Doktor öğretim üyesi kadrolarına atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 23. maddesi ve Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği uyarınca, adayların bilimsel çalışmalarını inceleyen üç kişilik bir jürinin yazılı görüşüne dayanılarak yapılır. Bu nedenle doktor öğretim üyesi atama davası, yalnızca adaylardan hangisinin daha nitelikli olduğu sorusuna değil, değerlendirmeyi yapan jürinin tarafsız olup olmadığı sorusuna da dayanabilir.

Danıştay Sekizinci Dairesi, 18.02.2026 tarihli ve E. 2024/4559, K. 2026/909 sayılı kararında tam olarak bu soruyu cevapladı. Daire, atanan adayla ortak akademik faaliyet ve yayınları bulunan bir öğretim üyesinin jüride yer aldığı bir değerlendirmenin tarafsız, objektif ve denetlenebilir olmadığını kabul etti; bu jüri raporuna dayanılarak yapılan atamayı hukuka aykırı buldu ve davayı reddeden bölge idare mahkemesi kararını bozdu.

Karar, üniversitelerdeki atama süreçleri bakımından önemlidir. Çünkü uygulamada idare, çoğu zaman “atama takdir yetkisidir” savunmasıyla yetinir. Danıştay ise takdir yetkisinin, usulüne uygun ve tarafsız biçimde oluşturulmuş bir değerlendirmeye dayanmak zorunda olduğunu hatırlatmıştır. Takdir, ancak sağlam bir sebebin üzerine kurulabilir; sebebi oluşturan jüri raporu sakatsa, onun üzerine kurulan takdir de ayakta kalamaz.

Bu yazıda kararın ne söylediğini, doktor öğretim üyesi atamasının 2547 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikteki usulünü, jüri tarafsızlığının hukuki temelini, atanamayan adayın başvurabileceği yolları, dava süresini, görevli mahkemeyi, delilleri ve uygulamada sık yapılan hataları ele alıyoruz.

Doktor öğretim üyesi atama davasında jüri tarafsızlığını gösteren dosya ve terazi görseli
Doktor öğretim üyesi atamalarında jüri raporu, atama işleminin sebep unsurunu oluşturur.

Danıştay, Jüri Üyesiyle Ortak Yayını Olan Adayın Atanması Hakkında Ne Dedi?

Kısa cevap şudur: Atanan adayla ortak akademik faaliyet ve yayınları bulunan bir öğretim üyesinin jüride yer alması, jüri değerlendirmesinin tarafsızlığını ortadan kaldırır; böyle bir jüri raporuna dayanılarak yapılan atama hukuka aykırıdır.

Danıştay bu sonuca ulaşırken önce atama usulünü ortaya koymuş, ardından şu tespiti yapmıştır: Doktor öğretim üyesi atamalarında yalnızca Kanun ve Yönetmelikte öngörülen adımların izlenip izlenmediği değil, adayların bilimsel çalışmalarını inceleyen jürinin usulüne uygun biçimde oluşturulup oluşturulmadığı ve jüri üyelerinin tarafsızlığını zedeleyecek nitelikte bir durumlarının bulunup bulunmadığı da önemlidir.

Somut olayda jüri, biri başka bir üniversiteden, ikisi ilanı veren üniversitenin aynı bölümünden olmak üzere üç öğretim üyesinden oluşmuştur. Jüri raporlarında kadroya müdahil adayın atanmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Ancak dosyadaki belgelerden, jüri üyesi profesörlerden biri ile atanan adayın ortak akademik faaliyetlerde bulunduğu ve birlikte yayın yaptığı anlaşılmıştır. Daire, bu jüri üyesinin yaptığı değerlendirmenin “tarafsız, objektif ve denetlenebilir” olmadığı sonucuna varmış ve objektif biçimde oluşturulmayan jüri raporuna dayanan atamayı hukuka aykırı bulmuştur.

Önemli: Danıştay bu kararda davacının mı, atanan adayın mı daha nitelikli olduğu konusunda bir tercih yapmamıştır. Kararın dayanağı, değerlendirmeyi yapan jürinin tarafsızlığıdır. Bu ayrım, davanın nasıl kurulacağı ve iptal kararının nasıl uygulanacağı bakımından belirleyicidir.

Kararın bir diğer dikkat çekici yanı usule ilişkindir. Kurul üyelerinden biri uyuşmazlığın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesi kapsamında bulunmadığı, yani temyize açık olmadığı görüşündedir. Daire ise oyçokluğuyla uyuşmazlığın temyiz yoluna açık olduğuna karar vermiş, esasa ilişkin bozma kararını ise oybirliğiyle vermiştir. Bu nedenle benzer uyuşmazlıklarda istinaf kararından sonra temyiz yolunun açık olup olmadığı tartışmalı kalabilir; temyiz dilekçesinde bu konuya da kısaca değinmek yerinde olur.

