alan tez şudur: 34. maddede mazeret durumundan söz edilmemiştir, dolayısıyla norm kadro fazlası resen atama işlemlerinde mazeret dikkate alınmaz. Kanımızca bu tez üç yönden isabetsizdir.
Birincisi, Yönetmeliğin 42. maddesi ile 29. maddesinin ikinci fıkrası, mazeret ve engellilik durumuna bağlı yer değiştirmeler bakımından Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine açıkça atıf yapmaktadır. Atıf yoluyla uygulanan bir kural, atfın kapsamındaki işlemler bakımından uygulama dışı bırakılamaz.
İkincisi, Yönetmelikte norm kadro fazlası resen atama işlemlerinde mazeretin gözetilmeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Susma, aksi yönde bir yasak üretmez; aksi kabul, susan her hüküm bakımından idareye sınırsız takdir tanımak anlamına gelir.
Üçüncüsü ve belirleyici olanı amaçsal yorumdur. Bir mazerete dayanılarak belirli bir yere atanan öğretmenin, mazereti devam ederken o atamanın amaç ve sonuçlarını ortadan kaldıracak biçimde başka bir yere gönderilmesi, mazeret hükümlerini fiilen işlevsiz bırakır ve işlemin maksat unsurunu tartışmaya açar.
Büromuzca takip edilen dosyada verilen iptal kararı
Annesinin sağlık durumu nedeniyle bir ilden diğerine atanan, yeni görev yerinde norm kadro fazlası sayılarak resen başka bir ilçedeki eğitim kurumuna gönderilen öğretmen adına açılan davada mahkeme, 2577 sayılı Kanun’un 20. maddesi kapsamında verdiği ara kararla mazeretin devam edip etmediğini araştırmıştır. Dosyaya sunulan raporlarda annenin engellilik oranının yüzde doksan yediye ulaştığı ve mazeretin sürdüğü tespit edilmiştir.
Mahkeme, mazeret ve norm kadro fazlası atama rejimine ilişkin kuralların bir bütün hâlinde değerlendirilmesi gerektiğini; mazeretine dayalı olarak atanan öğretmenin bu mazereti devam ettiği sürece, atama işleminin amaç ve sonuçlarını ortadan kaldıracak biçimde başka bir yere atanmaması gerektiğini belirterek dava konusu işlemleri iptal etmiş; yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davalı idareden alınmasına hükmetmiştir.
Bolu İdare Mahkemesi, 14.08.2026 tarihli karar.
Bu argümanın idarece itiraz aşamasında kabul edilmesi beklenmemelidir. Uygulamada itiraza verilen cevaplar, mazeretin esasına hiç girmeyen kalıp metinlerdir; sonucu değiştiren, dava açılmasıdır.
İptal sebeplerinin unsurlara göre tasnifi
Aşağıdaki tablo, dilekçe kurgusunda başlıkların hangi sırayla dizileceğine ilişkin bir çerçeve sunmaktadır. Her dosyada bütün sebeplerin bulunması gerekmez; somut olayda karşılığı olanların ayrı başlıklar hâlinde işlenmesi yeterlidir.
| Unsur | İptal sebebi | Dayanak | İspat aracı |
|---|---|---|---|
| Yetki | İşlemin yetkisiz makamca tesisi | 5442 s. K. m. 8-9 | Kararnamedeki imza ve olur |
| Şekil | Gerekçesizlik, usulsüz tebligat | Yönetmelik m. 8; 7201 s. K. | Kararname ve tebliğ evrakı |
| Sebep | Hizmet puanı sıralamasının hatalı olması | Yönetmelik m. 34/1, 21-22 | Okul geneli puan listesi (ara karar) |
| Sebep | Norm kadro hesabının hatalı olması | Norm Kadro Yönetmeliği | Şube ve ders yükü verileri (ara karar) |
| Konu | İlçe / ilçe grubu sırasına aykırılık | Yönetmelik m. 34/2-3, m. 41 | Boş norm kadro listesi (ara karar) |
| Konu | Alanında ihtiyaç bulunmayan kuruma atama | Yönetmelik m. 34/2 | Atanılan kurumun ders çizelgesi |
| Konu | Tercih hakkının kullandırılmaması | Yönetmelik m. 34/2 | Duyuru ve başvuru kayıtları |
| Maksat | Sağlık mazeretinin gözetilmemesi | Yönetmelik m. 29, 42; DMYDY m. 13 | Güncel sağlık kurulu raporu |
| Maksat | Aile birliğinin bozulması | DMYDY m. 14; AY m. 41 | Eşin görev belgesi veya SGK dökümü |
| Maksat | Engellilik istisnasının uygulanmaması | Yönetmelik m. 34/7; DMYDY ek m. 3 | Engelli sağlık kurulu raporu |
| Maksat | Can güvenliği mazeretinin gözetilmemesi | DMYDY m. 14/A; 6284 s. K. m. 4 | Adli veya mülki idare makamı belgesi |
Dava açma süresi ve idari başvuru yolları
2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açma süresi idare mahkemelerinde altmış gündür. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereği süre, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Süre hak düşürücüdür ve mahkemece resen gözetilir.
İdari başvuru bakımından iki ayrı yol bulunmakta olup, bunların karıştırılması ciddi hak kayıplarına yol açmaktadır.
İYUK m. 11 yolu. İlgililer, dava açma süresi içinde üst makama, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makama başvurarak işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem yapılmasını isteyebilir. Bu başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Kritik nokta şudur: başvuru dava açma süresi geçtikten sonra yapılmışsa süre yeniden canlanmaz.
İYUK m. 10 yolu. Altmış günlük süre kaçırılmışsa dava hakkı bütünüyle sona ermez. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilir. Altmış gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açılabilir. Ancak bu yolla dava konusu edilecek olan ilk atama kararnamesi değil, yeni talebin reddine ilişkin işlemdir; denetim de bu ikinci işlemle sınırlı kalır.
Uygulamadaki en yaygın kayıp sebebi: Bakanlıktan cevap beklenirken altmış günlük sürenin geçirilmesi. Cevap gelmemesi süreyi durdurmaz; İYUK m. 11 uyarınca yalnızca süre içinde yapılmış başvuru süreyi durdurur. Tebliğ ve başvuru tarihleri belgeyle kayıt altında tutulmalıdır.
Görevli ve yetkili mahkeme, dava ehliyeti ve dilekçe
Norm kadro fazlası resen atama işlemine karşı açılacak iptal davalarında görevli yargı yeri idare mahkemesidir. Yetki bakımından 2577 sayılı Kanun’un 33. maddesinin ikinci fıkrası özel bir kural getirir: kamu görevlilerinin atanması ve nakilleri ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisinin yeni veya eski görev yeri idare mahkemesidir. Davacıya bu iki yer arasında seçim hakkı tanınmıştır.
Dava ehliyeti bakımından 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 19. maddesi, sendikalara üyeleri adına dava açma ve açılan davalarda taraf olma yetkisi tanımıştır. Bu hâlde dilekçe ekinde sendikanın vekâletnamesi, üye formu ve yetki belgesi sunulur.
Dilekçenin içeriği 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesinde düzenlenmiştir. Dava konusu işlemin yazılı bildirim tarihinin dilekçede gösterilmesi zorunludur; bu, süre denetiminin yapılabilmesi içindir. Aynı Kanun’un 5. maddesi, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek dilekçeyle dava açılmasına imkân tanır. Atama kararnamesi ile itirazın reddine ilişkin işlemin birlikte dava konusu edilmesi bu hükme dayanır.
Yürütmenin durdurulması ve kararların uygulanması
2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari dava açılması, kural olarak dava edilen işlemin yürütülmesini durdurmaz. Bu nedenle dilekçede ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası iki şartın birlikte gerçekleşmesini arar: idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması. Karar gerekçeli olmak zorundadır; standart bir gerekçeyle yetinilemez.
Fıkranın son cümlesi norm kadro fazlası resen atama uyuşmazlıkları bakımından özel önem taşır: uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Öğretmenin yeni görev yerinde göreve başlaması ve eğitim öğretim yılının ilerlemesi, işlemin etkisini tüketen olgulardır. Bu nedenle savunma alınmaksızın karar verilmesi talebi, dilekçede ayrı bir başlık altında ve somut verilerle gerekçelendirilmelidir.
Telafisi güç zarar unsuru soyut ifadelerle karşılanamaz. Hasta yakının tedavi ve bakım düzeninin bozulacak olması, günlük ulaşımın fiilen imkânsız hâle gelmesi, ailenin ayrı düşmesi ve çocukların eğitim düzeninin sekteye uğraması, sayısal verilerle desteklendiğinde bu unsuru karşılar.