Uyuşmazlık Nasıl Gelişti? İlk Derece, İstinaf ve Temyiz Aşamaları

Uyuşmazlık, Gazi Üniversitesi Rektörlüğünün 30.09.2022 tarihli ve 31969 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanan öğretim üyesi alım ilanından doğmuştur. İlanda Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Genel Biyoloji Anabilim Dalı için bir doktor öğretim üyesi kadrosu yer almış; adaylarda doktorasını biyoloji alanında yapmış olmak ve gıda mikrobiyolojisi ile antibiyotik direnci alanlarında çalışmaları bulunmak koşulu aranmıştır.

Kadroya iki aday başvurmuştur. Her iki aday da üniversitenin atanma ve yükseltilme kriterlerini sağlamıştır. Üç jüri üyesinin tamamı müdahil adayın atanmasının uygun olduğunu bildirmiş, üniversite de bu yönde atama yapmıştır. Atanamayan aday, kendi başvurusunun reddine ve kadroya diğer adayın atanmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle dava açmıştır.

İlk derece mahkemesi: Bilirkişi incelemesi ve iptal

İdare mahkemesi bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bilirkişi raporunda, davacının akademik çalışmalarının müdahile göre daha nitelikli olduğu ve kadroya davacının atanmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Mahkeme, doktor öğretim üyesi atamalarında bilimsel yeterlilik ve kalitenin önemli olduğunu, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetildiğinde daha üstün durumdaki davacının atanması gerektiğini kabul ederek işlemi iptal etmiştir.

Bölge idare mahkemesi: Takdir yetkisi gerekçesiyle ret

Bölge idare mahkemesi ise farklı düşünmüştür. Daireye göre ilandaki özel koşul her iki aday tarafından da karşılanmaktadır ve bu koşul belirli bir kişiyi işaret etmemektedir. Kamu görevine atama konusunda idarenin takdir yetkisi vardır. Bilirkişi raporunda belirtilen hususlar (yurt dışı yayınların sayısı ve niteliği, atıflar, kongre ve sempozyumlar), ilandaki özel koşul bakımından adaylar arasında “bariz bir farklılık” ortaya koymamaktadır. Dolayısıyla takdir yetkisinin davacı aleyhine kullanılmasında kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık yoktur. Bu gerekçeyle istinaf başvuruları kabul edilmiş, ilk derece kararı kaldırılmış ve dava reddedilmiştir.

Danıştay: Jüri tarafsızlığı gerekçesiyle bozma

Davacı temyiz dilekçesinde, atamanın objektif ölçütlerden uzak, diğer adaya avantaj sağlayan öznel bir değerlendirmeyle yapıldığını ve atanan adayla jüri üyelerinden birinin ortak yayın ve sunumlarının bulunduğunu ileri sürmüştür. Tetkik hâkimi de bozma yönünde görüş bildirmiştir. Danıştay Sekizinci Dairesi, bu iddiayı dosyadaki belgelerle doğrulanmış bularak bölge idare mahkemesi kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilgili daireye göndermiştir.

Kararın aşamaları ve her aşamadaki temel gerekçe
Aşama Sonuç Temel gerekçe
İdare mahkemesi İptal Bilirkişi raporuna göre davacı bilimsel yeterlilik ve kalite bakımından daha üstün; kamu yararı ve hizmet gereği davacının atanmasını gerektiriyor.
Bölge idare mahkemesi Kaldırma ve ret İdarenin takdir yetkisi var; adaylar arasında ilandaki özel koşul yönünden bariz fark yok.
Danıştay 8. Daire Bozma Jüri üyelerinden biri atanan adayla ortak yayın ve akademik faaliyette bulunmuş; jüri raporu tarafsız, objektif ve denetlenebilir değil.

Tablodan da görüleceği üzere, üç yargı mercii üç ayrı sorunu ön plana çıkarmıştır. İlk derece mahkemesi liyakati, bölge idare mahkemesi takdir yetkisini, Danıştay ise usulü ve tarafsızlığı esas almıştır. Danıştay’ın yaklaşımı, kanımızca, en sağlam temele dayananıdır; çünkü liyakat karşılaştırması ancak tarafsız bir değerlendirme yapıldıktan sonra anlam taşır.

Doktor Öğretim Üyesi Ataması Hangi Usulle Yapılır?

Doktor öğretim üyesi ataması, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu‘nun 23. maddesi ile 12.06.2018 tarihli ve 30449 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği’nin 5, 6 ve 7. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu usul, rektörün dilediği kişiyi atamasına imkân veren serbest bir süreç değildir; her aşaması kurala bağlanmış, birbirine bağlı işlemlerden oluşan bir süreçtir.

Kanundaki çerçeve: 2547 sayılı Kanun m. 23

Kanunun 23. maddesinin (a) bendine göre, yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. Fakültelerde dekan, diğer birimlerde müdür; biri o birimin yöneticisi, biri de yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit eder ve bunlardan her aday hakkında yazılı mütalaa ister. Dekan veya müdür, yönetim kurulunun görüşünü aldıktan sonra önerisini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süreyle yapılır.

Aynı maddenin (b) bendi, doktor öğretim üyeliğine atanabilmek için doktora veya tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanı ya da belirli sanat dallarında yeterlik kazanmış olmayı şart koşar. (c) bendi ise yükseköğretim kurumlarına, Yükseköğretim Kurulunun onayını almak kaydıyla ek koşullar belirleme imkânı tanır. Ancak bu ek koşullar:

  • münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olmalı,
  • bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları gözetmeli,
  • objektif ve denetlenebilir nitelikte olmalıdır.

Kanun koyucunun burada kullandığı “objektif ve denetlenebilir” ifadesi önemlidir. Danıştay, incelediğimiz kararda aynı ölçütü jüri değerlendirmesine de uygulamıştır. Ek koşulların objektif ve denetlenebilir olmasını isteyen bir sistemde, bu koşulların uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren jürinin tarafsız olmaması düşünülemez.

Yönetmelikteki ayrıntı: Jürinin oluşumu ve süreler

Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği’nin 6. maddesi süreci daha ayrıntılı düzenler:

  • Adaylar özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve yayınlarını dört nüsha olarak dekanlığa veya müdürlüğe teslim eder.
  • Dekan veya müdür, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde, en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere, adayın başvurduğu bilim alanıyla ilgili üç profesör veya profesör/doçent kadrosundaki doçenti tespit eder.
  • İlan edilen kadronun bulunduğu bölümün başkanı profesör veya doçent kadrosundaki doçent ise, üç kişiden biri olarak belirlenmesi zorunludur.
  • Jüri üyelerinden bir ay içinde yazılı görüş bildirmeleri istenir; görüş bu süre içinde gelmezse dosya aynı usulle belirlenen başka bir öğretim üyesine gönderilir.
  • Yazılı görüşler alındıktan sonraki ilk yönetim kurulu toplantısında adaylar hakkında ayrı ayrı görüş alınır. Bir kadroya birden fazla aday başvurmuşsa, yönetim kurulu tercihini gerekçeli olarak belirtir.
  • Dekan veya müdür kanaat ve önerisini rektöre sunar; rektör atamanın yapılıp yapılmayacağına karar verir.

Yönetmeliğin 7. maddesine göre doktor öğretim üyeleri, yönetim kurulunun görüşü alındıktan sonra dekanın veya müdürün önerisiyle, rektör tarafından en az bir, en çok dört yıl süreyle atanır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer; görev süresi sona erenler yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine yeniden atanabilir.

Doktor öğretim üyesi atama sürecinin aşamaları ve denetim noktaları
Aşama Yetkili Hukuka aykırılık iddiasında bakılacak husus
İlan Rektörlük Ek koşulların YÖK onaylı, objektif ve denetlenebilir olup olmadığı; belirli bir kişiyi işaret edip etmediği
Jürinin belirlenmesi Dekan / müdür On beş günlük süre, kurum dışı üye, bölüm başkanı zorunluluğu, bilim alanıyla ilgi, tarafsızlık
Jüri raporları Jüri üyeleri Her aday için ayrı ve gerekçeli değerlendirme yapılıp yapılmadığı, ölçütlerin tutarlılığı
Yönetim kurulu görüşü Fakülte / birim yönetim kurulu Birden fazla aday varsa tercihin gerekçeli olup olmadığı
Atama Rektör Takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığı

Bu aşamalardan birindeki sakatlık, kural olarak nihai atama işlemine de sirayet eder. Çünkü rektörün atama işlemi, kendisinden önceki hazırlık işlemlerine dayanan bileşik nitelikte bir süreç sonunda tesis edilir. Hazırlık işlemleri tek başına dava konusu edilemese de, nihai işleme karşı açılan davada bunların hukuka aykırılığı ileri sürülebilir.

Jüri Tarafsızlığı Neden Atamanın Hukukiliğini Belirler?

Bu sorunun cevabı, idari işlemin unsurlarında yatmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu‘nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre iptal davası, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriyle hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, menfaati ihlal edilenler tarafından açılır.

Şekil unsuru bakımından

Kanun ve Yönetmelik, atamanın belirli bir usulle yapılmasını öngörmüştür. Jürinin oluşumu bu usulün çekirdeğidir. Jüri, adaylar hakkında bilimsel değerlendirme yapan ve rektörün takdirini yönlendiren organdır. Usulün amacı, rektörün kişisel kanaati yerine bilim alanının uzmanlarının nesnel değerlendirmesini öne çıkarmaktır. Tarafsız olmayan bir jüri, şeklen var olsa bile bu amacı gerçekleştiremez. Dolayısıyla tarafsızlık, jürinin “usulüne uygun teşekkülü”nün bir parçasıdır. Danıştay da kararda tam olarak bu ifadeyi kullanmış, jüri raporunun “objektif olarak teşekkül ettirilmediğini” belirtmiştir.