Kararların uygulanması bakımından 28. madde belirleyicidir. İdare, iptal veya yürütmenin durdurulması kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye mecburdur; bu süre, kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Kararın gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde ilgili, idare aleyhine tazminat davası açabilir.
Kanun yolu bakımından idare mahkemesi kararına karşı tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Atama uyuşmazlıklarında bölge idare mahkemesi kararları, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde sayılan temyize tabi hâller arasında yer almadığından kesindir. Bu itibarla istinaf dilekçesi, uyuşmazlığın son ve tek denetim imkânı olarak hazırlanmalıdır.
Sık sorulan sorular
- Norm kadro fazlası olduğum için atandım, göreve başlamam dava hakkımı etkiler mi?
- Etkilemez. Göreve başlamak işlemi kabul anlamına gelmez ve iptal davası açma hakkını ortadan kaldırmaz. Buna karşılık göreve başlamamak 657 sayılı Kanun kapsamında disiplin sorumluluğu doğurur. Doğru yol, göreve başlamak ve eşzamanlı olarak dava açıp yürütmenin durdurulmasını istemektir.
- İtiraz ettim, cevap gelmedi. Dava açma süresi işliyor mu?
- İYUK m. 11 uyarınca dava açma süresi içinde yapılan başvuru süreyi durdurur. Altmış gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve durmuş olan süre kaldığı yerden işler. Cevap beklemek süreyi ayrıca uzatmaz.
- Altmış günlük süreyi kaçırdım, yapabileceğim bir şey var mı?
- İYUK m. 10 kapsamında idareye yeni bir işlem tesis edilmesi için başvurabilirsiniz. Altmış gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve bu tarihten itibaren dava açabilirsiniz. Ancak denetim, ilk kararnameyle değil bu talebin reddiyle sınırlı olur.
- Eski Yönetmeliğin 53. maddesine dayanan bir dilekçe geçerli midir?
- 2015 tarihli Yönetmelik, yeni Yönetmeliğin 43. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün dayanılması gereken hüküm 34. maddedir. Yürürlükte olmayan bir maddeye dayanmak savunmada idareye avantaj sağlar.
- Kararnameyi il millî eğitim müdürü imzalamış, bu bir iptal sebebi midir?
- Yetki unsuruna ilişkin bu iddia, 5442 sayılı Kanun’un 8 ve 9. maddeleri çerçevesinde ileri sürülebilir. Konu yerleşik içtihada kavuşmadığından, iddianın diğer sebeplerle birlikte ve tamamlayıcı biçimde kurulması isabetlidir.
- Atama kararnamesi ile itirazın reddini tek dilekçeyle dava edebilir miyim?
- Edebilirsiniz. İYUK m. 5, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işlemin tek dilekçeyle dava konusu edilmesine imkân tanır.
- Yürütmenin durdurulması kararı savunma alınmadan verilebilir mi?
- İYUK m. 27/2’nin son cümlesi, uygulanmakla etkisi tükenecek işlemler bakımından bu imkânı tanır. Atama işlemleri bu niteliktedir; ancak talebin somut verilerle gerekçelendirilmesi gerekir.
- İptal kararı verilirse idare beni ne kadar sürede iade eder?
- İYUK m. 28 uyarınca idare, kararın icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmek zorundadır ve bu süre kararın tebliğinden itibaren otuz günü geçemez. Gereğin yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası açılabilir.
- İdare mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna gidebilir miyim?
- Atama uyuşmazlıklarında bölge idare mahkemesi kararları kesindir; bu davalar İYUK m. 46’da sayılan temyize tabi hâller arasında yer almaz. Kanun yolu, tebliğden itibaren otuz gün içinde istinaf başvurusundan ibarettir.
Bu konudaki diğer yazılarımız
- Sağlık mazereti gözetilmeden yapılan resen atama
- Eş durumu mazereti ve öğretmen tayini
- Eşi polis veya asker olan öğretmenin tayini
- Engelli çocuğu olan öğretmen tayini ve resen atama istisnası
- Engelli öğretmenin resen atamadan istisna tutulması
- Uzak ilçeye atanan öğretmenin açacağı dava
- Hizmet puanı itirazı ve norm kadro fazlası belirleme
- Can güvenliği mazeretine dayalı öğretmen tayini

Bir yanıt yazın