Sebep unsuru bakımından

Atama işleminin sebebi, adayın kadro için en uygun kişi olduğuna ilişkin değerlendirmedir. Bu değerlendirmenin dayanağı da jüri raporlarıdır. Raporlardan birinin tarafsızlığı zedelenmişse, işlemin dayandığı sebep de güvenilirliğini yitirir. Somut olayda üç jüri üyesinin de aynı adayı önermiş olması bu sonucu değiştirmemiştir. Danıştay, “diğer iki üye zaten aynı yönde görüş bildirmişti” şeklindeki bir sonuç değerlendirmesine girmemiş, sakatlığı değerlendirmenin bütününe yaymıştır. Bu yaklaşım yerindedir: Jüri üyeleri aynı bölümde birlikte çalışan kişiler olabilir; bir üyenin tarafsızlığını yitirmesi, diğer üyelerin kanaatini de etkileyebilir. Bunun ölçülmesi mümkün olmadığından, hukuk düzeni sonucu değil süreci denetler.

Tarafsızlık ilkesinin dayanağı

Türk hukukunda idari usulü bütünüyle düzenleyen genel bir idari usul kanunu bulunmamaktadır. Ancak tarafsızlık ilkesi, idare hukukunun genel ilkelerinden biri olarak kabul edilir ve kaynağını doğrudan Anayasadan alır:

  • Anayasa‘nın 10. maddesi, devlet organlarının ve idari makamların bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduklarını öngörür.
  • Anayasa’nın 70. maddesi, her Türk’ün kamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğunu ve hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemeyeceğini düzenler.

Görevin gerektirdiği niteliklerin ölçülmesi tarafsız bir değerlendirmeyi zorunlu kılar. Adaylardan biriyle akademik olarak birlikte çalışmış bir jüri üyesi, o adayın çalışmalarını değerlendirirken kendi çalışmalarını da değerlendirmiş olur. Ortak yayın, jüri üyesinin bilimsel itibarının da bir parçasıdır. Bu durum, hukukun eski bir ilkesini, kimsenin kendi davasında yargıç olamayacağı ilkesini akla getirir.

Bunun yanında, kamu görevlilerinin çıkar çatışmasından kaçınma yükümlülüğü, Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’te de ayrıca düzenlenmiştir. Danıştay incelediğimiz kararda bu yönetmeliğe dayanmamıştır; ancak benzer bir davada tarafsızlık ilkesinin pozitif hukuktaki yansımalarından biri olarak dilekçede anılabilir.

Dikkat: Danıştay, jüri üyesinin bilinçli olarak taraflı davrandığını ispat etmeyi aramamıştır. Ortak akademik faaliyet ve yayın ilişkisinin varlığı, değerlendirmenin tarafsız ve denetlenebilir olmadığı sonucuna varmak için yeterli görülmüştür. Davacının “kötü niyet” ispatı yükü altına sokulmaması, kararın en önemli yönlerinden biridir.

Rektörün Takdir Yetkisi Atamayı Denetim Dışında Bırakır mı?

Hayır. Bu, uygulamada en sık karşılaşılan yanlış anlamadır. Üniversiteler atama davalarında hemen her zaman, rektörün atamanın yapılıp yapılmayacağına karar vermekte takdir yetkisine sahip olduğunu savunur. Bu savunma kısmen doğrudur: Yönetmeliğin 6. maddesinin dördüncü fıkrası, rektörün atamanın yapılıp yapılmayacağına karar vereceğini açıkça öngörür. Ancak takdir yetkisinin varlığı, işlemin hukuka uygunluk denetiminden muaf olduğu anlamına gelmez.

Anayasa’nın 125. maddesi, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğunu belirtir. Aynı madde, yargı yetkisinin idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlı olduğunu ve yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağını da düzenler. Bu iki kural birlikte okunduğunda sonuç şudur: Mahkeme, idarenin yerine geçerek “şu aday atanmalıdır” diyemez; ancak idarenin takdirini hukuka uygun bir sebebe, usule ve amaca dayanarak kullanıp kullanmadığını denetleyebilir.

Danıştay’ın kararı bu ayrımın iyi bir örneğidir. Bölge idare mahkemesi, adaylar arasında “bariz bir fark” bulunmadığını ve takdirin hukuka uygun kullanıldığını kabul etmiştir. Danıştay ise liyakat karşılaştırmasına hiç girmeden, takdirin dayandığı jüri raporunun tarafsız olmadığını tespit etmiştir. Takdir yetkisi hukuka uygun bir sebebe dayanmak zorunda olduğundan, sebebi sakat bir takdir de hukuka aykırıdır.

Bu nedenle atama davalarında yalnızca “ben daha nitelikliyim” iddiasına dayanmak, idarenin takdir yetkisi savunması karşısında zayıf kalabilir. İlk derece mahkemesinin bilirkişi raporuna dayanarak verdiği iptal kararının istinafta kaldırılması bunun somut bir örneğidir. Buna karşılık usule ve tarafsızlığa ilişkin bir aykırılık, takdir yetkisi savunmasını doğrudan etkisiz bırakır.

Bu Karar Hangi Olaylarda Emsal Olarak Kullanılabilir?

Bir kararı emsal olarak kullanırken onun kapsamını doğru belirlemek gerekir. Karar, kapsamından geniş gösterildiğinde mahkeme önünde etkisini yitirir.

Kararın doğrudan kapsadığı durum

Kararın doğrudan dayandığı olgu, jüri üyesi ile atanan aday arasında ortak akademik faaliyet ve ortak yayın bulunmasıdır. Kadroya ataması yapılan adayla birlikte makale yayımlamış, ortak bildiri sunmuş veya birlikte akademik faaliyet yürütmüş bir öğretim üyesinin jüride yer aldığı her doktor öğretim üyesi atamasında, bu karar güçlü bir dayanak olarak kullanılabilir.

Benzer mantığın uygulanabileceği durumlar

Kararın gerekçesi, jüri üyelerinin tarafsızlığını zedeleyecek “niteliklerin” bulunup bulunmadığını ölçüt olarak almaktadır. Bu ölçüt, ortak yayın dışındaki bazı ilişkiler bakımından da ileri sürülebilir. Örneğin:

  • jüri üyesinin atanan adayın doktora tez danışmanı olması,
  • jüri üyesi ile atanan adayın aynı araştırma projesinde yürütücü ve araştırmacı olarak birlikte çalışması,
  • jüri üyesi ile aday arasında akrabalık veya yakın kişisel ilişki bulunması,
  • jüri üyesinin diğer adayla bilinen bir husumetinin bulunması.

Bu durumların her biri için Danıştay’ın aynı sonuca ulaşacağı kesin olarak söylenemez. İncelediğimiz karar yalnızca ortak akademik faaliyet ve yayın ilişkisine ilişkindir. Bununla birlikte kararın dayandığı ilke, yani değerlendirmenin tarafsız, objektif ve denetlenebilir olması gerektiği, bu tür olaylarda da savunulabilir niteliktedir. İlişkinin yoğunluğu, güncelliği ve atanan adayın akademik dosyasındaki ağırlığı somut olayda belirleyici olacaktır.

Dikkat edilmesi gereken bir uygulama sorunu

Yönetmelik, ilan edilen kadronun bulunduğu bölümün başkanının belirli koşullarda jüride yer almasını zorunlu tutar. Aynı bölümde çalışan adayla bölüm başkanının ortak yayınının bulunması da sık rastlanan bir durumdur. Böyle bir olayda idare, “Yönetmelik bölüm başkanının jüride yer almasını zorunlu kılıyor” savunması yapabilir. Kanımızca bu savunma, tarafsızlık ilkesini ortadan kaldırmaz; zorunlu üyenin tarafsızlığını zedeleyen bir durum varsa, idarenin bunu gözeten bir çözüm üretmesi beklenir. Ancak bu konuda doğrudan bir yargısal değerlendirme bulunduğunu söyleyemeyiz; somut olayın özelliklerine göre ayrıca tartışılması gerekir.

Kararın diğer kadrolara etkisi

Karar doktor öğretim üyesi kadrosuna ilişkindir. Doçent ve profesör kadrolarına atamada da jüri incelemesi bulunduğundan, tarafsızlık ilkesinin bu süreçler bakımından da ileri sürülmesi mümkündür. Ancak her kadronun usulü farklı hükümlerle düzenlendiğinden, emsal kullanılırken ilgili mevzuatın ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Doktor Öğretim Üyesi Atama Davası Nasıl Açılır?

Atanamayan aday, kendi başvurusunun reddine ve kadroya başkasının atanmasına ilişkin işlemlere karşı iptal davası açabilir. İncelediğimiz olayda da davacı bu iki işlemi birlikte dava konusu etmiştir. Bu tercih isabetlidir; yalnızca kendi başvurusunun reddini dava etmek, başkasının atanmasını hukuken ayakta bırakabilir.

Dava açma süresi

İYUK m. 7’ye göre idare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde altmış gündür. Süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlar. Atanamayan adaya sonuç yazılı olarak bildirilmişse süre bu tarihten, bildirim yapılmamışsa işlemin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Süre uyarısı: Dava açma süresi altmış gündür. Bilgi edinme başvurusu yapmak, jüri raporlarını istemek veya üniversiteye dilekçe vermek, dava süresini kendiliğinden durdurmaz. İYUK m. 11’e göre üst makama başvuru dava süresini durdurur; ancak başvurunun bu niteliği taşıyıp taşımadığı somut olaya göre değerlendirilmelidir. Güvenli yol, süreyi baştan hesaplamak ve son günü beklememektir.

Görevli ve yetkili mahkeme

Uyuşmazlık bir idari işleme ilişkin olduğundan görevli mahkeme idare mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise İYUK m. 32 ve m. 33 hükümlerine göre belirlenir. Genel kural, işlemi yapan idari merciin bulunduğu yer idare mahkemesinin yetkili olmasıdır; kamu görevlilerine ilişkin bazı uyuşmazlıklarda ise ilgilinin görev yaptığı yer esas alınır. Doktor öğretim üyesi atamalarında işlem rektörlük tarafından tesis edildiğinden, kural olarak üniversitenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir. Adayın başka bir yerde kamu görevlisi olduğu hâllerde yetki konusunun ayrıca incelenmesi gerekir.

Yürütmenin durdurulması

Dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması istenebilir. İYUK m. 27’ye göre bunun için idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Jüri üyesiyle atanan aday arasındaki ortak yayın ilişkisi yayın veri tabanlarından belgelenebiliyorsa, açık hukuka aykırılık koşulunu karşılamak için güçlü bir dayanak elde edilmiş olur. İncelediğimiz kararda Danıştay, dosya tekemmül ettiği için yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca karar vermemiş ve kullanılmayan harcın davacıya iadesine hükmetmiştir.

Atanan adayın davaya katılması

Kadroya atanan aday, davanın sonucundan doğrudan etkileneceği için davalı idare yanında davaya müdahil olarak katılabilir. İncelediğimiz olayda da atanan aday müdahil olarak yer almış ve kararı istinaf etmiştir. Davacının, atanan adayın savunmalarına karşı da hazırlıklı olması gerekir.

Kanun yolları

İlk derece mahkemesi kararına karşı İYUK m. 45 uyarınca, tebliğden itibaren otuz gün içinde bölge idare mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. Bölge idare mahkemesi kararına karşı temyiz yolunun açık olup olmadığı İYUK m. 46’ya göre belirlenir; temyiz süresi de tebliğden itibaren otuz gündür. Yukarıda belirttiğimiz gibi, incelediğimiz kararda bu uyuşmazlığın temyize açık olup olmadığı Daire içinde tartışılmış ve oyçokluğuyla temyiz yolunun açık olduğu kabul edilmiştir.

Danıştay, İYUK m. 49’da sayılan bozma sebeplerinden hukuka aykırı karar verilmesi sebebine dayanarak kararı bozmuştur. Bozma kararı üzerine dosya, yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine gönderilmiştir.

İptal kararı ne sağlar?

Bu noktanın iyi anlaşılması gerekir. Jüri tarafsızlığı gerekçesiyle verilen bir iptal kararı, davacının doğrudan kadroya atanacağı anlamına gelmez. İptal kararı, atama işlemini ve davacının başvurusunun reddine ilişkin işlemi ortadan kaldırır. İYUK m. 28’e göre idare, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde kararın gereklerini yerine getirmek zorundadır. Kararın gereği, kural olarak, tarafsız bir jüri oluşturularak değerlendirmenin yeniden yapılmasıdır. Yeni ve tarafsız jüri değerlendirmesinin sonucu yine de davacı aleyhine çıkabilir. Bu ihtimalde yeni işleme karşı ayrıca dava açılabilir.

Yoksun kalınan parasal haklar bakımından ise, iptal davasıyla birlikte veya iptal kararının ardından İYUK m. 12 çerçevesinde tam yargı davası gündeme gelebilir. Ancak kadroya atanmamış bir adayın hangi parasal haklarının tazmin edilebileceği somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Hangi Belgeler ve Deliller Davanın Sonucunu Etkiler?

Atama davalarında davanın büyük kısmı belgelerle kazanılır veya kaybedilir. Danıştay’ın kararı da “dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler” üzerinden kurulmuştur. Tarafsızlık iddiası soyut bırakılırsa mahkeme bunu dikkate almayabilir; ilişkinin somut olarak belgelenmesi gerekir.

Doktor öğretim üyesi atama davasında önemli belgeler
Belge Nereden elde edilir? Neyi ispatlar?
İlan metni Resmî Gazete, üniversite internet sitesi Kadronun özel koşulları, başvuru tarihleri, ek koşulların kapsamı
Jüri belirleme yazısı ve tarihi Dekanlık / müdürlük (bilgi edinme veya mahkeme aracılığıyla) Jüri üyelerinin kimliği, kurum dışı üye ve on beş günlük süre koşulu
Jüri raporları Dekanlık / dava dosyası Her aday için ayrı ve gerekçeli değerlendirme yapılıp yapılmadığı
Jüri üyesi ile atanan adayın ortak yayınları Web of Science, Scopus, Google Akademik, YÖK Akademik, TR Dizin Tarafsızlığı zedeleyen akademik ilişki
Ortak kongre bildirileri, projeler Kongre bildiri kitapları, proje kayıtları, YÖK Akademik Ortak akademik faaliyetin kapsamı ve güncelliği
Yönetim kurulu kararı Fakülte / birim yönetim kurulu Birden fazla aday varsa tercihin gerekçeli olup olmadığı
Adayların başvuru dosyaları Davacının kendi dosyası; diğer aday için dava dosyası Bilimsel yeterliliğin karşılaştırılması

Ortak yayınları gösterirken yalnızca yayın listesini sunmak yerine, her yayında jüri üyesinin ve atanan adayın yazar olarak yer aldığını gösteren künyeleri ve yayın tarihlerini ayrı ayrı belirtmek gerekir. İlişkinin atama tarihine yakınlığı, tarafsızlık iddiasının ağırlığını artırır.

Jüri raporlarına ve yönetim kurulu kararına dava öncesinde erişilemeyebilir. Bu durumda dava dilekçesinde, bu belgelerin İYUK m. 20 uyarınca davalı idareden istenmesi talep edilmelidir. İdari yargıda mahkeme, gerekli gördüğü belgeleri resen isteyebilir.

Üniversitenin Muhtemel Savunmaları ve Bunlara Verilecek Cevaplar

“Atama rektörün takdir yetkisindedir.”

Takdir yetkisi, mevzuatta öngörülen usulün tamamlanmasından sonra kullanılır. Takdirin dayandığı jüri raporu tarafsız değilse, takdir yetkisi hukuka uygun bir sebebe dayanmaz. Danıştay’ın kararı bu savunmaya karşı doğrudan kullanılabilir.

“Jüri üyelerinin üçü de aynı adayı önerdi; sonuç değişmezdi.”

Danıştay, sonucun değişip değişmeyeceği değerlendirmesine girmemiş, objektif olarak oluşturulmayan jüri raporuna dayanan atamayı doğrudan hukuka aykırı bulmuştur. Usulün amacı tarafsız bir değerlendirmeyi güvence altına almaktır; tarafsız olmayan bir üyenin diğer üyeleri nasıl etkilediği ölçülemez.

“Ortak yayın, akademik dünyada olağandır; aynı bölümde çalışanlar birlikte yayın yapar.”

Ortak yayının olağan olması, tarafsızlık sorununu ortadan kaldırmaz; aksine, aynı bölümde birlikte çalışan kişilerin değerlendirme yapacağı durumlarda tarafsızlık güvencesinin neden önemli olduğunu gösterir. Mevzuatın en az bir jüri üyesinin kurum dışından olmasını şart koşması da bu kaygının bir yansımasıdır.

“İlandaki özel koşulu her iki aday da sağlıyordu; belirli bir kişiyi işaret eden bir ilan söz konusu değildi.”

Bu savunma, ilanın hukuka uygunluğuna ilişkindir; jüri tarafsızlığı ise ayrı bir sorundur. İlanın belirli bir kişiyi işaret etmemesi, değerlendirmenin tarafsız yapıldığını göstermez. İki iddianın birbirinden ayrılması gerekir.

“Davacı, jüri üyelerine süresinde itiraz etmedi.”

Yönetmelikte adaylara jüri üyelerine itiraz imkânı veren ayrı bir usul öngörülmemiştir. Kaldı ki adaylar, jüri üyelerinin kimliğini çoğu zaman sonuç açıklandıktan sonra öğrenir. Bu nedenle itiraz edilmemiş olması, tarafsızlık iddiasının dava aşamasında ileri sürülmesine engel değildir. Bununla birlikte aday, jüri üyelerinin kimliğini süreç devam ederken öğrenmişse, durumu yazılı olarak idareye bildirmesi ileride delil değeri taşır.

Atanamayan Adayların En Sık Yaptığı Hatalar

Davayı yalnızca liyakat karşılaştırmasına dayandırmak

“Benim yayınlarım daha fazla, atıflarım daha yüksek” iddiası önemlidir; ancak idarenin takdir yetkisi savunması karşısında tek başına yetersiz kalabilir. İncelediğimiz olayda ilk derece mahkemesi bilirkişi raporuna dayanarak iptal kararı vermiş, ancak bölge idare mahkemesi adaylar arasında bariz bir fark bulunmadığı gerekçesiyle bu kararı kaldırmıştır. Usule ve tarafsızlığa ilişkin aykırılıklar, liyakat iddiasıyla birlikte ve ayrı başlıklar altında ileri sürülmelidir.

Tarafsızlık iddiasını belgelememek

“Jüri üyesi ile atanan aday yakındır” demek yeterli değildir. Ortak yayınların künyeleri, ortak bildiriler, ortak projeler somut olarak gösterilmelidir. Danıştay’ın kararı da ortak yayın ve faaliyetin dosyadaki belgelerle anlaşılmasına dayanmaktadır.

Tarafsızlık iddiasını geç aşamada ileri sürmek

İncelediğimiz olayda tarafsızlık iddiası temyiz dilekçesinde açıkça yer almıştır. Ancak bu iddianın en baştan, dava dilekçesinde ileri sürülmesi ve ilk derece mahkemesinde tartışılması çok daha güvenlidir. Bilirkişi incelemesi yaptırılacaksa, bilirkişiye bu konuda da soru yöneltilmesi istenebilir.

Yalnızca kendi başvurusunun reddini dava konusu etmek

Başkasının atanmasına ilişkin işlem de dava konusu edilmelidir. Aksi hâlde kadro, iptal kararına rağmen dolu görünebilir ve kararın uygulanması güçleşir.

Dava süresini yanlış hesaplamak

Bilgi edinme başvuruları, jüri raporlarının istenmesi veya üniversiteye yazılan şikâyet dilekçeleri, kural olarak dava süresini durdurmaz. Sürenin hangi tarihte başladığı, tebliğ veya öğrenme tarihinin nasıl belirlendiği en baştan netleştirilmelidir.

Yönetim kurulu kararını incelememek

Birden fazla adayın başvurduğu kadrolarda yönetim kurulunun tercihini gerekçeli olarak belirtmesi zorunludur. Gerekçesiz bir yönetim kurulu kararı, tarafsızlık iddiasından bağımsız olarak ayrı bir hukuka aykırılık sebebi oluşturabilir. Bu belge çoğu zaman göz ardı edilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Doktor öğretim üyesi kadrosuna atanamazsam dava açabilir miyim?

Evet. Başvurunuzun reddine ve kadroya başkasının atanmasına ilişkin işlemlere karşı idare mahkemesinde iptal davası açabilirsiniz. Dava süresi, işlemin size yazılı olarak bildirildiği veya öğrendiğiniz tarihten itibaren altmış gündür.

Jüri üyesi rakip adayla ortak makale yazmışsa atama iptal edilir mi?

Danıştay 8. Dairesi 2026/909 sayılı kararında, atanan adayla ortak akademik faaliyet ve yayını bulunan bir jüri üyesinin değerlendirmesini tarafsız ve denetlenebilir bulmamış ve atamayı hukuka aykırı saymıştır. Her davanın sonucu somut olaya bağlıdır; ancak ortak yayın ilişkisi belgelenebiliyorsa güçlü bir iptal gerekçesi oluşur.

Jüri üyelerinin kim olduğunu nasıl öğrenebilirim?

Dekanlığa veya müdürlüğe yazılı başvuru yaparak jüri belirleme yazısını ve jüri raporlarını isteyebilirsiniz. Bu belgeler size verilmezse, dava dilekçesinde mahkemeden bu belgelerin davalı idareden istenmesini talep edebilirsiniz.

Atama iptal edilirse kadroya ben mi atanırım?

Doğrudan değil. Jüri tarafsızlığı gerekçesiyle verilen iptal kararından sonra idarenin, tarafsız bir jüriyle değerlendirmeyi yeniden yapması gerekir. Yeni değerlendirme sonucunda verilen karara karşı da ayrıca dava açılabilir.

Rektör en yüksek puanlı adayı atamak zorunda mı?

Mevzuat rektöre atamanın yapılıp yapılmayacağına karar verme yetkisi tanır. Ancak bu takdir yetkisi; usulüne uygun ve tarafsız bir jüri değerlendirmesine, gerekçeli yönetim kurulu görüşüne, kamu yararına ve hizmet gereklerine dayanmak zorundadır.

Atanan aday da davaya katılabilir mi?

Evet. Davanın sonucundan doğrudan etkileneceği için atanan aday, davalı üniversite yanında müdahil olarak davaya katılabilir ve kararlara karşı kanun yollarına başvurabilir.

Danışmanım olan hoca jüride yer alırsa ne olur?

İncelediğimiz karar ortak yayın ve akademik faaliyete ilişkindir. Tez danışmanlığı ilişkisi bakımından aynı tarafsızlık ilkesi ileri sürülebilir; ancak bu konuda kesin bir sonuç söylemek somut olayın ayrıntılarını bilmeyi gerektirir. Danışmanlık, çoğu zaman ortak yayınla birlikte görüldüğünden, ortak yayınların da ayrıca belgelenmesi faydalı olur.

Bu kararı doçent veya profesör kadroları için de kullanabilir miyim?

Kararın dayandığı tarafsızlık ilkesi, jüri incelemesi bulunan diğer akademik kadro atamalarında da ileri sürülebilir. Ancak her kadronun atama usulü farklı hükümlerle düzenlendiğinden, ilgili mevzuatın ayrıca incelenmesi gerekir.

Sonuç

Danıştay Sekizinci Dairesinin E. 2024/4559, K. 2026/909 sayılı kararı, doktor öğretim üyesi atamalarında jürinin tarafsızlığını atama işleminin hukukiliğinin bir koşulu olarak kabul etmiştir. Atanan adayla ortak akademik faaliyet ve yayını bulunan bir öğretim üyesinin jüride yer alması, jüri değerlendirmesini tarafsız, objektif ve denetlenebilir olmaktan çıkarır; bu değerlendirmeye dayanan atama da hukuka aykırı hâle gelir.

Kararın uygulamadaki en önemli sonucu şudur: Rektörün takdir yetkisi, hukuka aykırı bir jüri değerlendirmesini düzeltmez. Takdir, ancak usulüne uygun biçimde oluşturulmuş bir değerlendirmenin ardından kullanılabilir.

Atanamayan adayların dikkat etmesi gereken üç nokta vardır: altmış günlük dava süresini kaçırmamak, hem kendi başvurusunun reddini hem de başkasının atanmasını dava konusu etmek ve tarafsızlık iddiasını ortak yayın künyeleriyle somut olarak belgelemek. Uygulamada en sık yapılan hata ise davayı yalnızca “daha nitelikli olan bendim” iddiasına dayandırmak ve usule ilişkin aykırılıkları gözden kaçırmaktır.

Kararın tam metnine Danıştay Karar Arama sisteminden, ilgili mevzuata ise mevzuat.gov.tr adresinden ulaşılabilir. Yükseköğretim mevzuatına ilişkin güncel düzenlemeler için Yükseköğretim Kurulu‘nun resmî sitesi de takip edilmelidir.

Görev Tahsisli Lojman Tahliye İptali | 2025 Kars İdare Mahkemesi Emsal Kararı

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay bakımından hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmetinin yerine geçmez.

Av. Feyza Nur Serttaş

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir